Nasıl insan fark ediyor ve çekiyoruz?

İlişkiler

Zihnini neyle meşgul edersen algıların onlara açık oluyor. Neye konsantre olursan ona hizmet eden olayları okuyor ve ona yarayacak kişileri fark ediyorsun.

Çünkü insan zihni ancak süzerek hayata devam edebilir, çok fazla uyaran var ve bu uyaranları elemek zorunda. Aynı anda her şeye, her insana dikkat edip onlar hakkında fikir toplayamaz. Algıda seçicilik denilen şey de bu ihtiyaçtan gelir.

Reklam algoritmaları gibi düşünün. Her şeyin reklamını görmenizin hiçbir yararı yoktur, o sıralar üzerine yazdığınız, aramalar yaptığınız, sitelerde örneklerine baktığınız şeylerin size gösterilmesi işlevseldir, ilgi alanlarınıza hitap eden reklamlara tıklarsınız.

İnsanları fark etmemiz de aynı şekilde işleyen bir süreçtir. İyi insanlar hiç yok, herkes aldatıyor mu diyorsun? Bütün kızlar materyalist, bütün erkekler sadece seks peşinde gibi mi görünüyor sana? İlgilenmeyi seçtiğin kesim yanlış o zaman.

Zihnini iyi örneklerle doldurursan iyiyi, kötüyle doldurursan kötüyü görür ve onunla etkileşime geçer yani “çekersin”. Daha açarak söylersem, algının seçiciliğini hangi grubu süzmek üzerine manipüle edersen, o gruptaki insanları fark edeceğin için ancak o tip insanlarla bir şeyler yaşar hale gelirsin.

Ne yapman gerekiyor? Aslında ekstra emek vermene gerek yok. Yapman gereken tek şey bu hayatta kendini hangi kaynaklardan beslediğine, algını ve düşünme sürecini nelerin şekillendireceğine karar vermek. İnsan zihni bir kap gibi, kapasitesi belli. İçini iyiyle doldurursan kötüyü taşırıp atar, kötüyle doldurursan iyiyi taşırır, almaz.

Mesela burayı okuyorsun, okumaya devam edip zihnini şekillendirmek tek yapman gereken. Gerisi otomatik olarak “kısa olmayan bir süre içinde” gelecek. Gelmiyor diye beklemeyeceksin ama, çünkü o zaman algın gene beklentilerin yüzünden daralmaya başlar ve seçeneklerini göremezsin. Beklenti oldukça yanıltıcı bir duygudur, yarattığı tehlikenin farkında olmalısınız.

Şimdiye kadar neye bakacağınızı bilmiyordunuz, bugünden itibaren bileceksiniz; ancak bakarken derinlemesine ve geniş bakmayı öğrenmelisiniz çünkü her insanın bir düşünceyi yaşayış tarzı başkadır, ben “tam şu şekilde olacak” bir insan önermiyorum, sizde uyanması gereken sağlıklı duyguları anlatmaya çalışıyorum, hangi yönelimlerinizi, düşünceleri peşinden gitmeye değer bulmanız gerektiğinden bahsediyorum, insanlara ve duygularınıza bakış açınızı genişletmeye uğraşıyorum.

Unutmayın. Alışverişe “şu şu şu şekilde bir tişört istiyorum” diye bir listeyle çıkarsanız, asla bulamazsınız. Belli bir insanı aramıyorsunuz. Beğeneceğiniz bir şeyi görmeye çalışıyorsunuz. Arada kocaman bir nüans var.

Mesele beklentilerinizin yönünü doğru ayarlamak ama beklentilerinizin ne kadar karşılanacağı konusunda rahat olmak.

Yorumlar

Fylgja (21 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

👋 Merhaba abla

Son bir iki ayda bir kaç tane online tanışma girişimim oldu. Az buçuk ilerletebildiğim herkes benden 3-4 yaş byük çıkıyor, yaşıtlarımla da genelde pek uyuşamıyoruz. Benden büyük olanlarla bir yere gitmeyecek bile olsa konuşmaya devam ettiğimde bazı yerlerde patllıyorum ama bu genelde tahmin ettiğim yerlerde olmuyor.
benim hazirandan beri hayat biraz tatsız son 1 aydır falan daha böyle rayın koyma aşamasındayım.  

Yakınımdaki arkadaşlarımdan son zamanlarda sürekli dilin sert diye feedback atıyorlar. Son zamanlarda biraz daha gerginim ama rahatlayamıyorum da, stres bağımlısı gibi geziyorum. Birkaç tane sağlık problemim var, 3 ay önce babamı kaybettim, yas süreci falan derken toparlandığımı düşünmüştüm ama pek de öyle olmamış sanırım. Kime ne anlatsam şikayet ediyormuşum gibi geliyor ve sinirleniyorum. Yaptığım, anlattığım şeylerin normal bir şey mi yoksa gerçekten birini rahatsız edici şekilde dert dökmek mi olduğunu kestiremiyorum, ikisi de aynı geliyor. Böyle olunca da bir noktada çoğu kişi ile iletişime büyük bir sınır çekiyorum. Genelde spesifik hobilerimizden bahsettiğimiz birkaç online topluluk var genelde oralarda zihin fırtınası ve sohbet tadında şeyler kafa dağıttırabiliyor ama onun dışındaki şeylere gelince konu asabileşebiliyorum. Belki bu şeyler genelde yakın arkadaş ortamında olduğumuz için kendimi daha açık ifade edebildiğim için onlara yansıyordur dışarıda daha soğuk duruyorumdur ama bir noktada bu da çok olumlu bir davranış değil gibi duruyor.

Ney yapacağıma dair pek bir fikrim de yok. İşi gücü evleri bi şekilde idare ediyorum o alışkın olduğum bir şey, orada birine bir laf ettiğimde genelde haklı çıktığım için laf da işitmiyorum ama onun dışındaki hayatıma dair bu tarz sıkıntılar baş gösteriyor. Belki olaylara dair hiç bir fikrin olmayan biri olarak dışarıdan tarafsız bir yorum yaparsın. 22 yaş üstü kız konusunda da aklıma gelen şey ben adam gibi flörtleşemediğim için ciddi ve mesafeli hal v etavırlar belki konuşmayı devam ettirmeye yardımcı olup bi noktada patlıyordur gibi geliyor.

Alpago (24 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

Bende de hep uyuştuğum kadınların yaşları büyük. Dostum sebebi ne biliyor musun, senin yaşıtlarına göre fikirlerinin bir nebze de olsa oturmuş olması haliyle şımarıklık vs sana yorucu geliyor özellikle 20 li yaştaki kadınların çocukça halleri. 

Mantıklı Kadın 3 hafta önce yazdı:

Babanın vefatına çok üzüldüm, başın sağolsun.

Arkadaşların seni bir süre hoş görecektir, sen ise insanların seni sonsuza kadar hoşgörmek zorunda olmadıklarını unutmayarak kendini lütfen toparlamaya, kontrol etmeye çalış. Ortada buluşacaksınızdır.  Bence kendini sosyal ortamından geri çekme, internetten öfke kontrolüyle ilgili yöntemler araştırabilirsin.

Yaşın kız arkadaş konusu için gerçekten çok küçük, bence şu aralar o konuyu tamamen rafa kaldırabilirsin.

Ben senin yerinde olsam arkadaşlarımla kendimi zorlayarak da olsa görüşmeye devam eder, bir de kilo verme sürecime daha planlı, sıkı sarılırdım. Okul sonraki mesleki planların nedir? Yavaştan para kazanmakla ilgili hedeflerin ortaya çıkıyordur umarım. Sağlığın konusunda birkaç işlem görmen de gerekir belki, bence önceliğin ekonomin ve sağlığın olmalı. Seni doktorlar konusunda takip edecek bir aile büyüğün var mı?

Gözlerinden öperim, tekrar başın sağolsun. Yardımcı olamadıysam affola.

Fylgja (21 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

Teşekkürler, Allah razı olsun.

Arkadaşların sert dilime özel hayatımızda bir nebze olsun farkında oldukları için çok ciddiye almıyorlar ama biraz sosyallik biraz meşguliyet için bazı online formasyon sunucularında (270 kişi var yaklaşık) moderetörlük yapıyorum bunun getirisi başka yerlere istenildiğinde bilgi sağlıyorum. Hem kafam dağılmış hem de birileri ile etkileşimim olur diyordum fakat orada da şöyle bir şey oldu, ben işime fazla ciddiyetle muamele eden biriyim. En azından temel olarak belli bir ciddiyet ve saygı bekliyorum altımda iş yapan kişiler açısından olmadığında da disiplini sağlamak için iğneleyici ifadeler ve bazı sert söylemlerde bulunabiliyorum.  Bunun şikayetleri de bana arkadaşlarım üstünden sirayet ediyor. Ha ben yaptıklarımdan gocunmuyorum ben sert konuştum diye birinin alınganlık yapıp kırılması onu haklı çıkarmıyor, kimse de sen haksızsın diye bana şikayette bulunmuyor o konuda içim rahat ama yine de bu iş ortamındaki sert tutumum ortamdaki özellikle kadın ve genç kullanıcıların gözüne batabiliyormuş. 

 

Kız arkadaşı işinin olmayacağının farkındayım biraz yalan yok, başkasından duymak da iyi geldi ama tek yaşarken yeni biri ile tanışmanın heycanı da fena olmuyor. Yine de kulağıma küpe yaparım.

Sağlık işi biraz muamma birkaç tane problem var ama evde kendim denesem de çok düzeltemedim. Birkaç randevum var ilerleyen günlerde. Şuan sadece cerrahi düşünmesinler diye dua ediyorum, maalesef yardım isteyecek kadar güvendiğim kimse de yok. Aynı evde zor geçiniyoruz diye evleri ayırdık, evler yakın komşuculuk yapıyoruz. Ama sağlık ile ilgili şansım bölümüm ve arkadaşlarım. En yakın arkadaşlarımdan üçü sağlıkçı (doktor hemşire eczacı) farklı şehirlerde olsa da bir konu olduğunda sağolsunlar yardımcı oluyolar. Ben de hem bölümden hem aile ve kendi ilgi alanım olduğu için sağlık konusunda bilgiliyim. Kilo işini de bir şekilde hallediyoruz ya mola verdim sayıp çok almamaya odaklandım sadece, hedefim de seneye şubatta 90-100 arasında olmak.

Asyranta (25 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Oldu birkaç güncük, ama bir ton şey yaşandı. İşe başladım, lönk diye biri girdi hayatıma, sağlığım ise... Boş ver.

Anlatmam lazım. Cidden, birazdan yazacaklarımla ilgili söyleyebileceğin bir iki söz, verebileceğin herhangi bir tavsiye varsa lütfen yaz Cıvıtık. Gözümden kaçan sıkıntılar olabilir.

İş görüşmesi yaptığım adam kafayı taktı, date'i reddettim, sınır koydum çünkü aynı yerde çalışma ihtimalimiz vardı ve ben işime aşkı meşki karıştırmam. Sonra ırkçılık gibi bir sebepten işten ayrıldığını öğrendim. Ben de orada çalışmamaya karar vermiştim zaten, şartları uygun değildi bana. Zımba gibi enerjik çıkmıştım görüşmeden ilginç bir şekilde.

Görüşmeden sonra akşamki iş etkinliğine davet etti beni.

Geldim tabii, kendimi kanıtlama fırsatı olarak gördüm. Montumu çıkardım, alıyor hemen, yok ben alayım diyorum vermiyor. Hadi neyse buraya kadar bir şey yok.

Biraz bakımlı geleyim etkinliğe dedim (sadece kürk giydim, tek bakım bu). Öğrenciler gelir, pratik yaparız eğleniriz hareketli bir ortam olur diye düşünüyordum. Zaten aşırı kurumsal bir yer değil.

"Aaa bu bir date değil ki niye böyle geldin?" dedi.

Hiç bozuntuya vermeden "ilgi çekici olmak da öğretmenin bir parçasıdır yoksa sıkılırlar bizden" dedim. Hak verdi.

Diğerleri kendi aralarında sorularla pratik yaparken ben de onlar ne konuşuyorsa onu soruyorum adama, iş konuşuyorum bir nevi. Konu sanata geldi, sosyal medyamdan bir eserimi gösterme gafletinde bulundum. Yakından bakmak için abartmıyorum iki, sadece iki saniyeliğine telefonu aldı ve ekleyivermiş sosyal medyamı. Sormadı bile.

Adam konuyu dönüp dolaşıp benim özel hayatıma veya kişiliğime getiriyor. Mecbur yalan söyleyeceğim, napayım? Allahım beni kalafatlı bir asosyal olarak yarattığın için teşekkürler. Beni kurtaran bu olmuştu o gün.

O karşımda otururken kürküm yanındaydı, bir eli devamlı onun tüylerinde oynuyor, gözü habire bende. Tedirgin oldum, fark etti ama kendime çeki düzen vereyim derdi olmadı pek. Öğrenciler, oradaki diğer meslektaşım fark edecek rezil olacağım diye korktum, kendisinin öyle bir derdi hiç yok gibiydi. Zaten date'e çağırdı manyak. Daha sabah görmüşsün ilk kez beni, dur nefes al bir Bismillah de, belki seri katilim? İşini şansa bırakmayan bu hırslı insana karşı ne kadar mesafe koymaya çalışsam da beni tanımak, bir şeyleri eşelemek, konuşturmak için çok yol denedi o akşam. Dürtülerini kontrol et be adam.

Date'e gidene kadar ne bahaneler uydurdum. Baktım durmayacak, direkt babamı öne sürdüm plan yaptık dedim, sonraki günler yine kahve date konusunu açtı, bu sefer kafeini azalttım dedim :D Soğuk bir şekilde iletişimi sonlandırmaya çalıştım.

Bahanelerim tükenince "Bu adam deccal ve yavşak, yine de aramı iyi tutayım, engel koyarsam arkamdan patronlara konuşup kuyumu kazar, benimle kahvesini içsin hevesini alsın da sonra sepetlerim" dedim onun işten ayrıldığını öğrenmeden ve kendim başka iş bulmadan önce.

Date'e çıktığım gün garip şeyler oldu.

Çok yabancı olduğum bir his yaşadım, tam açıklamasını bile yapamıyorum. Gürül gürül bir enerji akıyor adamdan bana, iş görüşmesi sonrasında da olmuştu. İlk başta hayatıma yüksek enerji ve heves olarak zuhur eden, hatta başka yerde işi kapmamı sağlayan o enerji şu an özgüven ve cinnet arasında bir çizgide. Ben insanların enerjilerine, frekanslarına fazla duyarlıyımdır belki de. Bazıları “benden uzak dur”u sinyallerken bazıları huzurlu, endişeli vesaire… Bu bir değişik.

Üzerimden o ölü toprağını atıp yeniden yaşadığımı hissettirdi bana. Coşku, özgüven ve delilik verdi, enerjiyle dolup taştım, saatli bomba gibi gezdim hatta bu enerjiyi iyi yönetemeyip başımı belaya soktum. Aferin bana. İlk defa bir insan sadece içimdeki karanlığı değil, aynı zamanda aydınlığı da besledi. Hafiften dengem şaşmış durumdaydı. Tarif ettiğim hisle hala ne yapacağımı bilmiyorum.

Diğer erkekler varsa yoksa enerjimi emerdi hep, onlarla buluşmalarımdan yorgun ve bıkkın bir vaziyette ayrılırdım. Bu seferkinde acayip bir haltlar dönüyor, hissettiklerimden korkuyorum.

Adamın yanından zımba gibi ayrılmıştım zaten, et kesen kış soğuğunu bile hissetmiyorum. Kızlarla plan yapmıştık o gece. Çoğu zaman deli dans ederim ben, sağlam içerim, eğlenir ve eğlendiririm, dozunda sapıtırım. Hiçbir sorun yaşamadım mekanlarla daha önce.

O gece dj berbat bir şarkı açtı, ciddi anlamda rahatsız oldum, kulaklarımı tırmaladı. Biraz da kafam güzel, beğeni işaretinin tersini yaptım, şarkıyı değiştirmedi. Durdum boş verdim dansa devam ettim. Ardından laf soktu “beğenmeyen mekanı terk edebilir” diye. Bana mı dedi o diye sordum arkadaşıma, kafayı salladı, bende ipler koptu o an. Diğer djler ne çalalım, hangi parçayı istersiniz diye ara sıra sorarlarken bu laf sokuyor müşteriye. Yıllardır düzenli müşteriyim, hasktr oradan dedim kendi kendime ve adama hareket çektim. Gözünden kaçmamış, kovdu beni. Kariyerini bitirmezsem bana da X demesinler dedim. İçkimi bitirip gittim.

Şikayeti yazmaya başlamıştım ki arkadaşım samimi olduğum başka bir düzenli müşterinin konuşup anlaşıp bana konulan tekrar gelme yasağını kaldırttığını söyledi. Şimdilik şikayet etmedim. Gece hayatının içinde olan diğer arkadaşlarıma dj’lerin böyle şeyleri takıp takmadığını sordum, umursamadıklarını söylediler. Bana kendini Allah sananı denk geldi.

Şimdi diyeceksin alkol yüzünden öyle oldun. Kafam hala yerindeydi, üstelik daha önce orada feci zıvanadan çıktığım günler olmuştu. O zamanlarda bile sıkıntı yaşamamışken neden şimdi?

O enerji beni sabaha kadar uyutmadı da. Kendime gelemiyordum, duramıyordum. Duşun altına bağdaş kurup hüngür hüngür ağlarken buldum kendimi eve gelince.

Adama gelince, neymiş efendim benimle ciddi düşünüyormuş, bende red flag görmemiş, ben harikaymışım, evlenmeden cinsellik yaşama taraftarı değilmiş evlilik sonrasına deneyimleyecek pek bir şey kalmıyormuşmuş. "Noluyor Allahım bu kez nasıl bir deccalle uğraşıyorum acaba" dedim kendi kendime. Sonra adama kemi kümü yok, benim için cinsellik önemli dedim. Evlilik konusunda, olacağı varsa olur olmazsa da olmaz dedim. Cimrilik yalan dolan ihanet olursa misilleme yaparım karşı tarafa dedim açıkça. En doğal hakkın diyor.

O bazen hızlı gidiyor gibi oluyor ben frene basıyorum. O zaman bana ayak uyduruyor. Mektup yazmış, sevdiğim rengi sormuştu, o renkte bir zarfa koymuş. Alt tarafı beni yatağa atmak istiyorsun ne gerek var bu kadar Romeo'luğa diyemedim. İma ettim. Onu istediğini de söyledi gerçi... Ben ne zaman hazır hissedersem yapacakmış. Fantazilerimi, hoşuma giden ve gitmeyen şeyleri sormaktan geri kalmıyor tabii.

İstemememe rağmen iş konusunda elindeki tüm kaynakları paylaştı, yardımcı oldu. Günde 12 saat çalışıyor, ben çalışıyorum, vaktimiz sınırlı, yine de gelip görme derdinde. Date'e gelmemek için yalan söylediğimi anlamış. Aynı yerde çalışıyor olsaydık seninle asla görüşmezdim diyorum. Susuyor. Ona güvenmediğimi de biliyor. En ufak sıkıntı görsem sessizce dönüp gideceğimin gayet bilincinde.

"Başta fazla arkadaş canlısı gelmiştin bana" diyorum alaycı alaycı. "Medeniyet o" diyor. O kapıdan girdiğin ilk andan beri senden hoşlanıyorum diyor. Gözlerime bayılmış cart curt.

İşten sonra yorgun argın buluştuğumuzda yanında huzurlu hissediyorum. Egzamadan benek benek yara olmuş elimi öpüyor. Neden tiksinmiyor diye soruyorum kendime, sebep bulamıyorum. Korkuyorum. Eve gidiyorum, yaşam enerjimden gram çalınmamış halde.

En son patladım "Tutarsızsın, hem beni istediğini söylüyorsun hem de evlenmeden cinsellik yaşama taraftarı değilsin? Hastalık mı taşıyorsun uyuşturucu mu kullanıyorsun olayın ne senin?" diye isyan ettim. Beni sırf cinsellik için istemediğini ifade etmek için öyle demiş güya. Sonra da apar topar randevu aldı ben test istedim diye.

İki ihtimal var. Ya bu adam dış dünyaya yansıttığı gibi bir deccal değil ya da ben lovebombingin Allahına, nirvanasına uğradım. Damdan düşer gibi düştü hayatıma. Hala nereden çıktı bu adam diyorum ve güvenmiyorum elbette.

Son testlerim temiz çıkmasına rağmen ne olur ne olmaz ben de kontrole gitmek istedim. Enteresan bir şekilde işinin ehli ve ilgili bir doktora denk geldim ve yıllardır onlarca doktorun bulamadığı sıkıntıyı, kramplarımın sebebini buldu, kimsenin koyamadığı tanıyı koydu tak diye. Şansa bak.

"Mesaneyi etkilemiş, rahme yayılmaya başlamış. Tedavinin takibini yapmalıyız." Beynimden vurulmuşa döndüm duyunca, eve nasıl geldim hatırlamıyorum. Aklımdan binbir düşünce geçiyor.

Annemin bilmesi gerektiğini düşündüm bunu. Aptal kafam, bilse ne olur sanki? Mevzuyu yok sayıp "Benim de ağzımda uçuk çıktı çok kötüyüm bir gün ölebilirim" dedi. Küfretmemek için kaçtım odadan. Bakma Cıvıtık, seni beni gömer, yıllar önce geçirip tamamen iyileştiği rahatsızlığı hala kafaya takmış durumda. Korkudan ne diyeceğimi ne yapacağımı bilmezken, hala kendi derdimi unutup onun olmayan derdine odaklanayım istiyor, yapmazsam da kötüyüm. Öyle bir bencillik. Şükür yarın iş var, geç bitiyor da onunla muhatap olamayacağım. Yaşasın. Başladığımdan beri eve gelesim bile yok, hep dışarıda olmak istiyorum. Adamın o deccal enerjisi beni hiperaktif yaptı zaten.

Eveet, durum böyle. Ne yapacağımı ve ne düşüneceğimi şaşırdım Cıvıtık.

Mantıklı Kadın 1 ay önce yazdı:

Yine bir "yaşamak istemiyorum ama nasıl oldu bilmiyorum kendimi sürüklenir buldum ve yaşıyorum işte" öyküsü okuduk Asyranta. Söyleyecek bir şeyim yok çünkü herhangi bir bilginin veya cümlenin sende zaten bir karşılığı olmuyor, sadece yaşamak istediğini yaşıyor ve beğenmediğin sonuçlarından şikayet ediyorsun. Hayat senin, keyfini çıkar ne diyeyim.

Asyranta (25 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Tamam, yaşam tarzım ve düşünce yapım sana zıt geldiği için bir ihtimal bana antipati besliyor olabilirsin bunun farkındayım. "Söylediklerim bu kızın bir kulağından girip öbür kulağından çıkıyor" desen de, henüz tüm konularda olmasa da -henüz hazır hissetmediğim, evlilik gibi konular- daha önce bana diğer birçok konuda söylediklerini ciddiye aldım, uyguladım da.

Evet deliyim, fevriyim, başına buyruğum ama eskisi gibi oradan oraya sürüklenme gibi bir durum yok, düzene sokmaya çalıştığım bir hayatım var. Kimseyle erkenden ciddileşmedim, son zamanlar hariç hayatıma gerçek anlamda kimseyi almadım, torpilim olmadan iş de buldum, alkolizm de yok artık. Terapiye para biriktiriyorum, öbür tedavime de.

İnsanlara sürükleniyormuşum gibi gelse de artık onları istediğim an hayatımdan çıkarabiliyorum. Bahsettiğim insanla görüşene dek çok erkek eledim, bu seferkini her ne kadar beğensem de bir yamuğunu görürsem onu da eleyeceğim. Bana sadece izlenimini söyle, fikrini belirt Cıvıtık. İplemiyor görünsem de ciddiye alıyorum.

Söyledim mi bilmiyorum ama bana iyi gelmeyen bir ilişkiyi veya durumu fark edip zorla oldurmaya çalışmamam, kesip atabilmem bile senin yazıların sayesinde. Blogunu daha önce keşfetseydim, olan bitene erkenden uyanıp farklı bir yol çizebilirdim kendime.

Son yıllarda iyi gelmeyen ne ve kim varsa elerken ve hayatımda huzuru sağlamaya çalışırken zaman zaman bir tünele girmiş gibi kayıp ve karanlıkta hissediyorum hepsi bu. Sana hala sürüklendiğimi düşündüren de bu. "Tamam, huzurumu tehdit eden şeyleri bıraktım ama hala bir yerde yanlış yapıyor muyum? Gözümden kaçan ne var? Yoksa hüsnükuruntular, korkular mı yönetiyor beni?" Düşüncesine yanıt bulamadığımda kendimi burada buluyorum.

Yanıt bulabildiğimde seni artık bu kadar darlamıyor olurum muhtemelen.

Asyranta (25 yaşında) 4 ay önce yazdı:

Cadılar bayramın mübarek olsun Cıvıtık. Her ne kadar sanki bir sıkıntıyla uğraştığını hissetsem de umarım her şey yoluna girer/yolundadır.

2 yıldır yalnızım. Doğru düzgün birinden de hoşlanmadım. Hoşlandığım tek insanla da dengesiz ilerliyoruz -aslında ilerlemiyoruz-. İlgim azaldı, onun ilgisinin tamamen bende olduğundan emin olamadım, en son birine aklımın bir erkekte olduğundan bahsettim ve o da gördü konuşmayı. Bilerek yaptım çünkü o da başkalarıyla flört ediyor gibi, bozulursa da bozulsun bana ne...

Bu sene cadılar bayramında vampirella oldum ama takma dişleri evde kaybettim maalesef. İki kez partiye katıldım. İlkinde o kadar çılgınca dans ettim ki 3 gün dizlerim ağrıdı. İnsanlar normalde birileriyle tanışmak, birbirlerine yazmak için gider bu tür yerlere, benimse içkilerden, müzikten ve danstan kafayı kaldırıp insanlara pek bakasım gelmiyor, çoğu zaman ilgimi çekmiyorlar. Sayamayacağım kadar erkek yürüdü, birini bile beğenmedim. Ancak uzaktan benim görüp fark ettiğim biri hazırlıksız yakaladı.

Minik minik adımlarla yaklaşır buldum kendimi, iki arkadaşıyla gelmişti, yalnızdı. Onun da beni fark ettiğini anladım, kıçımın dibinden ayrılmadan dans etti, benimle etmeye çalıştı pas vermedim (aptal kafam). İki kez konuşma başlattı, ben devamını getirmedim, sırtımı döndüm uzaklaşmak istedim, korku mu, utangaçlık mı, umusamazlık mı nedense artık... Konuşursam elimin ayağımın birbirine dolanacağını hissettim. Onu istemediğimi düşündü muhtemelen ama durum bu değildi.

En son 8-9 yıl önce hissettiğim şeyleri hissettim. Hiç yaşayamadığım o aşkı hatırladım, oğlan yıllardır unutamadığım lise aşkımı andırıyordu. 16 yaşımdan beri bir daha kimseye aşık olmadım.

Ben onunla ilgilenmeyince başka bir kızla ilgilenmeden arkadaşlarıyla partiden çıkıp gitti, bir daha görmedim.

Bir haftayı geçti. Aklımda hala yer etmeye devam ediyor, elimde ne bir numara ne de bir hesap var. Acaba bulabilir miyim diye mekanın sayfasından tanıdık gelen insanlara sorular sordum, bir şey çıkmadı. Kendimi yalnız ve beceriksiz hissediyorum. Neden yürümedim ki? İçimden bir ses tut şunun elinden çek yanına diyordu. Ben erkeklerden korkmazdım Cıvıtık, niye böyle oldu?.. Sırf bu ıskalamışlık, acizlik hissi yüzünden yap(a)madıklarımdan değil yaptıklarımdan pişman olmayı yeğlerim doğrusu. Aman belaya atlamayayım derken kendime, nefsime ket vurdum ve şu an bok gibi hissediyorum.

Umarım ona tekrar rastlarım. Bu da böyle bir anım.

<3

Alpago (24 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

Abla çevreden mi kızı bulmak lazım yoks görücü usulü de olur mu ? 

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

Arayı yapana güvenecekseniz görücü usülü de sağlam bir yöntemdir.

ln(Arcc(0.16)) 1 yıl önce yazdı:

Abla ben bu görücü usülü işini kendime yediremiyorum ya karşı taraf erkeği beceriksiz görmez mi zaten kendisi bulabilse bulurdu diye??

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

Görücü usülü isteyen kadınların o miktarda bir preselection derdi yok. Zaten piyasa kurallarını sevmedikleri için kendileri piyasadan uzak duruyorlar, erkeğin piyasadan uzak durmasını da piyasanın ortasındaki kızlar gibi umursamıyorlar. Hatta bazı dindar kızlar için erkeğin sevgili yapıp evlenmesi değil aksine haramdan kaçınmak için bu yolu seçmesi evla.

Kadınlar incellerden itilir, volcellerle bir derdi yok. Bunu çözmeniz önemli.

ln(Arcc(0.16)) 1 yıl önce yazdı:

İncelliği nasıl çözüceksin ki zaten adam çözebilse incel kalmaz ve incel olduğu için de istenmiyor.

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

İncel olduğu için istenmiyor değil, incellik yüzünden itici davrandığı için istenmiyor. Yoksa, ilk kız arkadaşı-seksine kadar neredeyse her erkek uzun-kısa bir süre incel değil midir?

ln(Arcc(0.16)) 1 yıl önce yazdı:

Abla sen incellerden bahsederken bu kadınlara düşmanca yaklaşanları da mı bahsediyorsun?

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

Incel demek kendisi tercih etmediği halde seks yapamayan erkek demek. Evet düşmanca davrananlar buna dahil ama her incel de kadın düşmanı değil. 

ln(Arcc(0.16)) 1 yıl önce yazdı:

Yani kadın düşmanı olmadığı halde istediği halde seks yapamadığı için itici oluyor ??

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

Seks yapamadığı için ve volceller gibi seks isteğini kontrol edecek akli süreçlere de sahip olmadığı için etkileşime girdiği bir kadına aşırı düştüğü, yapıştığı, onu hızlandırmaya çalıştığı kısaca abazan davrandığı için itici oluyor. Bu yazıyı okursan biraz daha anlayabilirsin:

https://mantiklikadin.com/yazi/iyi-erkekler-neden-kaybeder

 

moon (27 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

Söze nerden başlayacağımı bilemiyorum ama şu sıralar aşırı bir şekilde abla tavsiyesine ihtiyacım var. Sanırım konuya ortadan girmek en iyisi olacak. 24 yaşında, muhafazakar bir kızım. Her zaman prensipleri olan bir insan oldum. Bu yaşıma kadar erkeklere karşı saygı/nezaket çerçevesinde  bir mesafem hep vardı ve devam edecek. Şimdiye kadar sadece bir kez aşık oldum ( ya da bana öyle geldi bilmiyorum) o da platonikti ve saçma bir şekilde uzun yıllar unutamadım. (sonra içimde bitirdim ve üzerinden epey zaman da geçti).Aşka önem veren, derin olması gerektiğine inanan, romantik şairane bir kafam da hep vardır maalesef. Şu ana dönecek olursam yaş itibariyle ve hissiyat olarak da artık kendimi evliliğe hazır görüyorum ve evlenmek istiyorum.Bunun için iki görücü usulü görüşmem de oldu ancak pek sevemediğim için, karşı tarafın da kalbini üzmemek amacıyla sonlandırdım. 

Şimdiyse uzun zaman sonra ilk defa birinden hoşlandım, ilk defa biri bana ya bu insanla evlenilir ve güzel de aile olunur enerjisi verdi. Gerçi uzak akrabamız olmasına rağmen şahsen çocuğu pek tanımıyorum. Ama yine de uzun zaman sonra ilk defa birini tanımak için heyecanlandım yani. Normalde asla ilgimi belli etmem ya da tabiri caizse birine yürümem, bence bunları en azından başlarda erkek yapmalı. Ancak bu sefer içimden farklı bir şey çıktı ve ilk adımı ben attım (işyerine bir bahaneyle gidip tanışma ve kısa bir sohbet, instagramdan eklemek ve ilerleyen günlerde hikayesine cevap atmak) Dünya için küçük olsa da benim için büyük adımlar bunlar. Beyefendinin de bana ilgisi var gibi hissettim (göz teması,hikayelerime anında bakması vs) ama bu konularda özgüvenim o kadar zedeli ki hislerime de güvenemiyorum. Üzerine çocuk da herhangi bir karşı adım atmayınca moralim hayli bozuldu.

Açıkçası bugüne kadar hiç karşılıklı aşk yaşamadım, beni sevenler oldu ama benim seçtiğim beni sevmeyince boş hissettiriyor. Erkekler bana adım atmakta zorlanıyor sanırım. Zamanında her ne kadar ben düşünmesem de, erkekler tarafından talep edilmek ego okşayıcı bir durum. Ancak ilgisini fark etsem de erkekler bana adım atıp açılmıyor. Bu da bana özgüvensiz hissettirdi. Bir süre güzelliğimi sorguladım. Ama dürüst olmak gerekirse aynadaki görüntümden gayet memnunum, spor yaparım makyaj tercih etmesem de cilt bakımıma önem veririm, iyi giyindiğimi de söylerler. Küçüklükten beri de herkes güzel olduğumu söyler, ilk tanıştığım insanlar kasiyerler satış görevlilerinden vs vs pek çok kere iltifat alırım. Ama işte yinede emin olamıyorum sanki dünyanın en önemli olayıymış gibi. Kendime de kızıyorum bunun için ama elimde değil. Öte yandan iki üniversite bitirdim entelektüel biriyimdi, iyi bir mesleğim de var. Yani ne istiyor bu erkekler daha ne yapayım. (evet eşim olmayan birine cilve yapmıyorum, kahkahalar atmıyorum yani doğal olarak) Belki kriterlerim yüksektir diye (benzer dünya görüşleri, benden iyi bir işi/gücü olması, tip, yaş yakınlığı) görücü usulü görüşmede mantığımla ilerlemeye çalıştım ama yok yani asla bir çekim hissetmedim asla. Biri 32 yaşında ve bayağı olgun görünümlüydü, diğeri de 25 yaşında işi henüz oturmamış ve aşırı çocuksu biriydi. İki görümeyi de karşının tüm ısrarlarına rağmen ben bitirdim, çünkü egom okşansa da karşıdakinin duygularını kullanmak oyalamak hiç istemem. Görücü usulünden bağımsız bir şekilde, neden erkeklerin bana açılamadığı konusunda erkek kardeşimle konuşurken şöyle bir şey söyledi: ''seni seven bir erkeğin sana hislerini ifade etmesi çok zor, çünkü görünüm itibariyle de sevgililik flört olaylarına yanaşmayacağını düşünüyorlardır. Bir de seninle görüşmek isteyenin evlilik kafasında olması ve kendini buna hazır hissetmesi lazım ki sana gelebilsin. Bu şartlarda olmak zor olduğu için ve böyle erkekler de az olduğu için duygularını açan pek yok'' Ama sevgili erkekler biraz cesaret yahu, insan yemiyoruz. 

Sorun şu ki geçmişte yaptığım hataları tekrarlamak istemiyorum, tekrar birini platonik olarak sevemem. Beklemeye ne gücüm ne enerjim ne de isteğim var. Şuan hoşlandığım kişiyle bir şansım olabilmesi için neler yapabilirim acaba. Hoşlandığım biri olduğu için gelen bir görüşme teklifini reddettim. Kafamda, adım atması için yaza kadar süre verdim çocuğa. Ama işte yapı olarak sürekli yeni birini sevebilen biri değilim. Zor severim ama tam severim, kıymet verir beklerim. (Neden beni sevmiyorlar diye gözüm dolup yükseliyorum bazen şu sıralar) Ama zaman daralıyor ve yıllarım yok. Bir adım da karşının gelmesi lazım ki birlikte yürüyelim. Ne yapmalıyım, ya da bir yerde yanlış yaptığım bir şeyler mi var. Bu bünye artık helalinden bir aşkla evlenip piyasadan çekilmek istiyor ahahah. 

Çok uzun yazdım biliyorum ama şu sıralar kalbim bu konuya hem çok üzülüp içerliyor hem de özgüvenimi zedelemeye başladı. Umarım okur ve bana bol bol tavsiye verirsin. İyi ki varsın şimdiden. Yazmak bile o kadar iyi geldi ki...

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

Öncelikle, kardeşinin söylediği şeyi beğendim. Birincisi zor görüyorsundur ki bu iyi, bunu koruman seni laubali erkeklerden koruyor, ikinci dediği de doğru, bir erkeğin sana yürümek için "ciddi" düşüncelere geçmiş olması gerekiyor. Malesef ki günümüzün maddi-ekonomik düzeni, kadınların beklentileri ve erkeklerin "sekse doymazsan(?) evlilikte mutsuz olursun" miti yüzünden erkekler evlenme zamanını böyle güzel kısmetleri dahi olsa erteliyorlar. 

Özgüven zaafı göstermene hiç gerek yok. Tarifinden erkeklerin sana açılmamasının güzelliğinle alakalı olmadığını anlıyorum. Ben de insanların güzel bulduğu, bir ortama girdiğim zaman hele de süslü giyindiysem kafaları kendine çevirten bir kadınım. Ancak 35 yaşımda bana yapılmış yürüme denemeleri bir elin parmağını bulmaz. Bana platonik aşık olanlar oldu, 2 kere de benden büyük erkekler ışık yaksam çiçek çikolata alıp kapıya gelirdi ancak onun haricinde yaşıtlarım, sınıf arkadaşlarım, iş arkadaşlarım vs. neredeyse hiç yürümediler bu yaşıma kadar. Bence bunun evet, zor seks algısı yaratmak ve cilveli olmamakla çok alakası var, ikincisi de güzelliğin belli bir miktarın üstündeyse göz korkutuyorsun. Tanıdık çevrende bir namın da oluyor, özellikle erkekler arasında, verir/vermez diye :) Üniversitede mesela benim "vermez" sınıfında olmama sinir olup "o zihniyette biriyle ne uğraşıcam be" diye güya ezikleyen bir tip olmuştu. Senin de vardır illa ki böyle bir imajın. Kimse benimle kafede filan da tanışmadı mesela, gözler takılır, gözlerde beğeniyi görürüm ancak kimse de gelip konuşmaz zira ben de ilk istemsiz göz teması dışında geri bakış atmam. Dediğim gibi olay güzellik değil, olay kolaylık. 

Ben ne yaptım peki ilişki hayatımda? Uzaktan gözlemledim. Bak çapkın biri olup olmadığını da kontrol etmelisin erkeğin, çapkınlık bir yaşam biçimidir ve erkeğin bunu içinden atması çok zordur, önermem. Benim için geçerli not aldığı zaman ki şimdiki ilişkimi 1,5 sene gözlemlemiştim, yürüdüm. Güzel bir kadının yürüyüp de almaması pek mümkün değil. Bence erkeğin yürümesi filan gerekmiyor. Ancak, şu önemli, yürümek "öldüm bittim, senden başkasını düşünemiyorum, sende karar kıldım ve asla başkası olmayacak" demek olmamalı. Bunu yapmak, karşısının gözünde, ilişki öncesinde değerini düşürüyor. İlişki sırasındaki dahi aslında çaresizlikten, başka şansın olmadığını düşünmekten değil, senin sadık ve düzgün bir insan olma prensibinden kaynaklanmalı. Aman sen olmazsan başkası olur tavrı da değil önerdiğim tabi, ancak sen kendi değerinin farkında olmazsan, karşısı bunu göremez. Bizler, ilişki hayatımızda kendi değer algımızı karşıya satıyoruz aslında. 

Dolayısıyla şu anki ruh halini beğenmedim ben. Zor beğeniyorum, yaşım geçiyor kafasından bir sıyrıl. Bunun karşına çıktığı gibi başkası da çıkar, yıllar o kadar hızlı geçmiyor, kadınlar eskisi gibi çabuk yaşlanmıyor hem gerçekte hem insanların gözünde, ayrıca ortalıkta ilişki peşinde gezinmiyor olman değerini yüksek tutuyor. Bu "zaman geçtikçe değerin düşmesi" paketinin içinde kadının partner değiştirip durması da var, unutma. Sende böyle bir durum yok.

Kadınların seçim yaparken gözetmeleri gereken hassas bir denge var. Seni tatmin etmeyen bir erkekle elbette ki mantıkla eşleşmek zordur, ancak kadın çok çekim hissetmek, büyük aşk vs. hayallerinde olursa da armudun sapı üzümün çöpü demeye başlar. Bu, çekim-aşk olayı esasen büyülü bir şey değildir ve hipergamine en çok hitap eden erkeklere hissettiğin güdüsel yönelimdir. Kadının hipergamisini belli bir miktar kontrol etmesi gerekir. Zira; 

1) En çok çekildiğin erkeğin çok fazla seçeneği vardır ve olacaktır, dengeler erkeğin çok lehine olur ve erkeğin her konuda insafına kalırsın. Yapmayacağın şeyler yaparken bulabilirsin kendini. Hem evlilik öncesi hem de evlilik sürecinde.

2) Böyle bir erkekle dahi evlensen hiç küçük olmayan bir ihtimalle evlendiği zaman salabilir ve evlilik öncesi halini korumayabilir, ayrıca evlilik rutinine girdikten sonra bazı heyecanlar doğal olarak zaten biter, yeniliğin dopaminiyle hiçbir şey yarışamaz.

3) Başını döndürmeyen ama beğendiğin bir erkekle evlendiğin zaman onu ileride daha çok beğenme ihtimalin var. Eğer salmazsa, bu konuda sen onu desteklersen, erkeğin yaş aldıkça statüsü ve otoritesi oturacağı için onun değeri yükselecek zaten. Evlilikte maskülenleşme yazımı okuyabilirsin.

Unutmayalım, hipergamimizi evlenme aşamasında mükemmel doyurabilecek erkek sayısı çok sınırlı, böyle de devam edecek düzen, o yüzden akıllıca seçim yapmak önemli.

Özetlersem, kendine güven, daha net yürü, "ben çok değerliyim ve şanslısın ki seni beğendim, aklın varsa bu fırsatı kaçırmazsın" kafasında ol, bak durum gerçekten tam olarak böyle çünkü, bunu bil, buna rağmen olmazsa da diyeceğin şu: düşündüğüm kadar değerli biri değilmiş zira değerli olmanın bir gereği de fırsatları kaçırmama becerisidir, o kadar akıllı değil demek ki. Senle bir alakası yok. Sen düzgünsün, niyetin düzgün. O henüz takılma derdindeyse kendi aptallığı, kendi değersizliği. Ama tanışmanız da lazım çünkü seni tanımazsa neyi kaçırdığını da bilemez, değil mi?

Son olarak, diyelim ki ilişki başladı, kaçırmamak amacıyla veya ilk kez karşılıklı bir ilişki içinde olacağın için cinselliğe beklediğinden hızlı gidebilirsin, karşılıklı çekimde dürtülerimiz bizi ciddi zorlar. Bu ihtimale karşın yalnız kalmamanızı öneririm uzun süre. Çünkü seksle sonlanmasa da yiyişme işlerine girişirsiniz büyük ihtimalle, olay bir şekilde evlilikle sonlanmazsa, senin profilin bundan zarar görür ve değer algın zedelenir. Çerçeven zorlanacak, buna karşı hazırlıklı ol.

moon (27 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

Selamlar, umarım iyisindir. Erkeklerin açılamaması konusunda benzer deneyimlerini paylaşman içime su serpti ne yalan söyleyeyim. Karşındakini iyi gözlemle demişsin bunu ben de çok istiyorum ancak hoşlandığım kişiyi gözlemleyebileceğim bir alanım pek yok. İş yeri var ve sürekli sürekli gitmek de mantıklı ve hoş gelmiyor bana. (Başka da nasıl iletişim kurarım bilmiyorum. Sosyal medya yolunu mu tercih etmeli sence?) Hakkında tek bildiğim ailemin onu sevmesi, akraba çevresinde efendi,ahlaklı,iyi biri olarak anılması ve instagramda düzgün hesapları takip ediyor olması. Bunun dışında bir bilgim de kaynağım da yok maalesef.

Ben de bahsettiğin gibi gözlem yapmayı severim ve onayımı almış olması bana güven verir. Ama çevremde onaylayabileceğim şekilde gözlemleyebileceğim bir ortamımız yok. Ki belki bu çocuğu detaylı tanısam sevmeyeceğim ya da dünya görüşlerimiz karakterlerimiz uyuşmayacak bilmiyorum. Şuan sadece hoşlanma ve merak etme/tanımayı isteme aşamasındayım ama sıkıştım kaldım bu aşamada.  O gözlem süresi, ilişkinin başlayıp başlamaması kararı, ciddiyete ilerleyip ilerlememesi nasıl yürütülmesi gerekir pek bilemiyorum.

Olumsuz ruh halimi değiştirmekle ilgili tavsiyelerini mutlaka dinleyeceğim. Kendine güven ve daha net yürü demişsin, (nasıl net yürünür ne yapmalıyım yani hahah) değer konusunda söylediklerine de yüzde yüz katılıyorum zaten dediğin gibi düşünüyorum. Umarım bu şansı iyi değerlendirir karşıma çıkan/çıkacak olan kişi.

Son paragrafta yazdıklarına gelince herhangi bir insanı kaçırmamak fikri zaten epey manasız. Tüm seçeneklere ve ihtimallere rağmen yanımda kalmayı isteyen kişi benim demektir. İşte o zaman gereken kıymeti ve vefayı ben de gösteririm. Öte yandan yalnız kalmayı zaten tercih etmem yine de Allah şaşırtmasın diyeyim.

Tüm tavsiyelerin ve uzuun cevabın için o kadar teşekkür ederim ki. Ne kadar makbule geçtiğini tahmin bile edemezsin.

(daha net yürümek, tanışmak, gözlemlemek ve diğer süreçler hakkındaki tavsiyelerini beklemedeyim)

 

 

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

Rica ederim :)

Ben nedense ortam ortaklığınız olduğu, aynı yerde çalıştığınız gibi bir fikre kapılmıştım. O yüzden gözlemlemek dedim. Bir kişiyi ya böyle bir ortamda gözlemleriz, ya da yargılarına güvendiğimiz kişilerden malumatını alabiliriz. Senin bahsetttiğin kadarıyla malumat olumlu, sosyal medya kullanımı da artı bir değer. O zaman, risk alacaksınız ve birbirinizi ilişki sınırlarınıza riayet ederek tanımaya çalışacaksınız. Şu an yapacak bir şey yok gibi görünüyor.

Yürümek konusunda yapabileceğin iki şey var. Direkt olarak tanışmak istiyorum, kahve içer misin diyebilirsin :) Oldukça cesurca evet, ama erkeği şaşırtacağın ve gururunu okşayacağın için güzel bence. Yapamazsan da sorun değil. Bir kızın bir erkeğe sorular sorması ve sohbet açması her zaman ilgi belirtisidir. Erkekler bırak ilgisi olan kızı ilgisi yok sanmayı, aksine ilgisiz olan kızı ilgili sanmak eğilimindedir. Yani sen onunla sosyal medya üzerinden sohbet edersen, ona ciddi bir yeşil ışık yakmışsın demektir. Bir noktada sana yürümesi lazım.

Redpill der ki bir kız seninle 3 kere sohbet başlatıyorsa, sen 2 kere başlatmalısın. Bunu beğeniyorum, kızın erkekten bir miktar daha ilgili olması iyidir çünkü normalde kız erkeklerden ilgi görmeye daha alışıktır, gerçek bir eşleşme için kızın arayıp sorması daha güzel bir temel oluşturuyor.

Özetle, şu an mesaj atmak yapabileceğin en somut şey. İlgili görünmekten çekinme, muhtaç görünmekten ve hesap sorar veya trip atar görünmekten çekin, arada fark var. İlgi göstermelerin, sohbet açıp hal hatır sormaların sırayla olması daha iyidir, ancak karşının meşguliyeti ve çekincesi olabilir. 3 kere sohbet başlatırsın, mesela 3 gün üst üste olabilir, bundan sonra 2 kere onun sohbet başlatmasını beklersin. Eğer yapmıyorsa, ilgisi yok demektir, acını kalbine gömersin. 

Sohbet açmak genelde daha önceden konuştuğunuz bir şeyle ilgili "şunu gördüm de aklıma şu konuştuğumuz geldi" gibisinden girişler yapabilirsin. Ya da sosyal medyasında gördüğün bir ilgi alanında, becerebilirsen çaktırmadan, kendi düşüncelerini, duygularını söyleyebilirsin. Kadınların konuşması ve dahi çok konuşması normal karşılanır, korkma :)

Bir süre sohbet ettikten sonra da yüz yüze bir kahve teklifinin gelmesi gerekir artık, oraya bir formül veremiyorum, akışına bırakıp göreceksiniz, ilk sohbeti önerdiğim üzere sen yapacağın için kahve teklifini onun yapması uygun düşer bence. Dindar olmasanız sanalı uzatmamak daha iyidir derim ancak sizler cinsel tırmandırmayı ertelemek isteyeceğiniz için diğer çiftler kadar kritik görmüyorum buluşmaların ertelenmesini.

Sen atlayacaksın sanırım ilk eşiği, yapacak bir şey yok :) şimdilik yürümemiş olmasını artı bile sayabiliriz, en azından yavşak olmadığını biliyoruz :D

moon (27 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

hahaahha son cümlene çok güldüm. Kahve teklifi olayını ben yapamam sanırım ama sosyal medyadan konu açabilirim (hatta bugün açtım kısa da olsa tatlı bir sohbet oldu,bence ışık var gibi)

Çevremde herkesin ilişkiler hakkında fikri (!) var. Yok ilgini belli etme yok karşının egosunu şişirme yok kız ilk adımı atarsa o ilişki yürümez filan. Bir süre sonra fark ettim ki, o kadar çizgi çiziyorlar ki bu sefer ben kendim olamıyorum kendim gibi davranamıyorum. Sürekli bunu yapsam mı yapmasam mı doğru mu değil mi diye sorgulatıyor. Elbette her şeyin bir yolu yordamı vardır ama osmanlı bile bazı kızlar kadar taktik yapmamıştır. Savaşta değiliz ya hu :))

Artık bilgisi olmadan fikri olan insanları dinlemiyorum, kendim oluyorum (elbette ufak tefek taktik ve tavsiyelerinle harmanlayarak ama kendimden uzaklaşmadan).

Senden aldığım fikirler akıntıya karşı kürek çekiyormuşum gibi değil de suyla birlikte akıyormuşum gibi hissettirdi. Yani olması gerektiği gibi. 

Çok sevgiler, hayırlı ramazanlar.

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

Bunu duyduğuma çok sevindim, hakkınızda hayırlı olsun. Hayırlı Ramazanlar.

moon (27 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

Çok teşekkür ederim, bir şeyler olursa sana yine yazacağım. 

Thanos 2 yıl önce yazdı:

Bir erkek olarak şunu eklemek istedim. 

Hollywood tipi masalsı tanışmalar gerçekte YOK. Günümüzde bir erkek için adım atmanın riski de çok fazla.

Eğer niyetin varsa adım atmaktan çekinme, sürekli belirsizlik ve pişmanlıktan iyidir. Olmazsa dünyanın sonu değil. Veya oldu, sonra bir sebepten anlaşamadınız, yine dünyanın sonu değil. İnisiyatifi kendi eline al, en kötü ihtimalle başta bir kötü hissedersin ama sonra daha iyi hissedersin.

İyi şanslar,

Thanos

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

Bence de denemek ve reddedilmek, denemeyip de acaba olsa mıydı, olur muydu demekten çok daha iyidir. Belirsizlik ömür boyu içini kemirir, olumsuz şeyleri karar verirsen kabullenebilirsin.

Erkeğin egosunu kabartma meselesi kısmen doğru, şöyle aslında, karşının egosunu tabi ki arşa uçurmamak lazım. Yürümek ve adım atmak ortalama bir insanda tek başına böyle bir sonuç doğurmaz diye düşünüyorum. Önemli olan beklediğin ilgiyi görmediğin zaman triplenmeden çekilmeyi bilmek. Ve dahi, bence önce ilgi gösterip sonra geri çekilmek aklında hiçbir şey olmayan insana kendini belli etmek, sonrasında çekilmek ve peşinden gelmesini sağlamak için oldukça işlevsel bir yöntemdir. 

moon (27 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

Ben de sırf bu belirsizlikte kaybolmamak için bana ne kadar zor gelse de çözüm bulmaya/adım atmaya çalışıyorum. Noktası olmayan cümlenin sonsuz bitiş olasılığı var ve ben o olasılık denizinde yüzmek istemiyorum. Denerim; olursa olur, olmazsa daha güzeli olur inşallah.

Senin de dediğin gibi olmuyorsa gidebilmek çok önemli, öteki türlüsü bana gurursuzluk gibi geliyor. Umarım gurursuz biri olmam ahahah

moon (27 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

Yorumunuz için çok teşekkürler, umut verdi. Sizin de dediğiniz gibi denemeye değer, olmazsa da dünyanın sonu değil.

Size de iyi şanslar, genel olarak.