Kadınların kendilerine sadık olacak, iyi davranacak, kendilerini ilgiye boğacak, istediklerini yapacak erkekleri tercih etmediği veya başta tercih etse de onlarla ilişkilerini sürdüremediği, bunların tam tersi davranan erkeklere yöneldiği, onları kafaya taktığı, onların peşinden koştuğu genellenebilir bir patern mi? Kadın olarak kabul etmem gerekir ki, evet. Kadın ilişki merkezli bir cinsiyetken, kendine iyi ilişkiyi yaşatacak erkeği değil de ilişkiden kaçan erkeği istemesi ne kadar saçma, mantığa aykırı oysa ki, değil mi? (Aslında garip değil, ödül yani dopamin mekanizması elde edilene değil henüz elde edilmeyene yönelik çalışır ya, neyse yazının konusu bu değil.)
Gelin bunun neden kaynaklandığını daha derinden irdeleyelim. Öncelikle, ilk üzerine düşünülmesi gereken mesele insanların cinsel seçilim-çekim kanunlarını belirleyen sürecin kabaca ikiye ayrıldığı.
Birinci dönem, hayvandan hallice olduğumuz, aile kurmadığımız, ebeveynlik yatırımını şimdiki gibi yapmadığımız, sadakat göstermediğimiz ve aramadığımız dönem.
İkinci dönem, tarım devrimi sonrasına tekabül ettiği düşünülüyor, aile kurduğumuz, evlilik konseptinin ortaya çıktığı, çocuğa kendi ebeveynlerinin yatırım yaptığı yani bakım verdiği dönem.
Bu iki dönemin farklı beğeni kritlerleri, farklı seçilim parametleri var. Bu konuyu daha önce yazmıştım. Ayrıca, neden birinci dönemden ikinci döneme geçtiğimiz üzerine görüşlerimi de bildirmiştim. O yazıları da okumak isteyebilirsiniz diye linkledim.
Tekrar özetlersem, kadınlar en ilkel zamanlardan kalma olarak erkekte tip, fiziksel güç, cesaret gibi özelliklere çekilirken, ikinci dönemde erkeğin kaynak üretebilmesi-sağlayabilmesi, aileye yatırım yapacak kadar sadık olması gibi kriterlere de çekilmeye başladılar.
Bildiğim kadarıyla birinci dönem ikinci dönemden daha uzun sürmüştür, daha da derinlere yerleşmiştir. Bugün kadınlar, erkeklere yönelik seçilim parametlerinin hepsini içlerinde karışık olarak bulunduruyorlar. Kadının karakterine, yetiştirilmesine, beklentilerine, hayat görüşüne ve yaşına, hayatının hangi döneminde olduğuna göre hangi parametrenin daha önemli olacağı değişiyor.
Burada bir not düşeyim, Redpill'in iddia ettiği ve zaten günümüzde de giderek gözden düşen dual mating strategy hipotezine yani kadının ay döngüsüne göre farklı tip erkeklere yöneldiği, sağlayıcı erkekten kaynak alırken alfa erkekten döl aldığı varsayımına ben pek ihtimal vermemiş, bir kadın olarak bununla empati kuramamıştım. Çünkü kadınların aldatma eyleminden olacak kayıpları, kazanımlarından çok daha fazladır, bu yüzden kadınlarda aldatma eylemi iki erkeği aynı dönemde elde tutmak isteğinden değil, daldan dala atlamaya çalışırken zamanlama hatası yapmalarından kaynaklanır.
Hadi not düştüm, konuyu dağıtacağım ama şimdi bahsedeceğim konuyu ayrı bir yazı yazmayacağım için buraya uymuşken bir not daha düşeyim, erkeklerin de bu iki dönemle ilgili iki farklı gruba cinsel ilgisi olduğunu düşünüyorum: Milf(mother i'd like to fuck) ve genç bakireler. Yatırım yapılmadığı dönemde bir erkeğin rastgele döllediği kadının başarıyla doğuracak olması en önemli kriteriydi. Bir kadının doğurgan olduğundan yani hem döllenebiliyor hem de doğurabiliyor olduğundan emin olmanın en kesin yolu nedir? Daha önce doğurmuş olmasıdır. İşte bu yüzden erkeklerin en ilkel cinsellik arayışında milflere ilgi duyduğunu düşünüyorum. Evlilik ortaya çıktıktan ve erkekler rastgele dölleme stratejilerini terk edip bir-birkaç kadının doğurabileceği kadar çocukla sınırlandırıldıktan sonra ise, tüm o çocukların babası olacağından emin olabilmek için bekaret, mümkün olan en çok sayıda çocuk doğurtabilmek yani doğurganlık süresinin maksimumda kullanılması hedefleriyle de gençliğe yöneldiklerini düşünüyorum. Çok mantıklı bence ya, siz ne dersiniz?
Bu notları düştükten sonra, ana konumuza tekrardan geleyim. Neden iyi erkekler kaybederler? Kadının cinsel stratejisine daha çok uyacak erkekler olmalarına rağmen neden ilk tercih olmazlar?
Birinci neden bence ilkel diyeceğimiz dönemin daha uzun sürmüş olması dolayısıyla kadınların yönelimlerinde halen oldukça baskın bir yer tutması. Yani kadınlar halen o ilişki aranmayan dönemdeki yakışıklılık, cesaret, baskınlık gibi özelliklere oldukça güçlü bir cinsel çekim hissediyorlar. İkinci dönem, birinci dönemi tam anlamıyla override edebilmiş değil.
Aslında kadınların hayali bu iki döneme de uyan ideal bir erkekle eşleşmek. Yani hem çekici olsun, cesur olsun hem de aile istesin ve sadık olsun. Zaten en değerli kadınlar bu karışımdan en iyisini alıyorlar. Kendi eşleşme değeri yüksek olan kadınlar eşleşeceği erkeklerde hem iyi görünüm, hem ekonomik yeterlilik, hem ebeveynlik yatırımı hem de duygusal bağlanma istiyorlar.
Ama kadınlar açısından durumu zorlaştıran şöyle bir durum var: testosteron erkekte başarının ve çekiciliğin birçok konuda anahtarı iken aynı zamanda erkekte bağımsızlık, risk alma güdüsü ve kendi cinsel stratejisi olan rastgele döllemeye düşkünlüğe sebep oluyor.
Testosteron ile bağlanma-oksitosin ters işliyor. İyi çocuklar genel itibariyle yüksek testo sinyalleyen erkekler değil. Zaten erkeğin yüksek testolu olması ilişki açısından iyi bir şey de değil aslında, bu yüzden olacak ki erkekler uzun ilişki içinde kaldıkça testosteron seviyeleri düşüyor. Erkeğin ailenin yanında kalması, ona zarar verecek riskleri almaması için erkeğin biraz ehlileşmesi gerekiyor demek ki. Ama işte, bu ehlileşme haddinden fazla olduğu zaman kadının ilkel tarafına hitap etmiyor erkek. Sadece ilkelliğe hitap etmemesi gibi düşünmeyin, kadını korkutuyor bu durum aynı zamanda. Çünkü kadının erkekteki cesaret, gözü karalık gibi hasletlere çocuklarını ve kendini koruması için ihtiyacı var. Bu konuyu da yazmıştım sizlere.
Yani elimizde bir sopa var. Bir ucu testosteron, bir ucu oksitosin. Bu sopanın iki ucunda değil arasında bir yerde olmak gerek ve iyi erkekler ortaya yakın bir yerde değilller.
Gelelim bir sonraki konuya. Preselection yani kadınların seçilimde diğer kadınların onayına önem vermesi konusu. Beni twitterda takip ediyorsanız, kadınların karar vermek-seçmek konularında birden fazla çocuğa sahip olageldikleri için mümkün olduğunca kolaylaştırıcı mekanizmalara başvurduğunu söylerim. Biz kendi başımıza çok fazla değişkeni değerlendirip seçmeyi sevmiyoruz. Başka kadınların beğendiği erkekler bu yüzden kadınlarca ön elemeden geçmiş oluyorlar. Yalnız burada not düşeyim, preselection sürecinin işlemesi için illa erkeğin o kadınlara dönmüş olması gerekmiyor, kadınların erkeği istemesi, değerli görmesi yeterli.
Bir erkek, iyi erkeklik yaptığı zaman yani bir kadına çok fazla kanalize olduğu zaman preselection konusunda açık veriyor. Çünkü kadında şu tip bir düşünce oluyor: bu adamı isteyen başka kadınlar yok demek ki, eğer öyle olsa benim peşime bu kadar düşmezdi. Çünkü gerçekten de işin doğası böyledir. Kendini değerli gören ve başkalarının değerli gördüğü insanlar tekil seçenekleri fazla zorlamaya ihtiyaç duymazlar. Şartlar kendilerini zorladığı taktirde başka bir seçeneğe yönelirler.
Bir erkek, bir kızı kızdan önce ilişki ile rezerve etmek istediği zaman veya ilişkinin sürmesi için kızdan çok çaba harcadığı, buna ısrar ettiği zaman kızı gerer. Erkeğin ilişki istemesi, ilişki sürdüren bir erkek olması kötü değil, aksine ilişki merkezli bir kadın için mükemmel bir şeydir. Ancak ilişkiyi illa o kişi ile istemek seçeneksizlik işaretidir ve preselectiondan kalır. Kadınlar ilişki konusundaki kararı erkekçe itilerek verdiklerini hissetmeyi sevmezler. Borçlandırma taktiği yazısında yazmıştım.
Ayrıca, işin bir de korkutucu olma boyutu var. Kadın cinayetleri meselesini biliyorsunuz. Aslında kadın cinayetleri, Türk manosferinin de sıklıkla dile getirdiği gibi, zayıf ve bir kadına takıntılı olan erkeklerin reddedilmek yüzünden işlediği cinayetler. Cinayet kadar ekstrem bir zarar olmasa dahi, kadınlar erkeklerin kendilerine çok ısrarcı davranmasından içten içe korkuyorlar. "Beni seç, beni seç, bir an önce piyasadan çıkalım, kendimi sana adayacağım" erkekleri kadınlarda bir takım alarm mekanizmalarını çalıştırıyor olsa gerek. Onlarca kez arayan soran erkeğin "seni korkutmuyorum dimi, seni rahatsız etmiyorum dimi, bak benim amacım iyi ben cinsellik düşünmüyorum" tarzı söylemlerinin hiçbir önemi yok. Davranışlarının gösterdiği belli bir gidişat oluyor çünkü.
İyi erkekliğin bir diğer işaretiyle devam edelim. Ajandasında cinsellik yokmuş gibi davranmak. Bu da iyi erkeklerin komik gelebilir ama kaybetme sebeplerinden biri. Kadınlar erkeklerin "sadece" cinsellik istemesini sevmezler, cinselliğe yönelik yapılan sitemler yatırımsız cinsellikle alakalıdır, cinselliğin kendisiyle, yatırımın cinsellik içermesiyle de alakalı değildir.
Kadınların arzulanmamaktan nefret ettiğini unutmayın. Bir kadın için sevilmek en üstün mertebe ancak ondan bir aşağıda da arzulanmak var. Erkekler her kadını sevmezler ama, oldukça rastgele arzularlar. Bir kadına arzu duymamanız normal değil, aksine aşağılayıcı bir his. O kadar bile çekim yaratabilen, istenebilen bir kişi olmadığımızı hissettirir bu durum bize. Kadına samimiyetsiz de geliyor bu durum. Doğal değil, doğanın akışına aykırı çünkü.
Son olarak, evet şimdi bu dediğimi anlamanız çok zor gelecek biliyorum ama, kadınlar olarak cinselliğe adım atan taraf olmayı sevmeyiz. Çünkü binyılların cinsel davranışlarımız üzerinde hissettirdiği bir baskı var ve cinsel isteklerimize göre davranmanın değerimizi düşürdüğünü alttan alta biliyoruz. Bizim istediğimiz şey şu: bir erkekle tanış olalım> onu kafamızda elemeden geçirelim> geçtiğine dair ilgi işareti verelim> cinselliğe taşıma aşamalarının sorumluluğunu o alsın. İyi erkekler bu süreçte kalıyor ve itici hale geliyorlar. Ya elemeden geçemiyorlar, ya ilgi işareti göndermediğimiz halde cinsel olarak aşırı girişken davranıyorlar, ya da ilgi işaretlerini doğru okuyamıyorlar ve cinselliğe taşıma aşamasını kıza yıkıyor, arzusuz davranıyorlar.
Aslında yeni bir şeyden bahsettiğim bir yazı olmadı, sitedeki çokça içerikle alakalı bu söylediklerim. Biraz derleme niteliğinde, bolca yere de link verdiğim bir içerik oldu. Keyifli okumalar dilerim.