İlişkide Nitelik - Veriş Dengesi
Gözlemlediğim kadarıyla ilişkilerin dinamiklerini belirleyen iki ana unsur var: karşımızdakinin kim olduğu ve karşımızdakinin bize ne verdiği. Eğer bu iki unsur da kişilerin umduğu özelliklerde ise o ilişki sağlıklı bir ilişki oluyor.
Tabi bu iki değişkene odaklanabilmek için bu yazıda başka bir çok etmeni sağlıklı olarak kabul etmek zorundayım, onlar başka yazıların konusu, mesela burada kişilerin bağlanma becerilerinin olduğunu sayacağız.
Nitelikler ve verişlere dönelim. Örnekler vereyim. Bir ilişkide erkek/kadın güzel, başarılı, etkileyici ama karşı tarafa ilgi ve sevgi vermiyor. Ya da kişiler pek beğenilecek niteliklerde değil ama ilgi ve sevgi gösterileri yapmasını iyi biliyor. Bu iki formül de ilişki başlatmaya müsait ama o ilişkinin sürmesi açısından ideal değil.
İlk formülde, yani gösterişli ama ilgisiz partnerin sizinle eşleştiği bir durumda kendinizi sürekli karşı tarafın sevgisinden şüphelenerek duygusal olarak yıpranmış halde bulursunuz. İkinci senaryoda, partneri çok beğenmiyor ama ilgisi yüzünden size çekici geldiğinden evet dediyseniz, ilişki size bir süre sonra sıkıcı geldiği için terk etmek isteği ama kıyamama batağına sürüklenirsiniz.
Bu senaryolarda diğer kişi olduğunuzu varsayarak karşıdan bakalım. İlkinde, gösterişli ama sevgi gösteremeyen taraf olarak, karşının devamlı sevgi gösterisi istediğini düşünerek ilişkide bunalırsınız. İkinci senaryoda ise “ben her şeyi verdim, çok sevdim ama karşılığı olmadı” diye ilişkilere küsersiniz.
Yalnızlıktan sıkıldığınız için, bunaldığınız için, toplumdan utandığınız için aynı anda hem niteliklerini beğendiğiniz, hem de size verdiklerini beğendiğiniz bir insan olmadan ilişkilere başlamayın. Yalnızlık kendini kötü ilişkiler içinde yıpratmaktan bin kat iyidir.
Ha ben diyorum diye yapacak mısınız, hayır :D Neyse, iyilerle karşılaşmanızı ve az hasar almanızı diliyorum. Ha bu arada kenara çekilip hiçbir şey yapmadan bekleyin demiyorum. Kendi değerinizi yükseltmek için niteliklerinizi artırmak ve sevgi göstermeyi öğrenmek için bunun önünde engel olan problemlerinizi çözmek sizlerin elinde.
İlgili yazılar:
Yorumlar
Asyranta (25 yaşında) 2 hafta önce yazdı:
Önümüzdeki ay terapiye gidiyorum Cıvıtık.
Aylar önce öylesine tarot baktırdığım "İş yerinde bir adamla tanışacaksın, başta tartışacaksınız. Gitmen lazım oraya" diyen, yine aylar önce ben iyiyim zannederken sağlık durumumun ciddiyeti konusunda beni uyaran arkadaşımın rüyalarını cinler bastı, ona birkaç dua okudum. Baktırmak isteyen de çok olduğu için bırakmayı düşünüyor bu işleri.
"boş ver elalemi, ben sana iyi para öderim, bana çalış" dedim o da yok :D
Sanki benim kendime çoook hayrım varmış gibi, annem benden ilişki tavsiyesi istiyor. Ne istiyorsan onu yap diyorum. İlişkisini benimkilerle kıyaslıyor sanki yarışır gibi. Nedir bu hemcinslerimdeki ilişki ve seks performansı kıyaslama merakı be? Gereksiz, saçma ve sinir bozucu.
Hayatın kafama vura vura, beni huzursuz ede ede "bağ kuracaksın, seveceksin, emek vereceksin, adam gibi bir ilişki yaşayacaksın" dediğini hissediyorum. Korkuyorum, bir yanım istemiyor, bir yanım istiyor, o isteyen yanımı da ben istemiyorum, yadırgıyorum çünkü bir insanla bağ kurmak, ona güven duymak, yanında kalmak isteyen tüm kısımlarım sancı içinde.
Adamın her hareketinde bir şerefsizlik arayan, her lafından, şakasından bir anlam çıkarmak isteyen, amacına ulaşamayınca daha da şüphelenen, asssla susmayan, bir tartışma yaşayınca geceleri geç saatlere kadar uyuyamayan, o aşırı düşünceli yanımı zor törpülüyorum. Zaten nedense kendimle bir savaşa girmiş durumdayım. Ne değişti ki şimdi de, böyle oldu?
Hayatıma biri girdiğinde kendimden ödün vermem, çaba göstermem gerektiğini hissedince kendimi eskisi kadar değerli ve özgüvenli hissetmemeye başlıyorum, sanki hayatımın bereketi benim yerime sürekli o kişiye akacakmış, akmalıymış gibime geliyor. Sevmiyorum bu hissi.
Karşı taraf üstüme düştükçe de ben bunalıp kaçmaya meyilliyim yazdığın gibi. İşin aslı, kendi halime bırakılmadığım, bana kendimi, ilgimi, duygularımı serbestçe ifade etme fırsatı verilmeyen her yerde, her ilişkide ben mutsuzum. Benim ilişkide belirli aralıklarla kendimle kalmam lazım. Bana da alan açılmalı kendimi göstermem için.
Benim oğlan son günlerde fark etti bunu, samimiyeti azaltmadan bir adım geri attı. İlgiyi biraz kısması beni rahatlattı. Boktan sebeplerden, benim güvensizliğimden çıkan tartışmalarımızdan, cadalozluğumdan adamın tansiyonları fırladıktan sonra bence biraz oturup sakinleşmemiz gerek.
İlk zamanlarda hakkımda oradan buradan bilgi edinmeye çalıştığını öğrendim.
O kadar erilleşmişim ki adamla date'deyken hesap ödeyeceğimizde cüzdanı çıkarıveriyorum, sinirleniyor. Farkında değilim, refleks olmuş artık. "Arkamdan paragöz demesinler" düşüncesi. İki latte ödedi diye trip atan, utanmasa regl olacak bir adet yurdum erkeğinden sonra cengaver bir yiğit olup çıkmam köküne kadar eril bir erkeği elbette rahatsız etti. Ben yine de emrivaki yapıp tatlı falan alıyorum.
Ben neden bir kadın olarak maddiyat konusunda yetişkin bir erkeğin yerine endişelenmek zorunda kalmalıyım ki zaten? Benim problemim mi, benim sorumluluğum mu? Yo. Ben kendi paramı kazanıyorum sonuçta. Küçük şeylerde destek olmak isterim o kadar.
Cömertliğini seviyorum, benimle hem uzun hem kısa vadeli planlar yapmasını, toplum içinde görüşmek istemesini, birçok konuda benim de fikrimi almasını, hayır dediğimde diretmemesini, görmek istediğimde pat diye gelmesini. Geberiyorum desem atlar gelir. Bazen egolarımız çatışabiliyor, ikimiz de baskın kişilikleriz.
En son ne zaman ilişkide olduğum bir erkek tarafından, kadınlığı boş ver, aklı fikri duyguları düşünceleri olan bir insan yerine konuldum hatırlamıyorum. Zaten son iki yıldır maşallah, doğduğum cinsiyeti de unutacakmışım utanmasam.
Ona duygularım olmasına rağmen neredeyse hiç belli etmediğimi, güvenmediğimi, sürekli ondan şüphe etmemi fark etmiş. Ama özellikle ara sıra ona attığım soğuk, inanmayan, yargılayan, alaycı, dik dik bir bakış var ona kurulmuş. Geyiğini yaptık.
Nasıl anlatayım ki sana. Yakışıklı bulmasam da, başta tavırlarından itilsem de, karizmatik. Bidi bidi konuşuyor, enerjik, şeytan tüyü var, iş yerinden oradan buradan dedikodular getiriyor. Bir bakmışsın bir günde işe alınmış, iki güne müdür yardımcısı olmuş, üçüncü gün yönetici onu çekemez olmuş. İstese ortamdaki kadın erkek herkesin dikkatini çekebilecek, etkileyebilecek biri, aura mı artık ne dersen. Hem kadınlardan hem erkeklerden, hatta patronundan ahlaksız teklif alacak kadar çekici. Hoş, aynı teklifleri zamanında ben de aldım çevreden.
Acaba insanların onu son raddeye kadar kullanmaya çalıştığının da farkında mı?.. Uzaktan baktığımda onun niteliklerinden istifade etmeye çalışıyor, hadleri değilken her şeyini sorgulamak istiyor gibi insanlar, ne yalan söyleyeyim.
Benim en anlam veremediğim, inanamadığım nokta bu adamın geçmişte skor gündeminin olmaması, dindar olması, yalnızlıkla bir sorununun olmaması, tek eşli takılmış olması, az cinsel tecrübe. Baksan "deccal bu" dersin, muhatap olunca içinden dikkat dağınıklığı olan bir oğlan çocuğu çıkıyor. Ben hangi rolü keserlerse kessinler tak diye anlarım çapkın skorcu adamları, ona nedense alarm vermiyorum. Yine de "nasıl ya? kesin bir halt var erkek sonuçta" deyip paranoyak oluyorum Cıvıtık. Tam emin olmak için biraz daha bekleyeceğim. Taktik yapan erkek yapaylığı da yok, olsa sezerdim. Kafamı karıştırmak ister gibi bir hali yok, bir sıcak bir soğuk yapmıyor. Gerçekten tuhaf bir adam.
Ailelerimiz malumun. O baskı yaşamaya devam ediyor, eve geç kalmamalı, istediğimiz kadar vakit geçiremiyoruz birlikte. Çok sakat travmalarımız var. Ex kız arkadaşı, ex erkek arkadaşıyla aldatıp ondan hamile kalıyor. Bizimki o sıra henüz cinsellik yaşamadıkları için çocuğun başkasından olduğunu anlıyor. Bense tek eşli olduğum zamanlarda, 18 yaşındayken yaptığım düzenli ilişkide erkek arkadaşımın bile isteye getirdiği, iyileştiğim hastalığın komplikasyonuyla uğraşıyorum. O zamanlar şimdiki gibi gerçekten ilgili bir doktor da bulamamış olduğumdan ve "testlerin temiz" deyip gönderdiklerinden mevzuyu boş vermiştim.
Eğer kısır kalırsam gidip topuğuna sıkacağım o itin ama hapse girmeme değecek biri değil, olamaz da. Hayatım, sevdiklerim, beklentilerimi karşılamak daha önemli. Büyük mevzuları Allaha bırakmaya karar verdim. Affedersin bu kadar it kopuk varken intikam almak istememek, kaçıngan olmamak, her şeyden şüphe etmemek elde değil. Bildiğin survival modda yaşıyorum son ilişkilerimi. Benim gibi kaç insan var bir bilsen... Üstelik çoğu hissizleşip fütursuzca kalp kırmaya karar veriyor, ben karşıda art niyet görmedikçe bunu yapmamaya gayret ediyorum.
Sanki bu bir rüyaymış da birden uyanıverecekmişim gibime geliyor. O da toksik kadınlardan kurtulmuş olmasına, insan psikolojisinden anlamasına, benim insanlara güvensizliğimi, bendeki Allahsızlığı az buçuk fark etmesine rağmen neden hala bu ilişki yürüsün diye çaba harcamak istiyor aklım almıyor. Hiç mi "Allahhhh bu kadın benim ağzıma sıçacak" farkındalığı gelmiyor acaba?
Kuru esprilerimi, gıcık karakterimi, hırçınlığımı belli ediyorum halbuki, gerçi seviyormuş bunları. Tartıştığımız mevzulardan biri sınır. Onunla yalnız kalmamaya çalışıyorum, bunun da farkında, son mevzuda haddini bildirdikten sonra beni zorlamasa da, bir dur noktası belirlememi istedi. Bende o yok diyorum… Duramam değil mevzu, durmam. Tedavim bittikten sonra -ki 2-3 ayı bulur toparlanmam- durmayacağım da. "Madem beni o kadar istiyorsun, neyi bekliyorsun?" diye sorduğunda henüz erken demekle yetiniyorum şu an. Yaşadıklarımı, geçmişi öğrenip öğrenmemesini de pek önemsemiyorum. İstisnai bir arkadaşım ve sen dışında kimse derin yaralarımı bilmese de olur çünkü çoğu insan seninle tartışırken duyguları ve travmaları sana karşı silah olarak kullanmaktan çekinmiyor. Öz annen dahil.
Boşuna susmuyorum.
Sence bencillik, nankörlük mü ediyorum Cıvıtık?
Alpago (24 yaşında) 2 hafta önce yazdı:
Bazı şeyi aşırı abartıyorsun. Basit yaşa biraz. Basit düşün. Aşırı detaylarda boğuluyorsu.
Asyranta (25 yaşında) 1 hafta önce yazdı:
Evet ya yeter gerçekten. Kuruntu yapmama duası amin. Yoksa keçileri kaçıracağım.
Mental sağlığım dengede miymiş, ilişkimizden (!) sebep yokken kaçar gider miymişim diye merak etmiş. İkisine de hayır dedim :D En azından cevaplarım basit...
Asyranta (25 yaşında) 1 hafta önce yazdı:
Yok yok… Sormalıyım bunu sana Cıvıtık. Bir ayı devirdi bu etkileşim, uzaktan flört saçmalığı da değil hem. Herhalde bir çift lafın vardır <3
Anlam veremediğim bir durum var.
Ne zaman buluşsak, yüzümü görse mutlu oluyor, görüşmeye istekli de, okey. Fakat mekana geçtiğimizde başlarda gergin ve aklı bir karış havada oluyor. Karşısında da otursam, yan yana da otursak dikkati başta bende değil, çevrede. Ortama bakıyor, geçen insanlarla, kız erkek herkesle ilgili rastgele yorumlar yapıyor, aaa o ayakkabıyla o kemer olmuş mu hiç, o ne öyle, o ne biçim pantolon, bir arkadaş grubunu veya çifti gösterip bir şeyler diyor, benimle dedikodu yapıyor, baya gülüyoruz.
Ancak ve ancak belli bir süre geçtikten sonra tamamen bana, benim söyleyeceklerime odaklanıyor ve bir anda çok tutkulu davranmaya başlayabiliyor. Neden?
Tanıştığımız zamanlarda daha rahat sayılırdı ama sonraki buluşmalarda eli ayağına dolanan bıcır bıcır bir hal geldi adama. Bir ara yemekteyken bir şeyler açıp izleyecek oldu, kızdım evde izle dizini filmini dedim, kapattı bana odaklandı. Dikkatinin habire bir şeylere kayması o anki ruh halime göre beni irite edebiliyor ama bilerek yaptığını sanmıyorum. Bir yanı testosteron kokarken bir yanı da bildiğin çocuk gibi.
Tartıştığımız konularda bir nebze duruldum, sakinleştim çünkü soru işaretlerimi gidermeye başladı yavaş yavaş. Ama iki gram aklım varsa o da onunla konuşurken gitmeye başladı son günlerde. Uzun süre kızgın kalamıyorum herife. Umarım kapılmamışımdır.
Başta anlattığım hareketleri bana biraz eski saftirik beni hatırlatıyor nedense.
Fylgja (21 yaşında) 1 yıl önce yazdı:
abla bunu direkt olarak nasıl soracağımı bilemediğim için bir olay vericem bunu ilişki ve evlilikte kadın gözünde nasıl karşılık bulur değerlendirmeni isteyeceğim. böyle de sınav yapıyormuş gibi oldu dndjgkfk
eşofmanı çektim cebime nakit ve anahtar atıp dışarıya biraz ayaklıyayım biraz da alışveriş yapayım diye indim, inmeden önce evdekilere de birşey lazımmı diye sordum. istedikleri şeyler her zaman bulamadığımız birşeylerdi o yüzden bulunca canları çekiyo her zaman olmaz ben kendime sonra da alsam olur deyip normalde olandan biraz daha pahalı da olsa manavdan birşeyler aldım çünkü pazarda bulamıyorum her zaman. cebimdeki nakiti oraya basınca dolaşa dolaşa eve geldim. paketleri boşaltırken kendime birşey almadığımı görünce zıtlaştık biraz, ben dedim sonrada alırım yeri yurdu belli zaten keyfi alacaktım bir ihtiyaç değildi, sonra neyse olan olmuş deyip dağıldık.
ben normalde de kendim için çok para harcayan ya da birşeyler isteyen biri değilim o yüzden benim kendimden böyle şeyler için feragat etmeme daha ayrı kuruluyolar, hangimiz ebeveyin karışıyormuş, ben kendime birşey almayınca o kendini eksik hissediyormuş gibi hissediyor ama bu da benim bir noktada içime işlemiş, kendimden önce evdekileri düşünüyorum. bu ilişkide öz saygı eksikliği ya da simplik gibi gözükebilecek her zaman yapılmayacak birşey farkındayım ama uzun ilişki ve ya evlilikte bu durum kadına ne derecede ne sinyaller. yukarda olaya bağlı soruyorum deyip burada sende olaydan yola çıkarak bir denge öner dememi mesajı birkaç seferde yazdığımı düşğnerek mazur göreceğini düşünüyorum
Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:
Bence erkekler için çok normal olan bir dengeyi anlatıyorsun, kendine ait niş bir zevkin olur, ona para harcarsın nasılsa. Sürekli her şeyde böyle ölçümler yapmak yersiz.
Bu kadar formülize etme ve kadının gözünden nasıl görüneceğini düşünmen daha büyük problem ama. Nasıl görünürse görünsün. Sen kendin doğru olduğunu düşündüğünü yap.
Fylgja (21 yaşında) 1 yıl önce yazdı:
kadının gözünde nasıl gözükeceğimin kaygısı burada olmuyor-diğer paragrafta anlatıcam- bu kadına fazla verici olmaya girer mi ilişkide onu merak ettim yoksa bırada sorduğum şeyleri ya da kaygıları dışarıda yansıtan biri değilimdir hatta çoğu kişi çok rahat göründüğüm için biraz gıcık olmayla beraber sitem eder. bu duygusal güç ya da iki yüzlülük müdür bilemem ama kötüye kullanmadığım birşey olmadığı için takmıyorum.
asıl mevzu daha demin berat ms'nin twitini görünce tekrar aklıma geldi. bende dehb var ve ben hem sicil hem de devlet hastanesi çetrefili yüzünden tanı koydurup ilaç yazdırmadım. evdekiler küçük yaşlardan beri benim semptomlarımın farkında ama ona rağmen bunun bir hastalık olduğunu anlatmama rağmen kabullenmeyiş üstelik o kadar emeğe rağmen bazı şeyleri hasta olduğumu kullanarak süistimal ettiğimi düşünüyor olmaları... ben bununla kendi çapımda rutinler oluşturarak falan ilaçsız büyük ölçüde başa çıkabiliyorum ve evdeki işleri de ben yaptığım için bir noktada kontrolü benim ele alıp kendi hesaplarıma göre yapmam gerekiyor ki iki tarafında işi görünsün. bu aralar yine sözümü dinletiyorum bir yolunu bulup ama gelecekte ilişkide/evlilikte bunun olduğunu bildiği halde böyle davranması fikri kafamı kurcalıyor. günün sonunda elden gelen birşey yok ve olabildiğince çaba sarf ederken dışarıdan rastgele biri de değil kaç yıldır bunu bilen birinin yapması kırıcı oluyor, takdir görmeyi geçtim üstüne bir de suçlanmak da büyük bir darbe vuruyor. elin kızı olsa ayrıl yenisini bul dersin belki ama kendi kanından olana lafda anlatamayınca sabrı taşıyor insanın. birde şey sorucaktım, geçenlerde çocuktan dikkat dağınıklığı bulaşır, insanın uzun iş yapadı gelmez diye twit atmıştın, ona çözğm bulan tanıdığın var mı? bu aralar onunla da oldukça mücadele ediyorum ve aklıma herhangi bir yöntem gelmiyor.
hayırlı akşamlar
Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:
Bazen sorularına bir cevabım olmuyor, sen de biraz içini dökmek istiyor gibisin zaten. Hayattaki dertlerinden sıyrılmanı diliyorum.
Fylgja (21 yaşında) 1 yıl önce yazdı:
ben de diliyorum. son günlerde sen de biraz bezmiş görünüyorsun, umarım seninde dertlerin çözülür. hayırlı haftasonları
diana (23 yaşında) 1 yıl önce yazdı:
abla selam, yazı içeriğine pek uygun değil ama en uygununu bulmaya calıstım sorum icin. dısarda (kafe, durak, bank, vapur vs.) sevgiliyle öpüsmek edepsiz bir sey mi? kadın icin kötü bi durum mu? fikirlerini merak ediyorum. tskler.
Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:
Merhaba Diana,
Kadın için utanmak daha iyi bir özelliktir. Öpüşmek edepsizliktir demem ama öpüşmezseniz daha doğru olur. Genel toplum kuralları açısından. Alışkanlık haline getirmemeyi öneririm. Arada olsun, heyecanı olsun zaten.
Birkişi (27 yaşında) 2 yıl önce yazdı:
Merhaba cıvıtık abla partnerimizi niteliklerini düşürmemesi açısından nasıl motive edebiliriz, bunu ona hissettirmeden yapmamızın bir yolu var mıdır mesela. Twitterda bir erkeğin şehvetinin düşmesi ve daha sevecen olmasının onun niteliğini düşürdüğünden bahsetmişsin. Aslında kulağa o kadar olumsuz gelmiyor fakat yaşanması halinde uzun vade de olumsuz olabilir. Bu yüzden dediğim gibi partneri buna teşvik etmenin bir yolu var mıdır
Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:
Güzel ve zor bir soru. Burada yazdığım çoğu şey insanların kendilerinde düzeltmesi gereken noktaları görmelerini sağlar, peki ya senin dediğin senaryoda? Yani biz bilinçli isek ama karşısı kadın-erkek ilişki dinamikleri açısından bilinçli değilse...
Doğru davranışlarını ödüllendirmek, yanlış davranışlarını hoşuna gitmediği zaman bunu belli etmek gerekir diye düşünüyorum. Niteliklerine yönelik bir fikri olduğu zaman, mesela "şöyle bir iş fikrim var" ya da "spora gitmeyi düşünüyorum" dediğinde heyecanla yaklaşılmalı, teşvik edilmeli. Kendi zaten bir şeyleri başlattı, yapıyor diyelim, "şunu yapman beni çok azdırıyor" gibi erkeğin hoşuna gidecek, onu "erkek" hissettirecek cümleler kurmalı. Erkek aşırı sıklıkta ve miktarda hediye ile, ilgi ile, sana taklalar atmak yoluyla ilişkiyi sürdürmeye çalışıyorsa da, "ben senin verdiklerini değil, olduklarını seviyorum, böyle şeylere inan gerek yok" tavrı takınmalı.
Erkeğin şehvetinin düşmesi, sevecen olması kısmını, kadın kendi niteliklerini salarsa olacaklar senaryosuna yazmıştım. Yani bir kadın süslenmesini, cilvesini, pozitifliğini bırakıp da erkeğin annesi gibi verici olmaya başlarsa, erkeğe pişirdiği yemekleri, ona olan hizmetini, erkeğe akıl vermesi işlerini aşırı abartıp, kadınlığının önüne geçirirse yaşanacak bir olay bu. Kadının erkeğin anneliğine soyunmaması gerekiyor. İnsanlar anneleriyle evlenmek de sevişmek de istemezler. Vericiliğin dolayısıyla değil, kadınlığın dolayısıyla seçti o erkek seni, bu denge korunmalı.
Kadının kadınlığını koruması, erkeğin erkekliğini korumasını da sağlar. Bir çift birbirini etkiler. Erkekler de görsün ki, erkeğin erkekliğini korumaması, kadının kadınlığını korumamasına sebep olur. Erkekler kendini saldıkça, kadın erkeğin anneliğine soyunur. Bunlar karşılıklı sarmallar.