Benim İdealimde Ayrılık

İlişkiler

Eveeeeet, şimdi gelelim çok zor bir konuya. Ayrılık.

İlşkilerin mümkünse hiç bitmemesine yarayacak bir yol çizmeye çalışıyorum. Bir ilişkinin hiç bitmemesi, kişilerin mecbur olmadığı hallerde dahi mümkün müdür? Mümkündür. Sadece teoride de değil, hayatta görüyorum böyle örnekler.

Ama her zaman değil, hatta çoğu zaman değil. Peki, benim önerdiğim derin ilişkiler çizgisinde iseniz ideal ayrılık süreci nasıl olur?

İki taraf da birbirlerine kadın-erkek olarak çekim ve beğenilerini eş zamanlı olarak kaybetti ve canlandırmayı denediler de başaramadılar ise, kabullenerek medenice ayrılabilirler. O kişiyi arkadaş olarak, insan olarak halen sevebilirsin, gözünden düşecek hatalar yapmamıştır, iyi ve mert biridir ancak kadın/erkek olarak çekici gelmiyordur, başkalarıyla sevişmek istiyorsundur. Aksinden daha olası. Bunlar başa gelebiliyor, hayatın sonu veya sizin yetersizliğiniz değil.

Bu paragraftan anlamışsınızdır ki, bahsettiğim ayrılma türü ortada somut bir neden yokken ayrılmak istemek. Tarafların arasında kavga, gürültü, aldatma, herhangi türde bir şiddet olması vb. durumlarda aşağıda yazdıklarımı görmezden gelebilirsiniz.

Ayrılığı zorlaştıracak olan, kabullenilmez kılan şey yarım kalmışlık hissidir. Ayrılma sürecinin soğuma-tekrar deneme-soğuma-ümidi kesme gibi sağlıklı ve yavaş bir şekilde ilerlemek yerine kavgalar, restleşmeler, iletişimsizlik daha da kötüsü aldatmalar ve yarabandı ilişkilerle yaşanmasıdır. Eğer, ayrılma ilk dediğim şekilde yaşanabilirse, yıkıcılığı da o kadar olmayacaktır.

Biliyorsunuz, ben ilişkilere başlama öncesinde yavaş olunmasını öneriyorum. Bu sayede, aslında kişiyi çok iyi tanımanızı hedefliyor ve sizi kötü bir ayrılık senaryosundan, bu tarz travmalardan da uzak tutmayı umuyorum, en azından olasılığını azaltmayı.

Ayrılığa dair aşağıda çizeceğim çizgi de tanışma süreci gibi yavaşlık ve dikkat isteyen bir süreç.

Sevgilinizle yüz kızartıcı bir suç işlenmemiş olmasına rağmen ayrılacak gibi görünüyorsanız izlemenizi önerdiğim süreç şu:

Bir kere, soğumaların ısınmaları olduğunu bilmenizi ve umudu hemen kesmemenizi öneriyorum. Algınızın gerçeklikten ne kadar şaşmış olabileceğine, yaşadığınız problemleri kafanızda büyütüyor olabileceğinize dair açık fikirli ve temkinli olacağınızı umuyorum. 

Tekrar denemeye, ilişki bitmeden aranızı ısıtmaya karar verdiyseniz, biraz geri çekilerek ve özsaygınızı tazeleyerek kaçan-kovalanır oyununu oynamanızı öneririm. Soğuma sürecine karşı şunları yazmıştım:

Nasıl ısınılır? Kendine sevgilinden soğumadığının telkiniyle, soğumak dediğimiz dopamin kaybını aşırı önemsememekle, ilişkilerdeki inişlerin geçici olduğunu bilmekle, hata yapmamaya dikkatli olmakla. Önce biraz geri çekinilecek, sakinleşilecek, kendi moraliniz ve ışıltınız geri kazanılacak, sonra abartılı olmayan ısınma girişimleri yapılacak, girişimlerin geri dönüş süresi için beklenti taşıyıp sinirlenmemeye dikkat edilecek, umutsuzluğa düşmeyeceksiniz ve zaman vereceksiniz.

Çok çok çok önemli bir nokta, buraya kadarki süreçlerde 3. kişileri zihninizin bir köşesine dahi asla iliştirmemektir. 3. kişiler gereksiz yere bir çekim alanı oluşturur ve kafanızı karıştırır, ilişkinize olan yöneliminizi azaltır. Çünkü yeni olan şey karşı konulmaz biçimde heyecan vericidir, ayrıca henüz tanımadığınız kişiler size sadece iyi yönleriyle görünür, gerçekçi olmayan bir idealdir onlar, muhtemelen sizin için daha iyi bir seçenek bile değillerdir ancak çekici görünürler size. Bu hayal, sizin tüm duygu ve algı dünyanızı bozmaya yeter. Yapmayın.

Deneme kararı aldınız, ısınma denemelerini yaptınız, araya üçüncü kişileri sokmadınız. Gene de olmuyorsa artık birbiriniz için sevilesi ve mutluluk kaynağı olmadığınızı kabullenme aşamasına gelmişsiniz demektir. Bu noktada, kabullenmeye odaklanacaksınız. Denediniz, olmadı, denediniz, olmadı. Demek ki bitti. Bu güzel hikaye buraya kadarmış. Ayrılık konuşmasını olgunca yapmanız gerekiyor. "Ben artık bu ilişki içinde tükenmiş hissediyorum, sana karşı hiçbir çekim hissetmiyorum, halletmeyi çok denedim ancak olmadı. Senin de seni seven birine layık olduğunu düşünüyorum, kendimin de çekim hissettiğim biriyle olmam gerektiğini düşünüyorum. Yenilik, ikimize de mutluluk getirecek. Önce acı, ama sonrası mutluluk."

Sonra bir süre acı çekeceksiniz. Artık kısa ya da uzun olması sizin acıyla ne kadar antrenmanlı olduğunuza göre, ilişkinin süresine, karakterinize göre değişecek. Acıyla ilgili konsantre olunması gereken şey acının geçici olduğu ve insanın acıya dayanmak diye bir kapasitesi olduğudur. Atlatacaksınız.

Acıyı atlattınız. Eğer sadece o kişiyi istiyorsanız halen, beklentinizi kontrol altında tutarak, onun da aynı hislerde olup olmadığını yoklayabilirsiniz bu aşamada bence tekrar. Çünkü, acı çekme süreci sizi olgunlaştırmış, değiştirmiş olabilir. Halen 3. kişileri de sokmadıysanız, ilişkinizin saflığı bozulmamış demektir. Siz yokladınız ama karşı taraf istemezse veya 3. bir kişiyi sokmuşsa, bu sondu artık. O acı bile sizleri ayrılma konusunda terbiye etmeye yaramamışsa, gerçekten bitmiştir.

Acı çekme döneminden sonra 3. kişileri istemeye, görmeye, inceleyebilmeye başladıysanız artık yeni bir ilişkiye hazır olabilirsiniz. Bu noktadan itibaren artık asla geriye bakmamak, karşı sizi yoklarsa da katiyetle hayır demek, bunun için de geçmiş olduğunuz tüm deneme ve başaramama süreçlerini aklınıza getirmek gerektiğini düşünüyorum.

Benim idealimde yara bandı ilişkilerine yer olabileceğini sanmıyorum çünkü beni okuyanların bildiği üzere ilişki kurma aşamasında çok temkinli gitmeyi savunuyorum. Yara bandı ilişkileri kendinize, yeni kişiye ve eski sevgilinize yapılan bir haksızlıktır. Acısıyla baş edemeyen, olgun olmayan kişilerin işidir. Gerek yok.

Diyebilirsiniz ki ben yavaş bir çözülme sürecine razıyım/razıydım, karşı taraf bunu istemedi, denemedi. Eğer durum böyleyse -tabi ki kişiyi sizi görmesine katlanamayacak seviyeye getiren kavgalar veya aldatmalar vs. yaşatmadığınızı varsayıyorum- sorun sizde değil. Bunu kendinize telkin etmelisiniz. Kendinde eksik görmek, özgüvenin sarsılması, kendine kızmak, şunu yapsaydım bunu yapsaydım demek ayrılık sürecinizi zorlaştırır. Gerçekçi de değildir. Sizin yetersiz olduğunuz noktalar kadar karşınızdaki kişinin de yetinmesi önemliydi çünkü. Zihninizi bu girdaba bırakmayın. 

Yorumlar

Elmas (25 yaşında) 4 gün önce yazdı:

Merhaba abla. Bir arkadaşım için yazıyorum benim tecrübemin yetersizliğinin faydası olmuyor. 

Yakın arkadaşım. Zor zamanlar yaşadı hala da yaşıyor veya kendi gözünde çok büyütüyor bilmiyorum. Liseden arkadaşıyla 5 yıllık ilişkisi vardı olmadı ayrıldılar. Ama kalbi çok kırıldı, zamanı çok çalındı. Çocuk kızı cok seviyrodu ama zamanla o sevgisini geri çekti kendi meczup hayatına döndü. Arkadaşım onunla evlenmeyi istiyridu ve uzun süre de bunu bekledi.İlişki içerisindeykende sağlık sorununu öğrendi anne olması için acele etmesi lazımdı ve ona ragemn bir iki yıl beklemeye razı oldu ama daha fazla zamanı harcansin istemediği için kesin olarak ayrıldı. Yani çocuk sürekli su zaman bu zmaan istemeye gelecez  diye diye oyaladı. O kadar zaman birlikteyken de hemen ayrilamadi ayrılması gereken zamanda. Neyse bu ilişki koptuktan 6 ay sonra biriyle tanisti. Bu kişi bir iki yıl önce görücü gelmek istemiş arkadaşıma ,haberi bile olmadan ailesi reddetmiş ama işte  tesadüfen tanistilar bir şekilde. Çocuk bir yaş küçüktü 24 yaşındaydi. Tanıştılar bir şekilde anlaşmışlar. Çocuk evlenme niyetindeydi zaten. Arkadaşım kendi özel durumunu da anlattı anne olamayabilirim diye. Çocuk ben seninle bunun için evlenmiyorum dedi sorun etmedi. Bu arada arkadaşım iyi bir uniden mezun oldu ama çalışma imkani olmadi çocuk ortaokul mezunu ama çalışkan isinde gücünde dürüst biri, beğendi de arkadaşım. Tanistilar birkaç ay sonra aileler arası söz yaptılar sozden 5 ay sonra da evlendiler. Oğlanın bir kardeşi var başka da  yok, ailenin durumu iyi baba oğul ortak çalışıyor para mevzu değil ama paranın tüm yönetimi babada oğluna harçlık niyetine veriyormuş. Adam yanu baba eevlenince bizimle oturun 2 yıl, evinizi alalım eger oturmazsaniz kiraya cikarsiniz ve biz de yardim ettmeyiz diye bir şart koymuslar bunlar da aman evimiz olsun da diye kabul ettiler. Evde 5 kişiler . Anne temizlik hastası kızıni da öyle yetiştirmis.  Baba narsist gibi diye anlatıyor arkadaşım. Bu arada yaşlar 43,44 falan..Baba el iyisi herkesin yardımına koşuyor herkesin borcunu harcını kapatıyor ama ailesine harcadığı parayı kurusu kuruşa hesabını tutuyormuş..yani her aldikrini harcadıklarını babaya bildirip ondan para alıyorlar. Evlilik sonrası direkt çocuk yapmak istediler sonra hiç olmazsa diye. Tedaviye başlamışlardı ama çok gerek kalmadan hamile kaldı . Evdeki kimse hamileliğin ne olduğunu en azından kız için normaldan daha zor olduğunu anlamıyor. Kocası iyi hoş ama hiç kendi iradesini eline alamamış. Baba hepsini hor görmüş, sindirmis.  Bunlari yaşadıkça anladi arkadaşım. Bağnazlık, tutuculuk, cahillik ne ararsan var. Hayır köyde de yaşamıyorlar yilladrir şehrin ortasındalar aksine arkadaşım köyde yaşıyordu . Şimdi doğuma çok az var bayağı zor geçirdi hamileliği ve kocasının ailesine tahammülüm kalmadı diyor. Evleri hala alınmadı. Kiraya çıkmaya da kocasını ikna edemez çünkü parası yok para babanin. Kayınvalide çok titiz ama hiçbir iş yapmak istemiyor bütün hamilelik boyunca deli gibi temizlik ve yemek yaptırdı arkadaşıma ama kadin öyle cadoluz falan da değil ama anlayışı kit, empati yoksunu. Bu kız ne yapabilir?kocasıyla ikisi birlikte olsa bir seyelri oturturlar belki kocası kötü biri değil ama  kocalık nedir farkında değil harekete geçmiyor henüz sorumluluk nedir bilmiyor. Şu an da doğuma da az kaldı taşınma falan da zor artık ki ufukta yok zaten öyle bir şey henüz.  Kendini yalnız ve kimsenin onu anlamadığını hissediyor ve sinirleri çok gerginken etraftan da sen niye bu aileye gelin geldin bunlar bir tuhaf diyen olmuş. Biz sorduk sorusturduk herkes iyi iyi derken sen  nerdeydin diye iyice yipratmis kendini.  Çok uzun tuttum abla  ama hal böyleyken nası biir yol izlemeli

Mantıklı Kadın 3 gün önce yazdı:

Sorun üstüne biraz düşündüm. İki şey yapabilirim. Ya bu kadına ne kadar yanlış seçimler yaptığı ve ne kadar iyi alternatifleri kaçırdığı ile ilgili hayal satabilirim, ya da elinde olan bu hayatla en iyi şekilde nasıl yaşayabilir onu konuşabilirim.

Burada sabaha kadar mesleği olmamasına veya patriyarkaya veya işte geleneksel aile yapısına veya yazıdan bulabileceğimiz birçok unsura sövüp sayabiliriz. Ama bunlar bizi bir yere çıkarmaz. Bu arkadaşın özelinde çıkarmaz. 

Arkadaşın belli ki öyle bir ailede ve çevrede doğup büyüyüp yetişmiş ki sürdürdüğü bir ekonomik becerisi yok ve birey olarak aileden çok bağımsız değiller. Bunlar elimizdeki gerçekler. Ya kurban psikolojisine girilecek ve böyle bir düzen içinde doğulduğu için her gün hayatından nefret ederek kavga gürültü ile yaşamaya mahkum edilecek bu kişi

ya da şartların bu olduğunu kabul edip ne kadarını kontrol edebildiğine odaklanacak.

Boşanmak ve çocuğunu yalnız büyütmek ve ekonomik mücadele vermek de bir seçenek. Bunu göze alıyorsa bu yöne girsin bu arada. 5 sene sonra çok başka bir yerde olabilir ama toz pembe bir yerde olmaz, sadece alternatiften geldiği için alternatifi bilir ve kurban psikolojisinden çıkar, kendi seçtiği bir hayatı yaşadığını düşündüğü için hayatı ile daha barışık olur. Yani yine bu yazıda önereceğim noktaya dönmüş olur aslında. Anlatabiliyor muyum? Hayat her zaman zordur. Her seçenek zordur. Bu zorlukla baş edebileceğini düşünürsen ve zorlukları senin seçtiğini hatırlarsan katlanırsın, yok zorlukları başkalarının senin başına ördüğü çorap olarak algılarsan katlanamazsın.

Ben şimdi size kontrol edebileceğine odaklanmak konusunda tavsiye vereceğim. Bir kere, bu kişinin kocasını iyice yanına alması lazım. Kocasına sürekli kahrederse, onun beceriksizliğini yüzüne vurursa, annesiyle kavga ettirirse kocası da kendinden yüzünü çevirir. Üst paragraftaki noktaya gelir, boşanırlar.

Kocasının kendisine değer vermesini sağlamalı. Bir kadın erkekten nasıl değer görür? Bir kere unutmayın, bu 3 aylık bir plan değil, yıllara yayılabilecek bir stratejiyi konuşuyoruz. Bir kadın güzel ve işveli ise değer görür. Malesef, evet üzülerek söylüyorum ki bu kadar basit. Erkek nasıl ki nitelikleri olmadan sadece vericilikle değer görmez, kadın da nitelikleri olmadan sadece aman hizmet edeyim, aman gönül alayım, aman alttan alayım diye değer görmez. Elbet bunlar güzel hasletlerdir, bunları yapmazsanız daha çok değer görürsünüz, yapmayın diyenlerden değilim. Ama bunlar iyi geçinmenizi sağlar, değer görmek geçinmekle tam örtüşük bir konu değil. 

Hizmet ediyor, iş yapıyor, kayınlarla yaşıyor, ne ara güzel olacak diyebilirsin. Çocuğu bahane edip odasına çekilmenin yolunu bulacak. Bebeği bahane edip neden işten kaçmanın yolunu bulamamış ben onu da anlamadım. Yani kusura bakma da bana biraz insanlar kendi zayıflıklarını karşının zalimliği gibi anlatıyor hikayelerde gibi geliyor bana. Kayınvalide zebani mi de hamile gelinini gelin kötü olduğunu ifade edeceği durumlarda çalıştırsın. Bence arkadaşın biraz dozunda numara yapmayı falan öğrenmeli. Kendi hiç sınır çekmeyip hiçbir şey demiyorsa karşıya, onlar da neden istemeyi kessinler ki? 

Kendine iyi bakacak, kocasıyla her fırsatta yalnız kalacak, kocasına iyi davranacak, kocasını erkek hissettirecek. Kocasını kendi tarafına çekecek, kocası onun isteklerine duyarlı hale gelecek, annesininkinden daha duyarlı. Küçük küçük meselelerde büyüklerine kırmadan sınır çizmeye başlayacaklar. Mesela haftasonu sürekli birlikte program yapılıyorsa, biz bu haftasonu şuraya çağrıldık, gitmemiz lazım diyerek kendi programlarını büyüklerin surat asması pahasına yapacaklar. Onlarla ipleri biraz koparacaklar. Erkek biraz gözünü açıp başka iş fırsatları da kovalayacak. Eşimin tarafında oldu mesela baba-oğul yıllarca çalışıp da oğlun kendi işini kurup ayrılması, imkansız şeyler değil bunlar. Yani küçül sınır koymalar zamanla daha büyük sınır koymalara dönecek ve bağımsızlaşacaklar. 

Ayrıca, hayatlarını da dediğim gibi bu kadar kötü algılamasınlar. Mesela babalarının onlara ev alması ihtimali hayatın başka dertlerini çekenlerininki yanında ne kadar büyük bir fırsat. Kira ödemiyorlar, ev borcu ödemeyecekler belki. Yine dediğim gibi sürekli mağdur psikolojisiyle gezmeyip hayat tarzlarının onlara sağladığı avantajları da görsünler biraz. Böyle komün şekilde yaşamak da bağımsızlığın bazı dertlerinden azat eder çünkü insanı.

Ya boşanmanın mücadeleleri, ya da bu. Bir yerlerde toz pembe hayat bizi beklemiyor.

Elmas (25 yaşında) 3 gün önce yazdı:

Teşekkür ederim abla. 

Son konuşmamızda direkt boşanmayı dile getirmese de ben her şeyden bıktım def olup gitmek istiyorum dediği için buraya yazmaya karar vermiştim. Arkadaşım en başta sinir cizme konusunda yanlis davrandi bana göre. Kocasının zaten öyle bir siniri  olmamış ama arkadaşım da yanlış davrandı. Evlenmeden önce bana anlattığında tuhaf gelmişti bu şart olayı hani kayinvalide ve peder genç insanlar size niye böyle bir şart sunuyor evi alma durumu var şimdi degilse bile sonra alacak mali mülkü zaten altı üstü 2 çocuk var onlara kalacak niye böyle bir saçmalık var diye düşündüm ama aileler anlaşmış olduğu için ben düşüncemi soyledim geçtim sadece(yani bana kalsa aile o evi zaten alacaktı birlikte yaşama olayını kabul etmeyeceklerdi orda bir zafiyet gösterip bir sömürüyü kabul etmişler ve bu sorunun hiçbiri olmayacaktı belki de). Ben şahsen ayrılmalarını istemem arkadaşı olarak ama ailesi de çekilecek cile gibi değil arkadaşım ev içinde birçok şeyi alttan alıyor sesini çıkarmıyor ben de çok şaşırıyorum böyle yapmasına. Ev işi ve yemek dışında hep odasında takılıyormus kocası gelince o da öyle yapıyormus. Kocasının gözünü açtığı başka durumlar da oldu anlattigina göre ama aile konusunu cozemediler. Çocuk karısına hak verse de hani karar alıp uygulayacak durumda değil henüz senin de dediğin gibi abla yanina çekmesi lazım kocasını . Bu arada çocuk birkaç yıl önce babadan ayrı  kendi işini kurmuş ama yine o ileriyi dusunememesinden dolayı üstüne dusmeyip batirmış işi  şimdi de tekrar ozgunven kazanması lazım belki de.

Arkadaşımın yaptığı hatalardan biri bana göre çok şikayet etmesi..hani sonuna kadar haklı da olsa bu kadar söylenmek ise yaramıyor demek ki ve dırdırci olarak görünüyor belki de bilmiyorum. Bazen bir sorunun çözümü çok basit oluyyo ama insanlar o çözüme asla dokunmadan etrafında debelenip duruyorlar gibi geliyor.

Arkadaşım bir kadın olarak güzeldir bu arada isve cilve işinde de iyi senin sunduğun çözümü ona da ileteceğim🌼

Asyranta (26 yaşında) 2 hafta önce yazdı:

Kafada bitirdim, haberi yok. Daha doğrusu bir süre ortadan kayboldum, no contact.

O her buluşmak istediğinde buluşuyoruz ama ben buluşma teklif ettiğimde habire bir bahane sunduğunu, üstelik mesajlarıma da geç cevap verdiğini fark ettim. Yarın şehre dönüyorum dedim, buluşalım bile demeden hemen bir bahane.

Ayrıca nasıl bir egosu varsa kime gidersem gideyim eninde sonunda kendisine döneceğimi biliyormuş, öyle demişti. Bu konuda ne kadar feci bir şekilde duvara toslayacağından haberi yok garibin. Otur dediğimde oturan kalk dediğimde kalkan bir Seyyar sanıyor kendini. Onu bile üç yılın sonunda hayatımdan çıkarmışım, bu oğlana kim bilir neler yaparım.

Başlarda varlığı bana iyi gelmişti. Artık haftada bir gününü bile bana ayırmadığı için buz gibi soğudum uzaklaştım. Ona aldığım hediye de öylece kaldı. Tatsız...

Asyranta (26 yaşında) 2 gün önce yazdı:

Onu kafadan silmem hayra alametmiş Cıvıtık. Meğer sinir sistemim, vücudum alarm verip beni korumaya almış haberim yok. O kendine hakim, sınırları olan, düzgün dediğim insanın içinden çok yoğun aşağılık kompleksi olan, güvenilmez biri çıktı. Annem “kompleksli bu çocuk” dediğinde hiç ciddiye almamıştım. Önemsememiştim. Kimle ilgili ne yorum yaptıysa eninde sonunda doğru çıktı. Bazılarında hemfikirdim gerçi.

Aldatmadı ama iştekilerle çıktığımız bir gece, aldatıldığım zamanlardan da beter hissettiren bir yılanlık yaptı. Aldatmasını yeğlerdim. Ayıldığımda onunla artık görüşmek istemediğimi söyledim. Ayrıca bazı arkadaş sandıklarımın da arkadaşım olmadığını gördüm. Sinsi bir enerji aldığım insanlarla ilgili hissettiklerimin doğru olduğunu gördüm.

Günlerce kendime gelemedim, aynadaki yaşam enerjisi çalınmış kızdan nefret ettim dikkatli olmayıp öyle bir herife anlık zayıflıkla tutulduğu için. Daha önce yamyam gibi heriflerle de zaman geçirdim ama onlara aşık olmuyordum. Ola ola buna mı oldun salaaaaakkk diyorum kendi kendime.

Onu iş yerinde tamamen görmezden gelip kendimi aşırı çalışmaya verdim, devrelerim yandı, olmadık yerlerde ağladım, içki aldım eve. Dışarıda rezalet çıkaracağıma evde çıkarayım daha iyi.

Kankam yalnız kalıp kafa dinlemem gerektiğini söylediğinde ona katılsam da ben bunu daha önce iki yıl yaptım zaten, dahasına gerek yok. Engelli olmasına rağmen bir yıldır her ay istikrarlı bir şekilde ulaşmaya çalışan birinin sonunda gelmesine izin verdim. Onun o saçma takıntısı geçene kadar, ben de kendimi toparlayana kadar hayatımda kalsın.

Her hafta temizlediği evi, renk tonlarına göre dizdiği gömlekleri ve doymak bilmez libidosu hasar almış bünyeme iyi geldi. Onunla huysuz ve sivri dilli olduğu için ilerlememişti. Hafta sonları çok bakımlı ve enerjiksem, hafta içleri tam tersi, depresyondayım. Son yaşadıklarımdan sonra böyle. Çökkün gözlerimi, yağlanmış saçlarımı, makyajsız halimi, uyumsuz iç çamaşırlarımı görünce laf eder sanmıştım, hiçbir şey demedi. Onun hayatında, ona destek olmamı istiyor bense bunu istediğimi söyleyemem. Kendimi iyi hissettirip, o gecenin kalıntılarını yüzey temizleyiciyi döküp hortumla foşur foşur yıkadı, niyetim buydu sadece. Şu sıralar hayatıma girmeye çalışan en centilmen erkekten bile bir fenalık beklediğim için, ne kadar sevgi dolu davranırlarsa davransınlar onlarla ilgili hiçbir plan yapmıyorum ve beklentiye girmiyorum. Sadece kendimin derdindeyim. Tıpkı erkekler gibi.

Bu şans faktörünü çok hafife alıyoruz. Çabayla da olacak iş değil sanki. Body count’u sıfır uslu kız da oldum, libidosu yüksek çapkın kadın da. Tek eşli de oldum çok eşli de. Kötülük de ettim iyilik de. Galiba iyi kötü her yolu denedim. Daha otuz bile değilim ama bir şeylerin hiç olmayacağını kabullendim artık. Bu işler tamamen baht, şans meselesiymiş. Uzun zamandır yaşlılığımda da tek başıma kendime bakabilecek, kimseye muhtaç olmayacak kadar sağlıklı yaşamaya odaklanmış durumdaydım zaten, iyi ki uzunca bir süre bunu devam ettirmişim diyorum. Ne bir adamın fenalıklarına otuz yıl katlanabilirim ne de çocuk zırıltısına tahammülüm var. Haziranda güle oynaya istifamı vermeyi düşünüyorum, para biriktirip bir süre kabuğuma çekileceğim.

<3

TonySoprano (28 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

Abla eski sevgiliden alınan hediye geri iade edilir mi? 1 ay önce falan ayrıldık zorlama bir ilişkiydi zaten bana ilk buluşmamızda saat almıştı. Geri çevirmek istedim ısrar etti mahcup olarak kabul ettim. Ama şuan ne kullanabiliyorum ne başkasına vermeye elim gidiyor iade etmek çocukça olabilir. Ne yapayım benle hiçbir türlü görüşmek istemiyor zaten 

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

Merhaba Tony, 

İlişkinin o kadar erken döneminde maddi bir hediyeye girerek kız hata yapmış, onun iade edebileceği zaman da geçmiştir zaten, ona versen düşük bir fiyata satmaktan başka bir şey yapamaz. Bence sende kalsın, zaman çok ilerleyip de hatıralarına duyarsızlaştıktan sonra kullanır mısın hediye mi edersin karar verirsin.

gothx20 (23 yaşında) 3 yıl önce yazdı:

abla pişman olduğum bir iliski yaşıyorum ve yaklaşık 15 gündür bitirmeye uğraşıyorum. iki yıllık sevgilimdi diyebilirim. 10 gün engelledim sonra bana başka yerden ulaştı falan. bitirmek istediğimi,  karakterlerimizin uyuşmadığını söylüyorum ama o ısrarla bitirmek istemiyor. her anlamda ilk kişiydi o ama ben bunu onun kadar umursamıyorum çünkü onunla bir gelecek gercekten düşünemiyorum. beni sevdiğini de düşünmüyorum.o ise bakirelik meselesine takılmış durumda. Sen bana aitsin, seninle yaşanmışlıklarımiz var, seni bırakmayacağımı biliyorsun diyor. Ona zaten söylüyorum bizim mental olarak anlaşmamız cinsellikten daha önemli bir şey diye ama o anlamıyor. onunla ilk ilişkimi yaşadım diye beni hayatında tutmaya çalışıyor. çıkmaza düştüm onun daha da hırslanmasını istemiyorum. yorum yapar mısın sana zahmet? çok teşekkür ederim şimdiden 

Mantıklı Kadın 3 yıl önce yazdı:

Öncelikle hemen belirteyim; tehlikeli olabilecek bir durumu sezmen durumunda hemen yetkililer veya güvenlik birimleriyle iletişime geçmeni tavsiye ederim. Ben sadece ilişki dinamikleri açısından kişisel yorumlarımı ileteceğim.

Ah yavrum ah. İşte bu toprakların en büyük problemlerinin başında, erkeklerin beta oluşu yönetemeyişi geliyor. Bazı betalar, kızlara bu şekilde takıntılı olurlar. Çünkü, alttan alta başka bir kıza erişemeyeceklerini düşünürler, bu da "ellerindeki" kızın onlardan ayrılması ihtimalini vahimleştirir. Bunun yanında, hep bahsettiğim, babalık karışmaması güdüsünün erkekleri aşırı sahiplenmeye itmesi de var.

Eğer bu kişinin seni bulması, taciz etmesi, başına bela olması gibi bir olasılık görüyorsan ve bundan korkuyorsan, yapman gereken onun seni beğenmemesi üzerine birkaç haftalık bir strateji yapman. Onu seni terk edecek duruma getirmen.

Bu da şöyle: ilk olarak inanamayacaksın ama barışmış gibi yapacaksın. Ancak bu yeni sen çok müşkülpesent olacak. Zor güleceksin, pek beğenmeyeceksin, mızmız olacaksın, gereksiz derecede şikayetçi ve geveze olacaksın. Bıcır bıcırın tersi olacaksın yani. Arkadaşlarıyla geçirdiği zamanı kıskanıyor gibi davranacaksın. Aşırı talepkar olacaksın. Maddi hediye talep edeceksin. İkincisi, evlenilecek kız imajını yıkmak için, erkeklerle alakalı olmayan defolar göstereceksin, erkeklerle sakın kıskandırma, tehlikeli. Mesela, ev işi yapmak ya da aile-bebek sevmek gibi domestik özelliklerinin tersini göstereceksin. Üçüncü olarak, kişisel bakımını azaltacaksın. Paspal olacaksın. 

Karakterin bozulacak yani. Ama, aşırı karikatürize ve hemen hepsini bir arada yapma. Bunu bir persona gibi düşün, keyfini çıkar. 

Bunları yaparken, altın vuruş ne olurdu biliyor musun? İnternet üzerinden bir fake kız hesabıyla ona birkaç hafta sonra yürüyebilirdin. Hatta, çok dikkatini çekmeyecekse, iki hesap da olabilir. Mail adresleri gerçek adresin değil, sahte adresler olsun. Alternatifi olduğunu hisseden bir erkek, kendini salmış ve somurtkan bir kızda ısrar eder mı sence?

Ancak sakın bu profilleri ifşa etme, beni aldatıyorsun diye yüzüne vurma. Yine peşine düşer. Bırak o seni terk etsin. Pek de sürmez zaten. Şu an sen değerlisin, o değersiz. Sen değerini düşür, onu da değerli hissettir. O seni terk eder. Terk edilince kız hesaplarını hemen bırakma.

Yalnız, terk edildikten sonra seni bir süre takip edebilir, fake hesap kartını kullanmış olursan onlara ulaşamamaya başlayınca sana döner. Bunu yaparsa aynı gıcık personanla biraz peşinden koşabilirsin telefon aramalarıyla. Peşten koşan iticileşir.

Zaten giremezsin de, yeni ilişki işlerine bir süre bulaşma.

gothx20 (23 yaşında) 3 yıl önce yazdı:

Ay abla çok sağ ol bunları denicem inşallah vazgeçer. ama taciz gibi bir şey mümkün değil de beni kafa olarak bunaltacagi kesin o yüzden denicem. Allah razı olsun sendennn  😚 ama bu paspal gözükme çabaları hiç hoşuma gitmeyecek :/ kendi öz güvenim düşebilir 

gothx20 (23 yaşında) 3 yıl önce yazdı:

ama bunu sürdürebilir miyim bilmiyorum, haftalara yayılan bir şey 9lacak.  istikrarsız bir insanım. yine de denicem. 

Mantıklı Kadın 3 yıl önce yazdı:

Beklediğinden çabuk da sonuç verebilir. Ancak onu istemiyormuşsun gibi davranman ve onun giderek ısrar etmesi bence senin rol de olsa kontrolünde olan bir süreçten daha kötü bir ihtimal. Görüşmeme ihtimalin varsa ve seni takip edemeyecekse dört koldan engelleyebilirsin ama işte bana o ihtimal biraz tehlikeli geliyor. O risktense bunu denemeye değer bence.

gothx20 (23 yaşında) 3 yıl önce yazdı:

görüşmeme ihtimalim var çünkü şu an farklı sehirlerdeyiz ama takip etme kısmı yatti 2 gün önce maalesef çünkü ben onu her yerden engellememe, mesaj isteklerini kapatmama,  kardesimden bile engellememe rağmen o annesinin hesabından kardeşime yazmış. Ve ailemi karıştırdığı için engelleri kaldırmak durumunda kaldım. bir daha da o topa girmem. millet ne güzel engelliyor kimse de yazmıyor ama biz engelliyoruz işler daha da budaklaniyor. ama halledicem abla, dediğin kafama yattı. en yakın arkadaşlarım bile direkt engellemenin ise yarayacağını söylüyorlardı ama gördük. Sen bu işin resmen kitabını yazdığın için seni dinlicem. 

Mantıklı Kadın 3 yıl önce yazdı:

Bu kadar ısrarcı olmasından değer algılarınızda ciddi problem olduğunu gördüm çünkü. Başka kızlar, kolay kurtulanlar erkek tarafından o kadar da değerli görülmeyen, erkeğin başka bir kızı sevgilisinin yerine koyabileceğini düşündüğü vakalar oluyor. Bu devirde sizlerin ilişkliye bakire başlamanız bile bu konuya takık olan erkekler için "bir daha böylesini nasıl bulacağım" deme sebebi. Neyse çok düşünme, gözün korkmasın, tiyatro oyunu gibi bak sen bu işe. Kaçmaktan daha az riskli.

gothx20 (23 yaşında) 3 yıl önce yazdı:

Bu açıdan hic bakmamıştım abla, sağ ol. 

gothx20 (23 yaşında) 3 yıl önce yazdı:

Bu arada tekrar okuyunca fark ettim, değer algısında problem olması ne demek abla? 

Mantıklı Kadın 3 yıl önce yazdı:

Kendini çok değersiz ve çaresiz görmesi, seni de eşi benzeri olmayan ve hayatta bir daha denk gelmeyeceği bir kadın değerinde görmesi.

gothx20 (23 yaşında) 3 yıl önce yazdı:

anladım civitikkizz teşekkür ederim 

 

gothx20 (23 yaşında) 3 yıl önce yazdı:

abla, hayatımdaki kişi bana her anlamda her seyi deneyimletmis kisi, o benim ilk aşkım. o yüzden ona değer veriyorum ve hayatımda ama bir gün telefonda çok fena kavga ettik ve bana o.. ile başlayan hakareti etti. sonra aradi tekrar özür diledi gecesinde yine özür diledi. önceden diyordu ki ben istediğim surece benimsin falan filan ama o günün gecesi istersen benimle konuşmak iste ister isteme özür dilerim cart curt. kendime bunu kabullenmeyi yakıştıramıyorum düşününce ama bilmiyorum  devam da ediyorum. çıkmaza düştüm. sitede bu konuyla en uyusan başlık bu olduğu için buraya yazmak zorunda kaldım. teşekkür ederim şimdiden yorum yaparsan. 

Mantıklı Kadın 3 yıl önce yazdı:

İlkin olmasına gereğinden yüksek anlam yüklememelisin bir kere. Tek bir küfürden ayrılmalısın/ayrılmamalısın demem ancak ilişkinin genelinde başka kusurlar görüyorsan ilk aşkım diyerek ilişkini olumlama. Küfürleşmek, birbirine ya da ailelere hakaret bence ciddi bir red flag. Biraz kendini geri çek, sinirlendirecek tavırlar değil ama soğukluk göster ve öfkesini yönetme sürecini gözlemle derim. İnsanlar kötü huylarını bırakabiliyor. Özsaygını sorgulaman için eğer tüm olay bu ise şu an erken derim. Pişmanlık görmelisin yine de.

gothx20 (23 yaşında) 3 yıl önce yazdı:

çok teşekkür ederimm abla, genel olarak insanlarda ya hep ya hiç mantığı var. şimdilik zamana bırakacağım çünkü üstünden geçti ben de tavrımı koydum. bakalım onun hareketleri gösterecek artık. 

Mantıklı Kadın 3 yıl önce yazdı:

Hatasız kul olmaz. Seni kaybedeceğini anladığı halde hatasını düzeltmeye gayretli olmayanlar olur ve onlar bırakılmalıdır. Gayret görülüyorsa zaman verilmeli, ama uzun süre lafta kalıyorsa gene bırakılmalıdır. Artık ilişkideki yaşanmışlığa göre ne kadar beklenir, beklenmez orası çifte kalır. Zor bir denge ancak terk etmek gereğinden kolay olmamalı, çünkü ilk cümlede dediğim gibi hatasız kul olmaz, büyük olmayan hatalara bakarak terk edecek isek kendimiz ilişkilere layık olamayacağımız gibi kimseyi de yanımızda tutamayız.