Prensipli Kadının Seks Hayatının Seyri

Seks

20’li yaşlar, ortalama bir kadının en eforsuz biçimde güzel görüneceği, ayrıca en doğurgan olduğu yaşlar. O yüzden erkeklerin bir kısmı şunu düşününüyor ve savunuyor: en hedonistik seks 20’li yaşlarındaki genç kızlarla yaşanır. Sekste prensipleri olması gerektiğini düşünen erkekler de bu fikre kapılmaya meyilli. Ancak, prensipleri olan bir erkekseniz partner olarak da prensipli bir kadını önceliyor olmanız gerekir ve onların cinsel yaşamıyla ilgili söyleyeceklerim var…

Bu hayatta cinselliğini duygusal yaşamından önceye almamış bir kadın olarak söylemem gerekir ki, bu seyirde 20’li yaşlar kadın için cinselliğin zirvesi değil. Dediğim gibi, erkeklerin bunu duymaktan belki de hoşlanmayacaklarını biliyorum. Çünkü onlar görüntü olarak en tatmin edici buldukları yaşın cinsel beceri ve hevesle de birleşmesini umacak kadar bencilce bakacaklardır elbet.

Aslında, akıllı olanlar görür ki bu tek eşli ilişkiler açısından iyi bir şey. Doğurganlık ve güzellik 20’lerinde, seks isteğin ve becerin de 30’larında zirveyi görerek seni 20 yıl boyunca gayet de istenecek bir partner kılıyor bu durum. Tabi ki yetinmeyi bileceğe.

20’lerinde seks hormonların tavan seviyesinde değil, o yüzden cinsel hayatın olsa dahi bunun zenginleşmesi derdin pek olmuyor, arayışta değilsin çünkü; erkekler bu konuda seni manipüle etmiyor, onları elinde tutmak amacıyla seksi kullanmıyor, profesyonel olarak bu işi yapmıyorsan... Biliyorsunuz ki bu davranışların tamamı benim çizgim dışında zaten. Ayrıca, büyük ihtimal güzelliğinden ve seksapalitenden memnunsun, ilgi görüp onaylanıyorsun da. Bu senin gelişmek konusunda motivasyonunu kırıyor. Mesela, özel bir merak, özel bir estetik beğeni geliştirmediği sürece çoğu 20’likte günlük hayatta güzel iç çamaşırı giyme merakı, prensibi olmaz.

Kadınların 30'lu yaşlarında, 20’lerinde akıllı ve prensipli olan çoğu evli oluyor ve cinsel pazarda bulunmuyorlar. Evli insanlar malumunuz cinsel hayatlarını pek anlatmazlar, özellikle de erkekler eşleriyle ilgili hiçbir şeyi anlatmaz etrafına. En azından bir sorun olup da yardım aramadıkları sürece. Dolayısıyla da, 30’ların evlilikte cinsellik açısından ne kadar verimli bir dönem olabileceği pek konuşulmuyor.

Zaten, 30’lu yaşlarla ilgili şöyle bir şey var ki evliliğin görevleri ve çocuk yüzünden çok az kadın 30’ların hormonlarına etkisini olabildiğince yaşayabiliyor. Kendini kadın kimliğiyle var edemiyor ki, o bir anne oluyor.

Annelik, kadın güzelliğindeki en büyük dönüm noktası. Yaş almaktan çok daha keskin sonuçları var. Kadınların azımsanmayacak kısmı doğum kilosundan muzdarip oluyor, ayrıca bebek bakımı yüzünden kendi bakımsız kalıyor. Aslında erken ve az sayıda doğurmak daha az deforme ediyor. 20’ler sonrası doğumun fiziksel etkilerinden kurtulmak, 30-40’larda kurtulmaktan çok daha kolay. Bu hususta da tabi sosyal ve ekonomik engeller var günümüzde.

Kadının hayattaki yükü gerçekten ağır. Saygı göreceğimize, çoğumuz güzelliğimiz -hem de erkeğin çocuğunu doğururken- kalmadı diye aldatılıyoruz. Redpill’i götünden anlayanlar da bundan utanmak yerine “kadının pazar değeri düşüp erkeğinki yükselirken tabi ki böyle yapacağız” diyorlar pişkin pişkin. Neyse, sinirimi bozmak istemiyorum. Biz yüzümüzü prensipli insanlara çevirelim yine.

Demem o ki, kadınların 30’lu yaşlardaki seks potansiyeli açısından ortada bir çocuk ve beden deformasyonu talihsizliği var, çiftin bu yıllarda tavan yapan seks hormonlarının sağladığı potansiyeli ortaya çıkarmak için akışın tersine uğraşması gerekiyor. Potansiyelini yaşatabilmek açısından kadına yapabileceğiniz katkıları yazayım;

  • Kafasının rahat olması için hayatın yükleri altında edilmediğinden ve kendine zaman ayırabildiğinden emin olmak,
  • Bakımlı olması için teşvik etmek ve ihtiyacı varsa maddi zemini sağlamak,
  • Süslenme ihtimali olacağı ve güzel olduğunu hatırlayacağı organizasyonlara götürmek,
  • Fiziksel şakalaşmalar, teması hep sürdürmek,
  • Az biraz da alkol ve bolca müziğin hayatınızda olması
  • Çift olarak cinsellik üzerine açık sohbet etmek
  • Birlikte cinsel dozu yüksek şeyler izlemek,
  • Kadına fantezi çamaşır hediye etmek,
  • Yeterince çocuğunuz olduğundan kesin olarak eminseniz kadının tüplerini bağlatmak suretiyle gebelik korkusundan ve korunma yöntemlerinden tamamen kurtulmanız.

Tabi burada yazdıklarımın tamamı cinsel potansiyelinizi meşguliyet ve yoğunluktan dolayı yaşayamama senaryosuna ilişkin. Aşağıya iliştirdiğim seks hayatınız düşüşteyse ne yapmalı yazımda, ilişkinizde kadın-erkek dengesinin temelden bozulması üzerine yazdım, o denge sağlıklı olmadığı sürece bu tarz yüzeysel denemeler çok kısa süreli başarılar sağlayabilir ancak. 

Bir kadının cinsel hayatının seyri 30-40'larında zirveyi görür. Doğurganlığının son yıllarında yani. Belki de bu, çocuk sahibi olmak için son şanslarını kullanacağını bilen bedenimizin bize oynadığı bir oyundur... O dönemi iyi değerlendirin sevgili okurlar.

Yorumlar

eva (32 yaşında) 5 ay önce yazdı:

merhaba cıvıtık ablam, en son yorumun altından burayı buldum biraz içimi dökeceğim yazıyı okumadım konuyla alakalı alakasız söyleyeceklerim var. ben gerçekten çok yoruldum. yalnızlıktan denk gelememekten  denk geldiğim onlarca adamdan tatmin olamamaktan çok yoruldum. tatmin derken tercih edememek. muhafazakar bir kızım. bu yaşa kadar sadece evlilik görüşmesi yaptım. yer yer flörtler var ama malum değerlerim hasebiyle hep bir sınır ve mesafe koruma mevcut. fakat bugün tüm değerlerim ve hormonlarım bir savaş halinde. bedenim erkek arzuluyor. birleşmek, sex yapmak hunharca sevişmek istiyorum ama tabii eşimle. yani evlenmek istiyorum. ama arzuladığım adamla! bunun için ne yapıyorsun eş pazarında ne durumdasın dersen o kadar çok taliplim var ki artık gerçekten kendimi keseceğim. ipini koparan evlenmek istiyor sanki benimle, zengin fakir dindar dinsiz... çok yoruldum. talip, bekar ve muhafazakar bir kadın için bir nimet bunun farkındaım kapıyıçalan kimse olmasaydı bu daha yıkıcı olurduama ben gerçekten yoruldum. ince eleyip sık dokumaktan da yoruldum cezbedici bir aday çıkmamasından da. inan çevremde hoşlandığım biri olsa adım bile atarım bıçak kemiğe dayandı ama çevremde öyle biri de yok. dişime dokunur kimse yok. gelenlerle deniyorum ama o kadar hevessiz oluyorum ki çoğu zaman karşı taraf artık isyan ediyor benim buzdolabı halimden oysa içim cayır cayır. bir hoşlansam adamın üstüne atlıycam. tek istediğim biraz karizma biraz kariyer biraz efendilik bak bunlardan biri cezbetse okeyim. ama yok. cezbedici hiçbir şey yok. dümdüz adamlar. ve sıfır hevesim var. haftada 3 adam geri çeviriyorum. evlenmek için evlenilir mi? tatmin olmadığım bir adama tahammül edebilir miyim? reddetmekten o kadar yoruldum ki artık date bile çıkmadan eliyorum adamları. Allahtan erkekler çok kinci değil, beddua fln almıyorum inşallah. böyle bunları yazınca da çok absürt oldu. ne biçim dertler var. ama var işte. ooff

Mantıklı Kadın 3 ay önce yazdı:

Eva, gerçek hayat dışında erkeklere bakıyor musun, sokakta? Aktörlere, instagram fenomenlerine? Roman okuyor musun? Hayran olduğun erkekler var mı? İlişkin varmış gibi gündüz düşleri kuruyor musun? Eğer böyle alışkanlıkların varsa bırakmanı önerebilirim sadece. Çünkü sen kendini uyarıcı şeylerle uyardığın sürece, onun gibi uyarmak için tasarlanmışlar haricinden uyarılmamaya a.k.a tercih edememeye başlarsın.

Asyranta (25 yaşında) 3 ay önce yazdı:

Aşırı idealize etme ve hayranlık duyulan ünlüler dışında birkaç ihtimal daha sayabiliriz.

1) Talipler malum, "kaçırmayayım gül gibi kızı" deyip acele ediyorlar. Buldumcuk olmuş adamlara da bir kadın nasıl gerçek bir hoşlantı veya arzu duyacak ki? Adamlar istiyor ki kadın beni hemen sevsin evlenelim. Oldu beyzadem.

2) Yetiştirilme tarzı ne kadar sıkı ve muhafazakar olursa olsun, tatlı ve heyecanlı bir aşk ilişkisini ciddi ve düzenli ilişkiye tercih etme fikrini daha çekici buluyor. Muhtemelen yıllarca bastırdı bu isteği.

3) Gençken o tatlı hisleri biriyle deneyimlemeyenler yetişkin hayatındaki ilişkilerinde çok ciddi bir özlem ve arayış içinde oluyor. Evlenip çoluğa çocuğa karışsa da bitmeyen türden.

Kadın aşk meşk tutku ihtiras beklerken, adamlar kendi potansiyellerine bakmadan, muhtemelen onları parlatmadan "iyi kız, temiz kız, yemeğimi yapar, donumu yıkar, bebemi de doğurur" hayalleriyle koştur koştur talip olmuşlar Cıvıtık.

4) Demem o ki talipler onu bir "potaniyel bir eş ve anne" olarak görüyor, "kadın" olarak görmüyor ve en önemlisi, bunun farkında olarak yaklaşmıyorlar ona. Önemsiz gibi görünse de can sıkıcı bir durum.

Eli yüzü düzgün ailesi iyi kızlara nitelikli niteliksiz tüm adamlar talip oluyor "ben gerçekten bu kadına layık olacak özelliklere sahip miyim?/Onun ekonomik, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalibrede bir insan mıyım?" diye sorgulamaksızın. Bu çok yaygın. 5) Eva'yı bu durumun getirdiği denk olmama hali ve düşüncesizlik de itiyor olabilir.

Alpago (24 yaşında) 3 ay önce yazdı:

Kendinizi çok mükemmel görüyorsunuz. 

Acaba kadınlar erkekleri baba olarak görmüyor mu? Kriter sebeplerini sıralarken en iyi baba için bunlar şart diye neden sunmuyor musunuz mesela? 

Aynı şeyi zaten siz yapıyorsunuz. Kadın, çocuklarına baba; erkek de anne arıyor. Gayet doğal. Evlilik bencilliğe müsaade eden bir kurum değildir. Evli olacaksanız kendi güdülerinizi ve isteklerinizi iyi tartmak zorundasınız. 

Asyranta (25 yaşında) 3 ay önce yazdı:

Böyle idealist düşününce evlilik hepimize çok saygıdeğer bir kurum gibi geliyor da, gerçekte çevreye baktığım zaman içine toksiklik, bencillik ucundan kıyısından karışmamış tek bir evlilik görmedim.

Bir konuda ihtimal sıralarken bile konu mükemmelliğe (?) geldi. Hangi alanda mükemmel görüyormuş kadınlar kendilerini? Merak ettik şimdi :)

Kadınlar çocuğuna sadece iyi bir baba aramıyor ki, o babanın aynı zamanda kendisinin bağlılık ve hayranlık duyacağı bir erkek olmasına da ihtiyacı var.

Hayatındaki kadının sadece anne rolünde kalmasını isteyeceğinden emin misin? Bu durumda onun yaşayacağı mutsuzluğu geçtim sen bir erkek olarak evliliğinde eşinle nasıl tatmin olmuş ve mutlu hissedeceksin? Erkekler kadınlara annelik ve eş rolleriyle beraber, gerçek bir kadın gibi hissettirmezlerse kadınlar da onlara gerçek bir erkek gibi hissettirmekte zorlanıyor.

Siz evliliğinizde nasıl sadece "baba" olarak anılmak istemiyorsanız kadınlar da sadece "anne" olarak anılmak istemiyor, iki taraf için de bu biraz gurur kırıcı zaten. İlişkilerdeki tek rolünüz anne-baba değil sonuçta. Karı-koca olarak da birbirinize karşı görevleriniz olacak.

Alpago (24 yaşında) 3 ay önce yazdı:

"Eli yüzü düzgün ailesi iyi kızlara nitelikli niteliksiz tüm adamlar talip oluyor "ben gerçekten bu kadına layık olacak özelliklere sahip miyim?/Onun ekonomik, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalibrede bir insan mıyım?" diye sorgulamaksızın." 

Mesela kadınlar kendilerine "benim neyim var ki kriter koyuyorum? " Diyorlar mı? Mükemmel dediğin bu. Kendinizin mükemmel olduğunu zannedip çokça kriter sayıyorsunuz. Acaba o kriterleri isteyecek kalibrede miyim sorması gerekiyor kadınların. 

Evlilikte evet erkek kadın tek bir bakış ile birbirlerine olan sevgiyi yürütemezler.  Bu konuda tutarlısınız en azından, fikrinize katıldım. Ama üstteki paragrafı düşünün. 

Asyranta (25 yaşında) 3 ay önce yazdı:

"Mesela kadınlar kendilerine "benim neyim var ki kriter koyuyorum? " Diyorlar mı?"

Çoğu aile kız çocuklarını sıkı ve mükemmelliyetçi bir şekilde yetiştirdiği için kriter koymaya erken yaşta başlıyorlar kendi değerlerinden şüphe etmeksizin. Öyle yetiştiriliyorlar, doğru bildikleri bu.

Bunun dışında, bir insanın "Benim neyim var ki" demesi kendini aşağılamaktır, özgüvensizlik belirtisidir. "Bendeki nitelikler bunlar/şunlar, karşı tarafa da onları verebilirim" diyerek duruma el atarsa kendisiyle ilgili daha sağlıklı bir benlik algısına sahip olabilir, ilişkileri de olumlu etkilenir.

Herkesin karşısındaki insana sunabileceği nitelikleri var, mükemmel olması gerekmiyor. Bir insan hayatını ve prensiplerini düşünerek kriter sıralamalı.

"Benim ailem orta sınıf, gelirim iyi, bana da ailesi orta sınıf ve geliri iyi bir adam/kadın uygun olabilir", "Benim az ilişkim oldu, ben de benim gibi az ilişkisi olmuş bir insanla yapabileceğimi düşünüyorum." gibi gibi... Gözü çok yükseklerde olmayan, yetinebilen biri için bu mümkün.

Aşk kriter değil, çünkü kime aşık olacağını seçemezsin. Belki olurum düşüncesiyle birini hayatına alır, onu sevmeye çalışır ve buna alışmayı seçersen kriter olur. Bu durum da çoğu kadının işine gelmiyor, istemiyorlar.

Evet, kriter konusunda bazı kadınların -ve erkeklerin- gözü çok yüksekte. Müthişş yakışıklı/güzel olsun, müthişş zengin, yüksek dişil/eril enerjili olsun, yatakta her isteğime boyun eğsin, arabası ille de şu model olsun, olsun da olsun... Bu gruptan adam gibi bir ilişki isteyen orta halli erkek ve kadına hayır yok zaten.

Kadınların çok fazla şey beklediğini düşünen erkeklerin de ya bu gruptan ağzı yanıyor ya da çevresi, gördükleri/okudukları/duydukları korkutuyor.

Bir grup insan da -geneli kadın- "iyi kötü beğenebileceğim, kafamın uyuştuğu, iyi kazanan, hoş ve sadık birini bulabilir miyim?" diye soruyor kendine.

Mantık evliliği yapmak istemiyorsa kimse kendine ve yaşayışına uygun olmadığını fark ettiği, "ben bu insanla yapamam/istemiyorum" diye düşündüğü, his beslemediği insana evet demek zorunda değil.

Çevremdeki ve hayatımdaki insanlardan gözlemlediklerim bunlar. Hemcinslerimi anlıyor olmam ilişkilerimizden beklentilerimizin aynı olduğu veya onlarla hemfikir olduğum anlamına gelmiyor elbette, bir tutarsızlık varsa da bundan. Cıvıtık erkeklerin ve kadınların beklentileriyle alakalı daha çeşitli örnekler verebilir sana. Sanırım bununla ilgili de bir yazısı vardı zaten.

Alpago (24 yaşında) 3 ay önce yazdı:

İlk  yazdığınıza binaen eleştirmiştim zaten. Ancak bu yazdıklarınız doğru şeyler. Etrafta kadınların çoğu "bana denk birisi" yok diyerek hava atma derdinde. 

"Bunun dışında, bir insanın "Benim neyim var ki" demesi kendini aşağılamaktır, özgüvensizlik belirtisidir. "Bendeki nitelikler bunlar/şunlar, karşı tarafa da onları verebilirim" diyerek duruma el atarsa kendisiyle ilgili daha sağlıklı bir benlik algısına sahip olabilir, ilişkileri de olumlu etkilenir" 

Neyim var ki demek en azından narsizmi önler. Ayrıca insanın kendisindeki özellikleri bulabilmesi için aşağılama olarak değerlendirmemek lazım. Bende neler var? diye sorması lazım kadınların. 

Asyranta (25 yaşında) 5 ay önce yazdı:

Genç kızlar kendini iyi hissetmek, beden algılarında olumlu bir değişiklik yapmak istiyorlarsa iç çamaşırından başlamalılar. Çekmecenin dibinde özel bir günde giyerim diye sakladığınız o güzel çamaşırlarınızı günlük hayatınızda da giyin, enerjiniz olumlu yönde değişir. Düzenli ilişkiniz varsa çekmecenizde kalitelisinden bir jartiyer takımınızın olmasında da fayda var.

Bendeki güzel çamaşır merakı 18-19 yaşlarımda başlamıştı. Yüksek libidomun ve erken başlayan cinsel hayatımın bir sonucu olarak.

Şu yaşlarımda hala ilk günkü gibi istekliysem 30-40larda kendimi düşünemiyorum. Müstakbel kocam -eğer ölmediyse- şanslı bir herif.

---

Sana biraz içimi dökmeye geldim Cıvıtık.

O kadar ilişki travmasına rağmen bir şekilde güçlü kalmamın, antidepresanlar ve ex takıntıları içinde delirmememin sebebi, cinselliği en başından beri erkeği ilişkiye/evliliğe ikna edecek bir şey olarak görmemem sanırım.

Birinden çok mu hoşlanıyorum? Sevişmek isterim, sonuçta insanım, dürtü sahibiyim ve bencilim. Seksi adam benimle sevgili olsun/evlensin beklentisiyle, onu kafalamak için yapmam. Bana ne? O kadar düşünmüyorum ki bunları, blogunda rüşvet seksi mevzusunu okurken neeee tepkisi vermiştim.

Ben seks yoluyla düzenli ilişki yapma beklentisine girmesem de geçmişteki biri o olmayan beklentimin olma ihtimalinin, ihtimalinin de ihtimalini sildi çoktan.

Benimle 1 yıl düzenli görüşüp cinsellik yaşadıktan sonra gitmesi hiçbir erkek için o beklentiye girmemekle doğru karar verdiğimi daha iyi anlamamı sağladı. O zaman biraz üzülmüştüm, şimdi önemli buluyorum.

Şöyle bir düşünüyorum da, duygularımı sözel ifade etmekte hiç iyi olmadığımdan benim için sevgimi ifade etme biçimi oldu cinsellik. Dışarıya yansıttığının aksine özel hayatında sessiz birinin seni seviyorum deme şekli.

Ve karşımdakinin benim sayemde zevk aldığını gördükçe duygularıma karşılık buldum, sevildiğimi böyle hissettim, sevgi sözleri anlam ifade etmez havada kalır benim için. Yanımda olmalı ve bana dokunmalı o kişi, ben de aynısını yapabilmeliyim. Cinsel uyum iyi diye ilk uzun ilişkilerimin ne kadar toksik olduğunu umursamadığım olmuştu.

Karşımdakinden onu sevgilim yapacak kadar ciddiye almıyorsam/hoşlanmıyorsam -ki çoğu zaman böyle- ilişki beklemiyorum. Genelde biriyle başta nasıl ilerlemesini planladıysam gelecekte de öyle ilerliyor. O insanla ilgili fikrimi pek değiştirmiyorum, bende olumlu duygular oluşmamışsa onun da değiştirmesine izin vermiyorum.

Gerçi seviştikçe çapkın olsun veya olmasın adamın kendi kendine gelin güvey olmaya başladığını tecrübe ettiğimden, şu sıralar her ne kadar istesem de cinsellik odaklı tutkulu kısa ilişkiler kurmamaya gayret ediyorum. İşime gelirdi ama.

Zaten bir erkeği -cinsellik haricinde- her şeyiyle beğenmem çok, çok, çok nadir. Sıkıntı bir durum ama üzerine düşmüyorum. Zorla güzellik olmuyor.

<3

ne yazılrki buraya (25 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

Abla,

İyi güzel demişsin kadınların 30 undaki cinsel istek ve arzuları hakkında. Hatta ve hatta biz erkekelerin cinsel hayatlarını konuşmadıklarından da bahsetmişsin. Peki durum siz kadınlar için nasıl işliyor? Siz kendi aranızda bunları konuşuyor musunuz?

Sanırsam bir yazında çevrendeki dindar bir çiftin cinsel hayatlarının aktif ve iyi gittiğinden bahsetmiştin. Bu bilgiye nasıl vakıf oluyorsun mesela?

Sorumuda genişletmek istiyorum. Kadınlar eğer konuşuyorsa da gerçekten bu mevzuları konuşmalılar mı?

Erkekler için durum nasıl olmalı?

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

Ben şahsen konuşmadım. Benle konuşan da olmadı. Ancak başka kızlar arasında konuşuluyor olabilir. Dürüst olmak gerekirse sağlıklı değerlendirebileceğim, genelleme yapabileceğim kadar bilgim yok. 

Dindar çiftin birincisi elektriğini hissediyorum, kadınların hisleri çok kuvvetlidir. Birbirlerine bakışlarınsan, küçük şakalarından anlaşılıyor güreşmeye devam ettikleri. İkincisi, çocuk yapmaya devam etmelerinden ötürü arada erkeğe dair bir beğeni olduğunu öngörebiliyorsun. 

Cinselliğin yardım almak harici konuşulmasını önermiyorum. Her çiftin kendine dair bir seviyesi var. Bu seviye işi sen ilerledikçe geride kalanı beğenmeyeceğin bir şekilde işliyor ama o seviyede iken pek bir şeyin farkında olmuyorsun açıkçası. Yani cehalet mutluluktur süreçte. Kişilerin tasavvur genişletme ile o tasavvurlarını gerçekleştirme süreçlerinin uyumlu ilerlemesi gerekiyor, aksi cinsel tatminsizlik doğurur.

Erkeklerin sorunu varsa her şeyi internetten öğrenebilirler artık, başkasına sormaya gerek var mı, sanmıyorum.

Erkeklerin en çok konsantre olacağı şey kendi cinsel çekiciliklerine yatırım yapmak. Eşlerinden seks dilenme pozisyonuna düşmemeliler. Dırdır dediğimiz şeyin kadının söyledikleriyle alakalı değil kendilerini çekici bulmamakla alakalı olduğunu anlamalılar. Porno ve mastürbasyondan uzak durmalılar.