Arzunun Pazarlığı Olmaz mı?

Redpill Çizgisine Alternatifler

Kadınlar, popüler kültür yüzünden erkeklerde hangi nitelikleri önceleyecekleri, erkekleri neye göre seçecekleri meselesinde kendilerine zarar verir bir hale geldiler.

Bu yazımda belirttiğim üzere kadınlarda ikili bir beğenme durumu var. Bahsettiğim, bu iki erkek tipinden birer örneği birlikte elde etmek istiyoruz demek değil, böyle yorumlayan bazı insanlar var. Hayır. Biz, bir erkekte bu özelliklerin tümünü istiyoruz. Bir kadın; hem güzel gen sahibi, hem sağlıklı, hem çabalayan, hem de bağlanan ve babalık eden erkeği istiyor. Ancak, o yazıda da göreceksiniz ki, bu kriterlerden bazıları diğerlerinden daha ilkel kliklerden tetikleniyor.

Seçim yaparken bu özelliklerin hangisini daha öne alacağımızı ya kültür belirliyor, ya da yaşam şartları. Şu an kültür “en yakışıklı, kızların peşinden koştuğu” erkeği seçmesi konusunda gençlerin adeta beynini yıkıyor. Bu tip erkeklerin ya bağlanma-babalık becerilerine de sahip olacağı gibi ütopik bir resim çiziyor, ya da bu konuya hiç değinmiyor, önem vermiyor.

Kızlar, böyle bir dünya yok. Bu erkekler harika filan değil. Bu hayal, geçersiz bir mavi hap propogandası. Bu hayale kapılmanız, sizi bu tip erkekler tarafından kullanılıp atıla atıla, aldatıla aldatıla burnunuzun sürtüp doğru sıralamayı yapmayı öğreneceğiniz bir gençliğe mahkum ediyor.

Erkekler, özellikle inceller kadınlar için tipin, skorun ne kadar önemli olduğunu ifade edip dursalar da, onların aslında ifade etmeye çalıştığı şey günümüz popüler kültüründe bunların ne kadar önemli olduğudur. Kadın doğası açısından tip o kadar önemli değildir, güzel bir artıdır. Tercih edilirlik önemlidir, ancak erkeğin kendini tercih eden tüm kadınlara dönmüş olması bağlanma becerisinin olmadığını göstermesi açısından eksidir.

Kadın için erkeğin birçok niteliğinin karışımı önemlidir. Tip konusunda daha şekilci olan asıl erkeklerdir. Zira kadından doğurganlık ve güzellik harici bir özellik beklemezler. Kadınlarsa erkeklerden sağlayıcılık ve ailesini sahiplenme beklerler. Kadınların ailesini sahiplenmesi, kadının uzun gebelik süreci ve sınırlı sayıda çocuk sahibi olması durumları onu buna mecbur ettiği için erkeklerin dert etmesi gereken bir konu olmamıştır. Kadın, zaten ailesini ve çocuklarını sahiplenmek zorunda olmuştur.

Tip bir kadın için ortalama da olsa yeterlidir. Ortalama yakışıklılıkta bir erkeği, ortamın çapkını olmayan bir erkeği diğer nitelikleri de geçer not alan bir erkekse samimi olarak beğenme olasılığı tüm kadınlarda vardır. Ancak, bu kadınların öncelik sıralamasını doğru yapmış olmaları ve aşırı güdüsel davranan kadınlar olmaması gerekir.

Manosfer der ki “arzunun pazarlığı olmaz”.

Olur.

Bir kadının arzuyla yani ilkel yönüyle seçim yapıyor olması yanlıştır. Hatta diyebilirim ki kadının en ilkel şekilde arzuladığı erkek, iyi bir ilişki için yanlış seçimdir. İlişki sunmayacağı için de kadının boş yere skorunu yükselterek değerinin düşmesine aracı olurlar. Bu yüzden, kadınlar bu tip erkeklerden kaçınmalıdır. Nasıl ki çok seksi bir kadın ilişki konusunda erkek tarafından elenir, çok fazla seçenekli, tecrübeli ve çekici erkek de kadın tarafından elenmelidir.

Madem arzunun pazarlığı olmaz, erkekler o zaman bizi taş çatlasa 40’ımızdan sonra nasıl arzulayacaklar peki? Nasıl duracaklar yahu bizimle? Evleniyorlar ama. Demek ki, arzunun pazarlığı olurmuş. Manosfer erkeklerinin evleniyor olması, arzunun pazarlığının olabiliyor olduğunun kanıtıdır.

Olmak zorunda.

Başka insanlar senin arzunu pazarlıkla satın alamaz. Ancak sen içinde arzunla pazarlık edebilirsin.

Erkekler arzusuz hayatı göze alıyorsa, biz kadınlar da alıyoruz. Onlar nasıl ilkel olarak en çok arzuladıkları kadından anne yapmıyorlarsa, bizler de en çok arzuladığımız erkeklerden baba yapmıyoruz zaten. Bunu gençken yapacağız. Onların bizi gençken gelip avlayarak bu yoldan uzak tutmalarına ihtiyacımız yok. 

Genç kızların en çok anlaması gereken mesele, arzuladığın için takıldığın her erkeğin istediğin ileride tüm nitelikleri optimum oranda birleştiren bir erkekle eşleşme ihtimalini düşürecek olmasıdır. Bunu biz anlattıkça, siz gençler anlıyorsunuz. Yazının başında paylaştığım linkte de, burada da açıkladım, erkekler güdüsel davranan kadınları, babalıklarını tehlikede hissettirdikleri için istemezler. Seçeneği olan erkek, böyle bir kadını eler, elemelidir de.

Hatta Redpill'in yarattığı oksimoronu görüyor musunuz? Redpill, hep dediğim gibi tamamen erkek merkezli. Erkeklerin kadınlarla ilişki kurması, bu ilişki başlangıcının hızlı olmasında hiçbir sorun görmediği için kadınlarla ilişki öncesi değil ilişki içinde tanışmayı öneriyor. Tabi bunu hem erkeğin havuzu-seçeneği geniş olsun, hem de kendini pek arzulamayan kadınlarla oyalanmasın diye yapıyor. Ancak, kaçırdığı nokta, kadın açısından hız zararlı. O yüzden, en bilinçli kadınların, arzusunun kölesi olmamış kadınların hızlı gitmemesi gerekiyor ve Redpill yöntemleri dolayısıyla aslında erkek için ideal olacak kadınları kitlesine eletiyor. Onun yaşadığı toplumda öyle kadınların çok az kalmış olması yanı sıra, kadınları neden aynı kefeye koyması gerekiyor, bu yazımda teorimi bildirmiştim. 

Modern kültüre kanan kızlar 30’larına geldi mi erkekteki bağlanma-babalık niteliğini de istemeyi öğreniyorlar zaten, ancak bu sefer önceki hayat tarzlarından ötürü erkeğin diğer niteliklerinden ödün vermek durumuna düşüyorlar.

Bir insan arzulamayı değil, arzusunu dinlemeyi değil beğenmeyi öğrenmelidir. Beğendiği insana duyduğu arzuyu yönetmeyi öğrenmelidir. Arzuyu öncelememeyi başaran insanlar en başarılı evlilikleri yapacak insanlardır.

Red flag dolu bir insana hissettiğiniz yönelim arzudur.

Beğendiğiniz bir insanda ise arzunuz ve red flagler arasında bir seçim yapmak zorunda hissetmiyor olmanız gerekir.

İşte biriyle eşleşmek için peşine düşmeniz gereken his budur.

Arzunun en babası sürse sürse o haliyle 3 yıl sürer. Zaman geçtikçe, yanımızda olan insana duyduğumuz arzu elimizde olmadan azalır. Arzuyu, rast gelirsek yeni insanlara duymaya başlarız. Genler, başkalarıyla karışmak ister. İnsan, kadın dahil ilkel seviyede tek eşli değildir. Arzusunun peşinde dolaşan insanın, polyamory yaşamasa bile birkaç senede bir partner değiştirdiği seri monogami düzeninde yaşaması gerekir. Arzu karga kılavuzdur, peşine düşenin huzuru olmaz.

Redpill'le bu konularda aramdaki uyuşmazlığın sebebi şu: Redpill monogami merkezli bir hayat görüşü değil, bir erkeğin yanında tutmak istediği sürece bir kadını yanında tutabilmesi ve onu yönetebilmesi amacında olan, merkeze erkeği alan bir düşünce sistemi. Bense, sürdürülebilir bir monogami ve aile kavramı ekseninde yazıyorum. Önceliklerimiz farklı. O yüzden de söylemimiz farklılaşıyor.

Kadın duygudur derler.

Bizim duygularımız 12bin yıldır bu üstte dediğimi yapabilecek şekilde şekilleniyor.

Kadın, asıl seçim ustasıdır. Seçmek bizim işimizdir. Yüzbinyıllardır biz seçiyoruz.

Erkekler bize bizi öğretmesin. Arzumuzu yönetmek, asıl bizim işimizdir.

Feminizm bize özgür seks pompalayacak diye kadını arzusunun kölesi etti sadece.

Size güveniyorum kızlar. Sizlerin erkeklerden dahi daha az güdüsel saiklerle seçim yapabileceğinizi biliyorum.

Yorumlar

Alpago (24 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Arzunun pazarlığı olmaz ile kastedilen bence erkeklerin bir kadına yatırım yaparak ona verici davranarak kendini beğendirme ve arzu ettirme çabası. Bu anlamda bir kadının bizden hoşlanması, ne kadar yatırım yaparsak yapalım kadının kendi içinden gelen arzusuna bağlıdır. Sanırım bu demek isteniyor redpillde. 

"Ancak, kaçırdığı nokta, kadın açısından hız zararlı. O yüzden, en bilinçli kadınların, arzusunun kölesi olmamış kadınların hızlı gitmemesi gerekiyor ve Redpill yöntemleri dolayısıyla aslında erkek için ideal olacak kadınları kitlesine eletiyor. " 

Burada şunu soracağım madem hız zararlı o zaman bu tanışma durumu friendzone olmadan nasıl olacak? Diğer türlü tanışma süresince erkekler oyalanmamaktan, duygusal yatırım yapmaktan nasıl kurtulacaklar? 

Son olarak şunı da cevaplayabilir misiniz : Daha hiçbir şey yokken en başta tanışma döneminde erkeklerin ilişkiye yatırım dengesi nasıl olmalı? 

 

Mantıklı Kadın 1 ay önce yazdı:

Burada şunu soracağım madem hız zararlı o zaman bu tanışma durumu friendzone olmadan nasıl olacak?

Friendzone, birbiriyle aynı ortamda bulunan, konuşan tanışan herkesin içinde bulunduğu alana denmez. Friendzone, bir kişi sizden hoşlandığını açıkladığında ona "arkadaş kalalım" dediğinizde onu düşürdüğünüz alandır. Yani tanışıklıktan ötesidir, bir tarafın karşılıksız bıraktığı bir ilgi vardır ortada. Eğer bir kıza yürümez veya sırf size aşık olsun diye ona ilgi, zaman gibi kaynaklar harcamazsanız henüz onun friendzoneunda değil, çevresindesiniz demektir. Hatta yürüdüğünüzde arkadaş kalalım derse bu teklifi reddedip yalnız görüşmeyi keserseniz de friendzonea düşmesziniz. Bir kızdan ilgi işareti görmeden onunla diğerlerinden fazla ilgilenmediğiniz sürece onun uydusu olmazsınız. Bu tamamen sizin kendi ilgi yönetiminize bakar. Bir kadının seninle ilgilenmesinin senin ona ilgi göstermenden geçmediğini özümsemiş bir erkeksen ve ilgiyi rüşvet olarak vermezsen friendzonea düşmezsin.

Kadınların niteliklere ilgi duyduğunu söylemiştim. Çevresinde olduğun bir kadın zaten niteliklerini görür ve beğenirse seninle ilgilenmeye başlar. İlgi işaretlerini okuyabilip kendi göstermeye başladığın cinsel ilgiyi kadına boca etmezsen iş ilerleyebilir.

Diğer türlü tanışma süresince erkekler oyalanmamaktan, duygusal yatırım yapmaktan nasıl kurtulacaklar? 

Kurtulamayacaklar ama pazarda erkeklerin durumunu riske etmek kadınların durumunu riske etmekten daha zararsız. Yani erkekler friendzona düşmesinler diye kadınların fuckzonea düşmesini tercih edemeyiz, bu tüm marketin sağlığını diğer senaryodan çok daha kötü etkiler, etkiliyor da. Kadınlarını kendinden dahi korumayan toplumlar yok olmaya mahkumdur çünkü hayat kadınlar üzerinden akar.

Daha hiçbir şey yokken en başta tanışma döneminde erkeklerin ilişkiye yatırım dengesi nasıl olmalı? 

Erkekler kadınların kendilerine olan ilgilerini cinsel ilgi sanma eğilimindedir. Yani sana normal, kibar davranan bir kadını erkek kendinden hoşlanıyor sanabilir. Bunu unutmamanız önemli. 

Ayrıca kadınlar için erkeklerin çok büyük kısmından farklı olarak ufukta birden fazla ilgili aday vardır çoğu zaman. Bunu kadınlar sizleri aldatmak için yapmazlar, bu kadınların seçen taraf olmasının doğurduğu doğal bir sonuçtur, erkekler çok talepkarlar, önlerine çıkan eli yüzü düzgün tüm kadınlara olabilir diye bakıyorlar çünkü. Erkekler özellike gençken bulduğu ile birlikte olurlarken kadınlar seçim yapmak durumunda kalırlar, bu da tutarsız-kararsız davranışlara sebep olabilir. 

Yani tekil bir kadınla aranızda bir şeylerin ilerlememe ihtimali, ilerleme ihtimalinden büyük ve bu pek değiştirebileceğin bir şey değil, bu gerçeklere duyarsızlaşmayı öğrenmelisin. 

Alpago (24 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Teşekkürler.

Yatırım dengesi konusunda verdiğiniz cevabı biraz daha açabilir misiniz? Tam anlayamadım. 

Mantıklı Kadın 1 ay önce yazdı:

Yani demek istiyorum ki hiçbir şey yokken muhtemelen hiçbir şey yokmuş gibi davran, öyle düşün. 

Kadınlar, erkeklerin kendisine yapışmasını sevmiyorlar.

Bak, erkekler kadınlara bakarken "bu oldu, bu dursun, bu da olur, bu da dursun, bak o da olur, o da olsun" diye hissederler. Çünkü erkekler poligamik ve hayatlarına giren bir kadının kendilerine ne kadar çekici geldiği sürekli sorguladıkları bir şey değil, erkek beğenisi kadınları "biriktirmek" üzerine.

Kadın beğenisi ise bundan farklı. Kadınlar erkeklere bakarken "bu oldu mu, bu dursun, ya yok bu olmadı galiba, bu gitsin o gelsin, bu gelen de mi olmadı, gitsin yenisine bakayım" gibi hissederler. Kadınlar binyıllardır poligamik değiller, seçmek zorunda hissediyorlar, bu yüzden de bir erkeği ne kadar beğendiklerini onunla 30 yıldır da evli olsalar sorgulamaya devam ederler. Kadın beğenisi erkekleri "değiştirmek" üzerine.

Kadınlar, kendilerine bu şekilde hissedebilecekleri alanı vermeyen, vermeyecek erkeklerden kaçıyorlar. O zaman erkeğin tutsağı olacakmış gibi hissediyorlar çünkü. Hakikaten de seçeneksiz erkekler bir şekilde hayatına girdikleri kadından ayrılmak istemiyorlar çünkü. Boğuyorlar kadınları, malesef bazen de hakikaten öldürüyorlar, ayrılıp da başkasına yar olacak diye.

Dolayısıyla, henüz bir şey yokken kadın seni hayatına istesin istiyorsan, bunun yolu kadına yapışmamak. Onun gösterdiği kadar ilgi göstermeyi becerebilmek. Bunu nasıl sistematikleştirirsiniz bilmiyorum. Bir şekilde onun size ilgisini somut biçimde ölçmeniz (kaç kere aradı, mesaj başlatıyor mu, sohbet başlatıyor mu gibi) ve kendinizin de ne yaptığını aynı şekilde ölçmeniz ve denk gitmeye çalışmanız lazım. Mesela Redpill kadın 3 kere ulaşıyorsa sen 2 kere ulaşmış ol der. 

Alpago (24 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Teşekkürler. Son olarak Hesap ödeme mevzusu ile ilgili soracaktım. Geçen kavgası çıktı tw de. Şimdi mesela erkek ilk buluşmada hesabın ortak ödenmesini istese  sorun olur mu? 

 

Mantıklı Kadın 1 ay önce yazdı:

Erkeğin hesabın ortak ödenmesini istemesi kendi kadınlarla olan ilişkisinde başarısızlığı sinyalleyeceği için erkek açısından kötü.

Bir kadın ve erkeğin temel dinamiğinde kadının doğurganlığına karşı erkeğin sağlayıcılığı takasının yapıldığını konuşuyoruz. Yani kadının size olan "borcu" size çocuklar verecek olmak, erkeğin "borcu" da sizlere bakıyor olacak olmak. Kişiler, bir kadın erkek ilişkisine adım atarken en en en arka planda bunun olasılığını göze almış olurlar. 

Date sonrası zaten seks umuluyor. Hızlı yaşayanlarda ilk datelerde, makul yaşayanlarda birkaç date içinde. Yani erkek kadının kendisinin çocuklarını isteyecek, kendiyle sevişecek biri olduğunu görme imkanına sahip oluyor. Karşısında da kadın erkeğin kendisine gösterdiği maddi yatırım üzerinden ailesine bakıp bakmayacak biri olduğunu ölçüyor. 

Sen hesabı ödemekten çekindiğin zaman iki konuda olumsuz sinyal veriyorsun: bir, o kadına bakacak kadar onu sahiplenme ihtimalin olmadığını söylüyorsun. İki, işi sekse kadar ilerletip girdiği yatırımın dengesini bulabilen, kadınlarla başarılı bir erkek olmadığını sinyalliyorsun. Yani, kadınlara yatırım yapıp yapıp eli boş kalan ve bu yüzden defansif davranan bir erkek imajı çiziyorsun. İşin ilerleyeceğini ve kendine olan arzuyu görebileceğini bilen bir erkek, bu kadar defansif davranmak gereği duymaz. Zaten ufukta o arzuyu görür çünkü.

Sizin erkek olarak yapacağınız bence şu, size pek de ilgisi olmadığını sezdiğiniz, görüşmek için sizin ittiriyormuş gibi olduğunuz kızlara date teklif etmeyin. Zaten o sezginiz kızın size pek bir ilgisi olmadığını bağırıyor orada, o durumda cidden boşuna para yedirmiş olursunuz. Size ilgi duyduğundan şüphelendiğiniz bir kızı götürdüğünüzde de çekingen ve defansif davranmayın. Evet gene boşa ölçmüş olabilirsiniz ama çekingen davranmanız da bir turn off, bunu da unutmayın.

Kadınlara da bu konuda önerim, zaten hemen seks yapmanızı hiç önermediğim için (bu bir taktik değil zaten, normalde yeni görüştüğünüz birinden utanırsınız ve bu utanç direncini hiç kaybetmemeniz gerekiyor) hesapları bölüşmeyi teklif etmeniz. Çünkü bir erkekle seks yapmadığınız veya sevgili olmadığınız sürece aslında onun hiçbir şeyisiniz ve onun yatırımını görüyorsanız bu yatırımı boşa çıkarmayın. İlişki bir sonraki aşamaya geçtikten sonra maddi yatırım aramanız daha doğru, çünkü geçmeyebilir de. Ama erkek ödemek istiyorsa kavga çıkarmayın. Zaten kavga çıkaracak kadar kabul etmeyen kadınlar o erkekle hiç gelecek görmemiş ve borçlu çıkmak istemeyenler oluyor genelde baylar :D Hesabı bölüşmekte kadının aşırı ısrar etmesi de beğenmeme sinyali yani.

Alpago (24 yaşında) 1 ay önce yazdı:

 Görücü usulü görüştüğüm herkese böyle para mı harcayacağım? Ben bu durumda ortak olmasını isterim. Ben dindar bir insanım, o sebeple de evlilik öncesi cinsel ilişki gibi bir durum yok zaten. Zaten dindar erkek ilişkiyi daha çok arzulayacağı için kadın karşısında dezavantajlı konumda. Üstüne bir de hesap ödeme harcama vs. 

"Sen hesabı ödemekten çekindiğin zaman iki konuda olumsuz sinyal veriyorsun: bir, o kadına bakacak kadar onu sahiplenme ihtimalin olmadığını söylüyorsun." 

Ben burada beni isteyen bir kadının verdiğim içim sevmemesini daha iyi bulurum. Sizin de sürekli söylediğiniz hani verdiklerimiz için sevilmemeliydik?  

Bir kadın akılsız değilse içinden şunu demesi lazım "bu adam hesap ödemedi ama ben de ona ilişki garantisi vermedim ki, neyin sahiplenmesini isteyeyim bu adamdan, eğer ilişki olsaydı bu adam hesabı önerdi."

Alamet ayrı bir şey, olgu ayrı bir şey. Ben nasıl ki daha yeni tanıştığım kadından işve cilve beklemiyorsam, karşının hem öyle beklememesini isterim hem de hesap ödeme işini yapmam. Çünkü o nasıl ki tüm erkeklere soğuk ise ben de tüm kadınlara aynı davranıyorum. O kadın nasıl ki her erkeğe işve cilve yapmıyorsa ben de aynı şekilde her kadının hesabını ödemem. 

Kendim davet ettiğim kadının hesabını öderim çünkü ben davet etmişim. Ancak görücü usulü olursa onda ödemem işte. Çünkü kadını tanımıyorum. Tanıyanana kadar hesapları ödeyeyim ondan sonra gerçek yüzünü göreyim ya da istemediğini söylesin, açıkçası böyle sömürülmek istemem 

Bu kadın için harcamaya değer mi daha onu bile bilmiyorum, o yüzden hesabı ödemem. Siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında? Görücüde de ödenmeli mi? 

Bir de bu sinyal işi çok sığ bir bakış açısı, kadın güzel diye iyi doğurgandır demek gibi biri şey. Ahlak yok, kişilik yok. Nitelik yok. Daha tanışma esnasında Hesap ödemedi diye, cilve yapmadı diye "olumlu sinyallemiyor" çok absürt geliyor bana bilmiyorum. 

 

 

 

Mantıklı Kadın 1 ay önce yazdı:

Cevabında ben şunu okudum, işselleştirilmiş başarısızlık. Sen görücü için birçok kişiyle görüşeceğini kafaya koymuşsun bir kere, bu da birçok reddedilmeyi de kapsar. Neden abicim? Neden mesela 2. görüştüğünle olmayacağını düşünüyorsun da şimdiden yaptığın masrafların hesabını yapıyorsun? Daha görüşmelere bile başlamamışsın ama sonuçtan emin gibi şimdiden olumsuz yönde karar alıyorsun.

Hayır, sinyallemek falan sığ işler diye etiketleyip bunları kenara atacak olan sen olamazsın. Bak, sen hala karşındaki kişinin nasıl düşünmesi gerektiğini kendin belirlemek istiyorsun çünkü ancak o şekilde kazanabileceğini düşünüyorsun. Sen kendin nasıl düşüneceğinle ve kendi erdeminle ilgilen. Ben kızlara yazarım işin o kısmını, yazdım da. Karşıya böyle konularda sinirlenemezsin, beklenti de yükleyemezsin. Sen anca karşıyı eleyebilirsin, bu kadar. Ama oyunun ne olduğunu değiştiremezsin, bunu kabullensen iyi edersin.

Sinyalleme önemlidir. Erkek olarak bir kadını "tavlamak" istiyorsan zaten onu tavlayacakmış zihin yapısında olman gerekir, şimdi yaptığın gibi tavlayamayacakmış zihin yapısında değil. Emin ol başarın konusunda küstah olman, çekingen ve defansif olmandan daha iyi sonuç verir. Tavlamak dediğin şey bir "inception"dır aslında. Sen karşının senden zaten hoşlandığı fikrini karşının zihnine ekersin. Sonra rahat bırakırsın, o tohum orada filizlenir ve sana karşı bir ilgiye, sevgiye dönüşür. Yeşillendirmek budur işte. 

Görücünün de date'ten çok bir farkı yok. Onda da kendiği beğendirmen gerekecek. Orada seks olmayacaksa bu sen istemediğin için de olmuyor çünkü ama bu sizin görüşmenizin uzun vadede senin seks beklentini karşılamasını beklemediğin anlamına gelmez, dolayısıyla şartlar değişmiyor.

Ha kadınlar gene ödemeyi teklif etsinler, ben kadınlara erkeğe ödetin demiyorum dikkat edersen. Ama bu top kadına kalmalı, sana değil, onu diyorum. Sen eğer hesabı paylaşmayı teklif etmezse kadını bir daha aramazsın. Dediğim gibi olumsuz da düşünme, mesela 3 tane ilk görüşme hesabı ödemek erkek olarak alman gereken bir risk. Kadınlar da kadın-erkek ilişkilerinde risk alıyorlar bir sürü, ama aynı riskleri almayı beklemeyin. Farklıyız ve öyle kalacağız.

Alpago (24 yaşında) 1 ay önce yazdı:

"Cevabında ben şunu okudum, işselleştirilmiş başarısızlık. Sen görücü için birçok kişiyle görüşeceğini kafaya koymuşsun bir kere, bu da birçok reddedilmeyi de kapsar. Neden abicim? Neden mesela 2. görüştüğünle olmayacağını düşünüyorsun da şimdiden yaptığın masrafların hesabını yapıyorsun? Daha görüşmelere bile başlamamışsın ama sonuçtan emin gibi şimdiden olumsuz yönde karar alıyorsun." 

Çünkü sevilecek biri olduğuma dair inancım kalmadı. İçimde derin bir değersizlik duygusu var. Beni "neden sevsinler" diye düşünüyorum. Böyle düşündüğümden baştan kabullendim ki ilkinde olmayacak. Bu düşünceyi besleyecek çok şey yaşadım. Sürekli arkadaş olarak görülmekten sıkıldım. Bana yazan kız, sonradan "seni arkadaş olarak değil de başka ne olarak görmeliydim." diyor. Artık belirsizliğe tahammülüm kalmadı bu yüzden karşımdaki insan kararını söylesin de beni oyalamasın diye düşünüyorum. 

"Karşıya böyle konularda sinirlenemezsin, beklenti de yükleyemezsin. Sen anca karşıyı eleyebilirsin, bu kadar. Ama oyunun ne olduğunu değiştiremezsin, bunu kabullensen iyi edersin."

Ben orada beklenti yüklemedim, böyle düşünen kadınlar daha iyi anlamında dedim. Oyun belli değiştiremem ama kendime uygun bir şekilde kuralları değiştirerek oynarım. Kendimi biraz daha garanti ederek. 

"Sinyalleme önemlidir. Erkek olarak bir kadını "tavlamak" istiyorsan zaten onu tavlayacakmış zihin yapısında olman gerekir, şimdi yaptığın gibi tavlayamayacakmış zihin yapısında değil. 

Ben kadına "bak cömertim, beğeneceğin bir erkeğim." şeklinde sinyalleyeceğim diye kasıntı bir hale giriyorum, bu da benim kaygımı arttırıyor. O yüzden de çok bu sinyalleme işini de çok yapmak istemiyorum. 

"Onda da kendiği beğendirmen gerekecek."

Erkek kendini beğendirmeye çalıştığında kadına yaranmaya çalışmış olmaz mı ? Kadın, kendisine yaranmaya çalışan erkeği de çok beğenmiyor diye biliyorum. 

"Dediğim gibi olumsuz da düşünme, mesela 3 tane ilk görüşme hesabı ödemek erkek olarak alman gereken bir risk. Kadınlar da kadın-erkek ilişkilerinde risk alıyorlar bir sürü, ama aynı riskleri almayı beklemeyin. Farklıyız ve öyle kalacağız."

Aslında işin parasında değilim, mesele yatırım. Yatırım yaptığın ve emek verdiğin insanın senin emeğini zayi etmesi ya da sana başka gözle bakması. 

Hasılı : 

"Sen eğer hesabı paylaşmayı teklif etmezse kadını bir daha aramazsın."

 Ya böyle yapacağım

Ya da sonraki buluşmalarda  ortak ödemeyi söylemezse ben : "ortak ödeyelim." diyeceğim.  Açıklama olarak : "İşin parasında değilim, seni borçlandırmak istemem, o yüzden ortak ödeyelim." diyeceğim. Neticede verdiklerim için sevmemeli. Ben borçlandırma taktiğini kullanıyordum bundan önce ancak geri dönüş yaptım bundan. Hiçbir işe yaramıyor. 

 

Asyranta (25 yaşında) 1 ay önce yazdı:

İlgilendiğin ama henüz çok duygu beslemediğin kızla ilk konuştuğun gün date'e çağır (ertesi güne), bahsini aç sadece. Ancak o saati mekanı vs sorarsa planını söyle. Bunu yapmadan evvel habire konuş, arada şakalar yap, espri anlayışını görsün. Onun kişiliğiyle ilgili sorular sorabilirsin, bu seni de rahatlatır. Misal "Hangi huyunu değiştirmek isterdin? En olumsuz bulduğun yanın ne?" Ağzın laf yapmıyorsa bile yapıyormuş gibi davran, aranızdaki yabancılığı biraz yoksay, atılgan davranmadan kendinden emin hareket et, ölçülü konuş. Fake it until you make it.

Date konusunda ikilemde kalır seni cevapsız bırakırsa açıkça "ben senden hoşlanıyorum ve seni daha da tanımak istiyorum. Eğer sen de beni tanımak istiyorsan bir şeyler sorabilirsin." de. Günler haftalar sonra değil, ilk konuşmadan sonraki üç gün içinde öğrensin bunu. Senin niyetini bilsin ki kendini lönk diye friendzone'da bulma. Başta konuşmayı devam ettirmiyor diye sinirlenme, bir süreliğine sen ettir, bul bir şeyler. İlgileniyorsa devamını getirecektir.

Bu benim taktiğim değil, red flagin tillahı, çapkın, yüzsüz, manipüleci bir adamın ayynen bana uyguladığı taktik bu. Tabii iş ortamındayız, demir leydiyim, reddettim. Okul ortamındaysanız bu taktik kızlarla başarı şansını yükseltebilir. Kız baktın soğuk ve ilgisizce konuşuyor, next dersin. Kızlardan bu kadar ödün kopmasın, kendi içinde hissettiğin değersizlik duygusundan kork asıl.

Çevrende ailen de dahil sana devamlı yetersiz olduğunu söyleyen, bu imada bulunan veya önüne geçilmez hırslar aşılayan mükemmelliyetçi birileri olduğunu düşündüm yazdıklarını okuyunca. Eğer böyle biri varsa tereddüt etmeden rest çekeceksin, sınır koyacaksın, gerekirse çirkinleşmeden sert konuşacaksın. Annen baban bile olsa. Benimki bazen uçan tekmeyle karşılık verse de direniyorum. DİRENİN. Toksik ebeveyn için saygı = tepene çıkarım, sana ağzıma geleni söyleyebilirim. Muhtemelen içindeki o derin değersizlik hissini besleyen şey çevren veya ailen.

Birçok ebeveyn "bizim oğlan da işte pek çalışmıyor, hırsı yok.", "senden bir halt olmaz (bilhassa babalar der)", "sen öyle yapamazsın/edemezsin", "sen 9 saat çalışamazsın tansiyonun düşer bayılır kalırsın", "sen iş beğenmiyorsun", "birini bulamadı hala/evlenemedi" diye diye, hatta daha fenası küfür, hakaret ede ede çocuklarının özgüveninin ağzına sıçtı affedersin. Bir çocuğunu küçümseme furyası var yurdum ebeveynlerinde.

Ya çocuklarını gereğinden fazla abartıp narsiste dönüştürüyorlar, ya da direkt gömüp hayatsızlaştırıyorlar. Kınadığımızla ileride sınanmayız umarım :D

Alpago (24 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Öncelikle dediklerin için teşekkür ederim.

 "Ben senden hoşlanıyorum ve seni daha da tanımak istiyorum. Eğer sen de beni tanımak istiyorsan bir şeyler sorabilirsin." de. Günler haftalar sonra değil, ilk konuşmadan sonraki üç gün içinde öğrensin bunu. Senin niyetini bilsin ki kendini lönk diye friendzone'da bulma." 

Neden böyle arkadaş olarak görüldüğümü anlamış oldum. Çünkü haftalar sonra niyetimi belli ediyordum. Bir de en son dediğini yaptım ama kız yine konuşmayı sürdürmek istediğini söyledi. Ardından ben de boşluğuma geldi devam ettirdim ama şu an bıraktım. Bu kızların neden bu kadar erkek arkadaş meraklısı olduğunu anlamıyorum bazen. Hayırsa hayır işte, arkadaş kalalım niye diyorsun ki. 

"Çevrende ailen de dahil sana devamlı yetersiz olduğunu söyleyen, bu imada bulunan veya önüne geçilmez hırslar aşılayan mükemmelliyetçi birileri olduğunu düşündüm yazdıklarını okuyunca." 

Ailem yetersizlik imasını vermedi o kadar, sağ olsunlar bana destek verdikleri zamanlar çok oldu. Ancak maalesef akraba çevreleri tarafından küçükken abimle sürekli kıyaslanırdım; bu da beni çok üzerdi. Onun ne kadar çok iş yaptığıyla beni kıyasladılar hep. Değersizlik hissim belki de bundandır. Ben kendimi değersiz hissettiğimden o kadar ki insanlara selam bile vermiyordum. Çünkü beni bir birey olarak saymadılar. Büyüyünce de  insanlar bana , "insan bir selam verir." dediler.  Hatta bazen birine afiyet olsun, elinize sağlık derken utanıyorum, çekiniyorum. Hatta arkadaşım da pek azdır. Şu sıralar kimseyi aramıyorum, içime kapandım. 

Benim en büyük sıkıntım bu değersizlik hissiyle gelen, kimseye sınır koyamamak. Hayır da zor diyorum bu yüzden. 

"Kızlardan bu kadar ödün kopmasın, kendi içinde hissettiğin değersizlik duygusundan kork asıl." Kötü kadınlarla karşılaştım, psikolojik problemi olan kadınlarla... Muhafazakarlardı ama topluma tamamen uzaktı. Kafası sekülerdi. 

 

Son olarak da şu dediğine katılıyorum : 

"Ya çocuklarını gereğinden fazla abartıp narsiste dönüştürüyorlar, ya da direkt gömüp hayatsızlaştırıyorlar. Kınadığımızla ileride sınanmayız umarım :D" 

Alpago (24 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Bir de ben kaçıngan bağlanıyorum sanırım. Küçükken annem hep evi terk etmekle babamı tehdit ederdi. Bundan dolayı da bir kadının beni hep terk edeceği korkusuyla ilişkiyi  yaşıyorum.  

Mantıklı Kadın 1 ay önce yazdı:

Bak bu son iki yorumda bahsettiğin konular çok önemli. Bence sen bunları halletmek üzerine bir şeyler yapsan kadınlarla ilişkin zaten otomatik olarak daha iyi olacak. 24 yaşındasın, bence kadınlar için erken bile, bu kadar evlenmektir görücüdür düşünme. İlişkilerde tek konu seçilmek değil ki, onu sürdürmek için daha fazla özgüven ve kontrol gerekecek.

Sen asıl kaynakla uğraşmak istemeyip kendini çaresiz bırakacak şekilde başka konularla ilgileniyorsun. Sana samimi tavsiyem sosyal kaygı bozukluğu ile ilgili online bir terapi bakman. Kitap ve telkin de düşünebilirsin ama daha iyi planlama gerekir. Akraba çevren, sosyal statün ve hayır deme zorluğun vs. üzerine mutlaka uğraşmalısın. Kendini bu konularda zorlayacak bir meslek, uğraş edinmelisin ki bir şeyleri küçük küçük atla ve daha özgüvenli bir insan haline gel. Sana senden başka kimse yardım edemez. 

Alpago (24 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Çok Teşekkür ederim. Mücadele etmem gerekiyor. Artık Sınır koymak üzere adım atacağım. İnsanlara hayır demeyi başaracağım.

Bir de güreş kurşuna yazılmayı da düşündüm... 

ln(Arcc(0.16)) 1 ay önce yazdı:

"Tavlamak dediğin şey bir "inception"dır aslında. Sen karşının senden zaten hoşlandığı fikrini karşının zihnine ekersin. Sonra rahat bırakırsın, o tohum orada filizlenir ve sana karşı bir ilgiye, sevgiye dönüşür." Abla çok doğru bir yorum olmuş.

Mantıklı Kadın 1 ay önce yazdı:

Eyvallah. Ses verdiğine de sevindim.

chickenopry (24 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

erkekler, özellikle inceller kadınlar için tipin, skorun ne kadar önemli olduğunu ifade edip dursalar da, onların aslında ifade etmeye çalıştığı şey günümüz popüler kültüründe bunların ne kadar önemli olduğudur. 

Bledpillci (Bl(ack) + (R)ed) olarak uzun bir itiraz yazıcam bakalım dediğiniz gibi mi ?

Güzele neden güzel deriz ? Neden iyi pişmiş bir et yemeği güzel kokar da 1 hafta dışarda beklemiş bir et pis kokar ? Neden 1 hafta dışarda bekleyen eti kötü algılıyoruz da taze bir bifteği beğeniyoruz ?

Çok basit çünkü bizim içgüdülerimiz hayatta kalma ve ürememize olumlu yönde katkı sağlayacak şeyleri bize iyi olarak tanıtıyor. Şekeri seviyoruz çünkü yüksek kalorili ve hızlıca sindiriliyor. 

Çürümüş bir et gördüğümüz zamansa tiksiniyoruz uzaklaşma ihtiyacı beliriyor hemen. 

Evrim rastgele işleyen bir süreç. Muhtemelen 2 tip canlı da oluştu.

Yani genetik olarak şekeri kimyasal olarak seven çürümüş etten kimyasal olarak kaçınan A grubu

şekerden tiksinen ve çürümüş ete bayılan B grubu. B grubu şekerden uzak durdu daha az enerji kazandı çürümüş eti yedi ve zehirlenip öldü. Elendiler.  A grubu devam etti bu şekilde sahip olduğumuz genel içgüdülere kavuştuk.

Aynı mekanizmayla karşı cins tercihlerimiz de şekillendi. Sadece çene kemiği üzerinden bir örnek vericem.

Neden henry cavillin çenesi çekici mesela ? Sadece çekici mi yoksa bu çene yapısının evrimsel olarak bir avantajı var mı ? Cevap evet var. 

"https://www.oatext.com/Relationship-between-maximum-bite-force-and-the-gonial-angle-in-crossbite.php"

Düşük gonyal açılı çeneler (örnek hanry cavill) yüksek açılı çenelere göre ısırma esnasında çok daha fazla kuvvet uygulayabiliyorlar. Büyük ihtmalle bu ve bunun gibi özellikler hayatta kalmaya katkı sağladığı için bizim algımız bu yönde şekillendi ve bu gün yakışıklı dediğiniz zaman akla gelen en önemli yerlerden birisi çenedir. Diğer fiziksel özelliklere girmiyorum ama zorlarsanız oraya da girerim.

Tarım devrimi 12000 yıl bizim güdülerimizi şekillendirmiş olsun. Peki ondan önceki milyonlarca yıl ne olacak ?

Tarım devriminden önceki süreç beynimizin daha ilkel ve hayvani tarafını çok güçlü bir şekilde şekillendirdi.

12000 yıllık bir sürecin milyonlarca yıllık bir süreçle yarışması imkansız.  Dolayısıyla hayvani arzuyu kaçınılmaz olarak çoğunluka 12000 yıllık sürecin öncesi tetikleyecek bunun kaçarı yok.

Dolayısıyla statü para kas bunların hiç birisi arzunun çoğunluğunu yakalayamaz. 

"Tip popüler kültürde önemli" olması diye bişey yok. Her zaman önemliydi.

Mesela badboy niceguy olayını da sizin ve redpillcilerin ele aldığından çok  daha mantıklı bir şekilde sebep sonuç ilişkileriyle açıklıycam.

Badboy iyi genlere sahip olduğu için arzuyu üstüne çeker

-> Kadınlardan gelen ilgi onun özgüvenini arttırır.

-> Fazlaca Kadından ilgi aldığı için ilgiye doyar. Normal bir kadının ilgisi onun için anlamını yitirir

-> Sosyal yetenek ve laf yapabilme konusunda özürlü bile olsa çok fazla deneme yapma hakkı vardır.

 Çünkü bir kızda saçmalayıp kaybetse saçmalayıp tecrübe kazanabileceği çok sayıda kadın onu beklemekte.

--> Bu şekilde geç bile olsa kadınlarla nasıl konuşulacağını neyin işeyip yaramadığını hangi davranışların kadınları itip çektiğini tecrübe yoluyla öğrenir. (Game)

-> Hem genleri hem oynu iyi olduğu için kadınlardaki başarısı iyice artar.

-> Artan başarısı özgüvenini iyice arttırır.  ve pozitif döngü sürekli tekrarlanır.

Redpillciler ne yapıyor abi bolluk mentalitesi abi game.

adam iyi genetiğe sahip olduğu için bolluk mentalitesine ve iyi bir oyna sahip oluyor.

Kırmızıcılar da bolluk mentalitesini yakalayabilmek için tabak çevirmeye çalışıyor yapay olarak oyun öğrenmeye çalışıyor. Ama öncesi ve en önemlisine kimse yeterince vurgu yapmıyor.

niceguy dediğiniz adam ise nice olmak zorunda isterse bad gibi davransın kadından alacağı sonuç "ghosting"

 

Bu blackpill olayını sadece erkeklere yormak zorunda da değiliz. Kadınlara da genellenebilir gayet.

Cinsel ilişkiye girdiğiniz erkek size bağlılık vermiyorsa yüksek ihtimalle genetik olarak ondan aşşağıdasınız.

O adam için sizin yeriniz hızlıca doldurulabilir olduğundan size saygı göstermemesinini cezalandıracak hiçbir mekanizma yok sizi kaybetme korkusu yok.  Ama kendisinin dengi bir kadın gelirse yerini hızlıca dolduramayacağından ona size davrandığı gibi KÖTÜ davranamaz.

Benim buna karşı çok basit bir çözüm önerim var.

Herkes yaş geç olmadan 18-20 arasında fiziksel olarak

dengi olan kendine en uyumlu insanla hızlıca match edecek ve kadın erkek farketmeksizin aldatmanın ağır cezaları olacak. Bu şekilde olunca ne oluyor. Çok basit aslında herkes 30'unu geçince olay yine buraya geliyor ama süreci erkene çekip aldatmayı zorlaştırınca. Kadınlar alfadul olup fiziksel olarak kendi dengi olan erkeği , sürekli asla ulaşamayacağı erkekle kıyaslayıp hem erkeğin hem kendisinin hayatını mahvetmiyor. Erkeklerin çoğu da 20-30 yaş arasında insan muamelesi görüyor.

 

 

 

 

Stoic Rebel (22 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

Çözüm önerin zaten geleneksel ilişki dinamiğinin aynısı ama günümüzde uygulanabilirliği maalesef kalmadı. Sosyal medya laneti ve insanlara empoze edilen "özgür ve güçlü" kadın algısı toplumun şirazesini kaydırdı. Elindeki telefonda saatlerce reels-tiktok izleyerek büyüyen küçücük kızlar maddiyat ve kusursuz genetiğe tapmaya programlandı. Senelerce beklentileri bu yönde şekillenen "güçlü ve özgür" kızları 20 yaşında parasız hâlinle birlikteliğe ikna etmek çok zor.

Sonuç olarak düzenin değişmesi için dünyada çok şeyin yasaklanması gerekir ama bu ne ölçüde doğru olur bilemem. Bu saatten sonra kendi istekleriyle geleneksele kayan nadir azınlıklar hariç eskiye dönüş imkansız görünüyor. Benim kişisel tavsiye ve tercihim düzene ayak uydurup gücü elde ettikten sonra beyni görece az yıkanmış biriyle birliktelik kurmak - ki bu da bizim için mevcut ekonomik şartlar altında iyi ihtimalle 30 yaş civarına geliyor. 

chickenopry (24 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

Halledicez sıkıntı yok otuz'a kadar sürmeyecek bile.

Merve (32 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

Merhaba, arzumla pazarlık ediyorum ama yeniliyorum. Çok istediğim biri var. Uzun zamandır tanışıyoruz ve bir dönem çok yoğun konuşuyorduk sonra buluştuk. Ben biraz kilolu bi kadınım. Buluşma iyi geçti ama sonrasında aramız acilmaya başladı. Beni beğenmediğini düşünüp ben de uzaklaştım. Ama aklımdan ve kalbimden çıkaramadım. Bu uzaklaşmaya sonra 3 4 kez üstü örtük konuşmalar oldu ama negatif mi pozitif mi asla anlayamıyorum. Bu belirsizlik beni çok üzüyor. Benim ilişki deneyimim az hatta cinsel deneyimim yok. Sizi okudukça kadınlar açısından kıymetli o aralıkta olduğumu fark ettim. Esasinda ben onu seçtim ama o bunu ya fark etmedi ya da istemiyor. İstemiyorsa yoluma gitmem gerek ama yapamıyorum. Açıkça konuşsam mı diye düşünüyorum ama çok korkuyorum. Ne yapabilirim sizce? 

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

Ben açıkçası olacak/olmayacak eşleşmelerin ilk başlarda belli olduğunu, belli kişileri oldurmaya çalışmamak gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar olarak ne kadar kalabalık olduğumuzu, başka seçeneklerimiz olacağını idrak edip, eşleşemediğimiz durumların bir sorun olmadığını içselleştirmek bana daha doğru bir yöntem gibi geliyor. Yine de, kendini anlatamadığını varsayalım, içinde bir şüphe, acaba kalmaması için son bir kez iletişime geçmen akıllıca gibi. 

Bir insanın bizimle eşleşmesi için önemli olan bizdeki değeri görmesidir. Bunun için de, senin kendindeki değeri görmen, bunu içselleştirmen, özgüvenli olman ve bunu karşıya yansıtabilmen gerekir. Karşı tarafa neden başkalarından daha iyi bir seçenek, doğru bir insan olduğunu hissettirebilirsen o da seni isteyebilir. 

Ancak unutma, istemeyebilir de ve bu seninle alakalı olmak zorunda değil, o görmedi, görene denk gelirim demeli, niteliklerin ve özel oluşun üstünde çalışmaya devam etmelisin.

Şans diliyorum.