That Girl / Guy Olmak

Yaşamın İçinden

Bu tabiri duydunuz mu? İnstagram sağolsun hayatımıza girdiler. Çok şeyleri halletmiş, düzenini kurmuş, bir rutin oturtmuş, istediği versiyonu ile yaşadığı versiyonu arasındaki farkı daraltmış kişilerden olmak için neler yapabiliriz? Benim son 7 yılım depresyonun dibinden that girl olmak şekilde ilerledi. Bazı öneriler verebilirim.

MADDE 1

Kimsenin o kadar da that olmadığının farkında olmak, sosyal medya okur-yazarlığına sahip olup gösterilenler arkasındaki gerçekliği sezebilmek, kendinize ulaşılmaz beklentiler yüklememek. 

Bunu çok duymuşsunuzdur ama tekrar tekrar söylenmesi gerekiyor. Çok şeyi yoluna koymuş duran insanların bu şekilde durmasının sebebi evet bazı şeyleri yoluna koymakta sizden iyi olmalarının yanında bir şeyi yolunda iken sizlere gösterme alışkanlığı kazanmış olmaları. Yani saçları güzelken saçlarını gösteriyorlar, evleri temizken evlerini fotoğraflıyorlar, kadınlar ovulation phasede şişkinlikleri dipteyken vücutlarını fotoğraflıyorlar, kombinleri güzelken hikaye atıyorlar ama bunların hiçbiri bazı zamanlarda böyle olunmadığı anlamına gelmiyor. 

MADDE 2

Overthinkingi kontrol etmek.

Kendi hayatınıza dair problemler bulup durarak, yapmanız gerekenleri, kendinizden beklentilerinizi, eksik yönlerinizi, geride kaldıklarınızı karman çorman şekilde aklınıza getirip durarak kendinizi sadece ve sadece demoralize/bloke edersiniz. Bir şeyleri yapmaya başlamanın tek yolu o şeyleri aynı anda aklınıza getirmekten kurtulup sıraya koymaktır. Bunu daha önce de yazdım. Yazılı olarak to-do-list ve önceliklendirme yapmalısınız ki bunu da her gün sürdürmek zorunda değilsiniz, özelllikle stresinizin arttığı dönemlerde başvurursunuz. İkinci olarak da işe koyulduğunuz zaman müzik dinlemeyi öneririm. Müziğin zevkini çıkarmak beni bir işi yaparken başka işlerimi düşünerek strese girmekten, performansımın düşmesinden alıkoyuyor. Aklınız senaryo yazacağına şarkılardaki senaryoları dinleyin daha iyi.

MADDE 3

Telefondan uzaklaşmak. 

İrade ile yapacaksınız. Başka yolu yok. Özellikle, yatak odasına telefon götürmeme alışkanlığını mutlaka kazanın. Ben telefonumu gece cilt bakımını yapmaya giderken salonda bırakıyorum, bırakış o bırakış. Yatmadan önce telefona bakarsanız uyku kalitenizi yerlere çalarsınız. Sabah kalktığınızda telefon kontrol ederseniz aşırı düşük bir enerjiyle güne başlarsınız, her yeriniz ağrıyor gibi olur. Gün içinde sürekli telefona bakarsanız aslında başka küçük işleri halledebileceğiniz bir sürü zamanı boş boş scroll ile geçirirsiniz. 

Siz gece bırakarak bir başlayın. Odanıza alarmlı saat alın, telefon alarmı kurmayın. Gerisi gelir.

MADDE 4

Uyku kalitesini artırmak.

Gün içinde verimli olmak istiyorsanız erken uyumak zo-run-da-sı-nız. Gece 11'de yatmaktan gocunmayın. Gece kaçıracağınız 2-3 saat, gününüzün kalanının çok daha verimli geçmesiyle takas edildiğinde emin olun çok iyi bir ticaret yapmış olacak, kendinize çok daha iyi vakit ayırabildiğinizi göreceksiniz. 

Yatmadan önce magnezyum takviyesi alın, her gün. Şahsi tecrübem uyku derinliğini güzel artırdığı yönünde.

Telefonu bırakma maddesi de uykuya olumlu etki ediyor, atlamayın.

MADDE 5

Kendinizi ve sınırlarınızı kabul etmek.

Elinizdeki malzemenin tam zıttı peşine düşüp kaynaklarınızı israf etmektense elinizdeki malzemeyle çıkarılabilecek en iyi tarife odaklanın.

Bakın bu zaman kazanmak ve boşa kürek çekmemek yapabileceğiniz en önemli şey. İnsan çeşit çeşittir. Güzellik çeşit çeşittir. Ancak insan kendinde olmayanı, kendine zıt olanı idealize eder. Bununla zihinsel olarak savaşıp kendi çizginizdeki yüceliklere odaklanmak zorundasınız. Esmer bir kızsanız sarışınlığa takıntılı olmayın, kıvırcık bir insansanız düz saçlı olmaya çalışıp durmayın. Teninizin rengini açmakla/bronzlaşmakla kafayı yemeyin. Marketinizde satılmayan yiyeceklerle yapılmış diyet tariflerini kendinize hazırlamaya çalışmayın.

Bunlar gibi mücadeleler sizin yaşam enerjinizi emer. Elinizdekini maksimize edin.

MADDE 6

Ne yapıyorsanız pratik versiyonu üzerine düşünmek. Hayatınızdaki şeyleri pratikçe halledilebilecek seviyede tutun. 

Önceki maddeyle bağlantılı aslında. Mesela sporcu diyeti mi yapmak istiyorsunuz? En etkili, sizi en iyi büyütecek tarif en kolay yapacağınız tariftir. Tırnaklarınızı yaptıracağınız en güzel hal, en kolay sürdüreceğiniz, bozulduğunda hemen tamir edebileceğiniz halidir. Saçınızın en güzel hali, yıkandıktan sonra en kısa sürede sokabileceğiniz düzgün versiyonudur. 

MADDE 7

Bunu da çok duymuşsunuzdur. Consistency over intensity. Yani istikrar > yoğunluk.

Bir işi yaptığınızda çok iyisini yapmak yerine o işin basit versiyonunu düzenli olarak yapmak. İyi yapmaya çalışmak ancak alışkanlığı kazanmış insanların işi olmalıdır, onlar için bile her zaman - her seferinde değil zaten. Manikürü her seferinde tüm aşamalarıyla yapmak gereksiz mesela ama her banyoya girdiğinizde peeling ürünleriyle el-ayağı bir ovuşturmak alışkanlığı kazanırsanız tırnaklarınız mükemmel olmasa da bakımlı durur ve mükemmel hale getirmeniz gerektiğinde çok daha kolay yaparsınız. Evinizde sürekli olarak pratik temizlik yaparsanız derin temizlik günlerinde çok daha rahat edersiniz. Sporda ideal bir program bulmanız şart değil, pek de mükemmel olmayan bir programı düzenli yapmak mükemmel olan bir program arayarak sürekli ara vermekten veya değiştirmekten çok daha iyi sonuç verir.

MADDE 8

Ayıklamak.

Düzenli olarak evinizi ve kıyafetlerinizi ayıklayın. Bunu yapmamak evinizin düzenli olmamasının ve güzel kombin yapamamanızın birincil sebeplerindendir. Günümüz insanının ortalamada çok fazla eşyası var. 

Körleşirseniz seçeneklerinizi değerlendiremezsiniz. Bir gardrop açtığınızda tüm parçalarınızı görebilmeniz gerekiyor. Tüm takılarınızı organizerlere koymanız, fazlasını vermeniz gerekiyor. Eh olan hiçbir şeyi tutmayın, eh kullanırım ya dediğiniz hiçbir şeyi satın almayın. Fazlalığınız olmadığında giyinmek, temizlemek, her şey kolaylaşıyor, kısalıyor.

MADDE 9

Tabak çevirmek.

İnsanları değil, uğraşlarınızı tabak olarak çevirin. Hayatınızdaki her şeyi sürekli olarak aynı başarıda götürmeye çalışmayın, kafaya aynı derecede takmayın. Gerileyeni öne alın. İyi duruma gelince biraz salın, başka bir şeyi öne alın. 

MADDE 10

Zaman ve ara vermeye hazır olun.

Genelde kalıcı olacak değişimler hızlı olmaz, hızlı olan değişimler de kalıcı olmaz. Değişiminizi sindire sindire yaşamanız gerekecek, bu nedenle de zaman almasına, bu aydan diğer aya dipten that olmaya çıkmayacağınıza hazırlıklı olun. Önemli olan yol üzere olmak. Bazen geri düşeceksiniz, bazen tüm rutinleriniz alt üst olacak. Ancak kas hafızası gibi, ilerlemenin de hafızası var. Kaldığınız yerden toparlamak yeniden başlamaya göre çok daha kolay olacak. Bir süre sonra yapmak değil yapmamak size rahatsızlık veren bir hale gelecek. Ancak, bir süre sonra. Sıra sıra.

Ben önce sporla başladım. Kilo verince imajımı oturttum. Bir ara makyaja uğraştım ama yüzümü daha komplike makyajlarla bir türlü sevemeyince aşağıdaki rutini oturttum. Sonra tırnaklarımla kendim uğraşmaya başladım. En son da işte saç bakım rutinimi oturttum. Bir şeyler bende kemikleştikçe yeni level açtım yani.

 

Hadi şimdi günlük hayatıma kattığım, ne tamamen bıraktığım ne de her zaman mükemmel biçimde yaptığım şeyleri yazayım, yazılarımda yazdım ama yeni gelenlere özet olsun.

 

Cilt rutinim:

Sabah: yüzü suyla yıkama, rimel varsa micellar ile silme, c vitamini serum ve spf'yi yüz masajıyla sürme

Akşam: yüzü micellar ile silme, ya peptid ya niancinamide serum, gece kremini yüz masasıyla sürme

Haftada 2 kere banyo sonrası peeling maskesi

3-4 gecede bir alnımdaki ince çizgileri kinesiyoloji bandıyla bantlamak

Canım istedikçe banyolardan sonra kağıt maske koyma

Cildim 37 yaşında, 15 yaşımda aknemin başlamasından öncesindeki en iyi halinde.

 

Makyaj rutinim:

Göz altına aydınlatıcı göz kremi sürmek

Kaşlarımı kaş pomadı ve fırça ile tamamlamak ve koyulaştırmak

Kaşlarımı kaş sabunu ile yukarı taramak

Rimel sürmek

Aktif sivilcem varsa onun üstünü stick kapatıcıyla kapatmak

Ruj sürmek ve parmakla yedirdiğim ruju allık yapmak

 

Tırnak rutinim:

Cevizi kahvaltıda veya atıştırmalıklarda yemek

Banyo sırasında peeling, banyo sonrasında törpü ile pratik manikür

2-3 haftada bir boşluğum olunca tırnak eti kesmeli detaylı manikür

Renk istemediğim sürece, her gün bir kat nude renkte oje sürmek

 

Gece yatma rutinim:

Gece cilt bakımımı yapmak

Astım için burun spreyi, inhailer ve onceair almak

Uzanıp 5dk hint yağı ile karın masajı yapmak

Ellerime onarıcı krem sürmek

 

Saç rutinim:

Saçımın düz bir pırasa saç olduğunu kabullenmek :)

Banyo yapacağım günlerde banyodan önce saç diplerime damlalıkla nane yağı döküp 2-3dk scalp masajı yapıp saçı havluyla sarmak

Mümkünse her gece, cilt masajından sonra, tvde bir şeyler izlerken 5-10dk saç derisi masaj aletiyle saç diplerimi uyarmak

İnstagramda gördüğüm basit saç modellerini uygulama ve genelde başarısızlık :)

Saç rutinimi 6 aydır yapıyorum ve bu ara akrabalarımdan sürekli saçımın hacim kazandığı, arttığı yorumu geliyor

 

Spor rutinim:

Haftada 2 gün, 3 hareketi 3 set -progressive overloada uyarak- yaptığım ağırlık antrenmanı

Canım istedikçe -genelde haftada 2 güne tekabül ediyor- karın egzersizi

Boşluk bulduğum her gün 30-45dk açık havada tempolu yürüyüş

 

Pratik temizlik rutinim:

Yatakları toplamak

Çamaşırları sepete atmak

Biraz cif aldığım temizlik ıslak mendiliyle banyo lavabosunu ve klozeti temizlemek

Biraz cif aldığım temizlik ıslak mendiliyle çocukların masalarını silmek

Yatak odalarını süpürmek

Bulaşığı kaldırmak

Tezgahtaki, masadaki, sandalyedeki kırıntıları fırça ile yere serpmek

Koltukları ve yerleri elektrik süpürgesiyle süpürmek

Mutfak deterjanıyla fıs fıs masayı, sehpaları, tezgahı temizlemek

Bu dediğim 1 saatimi alıyor, almıyor

 

Kıyafet alışverişini yılda 2-3 kere, sezon geçişlerinde, birbiriyle kombinlenebilirliklerini göz önüne alarak toplu halde yapıyorum. Bu alışverişler hariç hiçbir şey almıyorum. Alışveriş sonrası gene kombinlenebilirlik esasına göre eskileri eliyorum. Sürekli takı kullanıyorum. Takı kullanmıyorsanız tarzınız çok eksik kalıyor benden söylemesi. Ütü istemeyecek kıyafetleri seçiyorum, bunun için mağazada buruşturma testi yapıyor, online alıyorsam müşteri fotoğraflarından anlıyorum. Sonuç olarak ütü yapmıyorum, neredeyse hiç. Haftada min. 5 tam makine çamaşır çıkıyor, her gün bir makine yıkamaya çalışıyor,  yıkama bitince hemen düzgünce asıp, ertesi gün yeni makineyi atınca kuruyanları katlıyorum. Çorapları asanlar var mesela, ben çorapları asmaya kalksam evde kan dökülür :D Çorapları sadece açıp askının altında üst üste gelmeyecek şekilde yere atıyorum, yerde kuruyorlar. Pratik yani, yoksa yetişemem çünkü. Ütü yapmadığım için laf etmeye kalkan olmuştu, çok da fifi yani. Ütüye harcayacağım enerjiyi kendime harcarım daha iyi.

 

Gün dediğin 24 saat ve içinde bu rutinleri gerçekleştirebileceğiniz 10-20-30dkyı aslında bulabilirsiniz, bulabileceksiniz. Çocuğunuz da olsa bulabileceksiniz, çalışıyorsanız da bulabileceksiniz. Top çevireceksiniz, pas atacaksınız, tabak çevireceksiniz. Mesela manikürü detaylı yaptığınız gün pratik ev temizliğini atlayacaksınız. Ağırlık kaldırdığınız gün 15 dkda hazırlanan bir akşam yemeği yapacaksınız. Yeter ki bir şeylere düzenli aralıklarla ağırlık verin, tamamen ipini koparmayın.

 

Yorumlar

Vrester (22 yaşında) 1 ay önce yazdı:

abla biliyorsun eski takipcilerindenim.sana hep ders çalışmakla ilgili sıkıntılarım olduğunu söylerdim ama şuanda bir cafe buldum ve o ortam beni biraz da olsa motive etti ve ben ingilizce mühendislikte orta iyi bi unide 100 kiside 8.iyim 3 üstü ortalamayla ha hala disiplinliyim diyemem ama akademik kafam calisiyor diyebilirim ancak kendi eksikliklerim hala duruyor sana biraz danışmak istedim.abla ben biraz nazik yetiştirildim hani çok iyi bi ekonomimiz olmasa da ailem beni hiç bir işte çalışmaya yollamadı ya da evde hiç iş tutmadım yumurta kırmayı bıçakla birðey dogramayi bile bilmem kendimi bu yuzden hep beceriksiz olarak nitelendirdi halbuki sportif açıdan başarılıyım ama iste kendine yetemeyen biri olarak görüyorum kendimi  ve el becerisi konusunda çok ozguvensiz hissediyorum ocak bile kullanmadım hani ayrıca hiç bir işte çalışmadığım içinde bir işte çalışmak beni çok korkutuyor cubku geçmişte ufak bi tecrubem olmuş becerememistim ve belki hatırlarsın askeri okulu bırakmıştım zamanında ve onun gerçek sebebi yaşadığım bir palavra bağlayamama anısını 50 kişinin önünde pantolonum düşerken komutanlar yardım istedim bağladı sonra bana en iyi palaskayi sen baglayacaksin dedi  ve ben ertesi gün yine baglayamadim utandım  ayrıca evde sakal trasi olmayı beceremedim ve bundan da korktum yatak toplamayı bilmiyordum bundan da korktum ve 2.gun kactim kendimi çok yetersiz olarak gördüğüm için ve bir de boks anım var 2 gün gidip sebepsiz üşenip bıraktığım açıkçası tüm bu yetistirilme tarzım ve anılarım bende yetersizlik duygusu yarattı ve özellikle hep zeki olarak tanimlanirim çevremde  analitik zekam sosyal çevrem iyidir ama boyle becerisel eksiklikler  ve el bebek gül bebek büyümüş çocuk algısı beni son zamanlarda inanılmaz bi depresifliğe sürükledi ve açıkçası spora bile gitmekten cekiniyorum zaten hareketlerin tam formlarını bilmiyorum diye ama spor en önemsiz detay ben kendim üzerindeki zihinsel tuzaklarımı çözmek algımı özgüvenimi kazanmak istiyorum bu konularda  ama korkuyorum gerçekten 

Mantıklı Kadın 1 ay önce yazdı:

Vrester biraz garip bir durumdan bahsediyorsun, yetişkinliğe geçen biri olarak motor becerilerin nasıl bu anlattığın düzeyde olabilir? Annen deli seviyesinde bir helikopter ebeveyn falan sanırım. Yani her an başında ve her an istediğin hatta istediğini ima ettiğin şeyi şıp diye sana hazırlıyor gibi bir durum mu var? Yoksa nasıl 22 yaşına gelen bir kişi kendine bir öğün yemek hazırlamaz, bir makarna pişirip basit bir sos yapmaz mesela? Hani bu durumun sağlayıcısı ne?

Askeriye ne alaka? Nasıl bir uç geçiş. Yoksa annen bu şekilde bir kadın olduğu için soya oğlanı gibi yetiştiğini gören baban müdahil oldu da o mu gönderdi seni erkek olasın diye? Askeriye de çok marjinal bir adım. Normal gelişimdeki bir erkek için bile zor iken senin anlattığın gibi el bebek gül bebek büyütülmüş biri için hiç doğru bir seçim gibi durmuyor zaten, bıraktığın iyi olmuş.

Ben sana ne önerebilirim? Gönüllülük faaliyeti önereceğim. Bir işe girdiğinde performans kaygın daha yüksek olacak çünkü sana para verecek kişiler elbette ki senden beceri bekleyecekler. Baskı ise kilitlenmene sebep olabilir. Ancak gönüllü olarak bir yere hizmet ettiğinde senin orada bulunman bile bir lütuf olacağı için sana verilecek görevlerde daha az performans kaygısı güdeceksindir diye düşünüyorum. 

İkincisi ellerini daha çok kullanacağın bir hobi bulmalısın. En basitinden lego setleri yapabilirsin. Yani ne bileyim evladım o kadar ilginç bir şey söyledin ki şimdi sana git bir ocak yak mı diyeyim ne diyeyim? Şimdiye kadar denemediklerini neden denemediğini de anlamıyorum ki. Annen oğluşum sen beceremezsin, elini yakarsın falan mı dedi? Kaç yaş fark var annen ve babanla?

Vrester (22 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

abla annem mutfağına pek sokmayan öğretmeye meraklı olmayan ve biraz gergin bir insandı bende korkuma hiç denemedim. Sonrasında zaten ailem boşandı ve ben üniversite çağında babannemle yaşamaya başladım  orda da ben kendi depresyonun ve okul hayatıma focustum ama şuan bi bahanem yok babannemden öğrenmemek için.annem 40 babam 48 yasinda.okul zamanı çok yoğun ders tempo olduğu için zaten artık vakit ayıramıyorum ama bu bahane değil cunku tatillerde de yapmıyorum  deneme mevzusunda neden denemediğimi bende bilmiyorum  sanırım bir şey nasıl doğranır bile bilmediğim için beceremem ortalığı batiririm evi yakarım  diye korkuyorum gözümde büyüyor ya da direkt tembellik bilmiyorum ikiside olabilir.değişmek istiyorum hep dersleri iyi zeki sporda yetenekli cocuktum ama ne el becerisi ne başka bişeyim var bana bi başlangıç noktası ve tavsiyeler verebilir misinhem iş hayatı hem bu el bebeklikten gül bebeklikten kurtulmak hemde kendime yetebilmek için 

Mantıklı Kadın 3 hafta önce yazdı:

Ben sana listeleme ve hedef belirleme önermişimdir kesin. Kağıtta veya dijital olarak yapılacaklar listesi yapmaya başladın mı? Başlamadıysan, bugün başla.

İki, o listeye o zaman en basit becerileri koy. Eğer mutfakta hiçbir şey yapmadıysan öncelikle böyle basit şeylerden başlayacaksın. Bir küçük tava-tencere çıkaracak, içine biraz su koyacak ve yumurtayı kırmadan içine yerleştirecek, ocağı yakacaksın. Yanında bekleyeceksin, su kaynayıncaya kadar hızlı kaynaması için kapağı kapalı olacak, kaynadıktan sonra taşmaması için kapağı açacaksın. Basit fizik kurallarının bu şekilde işleyişlerini tecrübe ederek öğreneceksin. 

Soğan, patates, kaygan veya sert şeyler zor doğranır ama salatalık, peynir, muz gibi kaymayan ve hafif yumuşak gıdaları dolaptan çıkarıp bir kesme tahtası alarak doğramaya başla. Ben mesela çocuklarıma salatalık doğratıyorum artık.  El becerisi tamamen pratiğe bağlıdır, pratik olmadan gelişmez. Önce kesme tahtası kullanırsın, sonra daha keskin ama küçük bir bıçakla kesme tahtası olmadan kendi parmağına doğru kesme denemelerine yine yumuşak şeylerle başlarsın. İlginç biçimde daha keskin bıçaklar seni daha az zorlamaya maruz bıraktığı için daha az kazaya sebep oluyorlar.

Kıyafet katlamıyorsan katlamayı öğren. Katlamakta ustalaşmak da beceri ister. Temelini babannene sor, onun gösterdiğinden kendin ilerle, daha düzgün ve daha düzgün yap. Tamamen pürüzsüz, iki tarafı eşit olacak şekilde kıyafet katlamaya çalış. 

Perdeleri kim takıyor evde? Babannene taktırmıyorsun inşallah perdeleri.

Bu dediklerimi yap bak. Bana sormanın hiçbir anlamı yok yapmadıktan sonra. Boşuna zihinsel engeller koyuyorsun kendine. Çok acı.

Vrester (22 yaşında) 2 gün önce yazdı:

Abla bende tembellikte var beceriksizlikte suan babannemin yanından ayrıldım anneme geldim annemle pek anlaşamayız zaten iyi bi yerde muhendislik okuyorum ve hayatımın yüzde 80 i ders evde internet yok bi cafeye gidip çalışıyorum  ancak okulda labaratuar derslerimiz oluyor onların hepsinde başarısız oluyorum tekrar tekrar kendime inancımı kaybettim beceriksizlik konusunda bilmiyorum çok negatif bir haldeyim hem bi işte calismaktan korkuyorum hemde o labaratuarda beynim kitlendi sanki kolay bir şeyi bile yapamadım yemek falan zaten şuan da imkanı yok eger kalirsam her ders birbirine bağlandığı için zaten para konusunda rakip olan ailemin en ufak bi başarısızlıkta domino taşı gibi baglayici ders tablosu yüzünden  400 k ödemek zorunda kalacagi bi sistemdeyim kendi sorunlarımı sadece hali altina atıyorum  ama bu beni zaten bitiriyor bu yetersizlik beceriksizlik hayata hazır olmama duygusu

Mantıklı Kadın 1 gün önce yazdı:

Sen şimdilik sadece derslerine bak. Böyle bir baskı altında iken yeni streslere ihtiyacın yok. Okulunu bitir, sonra kendin üzerinde çalış ve sonra iş bul. 

Asyranta (26 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

Beceremeyeceğim kaygısından bir an önce kurtulman ve el işine yönelmen lazım. Herkesin saçma hata yapabildiğini ve zaman zaman utanç verici durumlara düştüğünü kanıksaman lazım.

Sizde var mıydı bilmiyorum ama ortaokuldayken o zoptirik teknoloji tasarım dersinde bize kesme biçme işlerinden bolca yaptırırlardı. Küçükken muhtemelen ailen de sana böyle şeyler yaptırmamış. Benimki ne kadar fena bir aile olursa olsun küçükken yeteneğimi ve dikkat dağınıklığımı fark edip önüme kalem, kağıt makas Allah ne verdiyse koymuşlar. Onlarla uğraşıp durmuşum, adhd için ilaca gerek kalmamış mesela. Sen de uğraşabilirsin sanat sepet ve el işleriyle.

Hayatımı kaydırdıktan sonra babamın oversize depresyon hırkasını giyip örgü örüyorum, psikomotor becerilere sığınmak kafayı topluyor. Basit yemek tarifleri deneyebilirsin. Gerçekten, git ve o ocağı yak. Ateşten de korkuyorsan arada kağıt mağıt tutuştur, kendini sına. Maket yap, DIY işlerine yoğunlaş.

Korkularının üstüne yürü.

Mantıklı Kadın 3 hafta önce yazdı:

Güzel tavsiyeler vermişsin Asyranta.

Vrester (22 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

hepsini yapacağım abla kendime ve sana sözüm. Peki sence bu durumun benim genel hayattaki disiplinsizliğimle bir ilişkisi var mi ? Bu zihinsel tuzakların kendim hakkındaki düşüncelerimi öz inancımı ve öz disiplinimi etkilediğini dusunuyorum 

 

 

Asyranta bizimde vardı teknoloji tasarım dersimiz  derste hoca karton kestirip kup yaptırıyordu ben 3 saat uğraşıp becerememistim  en son bi tane sınıf arkadaşıma yaptırdım aynı dersin dönem sonu ödevini de anneme yaptirmistim ortaokulda taa o zamandan bi beceriksizlik tutturdu gidiyor.

Asyranta (26 yaşında) 9 ay önce yazdı:

Hepiniz rutinlerinizi yazmışsınız, kıskandım ben de yazacağım.

Temizlik rutinim:

-Yatağımın etrafını asla tozlu bırakmamak

-Odamı mümkün olduğunca derli toplu tutmak

-İki günde bir lavaboyu tuvaleti ilaçlamak

-Halim ve vaktim varsa evi şöyle bir silip süpürmek

Spor rutinim:

-Haftanın en az dört günü 1 saat yoga+bale+pilates antrenmanı

-Haftanın dört günü 15-30 dk yürüyüş

Beslenme rutinim:

-Sabah akşam çok protein az karbonhidrat

-İki öğünü aşmamak, kahvaltının doyurucu olduğundan emin olmak

-Tansiyonumun düşmemesi için her gün bir parça tatlı yemek. Bunu unutursam vay halime.

Sağlık ve bakım rutinim:

-Öfke ve uykusuzluk için geceleri Passiflora kapsülü

-Saçlar için biberiye şampuanı, bakımı için biberiye&nane spreyi, hızlı uzaması için HC Care'in bitkisel saç bakım kompleksi

-Her sabah nemlendirici veya aromatik bir yağ ile 10 dk yüz masajı, yüz kaslarımın çok yorulduğunu hissediyorsam gece de yapıyorum

-Sabah akşam selülit kremi (nimet yahu)

-Yorgunluk ve düşük bağışıklık için balık yağı, biotin, koenzimQ10 ve D vitamini takviyeleri

-Cinsel sağlık için ananas içeren gıdalar -tercihen kefir-, nioli yağı ve cranberry&dmannoz takviyesi

-Ten makyajı için yüksek spf korumalı bir bb krem ve pudra. Eğer canım isterse ya dudağı ya gözü, sadece birini ön plana çıkaracak çarpıcı bir makyaj

Paşa gönlümün rutini:

-Bazı günler sadece vücudu dinlemek, mesela uyandıktan sonra biraz daha yatakta kalıp keyif yapmak veya sevdiğin kalorili bir yiyeceği yemek. Beni burnoutlardan koruyan şey bu.

-Düzenli olarak kedi köpek mıncırmak, beslemek. Bazı günler insana tahammülü olmuyor insanın.

---

Şimdilik bu kadar, bunları yaparken zorlanmıyorum bilakis mutlu ediyor. Genel anlamda memnunum hayatımdan.

Tüm bu yazdıklarımı bir aydan fazla süredir düzenli yaparken, birkaç gün öncesine kadar iyiyken, öğrencilerime sürpriz yapmışken, anneme hediye falan almışken, kısacası ruh halim de dahil her şey tatlışken nasıl iki gün içinde iyiden çok kötüye, kendime zarar vermeye gitti olay bilmiyorum. Kimsenin haberi yok. Haftasonunu nasıl atlattım bilmiyorum. Aldığım olumsuz haber mi, kabuslarım mı, hangisiyse bir şey beni delirtti. Biliyorsun Cıvıtık beni ansızın bir delirme hali hep yokluyor ama bu seferki... Bilmiyorum.

Çevrenin seni cesur, yetenekli, çekici görmesi ama aslında ne kadar korkak ve bitik olduğundan en yakınlarının bile haberinin olmaması, senin de zaten hiçbir zaman renk vermemen. Otu boku kendin çözmeye çalışman, çözemeyince delirmen. Bir yakınıma söylesem bile iş işten geçtikten sonra söylerim veya hiç söylemem.

Sabah yedide yattım sana yazdığım gece, biraz da kabus görmemek içindi. Pek hatırlamıyorum detayları ama 50lik votkanın dibine darı ekilmiş, tırnaklar yenmiş, bileğimde üç kesik, ikisi belirgin, üçüncüsüne pek götüm yememiş, belli. Ardından dünyanın öbür ucundaki arkadaşımla bıcır bıcır astroloji konuşmuşum, niyeti bozup biraz da flörtleşmişim.

Sonraki gün de bir arkadaşım eğlenmeye çağırdı, param bitmeseydi gidecektim. Durduk yere oramı buramı kesme isteği gelmeye devam etti, tam gün ışığına çıkacakken yakamdan tutup beni ücra bir köşeye fırlatan bir kapana kısılmışlık hissiyle cebelleştim durdum.

“İşe gideceksin, insanlar seni öyle görmemeli” ve "yaz geliyor şort elbise etek giyeceksin, cildin çok güzel" diyerek bu isteği, hissi bastırdım. İşe yaradı. Gittim spor yaptım, yine dua okudum, içim rahatlarken ağlamaya başladım. Sonra kafayı toplayıp gıcır gıcır bir halde işe gittim. Erkeğe değil bir işe ihtiyacım olduğunu söylerken o kadar haklıydın ki... Bir işimin olması götümü kurtardı.

Yarın bunu terapiste söylemekten korkuyorum çünkü utanç veriyor. Terapite gittikten sonra böyle bir sıkıntının patlak vermesi de beni düşündürmüyor değil. İyiye gitmem gerekmez miydi? Beni cesur bir kişilik olarak görüyor ve söylersem de onu hayal kırıklığına uğratacakmışım gibi hissediyorum. Verdiği ödevleri beceremedim zaten. Yarın gitmekten vazgeçersem şaşırmayacağım ama istiyorum da gitmek.

En son kabuslarıma annem de girdi, orada bile üstüme saldırıyordu mübarek. Güldüm geçtim bu sefer. Gözümü açtıktan hemen sonra onun ağlamaklı bir sesi geldi kulağıma. Sordum, halbuki hiç ağlamamış o gün. Tuhaf.

İyileştiğim hastalık tekrarladı. Gerçekten dikkat etmeme rağmen. Tedaviye yeniden başladık. Her şey üst üste geldi kısacası ve ben olumlu olana, düzeni devam ettirmeye tüm gücümle çabalasam da hayatımın gidişatını pek tahmin edemiyorum artık. Ucundan kıyısından, soyumun sona ermesi ve doğal seleksiyona yenilme ihtimalimle barışacağım galiba.

Umarım sonraki hayatımda yeşilliklerin arasında pusuya yatıp merakla güvencinleri gözetleyen ve oraya buraya atlayan zarif bir uskumru tekiri olarak dünyaya gelirim

Mantıklı Kadın 9 ay önce yazdı:

Nasıl ki bazı cilt bakım ürünlerine başladığında etkili olduğu için ilk önce biraz sivilce kusturur -niancinamide yapmıştı bunu bana- terapi de belli noktalara bastığı zaman psikolojik tepkiler doğurabilir, bence yaşadığın şey normal, terapistin de mutlaka duymak isteyecektir. Terapistlerden bir şey saklanmaz, onlar öyle hikayeler dinliyor ki bundan dolayı sana karşı olumsuz bir his geliştireceğini düşünmüyorum. Duyarsızlaşıyorlar hikayelere.

Herkes kendi hayatının spotlarında, bunu derim hep, unutma. 

 

Asyranta (26 yaşında) 9 ay önce yazdı:

Sadece bir seans gitmiştim Cıvıtık. İş görüşmesi tadında geçmişti, derine inmemiştik pek, müthiş gergindim. Ben biraz anlatınca "Uçlarda yaşamak nasıl bir his?" diye sormuştu o kadar. Ben "Sonuçlarına razıysanız enfes" deyince de gülmüştük. Bilinçaltımı kusturacak kadar ciddi bir diyalog dönmemişti.

"O sana yardım edemeyecek" diyordu içimden bir ses. (Aslında öyle de oldu bu arada)

Aradan da iki hafta geçti yani.

Arkadaşıma ağzımdan kaçırdım, öfkelendi, herhalde en endişelenen o oldu. Anneminse tek dediği "seni psikiyatriye yönlendirecek" oldu çok sakin bir şekilde. "Pü Allahın cezası bir de bunu çıkardın başımıza" der sandım ama çok rahat, çok profesyonel. İmrendim.

Güya beni panik etmek istemediği için tepki vermemiş.

Sonra gerçekten terapistim psikiyatriyi önerdi :D İlaç kullanmam gerektiğini ima etti. Randevu aldım ama giden bir arkadaşım tanı alırsam iş konusunda engel yaratabileceğini söyleyince iptal ettim. Gerekirse başka terapist ararım yine gitmem psikiyatriye.

Yaşadıklarıma yorum yaparken biraz tereddüt ediyor gibime geldi, sanki onun veya birilerinin başına bir iş getirecekmişim gibi acele acele söyledi bir şeyleri. Niye bana böyle bir his geldiyse... Ben de odasındaki eşyalara bakıp "bu hediye mi geldi?" falan diye soruyorum, aklım bir karış havada gibi olabilir ama onu dinliyorum, nadiren mevzudan kopuyorum ama.

İnatla neyim var diye sordum. Duygularımı regüle edemiyormuşum, sorunlardan acıdan bilmem neyden kaçıyormuşum, sakin bir hayata ihtiyacım varmış, e şu an sakin diyorum. Kötü duygulardan kurtulmak için poligona gitme önerime de karşı çıktı, ateş etme eyleminden aldığım hazzın daha fazlasını isteyeceğimi söyledi. 'Elinde olsa adamları tahtalı köye yollarsın' diyemedi tabii okumuş kadın.

Şu sıralar el ele gezen sevgililer her yerdeler ve bu sinirime dokunmaya başladı. Bahar geldi, gencim, güzelim, bakımlıyım ve dürüst olalım çok çirkin kızların mutlu edildiği bir dünyada ben ve benim gibi birçok kız duvar gibi bir yalnızlığın içinde.

Eğer mevzu sadece gönlümü eğlemekse, habire şart sunup bir terk edip bir dönerek deney faresiymişim gibi ona muhtaç olup olmayacağımı ölçen bir betayla zaman öldüreceğime, aklı olan her kadının kaçtığı ama bana nedense evim gibi hissettiren bir adamı tercih ederim şu an. Onu düşünüyor muyum? Maalesef. Bir şeyler uzun zamandır havada asılı, cevapsız kaldığından dolayı muhtemelen.

İki yıl içinde defalarca ulaştı, mesajlarını cevapsız bıraktım, cadılar bayramında beni genç bir oğlanla gördü kendisi yapayalnız kaldı gitti mekandan, sonraki yıl birbirimizi dışarıda gördük, o durdu ben tanımazlıktan geldim yürüdüm gittim, aylar sonra yine yazdı benden yine cevap yok. Bu sefer öbür hattından direkt aradı, o olduğunu fark edince sinirlenip yüzüne kapattım. Son eximin canını sıkmak için onu kullanacak oldum, ben ulaştım. O gün buluşacağız diye işini gücünü riske atacak oldu. Sonra vazgeçtim yapmadım. "Nasılsa takmaz, etrafında çok kadın var, ben de keyfime bakar giderim" dediğim çapkının partnerlerimin içinde en takıntılısı olması da ayrı absürt.

Evim gibi hissettirmesi iyi bir insan olduğu anlamına gelmiyor ne yazık ki, ben de iyi bir insan değilim zaten, gelmeye devam ederse hain emellerime alet edip duracağım veya görmezden geleceğim onu. Şakasız, iyi bir ilişki olabilecekken en baştan korkunç bir sırla başlaması mahvetti her şeyi zaten, tanıştığımız o gece aklı başındaki herhangi bir erkeğin yapacağı gibi "ben neyin içine düştüm lan" deyip korkudan ebediyen topuklamalıydı. İkimizin de içi rahattı şu an. Hayatımıza da bir sürü insan girip çıktı, artık düzelemeyiz bir bok çıkmaz bizden.

Son zamanlarda o aklıma düşmesin diye başka erkeğe yürüdüm, başka erkeklere çekim duydum. Gitmedi o his, bir şeyler hala düğüm düğüm. Son exle sevişecek olmuştuk, yalnız kaldık. Bana daha fazla yaklaşınca ayaklanıp kaçtım alelacele. İlk kez böyle bir şey oluyor, ben utanacak biri de değilim, neden panikledim niye böyle bir şey yaptım bilmiyorum ama diğer erkeklerle yaşamam herhalde. Muhtemelen iki yıldır 1. Elizabeth olmaya alıştım ve vücudum kendini biriyle tekrar rahat hissedemiyor.

Kimse vazgeçilmez değil. Yeni insanlara şans vermeye devam.

<3

Vrester (22 yaşında) 9 ay önce yazdı:

Abla selamlar ben zamanında sana sürekli tembel olmamdan yakınan sorular sormuştum o zamanlar benim dehb olma ihtimaline varacak şekilde diyaloglarimiz olmuştu şuan gelinen noktada şunu anladığımı söyleyebilirim ki ben küçük yaştan bu yana zamanımın çoğunu ekranlarda geçirerek kuvvetli bir dopamin bagimliligi geliştirmiştir surekli bir uyaran istiyorum sosyal medya müzik  can sıkıntısı toleransim hiç yok bu da bana yapay bi dehb olarak geri dönüyor  çözüm bu ekranlı cihazları bırakmak ya da azaltmak ancak gündelik tüm öğrencilik işlemlerim dosyalarim derslerim bu cihazlarda ama zaten hiç çalışamıyorum yani benim yapmam gereken sosyal medyayı ve müziği minimuma indirmek bunu nasıl başarabilirim 

Mantıklı Kadın 9 ay önce yazdı:

Vrester merhaba,

Sen zor vakasın azizim :) Profesyonel değilim, senin durumunu kendin o kadar çözemezken ben ne yapabilirim bilmiyorum.

Benim gerçekten umutsuz durumda bir insana ilk önereceğim şey her gün istediği bir vakitte ama mutlaka, telefonsuz yürüyüş yapması olur. Açık havada yürümenin depresifliğe çok olumlu etkileri olduğu gibi beyin fonksiyonlarını yoğunlaştırma özelliği var. Kalori yakmayı sağlıyor. Kasları-eklemleri çalıştırıyor. Yürümüyorsan, yürü. Ya sabah erken kalk yürü, ya öğlen arasında yürü, ya akşam çık yürü, ya gece yürü. Havalar da müsait, kar kış yok. 

İki, dışarıdan bir şekilde sert mizaçlı ve utanacağın birinden yardım alman lazım. Telefonunu emanet edip, sana belirlediğiniz bir sürenin öncesinde sana vermemesini sağlaman lazım. Ya da paralı bir ailede isen yaz için yaz kampı-rehabilitasyon tarzı bir şey araştırmalısın. Önemli bir sorunun var ve kendin çözemiyorsan yardım alman zorundasın. Ben senin kim olduğunu, şartlarını, kimlerini tanıdığını bilemiyorum. Sen bu dediklerimden kendin bir çözüm düşüneceksin.

Üç, belki de MADDE 5'in kurbanısın. Belki de sen okumaya eğilimli kişilerden değilsin. Türkiye çok yakın bir zamana kadar %80 pek okumamış ve dar imkanlara sahip insanlardan oluşuyordu ve bu insanlar okumayı inanılmaz idealize ettiler. Okumanın, üniversite mezuniyetinin hayat başarısıyla, gelecek imkanlarıyla bağlantısı kopalı çok oldu, bu yüzden de statüsünü kısa olmayan bir süre içinde kaybedecek. Benim için şu an bile okumanın zihnimdeki statüsü gitti, çocuklarımın -bunu çok samimi söylüyorum- istemezlerse/eğilimleri yoksa üniversite okuyup okumamaları umrumda bile değil. Zaman, okuyanların değil becerdiği bir şeyi erkenden işleyip büyütenlerin zamanı olacak. Senin becerdiğin-başardığın bir şey varsa, belki de yatkın olmadığın okuma sevdasından çekilip o şeyi maddi kazanç getirecek şekilde yola koyman gerekiyordur.

Vrester (22 yaşında) 9 ay önce yazdı:

Abla sonuncu dan başlayayım ben ders falan çalışamıyorum ama yarim saatlik çalışmam ile bile bölümde ilk 5 e girdim ve notlarım da genel olarak iyi geliyor kapasitem okumaya elverişli yürüyüş konusunu ise uyguluyorum ancak okulum çok uzak ve kulaklıksız 2 buçuk saat yol geçmiyor toplu taşıma da bu yuzden dopaminerjik bir şey yapmış oluyorum ve son söyleyeceğim bizim derslerimiz ders notlarımız kullandığımız araçlar telefon ve bilgisayar üzerinde ders notlarım tahta fotoğraflarım yani bu yuzden telefondan uzak kalmam mümkün değil  ancak okumaya yakınım calisamayan halimle iyi siralamalara giriyorum  tek sorun çalışmadığım için bunun istikrarsız olmasi ki sadece ders değil günlük işler spor gibi konuları da etkiliyor bu dopamin mevzusu bu yuzden halletmeliyim

Mantıklı Kadın 9 ay önce yazdı:

E eğer hayatına ciddi bir etkisi yoksa ne diye kendine dert ediyorsun? İstikrarsızlık herkesin hayatında olan bir şey. Bence sen dertsiz başına dert arıyor gibisin, bu kadar analize gerek var mı? 

Vrester (22 yaşında) 9 ay önce yazdı:

Var işte abla  ne spora gidebiliyorum zargana vücudum var ne de okul eskisi kadar kolay  dusuk ya da ortalama  sonuclar aliykrum eskisi kadar yeterli gelmiyor sadece zeka.yani minimum enerjiyle idame ettiriyorum hayatımı bu sebepten artık bir şeyleri halledemeyecek noktaya gelicem ya da potansiyelimden çok uzak olucam yani ciddi bir etkisi var 

ln(Arcc(0.16)) 10 ay önce yazdı:

Merhaba cıvıtık abla,

Ben her şeyi düzene oturttum sanıyorum iş, spor, uyku ve işte ne bileyim başka zaman ayırdığım şeyler. Sonrasında ben birden daha fazla çalışmaya başlıyorum ve hepsi berbat oluyor. Bu döngüyü iki sebepten dolayı bozduğumu düşünüyorum, yani birden bire çalışmama neden olacak iki sebep. Ve bir şekilde bu durum beni kötüleştirse de gayet mantıklı geliyor hareketlerim bir süre devam ediyorum, ta ki durana kadar. 

Benim çalışma saatlerim biraz fazlaydı, bilmiyorum hatırlar mısın. Aslında fazla çalışmak benim için o kadar problem değil de bu tempo dışında bir hayatı kuramadım. Muhtemelen bütün sıkıntılarım yine o yalnızlığa dayanıyordur. Onun dışında şehre uzak bir yerdeyim, bulunduğum yerde pek bir şey yok biraz sıkıcı bir durum. Yaklaşık üç dört aydır hiç olmadığı kadar ayrılsam mı acaba sorularıyla boğuşuyorum. Tabii kararı şimdi alsam bile hemen uygulayacak durumda değilim. Maalesef mi demeliyim bilmiyorum ama ben de sizin gibi niş bir sektörde çalışıyorum (Hayırlı olsun bu arada siz de tekrardan çalışmaya başlamıştınız). Severek yapıyorum işimi ancak gelecek beni huzursuz ediyor. Gerçekten bu işi bir daha başka bir yerde yapabileceğime inanmıyorum. Bu yüzden başka bir alana yönelirim diye yüksek lisansa başladım. Hem çalışıp hem de okula gidiyorum. Bu durum benim kafamı aşırı derecede yoruyor. İşten gelince de hala çalıştığımda normal hissediyorum ancak durup düşününce hayatsızmışım gibi geliyor.

Gönül işleri ise yok gibi denilebilir. Bir ara internetten birisi ile konuşuyordum. Buluştuk vs. sonrasında kız ilişkiye istekli gibiydi. Ancak olmamasının daha iyi olacağını düşündüğüm için bağlantımı kestim. Sonrasında internetten birkaç kişiyle görüştüm ancak içlerinde bazı şeyleri bitirememiş insanlardı. Normal hayatımda etrafımda kız arkadaşlarım var, tabii bunlar iş yerinde tanışdıklarımdan. Onlar aracılığla iki üç kişi sordurmuştum, yani bekar mı vs diye tabii uygun olan olmadı. Artık red bile yiyemiyorum yani :d.

Kafamda kriter kriter bir kadın tarifi, idael bir kadın modeli yok ancak herkesin bir hoşuna giden bir şeyler vardır. Sanki ben benim için uygun olan kadını kaçırdığımı hissediyorum. Sanki onunda 21 22'imde tanışmalıymışım gibi geliyor, zaten şu an onlar bekar değil evlilik yolunda.

Ve bir toplulukta bekar olunca hep gelen klasik sorular oluyor, aile olsun arkadaş ortamı olsun farketmeksizin. Geçiştiriyorum. Bu konuları ne internette görmek ne de gerçek hayatta duymak istiyorum. Geçenlerde be tweete retweet ettiğinizi gördüm. Tekrardan geri dönmemenizi dilerim, çünkü tekrardan maruz kalıcaktım her şeye.

Pozitif olmaya, bardağa dolu tarafından bakmaya çalışıyorum. Günlük hayatta yine yüzümüz bir şekilde gülüyor. Kendime yardımcı olmaya çalışıyorum, hayatımı düzene sokmaya çalışıyorum. İş hayatını bir şekilde hallederim de diğer konu için pek beklentiye girmiyorum.

Mantıklı Kadın 9 ay önce yazdı:

Umarım ruh halin değişmiştir. Okuduğumda aslında işlerin genel olarak kötü olmadığı, biraz overthinkinge kapıldığın hissine kapıldım.

Yüksek lisanstan çevre çıkmıyor mu? Biz de yaşını girmemişsin, ben de hatırlamıyorum bahsettin mi :)

ln(Arcc(0.16)) 9 ay önce yazdı:

Abla anneler gününü kutlarım. Aslında girdim diye hatırlıyorum sanki silinmiş gibi geldi. 25 yaşındayım.

Ruh halimden çok insanların fikirlerini o kadar da önemsememeye çalışmaya karar verdim. Özellikle iş hayatı konusunda. Aynı çerçeveden bakamıyoruz gibi hissediyorum. Farklı bir şirket vs konuşulduğunda ilk soru maaş ve tatil oluyor, kimse ne yapıp üretildiğinle ilgilenmiyor. Bu durumu aşırı garipsiyorum.

Şu an sadece nasıl kendime daha çok bir şeyler katarım onu düşünüyorum. 

Birkaç haftadır şekeri kestim, sağlıklı beslenmeye çalışıyorum. Ekstra takviyelerde almaya başladım. Sporu düzenli yapamıyorum ama az, hiçten iyidir kafasıyla düşünüp düzenli yapacağım. Haftafa en az bir gün işten eve yürümeye çalışıyorum. Akşamları uykumun gelmesi sinir ediyor, kendimi ayık tutmaya zorlamayağım. Sosyal medyayı da en aza indirmeye çalışacağım. Ruhuma ve bedenime zarar veren her şeyi ortadan kaldırmaya çalışıyorum.

Kadınlar konusunda ise pek yorum yapacayağım. Yani bekar olanlarla karşılaşmıyorum. En kötü konuştukları olduklarını düşünüyorum. Okulda denk geldiklerim oluyor ama yürümek istemedim. Aslında genel olarak insanlara tavrım kendileri kaybederler :d.

Bu süreçte bazı hobilerimi bıraktım. Onlara tekrardan geri döneceğim. Yeni farklı şeyler deneyeceğim. Bu aralar erkek giyimj ve saatleri aşırı ilgimi çekiyor. Acaba arada buraya atıp (internetten bazı kombinler topluyorum da onları) sizden yorum istesem fazla mı şey istemiş olurum.

Size de teşekkür ederim tekrardan. Dinlediğiniz, ilgilendiğiniz ve anlamaya çalıştıgınız için. İnsan herkesle böyle konuşamıyor, burası mektup yazıyormuş gibi hissettiriyor.

Mantıklı Kadın 9 ay önce yazdı:

Teşekkür ederim. 

Yazdıkların kulağıma güzel geldi, biraz fazla üst üste, zamana yayarsın ama yaptığın kadarını yapman hiçbir şey yapmaman senaryosuna göre kesinlikle fark edecektir. 

Hobi kısmına eğildiğinde insanlarla tanışmayı da araya katarsan kısmet bakalım Mevla ne eyler, neylerse güzel eyler... :D

ln(Arcc(0.16)) 9 ay önce yazdı:

Yapabildiğim kadar yapacağım inşallah. Ara ara yazarım, ben diğer başlığa yazıyordum da hep buradan devam ederiz artık. Bu arada güzel sözmüş :D