İlişkinin Geleceğini Belirleyen İki Parametre

İlişkiler

Bundan birkaç ay önce bu konuyu yazmayı planlamış, notlarını almışım. Geçen gün izlediğim bir film ise düşüncelerime çok yerinde bir örnek oldu, onun öyküsü üzerinden yazmaya karar verdim. Bir ilişkiyi var eden ve sürmesini/bitmesi sağlayan temel iki parametre: psikolojik paternler ve değerler dengesi.

Evvet, şimdi sizlere güzel konuyu anlatmak için kullanacağım çok derin ama derin filmi açıklıyorum. Sıkı tutunun, bakın ağır top bir film, izlerken beyniniz yanabilir, herkese göre değil. The Idea of You.

Muhahahahahahahahahahaha. Artık twitterda yazamadığım kahkahalarımı buraya saklıyorum, üzgünüm. Eşim program yaptığı zamanlar, özellikle bir akşam programıysa ve evdeki uyanık tek kişi olarak kalabileceksem kendimce girl night yapmaya bayılırım, bundan daha önce bahsetmiştim. Beyefendinin ya baskete ya da squasha gittiği -evet böyle de elit merakları var agalarıyla kendisinin, inşallah dediği yerlere gidiyordur tabi- bir akşam, oturdum, tam bir kadın psikolojisi okşama aracı olan filmi izledim. Evet, ben de bir kadınım ve yapıyorum böyle şeyler :)

Şimdi efendim, filmin başrolünde iki güzel mi güzel insan var ve filmin konusu kendisinden 16 yaş küçük bir genç erkekle aşk yaşamaya başlayan Solène'in öyküsü. Bundan sonrası tamamen spoiler dolu olacak, bu çok merak uyandırıcı(!) filmi izlerken sürprizleri kaçırmak istemeyen gerisini okumasın.

16 yaşında bir kızı olan Solène, bundan birkaç sene önce, çok gençken evlendiği kocası tarafından aldatılmış, kocasını affetmeye hazır olduğunu belirttiği halde kocası metresini bırakmak yerine kendisini bırakmaya karar vermiş, boşanmışlar ve adam ikisinden genç olan metresiyle evlenmiş. 

Hayes ise küçük yaşlarından itibaren şöhret basamaklarını tırmanmış, kendisine denk gelen rolleri başarıyla yapmaya çalışan ancak kendini hiçbir yere tam ait hissedemeyen kayıp bir karakter. Kalabalıklar içinde yalnız.

Bu iki karakter ilk tanıştıklarından itibaren aralarında yoğun bir çekim yaşanıyor ve Solène'in baştaki kısa bir çekincesinden sonra görüşmeye başlıyorlar, önce gizleyerek, ardından açıklayarak sevgili oluyorlar ve olaylar gelişiyor.

İkisi arasında, ilişkilerinin yüzeysel olmamasını ve pek kolay kopamamalarını sağlayan şey, bu yazının temelindeki parametrelerden biri olan psikolojik paternler, bunların insanda yarattığı psikolojik ihtiyaçlar.

Solène'in büyük bir onay ihtiyacı var aslında. Çünkü, başka bir kadın için sevdiği adam tarafından terk edilmiş. Genç bir kadın için terk edilmenin veya genç bir kadın ile aldatılmanın, yaşı ilerleyen bir kadın için ne kadar ağır hissettirecek bir tecrübe olduğunu zaten yazmıştım. Bu duygu durumundan sonra, bırak ortalama bir erkeğin ilgisini görmeyi, chad üstü chad bir erkekten talep görmek elbette ki bir kadının psikolojisinde inanılmaz güçlü etkileri olacak, arkanı dönüp gidemeyeceği bir olay. Tam olarak Solène'in ihtiyacı olan şey. Hem tercih edilen kadın olacaksın, hem de genç hissedeceksin.

Hayes'in psikolojik ihtiyaçlarına gelirsek. Hayes'de muhtemelen mommy issues var. Filmde eleştiriler içinde geçiyordu mommy issues ve filmin bakış açısının buna katılmadığını hissediyorduk ama bence hikayesi bakımından oldukça olası. Hayes ciddiye alınmadığını hissederek büyüyen bir insan, gerçek kendisini yani aslını kimsenin umursamadığını düşünüyor -muhtemelen annesinin derin ilgisine haiz olamadı, herkesin sadece etiketlerine baktığını hissediyor. Solène'den etkilendi çünkü Solène işinde gücünde, zeki görünen ve ciddiye alınabilecek bir kadın. Onun hayranlığı, onayı, 15-20 yaşındaki hayran kitlelerinin onayından çok daha geçerli, tam olarak Hayes'in ihtiyaç duyduğu "ciddiyet"i sağlayacak bir ilgi. Ayrıca, Solène'den etkilendiği sahneyi hatırlayalım, Solène onun kim olduğunu tanımamıştı. Yani aralarında bir ünlü-hayran hiyerarşisi, av-avcı hiyerarşisi değil yeni tanışan iki normal insanın hiyerarşisine çok daha yakın bir ilişki vardı, Hayes bıktığı etiketlerinden sıyrılabilmişti ve kendi olarak etkilemeye başka bir vakada olacağından çok daha yakındı.

Tavlamanın insana zevk vermesi için tavlamaya uğraşıyor olman gerekir. Arada değer uçurumu olduğu zaman tavlama uğraşı çok kolay sonuç verir, bu da ödülün hazzını düşürür. 

Buradan, konusunu açacağım ikinci parametre olan değerler dengesine geleceğim. İnsanlar, değere çekilirler. Değerli görmek ve değerli bir kişinin kendisini değerli gördüğünü hissetmek isterler. Hipergami yani kadının erkeğin daha değerli olduğunu hissetmesine yönelik ihtiyacını bazen yanlış yorumluyor insanlar. Sanıyorlar ki aradaki değer farkı ne kadar açık olursa o ilişki o kadar sağlam olur. Hayır, kadının erkeği değerli görmesi gibi erkeğin de kadını değerli görmesi, kadının da erkeği aşırı değerli görmediğini erkeğin bilmesi, hemen hemen bir denkliğin, değer eşitliğinin var olması olayın bir ilişkiye dönmesi ve ilişki sağlamlığı açısından her zaman daha iyidir. 

Buraya kadar yazdıklarım, bu çiftin flört edip geçmek yerine tüm engellere, önlerine çıkabilecek kişilere ve eleştirilere rağmen neden bir ilişki yaşamaya başladıkları, neden birbirlerini özel görüp bağlandıkları üzerineydi. Olay ne sadece değer paratmetreleri, çekicilik ne de psikolojik eğilimler. Genelde ikisi birlikte işler. 

Film, bir duygusal mastürbasyon filmi olarak şaşırtıcı olmayan biçimde mutlu sonla bitti. Peki gerçek hayatta bu ilişki (monogamik olarak) sürer miydi veya sürme yoluna girer miydi?

Psikolojik ihtiyaçların ne kadar güçlü olduğuna bakacağına dair şerh düşmekle birlikte, muhtemelen hayır. Neden? Çünkü değerler dengesi, her geçen yıl Solène'in aleyhine olacak şekilde bozulacaktı. 

Kadınları ve erkekleri değerli kılan şeylerin ne olduğunu yazmıştım. Bizlerin bir insani değerimiz var; huylarımız, karakterimiz, meraklarımız, geçinme becerimiz vs. Ancak pazar değerimiz insani değerimizle ölçülmüyor. Tabi ki insani değerimiz de çevremizdeki insanlar için bir diğer belirleyici faktör ama tek başına yeterli değiller.

Solène 40 yaşında bir karakter olarak pazar değerinin zirvesini çoktan geride bırakmış durumda. Her ne kadar Anne Hathaway gibi harika güzellikte yaşlanan bir kadın tarafından canlandırılsa da, bu bir gerçek. Hayes ise daha değerinin zirvesini geçmeyi bırak, zirveye gelmemiş durumda. Büyük ihtimalle statü olarak yükselmeye devam edecek ve yakışıklılığından çok uzun yıllar hiçbir şey kaybetmeyecek. 

Değerler farkı ne kadar açılırsa, değerli tarafın karşıyı gözden çıkarılır görmesi ihtimali o kadar artar. Bir ilişkinin sağlamlığını belirleyen şeylerin en önemlilerinden biri, partnerimizin bizi başkasıyla -daha iyisiyle- kolayca ikame edilebilir olarak görmemesidir. Günümüzde ilişkilerin sürmemesinin temel nedenlerinden biri budur. Alternatifler internet yüzünden çok sayıda ve ulaşılır sanıldığı için, insanlar ilişkilerini çok kolay bozup diğer seçenekleri denemeye girişiyorlar. Tamam, evet, karşının psikolojik ihtiyaçlarımıza ne kadar cevap verdiği ve ilişkiye tarafların ne süredir emek verdiği önemli diğer etmenler ama bunlar kişileri birbirine yakın kılarken değer dengesinin bozulması kişileri birbirinden uzaklaştırır ve ilişkinin kaderi hangisinin daha güçlü bir akıntı oluşturduğuna bakar.

Zaten gerçek hayatta, genç bir erkek güzelliğinin sonuna gelen bir kadınla çok daha büyük ihtimalle sadece eğlenir. Yani böyle bir çiftten birkaç ay takılmak haricinde ilişki dahi çıkmaz. Çünkü seçenekleri olan erkek değerli olan yatırımını, değeri tükenen bir kişiye yapmaz. Mavi haplı insanlar yapabilir ama pek sağlam da olmaz. Böyle bir tecrübeye tarafların "yaşandı ve güzeldi, hoş bir anı olarak hayatımda yerini aldı" diye bakabilmesi gerekli -ha bence kadınların kesinlikle böyle bir lüksü yok- gerçekte yaşanacak da budur. Bir ihtimalle de, genç erkeğin tek taraflı açık ilişki yaşadığı, karşının da bunu görmezden geldiği bir ilişki yaşanabilir. Erkek çocuk istiyorsa bu bile olmaz, erkek çocuk doğurabilecek bir yaştaki kadınla devam eder er geç

Mesele sadece değerler dengesinin bozulması da değil. Psikolojik ihtiyaçlar da zamanla değişiyorlar. Erkekler gençken ciddiye alınmaya ve biraz daha ağır oturaklı, kaprissiz bir partnere özlem duyabilirken, yaşları ilerleyip de hayat ciddileştikten sonra ise tam tersi, hayatı ciddiye almayan, neşeli, sıkılmamış, heyecanlı -ve kendi hatalarını ve zayıflıklarını bilmeyen- bir partnerle mutlu hissetmeye ihtiyaç duyuyorlar. O hafifliği arıyorlar. Erkeğin ne istediğini yazıyorum çünkü cinsel markette gençken kadınların, yaşlar ilerleyince değerinin farkındaki erkeklerin istediği olur genelde.

Bu açıdan, La La Land'e bir selam çakalım. Filmin o kadar özel algılanmasına sebep olan belki de başlıca sebep -dikkat spoiler- çiftin kavuşarak happily ever after yaşaması değil, kendi yollarına gitmesi ve aralarındaki değer farkının gerektirdiği şekilde başkalarıyla bir hayat yolu çizmeleridir.

İlişkileri bu kadar analiz etmek ne kötü be. Ben bulaştım, sizlere de bulaştırıyorum. Venom gibi. Neden yapıyorsam :D Bir filmi bile aptal aptal izleyemez, analiz kasar oldum. Oysa ki cahillik mutluluktu. Okumayın lan beni!

Neyse, okudunuz madem, o zaman kıssadan hisseler çıkaralım. Olmayacak işlere amin demeyin, özellikle kızlar, sizi denklik konusunda uyaranları dinleyin, bu bir. İlişkilerinizden, geçmişinizdeki insanlardan pişmanlık duyuyorsanız ve iyi insanlar seçemediğinizi düşünüyorsanız psikolojik paternlerinizi analiz edin-ettirin bu iki. Psikolojik olarak tatmin olduğunuz bir ilişkiniz varken sallantıya kurban gitmesini istemiyorsanız değerler dengenize dikkat edin ve karşıdan daha düşük değerde olup olmadığınızı kontrol ededurun, bu da üç.

Hadi bye.

Yorumlar

Alpago (24 yaşında) 2 ay önce yazdı:

Merhaba, Friendzone ile ilgili başlık olmadığı için buraya yazdım. 

Ben bir kızla görüştüm internetten, sonra friendzone düşmemek için 1 hafta sonra bu konuşmaya bir "ad' koyalım dedim. Kızda hiç böyle bir eğilim yoktu. Öylesine konuşuyordu. Ben böyle diyince de 3-4 gün düşündü ve boyum yüzünden olmaz dedi imalı bir şekilde. 

Ama konuşmaya devam edebiliriz dedi, sen bilirsin vs. dedi. Ben de devam ettirmek istemedim ama bir anda boşluğa düşeceğimden ve duygusal yatırımı fazla yaptığımdan konuşmayı şu an devam ettiriyorum. Şimdi, ben kızla konuşmayı bırakayım mı? Bırakmak istiyorum ama bir türlü olmuyor. O da bırakmak istemiyor.  Ona bedava ilgi veriyorum neticede.   Ben anlamıyorum bu kadınlar neden erkeklerle arkadaş olabileceğini zannediyor. Yüzüne karşı da dedim. Yok öyle değil falan. Anlamıyorum ben. Bakın yani, bu kişi bir de muhafazakar aşırı hem de; çok az erkekle konuşmuş. Harem selamlık usulü korunmuş. Ama sosyal medyadan erkekle konuşmakta beis görmüyor ben anlamıyorum niye böyle? 

Mantıklı Kadın 2 ay önce yazdı:

İnsanlar yalnız, onay ihtiyacında ve bu zaafları yüzünden yaptıkları şeyleri kendilerine rasyonalize etmenin yollarını çok iyi buluyorlar. Ki erkeklerin bu durumda yapacağı "seks için kadın kullanma"nın karşıya zararı net bir şekilde görülebilse de kadınların "ilgi için erkek kullanma" davranışının kötü olduğunu bireysel ve toplumsal olarak açıklamak, göstermek, kabul ettirmek daha zor. Bir de, bu kız için demiyorum ama kadınlarda "belki ısınırım" umudu oluyor çünkü yazılarımda hep yazdığım gibi kadınlar bir erkeği partner olarak isteyip istemeyeceklerini, onu beğenip beğenmeyeceklerini daha karmaşık kriterlerle anlıyorlar. Bu yazıda biraz bahsetmiştim.

Senin yapacağın şey evet bu konuşmayı kesmek. Çünkü kendine ama ilişkisel yani bir başka kadın yoluyla ama hayat meşguliyeti ve amaçlar ile alternatif yaratamıyor olmak da senin zaafın. Bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum. Twitter da beni besliyordu yalnızlığıma karşı ve bırakmak acı vermedi mi, verdi elbette. Arkadaş edinmek, sosyal çevre edinmek, merak-hobi edinip onda sebat göstermek o kadar zor ki hepimiz kendimizi sosyal medya ve onunla bağlantılı dopaminik enerji kaynaklarının kucağına atıyoruz. 

Bundan, bu zaaftan kurtulmanın tek bir yolu var: ona itaat etmemek. Kendine telkin edeceksin ki "ben buna muhtaç biri değilim". Bir iki ayağın da kayabilir, sorun değil. Telkine devam edip zaman geçtikçe duyacağın ihtiyaç azalacak, yeter ki ayağın kaydığı zaman kendine "bak işte gördün mü, sen bu kadar iradesiz birisin, ondan böyle oluyor, boşa uğraşma" telkinini verme. O sesi sustur. Vesvese işte bu. Tek ihtiyacın olan tekrarlamak ve zaman. Normal hayatında gerçek fırsatlar kovala, hangi konuda olursa. Arkadaşlarınla daha fazla sosyalleşmeye çalış. Evde vücut ağırlığıyla da olsa spor yapmayan takipçimi zaten biliyorsunuz dövüyorum. Spor hormonlarını olumlu yönde etkileyerek iradeni kuvvetlendirir. Yazmak istediğinde şınav çek. Bir tane barfiks barı al bak, erkek vücuduna çok yararlı. Hiçbir şey yapamıyorsan, bak erkeksin hesap soranın da az olur, iletişime geçme atağı geldiğinde telefonunu bırakıp yürüyüşe çık. Rastgele.

Bir şeyin yok, normal. Az telefon çok hareket.

Alpago (24 yaşında) 2 ay önce yazdı:

Teşekkürler, aslında ben yazmasam da o bana yazıyor sonraları. Bu arada spor yapıyorum, hayat meşgalem de var ama sanırım bu konuda bir eksiklik olduğu için çekilemiyordum. Dediklerini deneyeyim bir. 

Alpago (24 yaşında) 3 ay önce yazdı:

"kadının erkeği değerli görmesi gibi erkeğin de kadını değerli görmesi, kadının da erkeği aşırı değerli görmediğini erkeğin bilmesi, hemen hemen bir denkliğin, değer eşitliğinin var olması olayın bir ilişkiye dönmesi ve ilişki sağlamlığı açısından her zaman daha iyidir. " Şimdi buradan bir soru yönelteceğim.

Eşler arasındaki denklik, erkeğin liderlik yapabilmesi için bir engel değil midir ? Çünkü kadın kendiyle eşit bir erkeğe  istenilen düzeyde saygı duymuyor. İtaat meselesi bir problem haline gelir. 

Bunlarla bağlantılı olarak şunu ayrıca soralım : Kadının çalıştığı, eve para getirdiği bir ilişkide erkek liderliğini ve otoritesini nasıl devam ettirebilir ? Çünkü kadının şöyle deme ihtimali yüksek : "ben de para getiriyorum, neden senin sözün dinlensin" 

Bu gibi sorular karşısında kadınlar, komplekslisiniz diyor. Ben de diyorum ki bana saygı duymayacak kadını neden yanımda tutayım. Sonra, bu sorulara cevap bulamadığım için şu aralar erkeklere kendindendaha az okumuş kadınları tercih etmelerini öneriyorum. Bu erkeğin lehine. Fakat senin dediğin denklem de kadının hem lehine hem de aleyhine. Kadın ile erkek denk olunca ; kadın için tabii ki de lehine çünkü değer uçurumu olmayınca kadın fazla erkeği vazgeçilebilir görebiliyor. Fakat bir açıdan aleyhine. O da şu : Kadın yeterince saygı duyamıyor. Çünkü karşısındaki erkek kendiyle denk birisi. Ben bu denklemi aşamıyorum yardımcı olursanız sevinirim ? Özellikle üstteki soruları cevaplandırmanızı istiyorum, bir çözüm bulabilmem için gerekli. 

Mantıklı Kadın 3 ay önce yazdı:

Denklik demek aynılık demek değildir Algapo. Bir kadın erkeği ne kadar güçlü, akıllı görüyorsa erkeğin de kadını o kadar güzel, yumuşak huylu görmesi bir denkliktir mesela. Bir kadın erkeği erkekçe meziyetlerinde değerli gördüğü için onu kaybetmekten, ona yanlış yapmaktan korkmalı; bir erkek de kadını kadınca meziyetlerinde değerli gördüğü için onu kaybetmekten, ona yanlış yapmaktan korkmalı. Önerdiğim bu. Herkes kendi cinsiyetine dair niteliklerini parlatmalı.

Sen aynılaşmaktan bahsediyorsun. Kendinizle hayat görüşü ve ahlak haricinde çok benzeyen insanlarla başarılı ilişkiler kuramazsınız, sadece bunda aynılık arayın.

Alpago (24 yaşında) 3 ay önce yazdı:

Teşekkür ederim. 

 Şu soruya da cevap verebilir misiniz: 

Kadının çalıştığı, eve para getirdiği bir ilişkide erkek liderliğini ve otoritesini nasıl devam ettirebilir ?

Mantıklı Kadın 3 ay önce yazdı:

Acaba bunu neden konuşuyoruz :D İlginç. 

Kabaca cevaplamaya çalışayım. Kadın da erkek de değer üretir ve ortaya koyar. Daha fazla değer üreten ilişkide daha değerli olur diyebiliriz, çünkü karşının ona olan beğenisi de ihtiyacı da artar. Geleneksel modelde kadın çocuk doğurmak, emzirmek ve yetiştirmekle ilgili zaten sahip olduğu değere denk olabilecek şekilde erkekten maddi kaynak üretmesi, kendilerini koruması gibi şeyler bekler.

Günümüz aile-nüfus krizinin temeli de aslında bu noktadır. Kadınlar artık maddi kaynak üretiyor ve onları devlet koruyor. Koruyan güç de aslında erkekler de neyse. Sonra kadınlar bakıyor ki ben karşımdaki erkekten üstünüm çünkü üstüne de çocuğu ben yapıyorum. Bu erkeğe ne ihtiyacım var ki? 

Erkek eğer maddi yükü üstlenen taraf değilse kadının hayatına öyle bir değer getirmeli ki kadın bu erkeğe ihtiyacım var diyebilsin. Maddiyatı denklemden çıkarınca bu ne kadar da zorlaşıyor değil mi? Bu maddi durum arasındaki farkın da kadının niteliklerinin erkekten üstün olmasından kaynaklanması durumunda o iş olmaz. Yani kadın daha akıllı, daha çalışkan, daha girişken-cesur bir karakter olduğu için erkekten çok kazanıyorsa o ilişkinin geleneksel erkek dominant olmasını zaten umamazsın, orada başka dinamikler işler ve belki de kişilerin buna ihtiyacı vardır, bilemeyiz.

Neyse, biz diğer senaryolara bakalım. Mesela kadının aileden bağlantıları vardır vs. öyle daha yüksek gelir konumundadır ama erkek de kendi kulvarında çalışkan ve başarılıdır. Maddiyat dışında erkek hangi konularda kadına üstünlük kurabilir?

Benim aklıma ilk gelen şey duygusal stabilite, duygusal güç. Kadınların çoğu gibi ben de evhamlıyım ve karamsarım mesela. Adet dönemi içerisinde ciddi şekilde çalkalanan bir ruh halim var. Depresif dönemimde bana sorsanız her şey bitti, hayat korkunç, çok çirkinim, zaten çok kötü besleniyorum, ev işlerinden nefret ediyorum vs. vs. vs. Hayatımdaki erkek stabil, moral veren ve gerektiğinde disiplin sağlayan yönüyle benim bu hallerimi yönetmemi sağlıyor. Mesela, genç kızlar burayı anlamaz ama yataktan kalkmak istemediğim ve şımarık bir çocuk gibi davrandığım bir günde tatlı-sertlilikle gelip beni kaldırması, hadi şimdi üstünü giyeceksin ve birkaç sonra daha iyi olacaksın demesi paha biçilemez. (Şimdiki kızlar istiyor ki erkek onları çocuk gibi şımartsın, "ay kalkmak istemiyor musun kahvaltını yatağına getireyim" desin erkek. Şımarmak, canının istediğini yapmak ve yan gelip yatmak daha iyi hissettiriyormuş gibi.) Bir erkeğin bir kadının hayatına katabileceği en büyük katkı bu olabilir bence. Bunun içine erkeğin başkalarıyla daha sakin kalarak geçinmesini, aileler arasında akıllı ve uzlaştırıcı davranmasını da katabiliriz mesela. Fevri ve duygusal olanlar olacaksa sadece kadınlar, sakin ve akıllı olanlar erkekler olmalı. 

İkinci müthiş bir artı, çocuklar üzerinde kuramadığım otoriteyi sağlaması. Erkeğin çocuklara tatlı sert davranma dengesini tutturabilmesi lazım. Çocuklar anneyi o kadar da takmıyorlar. Tavuğun bastığı cücük ezilmez diye bir tabir var. Garip ama böyle. Sen bağırıyorsun, çağırıyorsun, kıvırıyorsun etlerini :) pek umurlarında olmuyor. Seni zaten sürekli kendilerine bir şey söyleyen biri gibi algılıyorlar. Ancak evde otoritesi olan bir baba olarak erkek bir şey söylediğinde o iş yapılıyor. Tabi bunda benim eşim benden bir şey istediğinde istediğini yaparak, çocuklar babalarına kabaca itiraz ettiğinde "babayla öyle konuşulmaz, babanın istediği yapılır" gibi telkinler vererek onun konumunu yaşatmamın da etkisi var. Çocuklar diğer ebeveynin konumunu görerek öğreniyorlar.

Üçüncü olası bir artı, bir kadın eğer içe kapanık değilse, sosyalleşmeyi seviyorsa, sosyal hayatın yükünü erkeğin üstlenmesi. Sosyal olmak emek ister. İnsanlarla görüşmek; program düşünmek, sözleşmek, lojistik... Yapması zordur, üşendirir ama başka insanlarla güzel vakit geçirmek kadar iyi hissettiren de çok az şey vardır. Zaten yükü ağır olan bir insana çoğu zaman sosyalleşmek zul gelir, buna enerjisi yetmez. Bir erkek enerjik olursa, girişken olursa ve dolu dolu yaşamayı bilirse hayatın yükleri altında buna enerji bulamayan eşine çok yararlı bir katkı sağlamış olur. Bundan kastım tabi ki bazı babaların yaptığı gibi adamın "hanım iki akşam sonrasına 40 kişilik misafir ayarladım, hazırlık yaparsın" gibi kadına daha çok yük bindirecek bir şekilde yapması değil, örneğin haftasonu için bir şey düşünüp ailesini buraya götürmesidir. Ben babamı bu konuda o kadar iyi hatırlıyorum ki. Sürekli başkalarını ziyarete gider, ziyaretçi alır, haftasonları doğa yürüyüşü yapar, yaşadığımız küçük yere ne zaman konser-tiyatro gelse gider, arada hamama-havuza götürülürdük. Hepsinde de babam başı çekerdi.

Bunlar sadece örnekler. Aklıma gelirse yazarım.

Erkeğin bir şekilde saygı uyandırması lazım. Kendine ait bir değerler sistemi olması, kendi doğru bildiğini uygulayacak cesarete ve iradeye, disipline sahip olması, çalışkan olması, iletişim becerilerini ve soğukkanlılığını geliştirmesi, istenmediği ve saygısızlık gördüğü yerde de durmaması, korkak olmaması lazım. Bunlar gibi şeyler.

Alpago (24 yaşında) 3 ay önce yazdı:

 Teşekkür ederim.

"Acaba bunu neden konuşuyoruz :D İlginç. " 

Belirli endişelerim var. Karım olacak kişinin bana saygı duymamasından ve otoritemi kabul etmeme ihtimalinden endişe ediyorum. 

"Kendine ait bir değerler sistemi olması, kendi doğru bildiğini uygulayacak cesarete ve iradeye, disipline sahip olması, çalışkan olması, iletişim becerilerini ve soğukkanlılığını geliştirmesi, istenmediği ve saygısızlık gördüğü yerde de durmaması, korkak olmaması lazım." 

Soğuk kanlı olamıyorum, bir mesafe kat ettim ama duygusal kontrolüm istediğim gibi değil. Bu konuda hâlâ istediğim aşamada değilim.

Onay bağımlılığım da var, bir türlü atamıyorum. Kendimi tanımaya başladım ama bir türlü sınır koyamıyor, hayır diyemiyorum. Çok imkanım var, şükür ama kendimdeki bu kötü saçma sapan özellikleri atamadım. 

Kadınlarla da görüştüm bu arada ;  başta çok iyi oluyor ama muhtaçlığımdan mıdır nedir sonraki haftalarda ghost atıyor ya da çok isteksiz davranıyor. 

 

Teşekkür ederim tekrardan. 

 

Mantıklı Kadın 3 ay önce yazdı:

Kendine olumsuz teşhisler koyabiliyorsun ki bu çok büyük ve herkesin de yapamadığı bir aşama. Olduğun kişi olmak yıllarını aldı, şimdi bunu birkaç ayda değiştiremezsin, bu çok normal değil mi? Kabuğuna çekilirsen zaten seni aşındıracak ve şekillendirecek şeyleri ıskalarsın. Çok iyi gidiyorsun diye düşünüyorum. Damarına basan bir şeyler oldukça düzelecek, değişeceksindir, karamsarlığa kapılma. Methodlar deneyebilirsin, mesela bir şeyleri yaşarken kendin hakkındaki gözlemlerini kağıda dökebilir ve küçük kararlar alabilirsin. "Şu durumda mesaj atma" gibi. Yazmak genelde iyi düşünmeyi ve manzarayı görmeyi sağlar. 

Zihnimizi telkinle kontrol ederiz. Kendine "bu kadar kaygıya gerek yok" diye telkin vermelisin, sürekli. Mantığın dümende olmalı. Yılmadan telkin et. Dediğim gibi başta yaz. Sonra yazdıklarına tik at. Sonra sadece zihninden de yapabilmeye başlarsın. Yaşın büyüdükçe otomatiğe biner.

Alpago (24 yaşında) 3 ay önce yazdı:

Tavsiyeler içim çok sağ olun.

Bunları uygulamaya çalışacağım inşallah. Umarım bu değersizlik ve kaygıdan kurtulurum. 

idealben (26 yaşında) 8 ay önce yazdı:

cıvıtık kızımız nerdesin? Bayağıdır yoksun buralarda. Twitter hesabındaydım az önce ve bu yazını gördüm nasıl bu kadar nokta atışı yapabiliyorsun. Her cümlen hakikat içeriyor. Bayıldım. Yazın şu

'Bunların büyük bir kısmı ne biliyor musunuz? Kendi çerçevesini koruduğu için çekici olan erkekle öküz ölüp de anlaşma bozulduktan sonra erkeği korkunç anlatma davranışları. Erkek çekici gelirken çizdiği çoğu sınırın hiç de kötü algılanmadığına eminim. 

Geçen problemli ilişkilerde daha huzurlu olduğunu anlatan kızıl ablada da gördük. O ablada dürtü kontrolü sorunu vardı, yoksa yaşadığında kadın erkek ilişkileri açısından anlaşılmaz, görülmemiş bir şey yok.

Kadın olmak bence erkek olmaktan daha kötü. Çünkü çerçevesini hakim kılan erkekten hoşlanıyor, senin çerçevene giren erkekten soğuyorsun. Çerçevesine gireceğin erkeğin otokontrolü olan, iyi kalpli, ahlaklı ve sana değer veren biri olduğundan emin olman lazım. Erkekler seks için bu konularda yalan söylüyorlar arkadaşlar. Ha tamam kadınların lovebombingi sezebileceğini düşünüyorum, ancak sezdiğini kabul etmenin kadınlar için de erkekler için de zor olduğunu biliyorum.

Bu işler gerçekten zor. Paranoyaklaşacak kadar bavulunuzu doldurmadan önce sezgilerinizi dinlemeyi ve yavaş gitmeyi öğrenmeniz lazım. Hız ve “aşka kapılmak” her türlü kaza yaptırır, sonra sağlıklı kişilerden dahi bavulunuzdaki yük yüzünden kaçmaya başlarsınız.

Mesela böyle bir flooda hak veren bir kızın hipergamik doyumu da tadacağı bir ilişkiye kendini bırakması artık malesef pek mümkün değil. Oysa ki baskın erkek sorun değildi, baskın erkeğin problemli olması sorundu.'