Bugünün popüler içeriği bu flood. Abimiz amsalakların vazgeçilmez bölümlerinden olan tıp fakültesine yeni başlamış, kendi 21 yaşında. 19 yaşında bir kız da kendisinin açıkça peşinde. Kızın akla yatmayan bir noktası yok. Ancak abicik daha takılmacalar turlarını atmadığı için başını bağlamak istemiyor. Yorumlayalım.
Bu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Bu insan ömrünün uzamasının ve nüfusun yaşlanmasının size dayattığı bir dilemma. Eskiden, bir 30-50 sene öncesinde şunu pek bir erkek sorgulamazdı. Neden? Çünkü daha erken evlenebilirdi. Çünkü daha erken meslek sahibi olabilirdi. Çünkü önünden çekilmesi gereken bu kadar yaşlı çalışan yoktu.
Siz gençleri oyalamaları gerekti arkadaşlar. Siz evlenmeyin diye. Evlenmeyi düşünmeyin diye. Çünkü evlenmek isterseniz ekonomik talepleriniz olacak. Aile babası olacak ve hane geçindirecektiniz. Size bu imkanı sağlayacak göt olmayınca ne yaptılar? Önünüze takılma kültürünü bir kemik olarak attılar. Çünkü hormonlar şimdi evlenemiyorum deyip durmazlar. Bir önceki yazımda belirttiğim gibi nüfus azaltılmak da isteniyor. Takılma kültürü gençlerdeki evlenme becerisini ve şevkini de kırıyor. Bir taşla bilmem kaç kuş vuruldu.
Ay ne güzel işte mi? Peki bu işin sonu? Evlenmek isteyenlere ne oldu? Yiyorsunuz ayvayı ondan sonra. Bunu 39583828 kez yazdım, tekrar yazacağım, nefsiniz kabul etmek istemese de ve aksini arasanız da cevap belli: piyasadaki hareketlilikten çıkıp güzel evlilik yapayım diye genellenebilir, normalleştirilebilir, sürdürülebilir bir model yok. Piyasada hareketli olmak için pislik gibi insanlarla pislik gibi tecrübeler yaşamanız; ağlatmanız, kapıları çarpıp çıkmanız, arkanızdan küfrettirmeniz, beddua yemeniz, ghostlamanız, telefonlara çıkmamanız, aldatmanız-aldatılmanız, tüm bunlara duyarsızlaşan ve sorumluluğu "o da benimle olmasaydı" diye karşıya atan bir yarrak kafalı olmanız kaçınılmaz. Ay yok herkes tamir oluyormuş da atlatıyormuş da bilmem ne. Neden tamir olmanız gerekiyor? Obeziteden kurtulmuş bir insanı gördünüz mü hiç? Yılların ağırlığıyla deforme olmuş kemik yapısının ve derinin o yağlardan kurtulduktan sonra hiçbir zaman obez olmamış bir insanınki kadar düzgün olamadığını bilmiyor musunuz?
Ki sadece konu sizin deforme olmanız değil. Siz daha ebeveyn olacak ve çocuk yetiştireceksiniz. Hadi kendiniz 40 yaşında adam/kadın oldunuz. Çocuğunuza gençliğinizi mi öğütleyeceksiniz akıllılık zamanlarınızı mı? Örnek bir gençliğiniz olmadıysa ve geriye bakınca gençliğinizi pislik gibi geçirdiyseniz "ama sonunda o da adam olur" diye aynı pis yolları, yöntemleri, kalp kırmaları, kandırmaları, manipüle etmeli çıkarcılıkları mı görmek istiyorsunuz çocuğunuzda? Hadi bu o kadar normal ve özenilecek bir şey, yaptınız başardınız, hadi yapsınlar sizin çocuğunuza bunları, razı mısınız?
Onu bunu geçtim, hiç mi ilahi adalettir, karmadır falan benden olmasa çocuğumdan çıkar demiyorsunuz bilmem ki.
Size aşıladılar ve aşılıyorlar. "Kaçırıyorsun". "Hayatı kaçırıyorsun." "Bak o kadar seçenek var." Hadi şu seçeneğe bak, hadi bu seçeneğe bak, hemen atla geç boşver yenisi var, aman üzülme, aman dert etme, atla alta, tüket bitir... Manyak oldunuz hepiniz, hepiniz seçenek şımarığı oldunuz ve o seçenekler de yok aslında, birbirlerinin muadili falan değilller. Çok varsa hiçtir çünkü onlar senin için artık hiçbir şeydir.
Bu düşünceler bunları yaşamanız mutluluk için şart olduğundan o kadar güçlü değiller. Bu düşünceler sizlere sürekli pompalandığı için o kadar güçlü hissediyorsunuz bu şüpheleri. Bu şüpheleri yok etmeye dair aklınızı kullanmayı bile kendinize zulmetmek sanıyorsunuz, o kadar işledi içinize. Siz bu düşüncelere aklınızla kıymet vermeseniz içinizde hissettiğiniz şüpheler de azalacak ama işte dediğim gibi sistem bunu yapmanızın da yanlış olduğunu söylüyor size.
"Bak insanlar her şeyi yaşayıp yine düze çıkıyorlar." Kimin evini biliyorsunuz arkadaşlar? Mesela o düze çıktığını anlatan imrendiğiniz erkeklerin aldatmadığını ve karısının bunu örtbas etmediğini biliyor musunuz? Ben bilmiyorum. O kadınların umarım ki sadece akıllarında eski maceralarının kalmadığını biliyor musunuz? Ben bilmiyorum.
Kaçırıyorsanız, kaçırmamışların hayatına daha iyi bakın. Sadece görmek istediklerinize değil. İstatistiklere, genel manzaraya. Bir şey kaçırdığınız var mı yok mu ondan sonra düşünün. Görecek olanlara her şey ortada ya...
Size şunu unutturdular: bir insanla başarılı bir evlilik yapmanız için birbirinize aşık olarak evlenmeniz şart değil, başkalarına aşık olarak evlenmemeniz şart.
Zamanla aşık olmak diye bir şey yoktur, ama aşk zaten sevgiye dönüşür ve zamanla sevmek gibi bir şey elbette vardır. Hadi bizim yerli hikayeleri bilmiyorsunuz, Ned ve Catelyn Stark'ı da mi izlemediniz? Bu dünyanın her yerinde aynıydı.
Sizlerin problemi, aldatmama-aldatılmama veya ilişkiyi sürdürme ihtimalinizi aşkla eşdeğer sanmanız. Neden? Çünkü dürtü kontrolünüz, etik kodlarınız ve toplumsal kontrol kalmadı sizde. Bunlar olmadığı zaman çocukları büyütmek için ömür boyu sürdürülecek ilişki diye bir şey de kalmıyor. Sizlerde iyi / kötü olmaya dair bir telaş kalmadı, içinizden geldiği gibi davranmayı a.k.a "özgürlüğü" kutsadığınız için öncekilerin başardıklarını yapamıyorsunuz. Ortada sosyal sözleşme diye bir şey bırakmadınız, güvenmiyorsunuz ve güvene layık değilsiniz, tek düşündüğünüz kendi çıkarlarınız ve canınızın ne istediği.
Bakış açınızı ve insanı/nefsini okumayı öğrenmediğiniz sürece bir arpa boyu da yol alamayacaksınız.