X Yorumları: Doğru Kızla Erken Karşılaşan Erkeğin Dramı(?)

Redpill Çizgisine Alternatifler

Bugünün popüler içeriği bu flood. Abimiz amsalakların vazgeçilmez bölümlerinden olan tıp fakültesine yeni başlamış, kendi 21 yaşında. 19 yaşında bir kız da kendisinin açıkça peşinde. Kızın akla yatmayan bir noktası yok. Ancak abicik daha takılmacalar turlarını atmadığı için başını bağlamak istemiyor. Yorumlayalım.

Bu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Bu insan ömrünün uzamasının ve nüfusun yaşlanmasının size dayattığı bir dilemma. Eskiden, bir 30-50 sene öncesinde şunu pek bir erkek sorgulamazdı. Neden? Çünkü daha erken evlenebilirdi. Çünkü daha erken meslek sahibi olabilirdi. Çünkü önünden çekilmesi gereken bu kadar yaşlı çalışan yoktu. 

Siz gençleri oyalamaları gerekti arkadaşlar. Siz evlenmeyin diye. Evlenmeyi düşünmeyin diye. Çünkü evlenmek isterseniz ekonomik talepleriniz olacak. Aile babası olacak ve hane geçindirecektiniz. Size bu imkanı sağlayacak göt olmayınca ne yaptılar? Önünüze takılma kültürünü bir kemik olarak attılar. Çünkü hormonlar şimdi evlenemiyorum deyip durmazlar. Bir önceki yazımda belirttiğim gibi nüfus azaltılmak da isteniyor. Takılma kültürü gençlerdeki evlenme becerisini ve şevkini de kırıyor. Bir taşla bilmem kaç kuş vuruldu.

Ay ne güzel işte mi? Peki bu işin sonu? Evlenmek isteyenlere ne oldu? Yiyorsunuz ayvayı ondan sonra. Bunu 39583828 kez yazdım, tekrar yazacağım, nefsiniz kabul etmek istemese de ve aksini arasanız da cevap belli: piyasadaki hareketlilikten çıkıp güzel evlilik yapayım diye genellenebilir, normalleştirilebilir, sürdürülebilir bir model yok. Piyasada hareketli olmak için pislik gibi insanlarla pislik gibi tecrübeler yaşamanız; ağlatmanız, kapıları çarpıp çıkmanız, arkanızdan küfrettirmeniz, beddua yemeniz, ghostlamanız, telefonlara çıkmamanız, aldatmanız-aldatılmanız, tüm bunlara duyarsızlaşan ve sorumluluğu "o da benimle olmasaydı" diye karşıya atan bir yarrak kafalı olmanız kaçınılmaz. Ay yok herkes tamir oluyormuş da atlatıyormuş da bilmem ne. Neden tamir olmanız gerekiyor? Obeziteden kurtulmuş bir insanı gördünüz mü hiç? Yılların ağırlığıyla deforme olmuş kemik yapısının ve derinin o yağlardan kurtulduktan sonra hiçbir zaman obez olmamış bir insanınki kadar düzgün olamadığını bilmiyor musunuz? 

Ki sadece konu sizin deforme olmanız değil. Siz daha ebeveyn olacak ve çocuk yetiştireceksiniz. Hadi kendiniz 40 yaşında adam/kadın oldunuz. Çocuğunuza gençliğinizi mi öğütleyeceksiniz akıllılık zamanlarınızı mı? Örnek bir gençliğiniz olmadıysa ve geriye bakınca gençliğinizi pislik gibi geçirdiyseniz "ama sonunda o da adam olur" diye aynı pis yolları, yöntemleri, kalp kırmaları, kandırmaları, manipüle etmeli çıkarcılıkları mı görmek istiyorsunuz çocuğunuzda? Hadi bu o kadar normal ve özenilecek bir şey, yaptınız başardınız, hadi yapsınlar sizin çocuğunuza bunları, razı mısınız? 

Onu bunu geçtim, hiç mi ilahi adalettir, karmadır falan benden olmasa çocuğumdan çıkar demiyorsunuz bilmem ki.

Size aşıladılar ve aşılıyorlar. "Kaçırıyorsun". "Hayatı kaçırıyorsun." "Bak o kadar seçenek var." Hadi şu seçeneğe bak, hadi bu seçeneğe bak, hemen atla geç boşver yenisi var, aman üzülme, aman dert etme, atla alta, tüket bitir... Manyak oldunuz hepiniz, hepiniz seçenek şımarığı oldunuz ve o seçenekler de yok aslında, birbirlerinin muadili falan değilller. Çok varsa hiçtir çünkü onlar senin için artık hiçbir şeydir.

Bu düşünceler bunları yaşamanız mutluluk için şart olduğundan o kadar güçlü değiller. Bu düşünceler sizlere sürekli pompalandığı için o kadar güçlü hissediyorsunuz bu şüpheleri. Bu şüpheleri yok etmeye dair aklınızı kullanmayı bile kendinize zulmetmek sanıyorsunuz, o kadar işledi içinize. Siz bu düşüncelere aklınızla kıymet vermeseniz içinizde hissettiğiniz şüpheler de azalacak ama işte dediğim gibi sistem bunu yapmanızın da yanlış olduğunu söylüyor size.

"Bak insanlar her şeyi yaşayıp yine düze çıkıyorlar." Kimin evini biliyorsunuz arkadaşlar? Mesela o düze çıktığını anlatan imrendiğiniz erkeklerin aldatmadığını ve karısının bunu örtbas etmediğini biliyor musunuz? Ben bilmiyorum. O kadınların umarım ki sadece akıllarında eski maceralarının kalmadığını biliyor musunuz? Ben bilmiyorum.

Kaçırıyorsanız, kaçırmamışların hayatına daha iyi bakın. Sadece görmek istediklerinize değil. İstatistiklere, genel manzaraya. Bir şey kaçırdığınız var mı yok mu ondan sonra düşünün. Görecek olanlara her şey ortada ya...

Size şunu unutturdular: bir insanla başarılı bir evlilik yapmanız için birbirinize aşık olarak evlenmeniz şart değil, başkalarına aşık olarak evlenmemeniz şart.

Zamanla aşık olmak diye bir şey yoktur, ama aşk zaten sevgiye dönüşür ve zamanla sevmek gibi bir şey elbette vardır. Hadi bizim yerli hikayeleri bilmiyorsunuz, Ned ve Catelyn Stark'ı da mi izlemediniz? Bu dünyanın her yerinde aynıydı.

Sizlerin problemi, aldatmama-aldatılmama veya ilişkiyi sürdürme ihtimalinizi aşkla eşdeğer sanmanız. Neden? Çünkü dürtü kontrolünüz, etik kodlarınız ve toplumsal kontrol kalmadı sizde. Bunlar olmadığı zaman çocukları büyütmek için ömür boyu sürdürülecek ilişki diye bir şey de kalmıyor. Sizlerde iyi / kötü olmaya dair bir telaş kalmadı, içinizden geldiği gibi davranmayı a.k.a "özgürlüğü" kutsadığınız için öncekilerin başardıklarını yapamıyorsunuz. Ortada sosyal sözleşme diye bir şey bırakmadınız, güvenmiyorsunuz ve güvene layık değilsiniz, tek düşündüğünüz kendi çıkarlarınız ve canınızın ne istediği.

Bakış açınızı ve insanı/nefsini okumayı öğrenmediğiniz sürece bir arpa boyu da yol alamayacaksınız. 

Yorumlar

kabukluceviz (25 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Merhaba Mantıklı Kadın,

3 yıllık güzel gittiğini düşündüğüm bir ilişkim var. Ben 25 erkek arkadaşım 28 yaşında ve hayatımız artık rayına oturmaya başladı. Bu yaz hukuk fakültesinden mezun oluyorum oysa uzmanlığını yapıyor şuan asistan doktor. Aile yapılarımız ve hayata bakış açımız genel olarak uyuşuyor ve sadece sevgili değil aynı zamanda iyi bir arkadaşlık ilişkimiz de var. Ben 2-3 yıl sonrası için evlilik söz gibi bir gündemimiz oluşur diye düşündüğümden birazda ailemin benim için yapacağı bir yatırım planıyla ilgili olarak(bana ev alınması ve daha iyi bir semte taşınma gündemim var) görüşünü almak adına ona bu konuyu açtım. Kendisi bir gün aile kurmak istediğini ama şuan ve yakın zamanda(kast ettiği 2-3 yıl :) ) böyle bir planı olmadığını bunun benimle ilgili değil kendisiyle ilgili olduğunu, aile evinden ayrılalı daha henüz 2 yıl olduğunu ve iş hayatına vs bunlara genel olarak alışamadığını yeni hayatına adapte olamadan yeni bir atılıma hazır olmamayacağını bana söyledi. Buna hazır olduğunda hayatında olan ve uzun süredir tanıdığı birisiyle evlenmek isteyeceğini ve şuan ilişkimizin özellikle son 6 aydır daha da iyi gittiğini vurgulayarak bu kişinin ben olmamı isteyeceğini ama şuan kendisinin buna hazır olmadığını söyledi. Açıkçası ben bu duruma üzüldüm ve kafam karıştı çünkü birimiz 25 birimiz 28 yaşında 3 yıllık ilişkimiz var zaten 3 yıl sonra o 30'larına gelmiş ve bizimde 6 yıllık bir ilişkimiz olmuş oluyor. Uzmanlığı bitmiş, benim işim oturmuş, ilişki iyice oturmuş vs. maddi olarak iki tarafın ailesinin durumu da iyi şartlarımız çok uygun aslında. Sevdiğini de sevgi sözcükleriyle, hediyelerle, çiçekle sık sık güzel yerlere falan götürerek gösterir. Ailesiyle tanışıyorum çok sık olmasa bile ara ara görüşürüz, onların bana karşı çeşitli jestleri oluyor yine zaman zaman. O kadar ki ayrıldığımız bir dönem olmuştu 1.5-2 yıl önce annesi telefonda 2 saat dil dökmüştü birbirinizi kaybetmeyin şeklinde. Ayrılmak gibi bir düşüncesi de yok benden. Ne istediğini neden böyle yaptığını anlamlandıramamakta birlikte nasıl davranmam gerektiğini de bilemiyorum. Bana yol gösterecek bir yorumda bulunursan çok mutlu olurum. Şimdiden çok teşekkür ederim. 

Mantıklı Kadın 4 hafta önce yazdı:

Merhaba,

Spekülasyon yapabiliriz sadece ama senin endişe hücrelerin iş başında olduğuna göre sezdiğin bir şey var. Ben derim ya hep sezgilerinize güvenin, aslında insanların "nasıl oldu anlamadım" dediği vakalarda zamanında sezip de görmezden geldiği çok nokta oluyor. Sanırım bu da senin için öyle noktalardan biri. Gerçekten seni kaybetmek istemeyen bir erkeğin sen böyle bir beklentini de belli etmişken, şartlar da makulken, ailen bu kadar arkandayken yavaş gitmesi malesef onun seni, senin onu istediğinden daha az istediğine dalalet. 

Tıp zaten erkeklerde şöyle bir olumsuz durum oluşturuyor: eğitim hayatları boyunca yoğun ve nerd oldukları için kadın ilgisine varamıyorlar, yaşları ilerleyip de statüleri de oturunca bu sefer gençliğimi yaşayamadım dinamiği de devreye giriyor ve takılma hevesine düşebiliyorlar. Alttan alta "daha iyisini, daha gencini bulurum ileride" düşüncesini taşıyabiliyorlar. 

İşte bu bolluk zihniyetidir. Aslında bolluk, tam istedikleri bir erkekle karşılaşıncaya kadar kadınlarda olur, ama yüksek statülü veya kadına ulaşabileceğini gören erkekler de bolluk zihniyetine ulaşırlar ve bolluk zihniyeti elindekini gözden çıkarılabilir görmene sebep olur.

Ertelemesi için başka ne sebep var ki çünkü? Zaten tek eşli ilişkidesiniz, çocuk istemiyorsun hemen, maddi olarak tahminim ondan beklentide de değilsiniz, bir evin içine girecek ve faturalarınızı, mutfağı ödeyecek durumunuz da vardır. E o zaman tek ihtimal, opsiyonlarını kapatmamak istemesi kalıyor.

Şimdi sen onu karşına alıp konuşsan, bir kadın olarak doğurgan yıllarını ona bağlamışken onun senden ileride ayrılmasının sana ne kadar büyük darbe olacağını anlatsan, bu yüzden de ayrılmak istesen, hata yaptığını anlayıp seninle evlenebilir.

Ha, daha iyisini yapabileceğini düşünen bir insanın seninle evlenmesi ne kadar güzel bir şey onu değerlendirmek sana kalmış. Bence bu yaşta, senin en değerli çağlarında bu denge böyle kuruldu ise ilişkinin ilerisi için bu güzel bir gidişat değil. Ben 20'lerinde kurulan ilişkilerde önce erkeğin "şüpheyle istenen" olmasının, 30'larında bu durumun eşitlenip kadın ve erkeğin birbirini aynı derecede vazgeçilmez görmesinin iyi olduğunu düşünen biriyim. Çünkü malesef erkeklerde kadınların aksine, eşi yaş aldıkça ona verilen değerin daha da azalması söz konusu. 40-50lerde yaşanan o günlere gelmeden önce ilişkinin biraz kadın lehine olmasında yarar var.

Yani üzgünüm, şimdilik ayrılmaya kendini hazırlarsan bence alabileceğin en doğru karar olur. Bu kararı bugün almak hayatın seyrinde seni koruyacak gibi görünüyor. Sezgilerini dinle, bugün bir acı çekersin ama seni ileride yaşayacağın daha ileri yaşta terk edilmek veya aldatılmak gibi acılardan korur.

Şimdi sana yazdığım cevabın bu yazımla çeliştiğini düşünen okuyucular olabilir. Hani ablacım kadın sevilen olunca mutlu olmuyordu diye. Orası için bir not düşeyim.

Bir kadının bir erkeği beğenmesinde bir skala düşünelim.

Erkeğe karşı nötr beğenide olması 5.

0 olumsuz duygu.

10 o erkek için delirmek.

Bu sana yazdığım yorumda senin beğeninin skalada 9-10 seviyelerinde olduğunu varsaydım çünkü erkeğin seni seçenek olarak görmesi de malesef senin onu daha çok istemenle sonuçlanan bir durum. Kadınlığın tatsız gerçeklerinden.

Link verdiğim yazıda da erkeğin 6- hissettirdiği vakalar.

Ben siz genç kızlara 7-8 hissettiren bir erkekle devam etmenizi öneriyorum. Yani onun için ölüp bitmeyin, onsuz olma düşüncesi sizi parçalamasın ama olumlu duygularınız olsun ve küçük bir şüpheniz de olsun beğeninizde. O ise sizde net olsun. En iyisi. 

kabukluceviz (25 yaşında) 4 hafta önce yazdı:

Merhaba Mantıklı Kadın,

Öncelikle cevabınız için çok teşekkür ederim. Söylediklerinizin büyük çoğunluğuna katılıyorum ve sanırım sizinle aynı fikirdeyim. İçten içe beni huzursuz eden ve belki de kendime itiraf etmekte zorlandığım gerçek de bu olabilir. Zaten onunla bu konuşmayı yaptıktan sonra ister istemez kendimi ayrılığa hazırlamaya başladım. Bunu da içimde ona karşı engel olamadığım uzaklaşma ve soğukluk hissinden anlıyorum. Fakat ortada üç yıllık bir emek olduğu ve karşı tarafı da sevdiğim için ilişkiyi bitirmeyi göze alamıyorum. 

Aslında bana daha somut ve mantıklı gerekçeler sunsaydı — örneğin zorunlu hizmet, tez süreci ya da o dönemde düğün gibi şeylerle uğraşmak istememesi gibi — bu konuyu bu kadar kafama takmazdım. Hemen bu yıl evlenelim gibi bir noktada değildim zaten. Fakat net ve elle tutulur bir gerekçe duymayınca, ister istemez onunla olan ilişkimi ve gelecek planlarımı gözden geçirmeye başladım. Özellikle sizinde dediğiniz gibi doğurganlık ve zaman ilerledikçe bu ilişkiye verdiğim emeğin artacak olması gibi faktörler nedeniyle konu biraz da kendimi koruma altına alma meselesine dönüşmeye başladı. Hayatta genel olarak mantıksız ve sadece duygularıyla hareket eden birisi değilimdir. Emin adımlarla ilerlemeyi severim. Filmin sonunu görmek beni her zaman güvende hissettirir. 

Öte yandan onun da benim için yaptığı çok fazla fedakarlık ve değerli şeyler var, bunları görmezden gelemediğimden net bir şekilde “Beni sevmiyor, istemiyor “ da diyemiyorum. İlişkimizde şimdiye kadar yaşanan sorunlarda ben ayrılık düşüncesine her kapıldığımda ya da bu konuları açtığımda bir şekilde beni geri döndürdü ve çabasına da şahit oldum. Ben ilişkide bir sorun olduğunda -maalesef şuan olduğu gibi- daha çok kaçma eğiliminde olan biriyim. Kendisi ise şimdiye kadar bir kere bile “ayrılalım” demedi. Gelecek konusunu konuştuğumuzda bu konuyu da dile getirdi ve benim işler yürümezse boşanırım nasılsa kafasında olduğumu onunsa evlenirken boşanmak gibi bir opsiyonunun olmadığı düşüncesiyle evlenmek istediğini söyledi. Bu tarz hareketlerim ona güven vermiyormuş. Bir gün ilişkideki var olan sorunlar düzelir düşüncesi olduğu ve sevdiği içinde bitirmiyormuş, öyleyse neden bitirmediğini sormuştum buna istinaden söylemişti.  

Tüm bunlara rağmen benim içimde acaba diğer opsiyonlarını kapatmak istemediği için mi evliliğe uzak sorusu beni ondan uzaklaştırıyor. Kendisine bunu sorduğumda neden ciddi görmediğim birisiyle üç yıl ilişki sürdüreyim, ikimizinde gün sonunda birbirine ihtiyacı veya muhtaçlığı yok kafanda kuruyorsun diyor. 

Dediğiniz gerekçeyle kendisinden ayrılırsam evliliğe yanaşacağını da biliyorum ama yine söylediğiniz gibi gün sonunda bu beni mutlu etmez. 

Kafam çok karışık açıkçası. Onunla olan ilişkimde ciddiyet gözlüğünü bir süreliğine çıkarmalı ve  konuyu askıya alıp stabil devam mı etmeliyim yoksa düşüncelerimi açıklayıp ilişkiyi bitirmeli miyim ? 

Mantıklı Kadın 4 hafta önce yazdı:

Kadınlarının çoğunun kendi eğilimleri konusunda dürüst düşünmeye ve bunların yarattığı maliyetleri göğüslemeye niyeti olmadığını biliyorum. Senin erkek arkadaşının da konuşmalarını gördüğümde kendi erkekliğiyle alakalı zaafları kabul etmediğini ve bunları mantıkla inkar ettiğini gördüm sanki. Ancak günün sonunda, ne yaptığınızı nasıl açıkladığınız değil, ne yaptığınız önemlidir. 

Erkekler zaten kolay ayrılmaz ki. Bu yeni bir şey değil. Hep yazıyorum, ortalamada, genelde, özellikle 20li yaşlarda kadınlar bolluk, erkeklerse yokluk temelinde hislere sahipler. Kendilerine davranışlarını başka türlü açıklasalar da altta yatan motivasyonlar bunlar oluyor. Mesela kadınlar bir erkekten ayrılırken tonlarca sebep sayabilirler ancak en dipteki motivasyon ise daha iyisini nasılsa bulacağına dair inanç oluyor. Erkeklerse neden ayrılmadıkları konusunda binbir türlü neden üretseler de aslında altta yatan ya böyle birini bulamazsam korkusu oluyor.

O yüzden laftan ziyade risklere ve yapılanlara bakmak lazım. Aslında erkeğin senin opsiyonlarını kapatmaya meraklı olup seni piyasadan çekmeye çalışması, o yüzüğü takıp rahat etmesi gerekirdi. Düğün ile nikah tayin gibi mesleki engelleri olan çiftlerin aynı anda olmasına gerek duymadığı bir şey. Zaten nikah bile şart değil, o yüzüğün takılması bir sembol. 

Şüpheleri şimdi varsa, birkaç yıl ilişki yıprandıktan, sen biraz daha yaş aldıktan, o biraz daha statü yükselttikten sonra şüpheleri artmayacak da azalacak öyle mi? Kendini daha emin bir konuma koyarken seni daha riskli bir konuma koyuyor, umarım farkında değildir, bilerek yapması çok daha kötü bir ihtimal.

Bence sen ayakları yere basan bir kadın veya erkek aile büyüğünden de nasihat al. Ben üstü kapalı eşime sordum, öyle erkekten hayır gelmez dedi.

İnsanların ne yaptığına bakın, ne söylediğine değil. Elbette ki herkes yaptıklarını mazur görmek/göstermek için süslü şekillerde rasyonalize edecek zaten.

Mantıklı Kadın 3 hafta önce yazdı:

Önüme çıkan posta bak, tövbe yarabbi.

kabukluceviz (25 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

Tekrardan Merhaba Mantıklı Kadın, Cevabınızı birkaç kere okudum ve üzerine düşündüm, haklısınız. Erkeklerin ayrılmakta neden zorlandıkları hususunda da daha önce hiç düşünmemişim kulağıma oldukça mantıklı geldi. Anneme açtım bu konuyu kendisi kararı bana bırakmakla birlikte erkek arkadaşımın bu davranışlarının altında bir art niyet hissediyorsam bitirmemi önerdi ama genel olarak üzülmemi istemiyor sadece. İyi düşün kararını kendin ver dedi.


Erkek arkadaşımla ilgiliyse size ilk yazdığım günden bu yana benim ister istemez oluşan soğukluğumla birlikte benimle gelecek planları vs yapmaya başladı fakat şimdi de ben onu dahil etmeden planlar yapmaya başladım. Kılık kıyafetim bile değişti ne yalan söyleyeyim. Değişen tavrımdan rahatsız olmuş duruyor ve ayrılığı ciddi bir şekilde düşündüğümü anladı sanırım. Onun en yakın arkadaşının eşiyle oturma fırsatım oldu kendisi bu duruma çok şaşırdığını çünkü eşinden daha önce erkek arkadaşımın benimle ilgili evlilik düşüncesini paylaştığını duyduğunu söyledi. Ben de buna çok şaşırdım çünkü evet biz ara sıra gelecek konuşuyorduk ama ben ciddi bir şekilde bu konuyu açınca bana çok genelgeçer ve beni tatmin etmeyen şeyler söylemişti size ilk yorumumda dediğim gibi. Ailemin yatırım planlarıyla birlikte bu konuyu açtığım için mi gerildi bir şekilde baskı hissetti de ondan mı böyle konuştu acaba diye de düşündüm. 
Yolladığınız tweeti de okudum gerçekten benim de şu sıralar karşıma hep böyle tweetler çıkıyor fakat ben detaylıca düşündüğümde erkek arkadaşımın beni evlenilecek kadın olarak görmemesi ama diğer opsiyonlarını kapatmamak için(daha iyisini bulurum düşüncesiyle) devam etmesi gibi bir şüphem olmadığına kanaat getirdim çünkü eski 2 yıllık ilişkisini de kızla gelecek düşünmediği için bitirdiğini onu oyalamak istemediğini söylemişti bana da bu konudan dolayı benzer şekilde yaklaşırdı diye düşünüyorum. Ben daha çok sizin ilk cevabınızda da dediğiniz gibi yeterince bekar takılamadım düşüncesinde olduğunu düşünmeye başladım çünkü geçen yıl keşke 2-3 yıl sonra karşılaşsaydık demişti. Ben buna o zaman çok takılmamıştım; benim ilgi alaka isteğimle ilgili bir konuydu, yoğunluğunu kast ettiğini düşünmüştüm. Şuan için son kararım yaklaşan vizelerime çalışmak ve ayrılık konusunu vizelerim geçene kadar rafa kaldırmak( kafam atıp birden bitirmezsem tabiki, bu da benim için olası). Zaten artık onu kolay kolay ciddiye alıp emek verebileceğimi zannetmiyorum. 


Erkek arkadaşımın benim opsiyonlarımı kapatmak için yüzük takmak gibi bir endişesi de yok siz söyleyince fark ettim ki ben o rahatsız olmasın diye tüm opsiyonlarımı kendim kapatmıştım zaten uzun zaman önce. Sosyal medya hesaplarımda fotoğraflarımız var, erkekleri eklemiyorum, çevremdeki herkes ilişkim olduğunu biliyor, gece onun rahatsız olacağı ortamlara gitmiyorum, kılık kıyafetim ilişkimin olmadığı döneme göre çok daha usturupluydu gibi gibi. Benim o rahatsız olmasın diye yaptığım bu gibi şeyler sanırım benim albenimi düşürmüş. Halbuki eskiden çok sosyal iddialı giyinmeyi seven yememe içmeme sporuma çok dikkat eden bir kızdım. Bu konuyla birlikte silkelendim iyi oldu bana. 

Mantıklı Kadın 3 hafta önce yazdı:

Şimdi de biraz öte tarafa savruldun :) Erkek arkadaşın senin piyasadan gönüllü çekilmen konusundaki davranışlarından dolayı güven duyuyordur ki bu senin çok büyük bir artı özelliğin, erkeklerin günümüzde arayıp da bulamadığı bir şey. Bunun seni cepte ve değersiz kılacağını düşünme. Kadınların opsiyonları pazarda onları aramalarıyla artmaz, zaten opsiyonlar senin niteliklerine karşılık oradadırlar. Cinsel pazarda erkekler opsiyonlar için aktif olması gereken taraftır, kadınlar değil. 

Bu iş buradan dönebilir, kestirip atman gerekiyor demiyorum. Dikkatli ol ve boş vaade kanma diyorum. Eğer bu iş dönecekse ama sen şimdi pazara açılma hareketleri yaparsan bu sefer erkek arkadaşının gözündeki değerini kaybedersin, ben bunun önerisini vermiyorum. Yani erkek arkadaşına sınır çekmen eşit değildir piyasada müsait olduğunu hissetmen. Öfkenin sana hata yaptırmasına izin verme.

Anlattığın ayrıntılardan erkek arkadaşının çekindiği şeyin senden eminlik hususu olmadığını düşünebiliriz. Bu güzel. Aklıma ilk mesajından beridir gelen bir şey var, ailenin onun ailesiyle maddi denkliği nasıl? Siz daha üstünseniz ve maddi olarak da müdahil bir ailen varsa belki içgüveysi olmak konusundan çekiniyordur.

kabukluceviz (25 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

Evet biraz öte tarafa savruldum :) Öfkeliyim içten içe ona karşı ve ego çalıştırmaya başladım. Beni ve bana artı değer katan özelliklerimi hak etmediğini düşünüyorum çünkü şuan. Erkeklerin bir düşüncesi yapısı vardır ya evlenilecek kadın eğlenilecek kadın gibi bende de onun erkek versiyonu var sanırım ve birden bire o da benim kafamda öte tarafa savruldu. Çocuksu, ne istediğini bilmeyen, çok kızla takılmayı havalı zanneden erkeklerden hiç hoşlanmam ve gerçekten de ilgimi çekmez, ola ki çekse bile asla yanaşmam. Şimdiye kadar hiç bu tarz gündelik heyecanlarıma prim vermedim. Onun bu elindekinin kıymetini bilmeyen hayatta hala çocuksu heyecanları olduğunu gösteren tavrı beni itti. 

Ailem konusundaysa annemle babam avukat, yazlık bir yerde kendi ofisleri var. Onun ailesi ticaretle uğraşıyor, belki bizim durumumuz bir tık daha iyi olabilir fakat ciddi bir fark kesinlikle yok. İkimizde tek çocuğuz zaten. Ailem asla ilişkiye müdahil olmak istemez sadece benim konforumu ve mutluluğumu gözeterek bana ev almak istediler. Annem yakın zamanda evlenecekseniz şuan oturduğun yerde biraz daha otur siz evlenirken birlikte yaşayacağınız ev için destek veririz yoksa şimdi sana seni idare edecek bir ev alalım düşüncesinde. Zaten ben de bu yüzden ona bu konuyu açmıştım.

kabukluceviz (25 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

Ek olarak genel anlamda da hayatım boyunca başarılı bir öğrenciydim, hiçbir zaman özel okula gitmedim ailemin bunu karşılayacak durumu olmasına rağmen. Gerek kalmadı. Kendisi özel okullarda okumuş( bunu asla eleştirmiyorum ailesinin onun geleceği için yaptığı çok güzel bir yatırım) sadece özel okul fiyatları da almış başını giderken neredeyse totalde bir ev parası olduğunu düşünürsek aslında o da devlet okullarında okusaydı ona da ev alınabilirdi. Hani bu yönde de bir rahatsızlığı olmaması lazım bana kalırsa. Ya da ben de ev istiyorum dese ailesi ona da ev alır veya iş evlilik noktasına gelse ailesi benim ailemin yanında zor durumda kalmaz.

Mantıklı Kadın 3 hafta önce yazdı:

Bu son yazdıklarından erkek arkadaşının sana söylediği bir ayağın dışarıda olduğu için sana güvenemediği eleştirisini desteklemiş oluyorsun, farkında mısın? 

Kadın erkek ilişkilerinde özellikle, kimse hikayenin enayisi olmak istemiyor. Yani kimse fazla yatırımı yapıp da ortada bırakılan taraf olmaktan hoşlanmıyor. Eskiden hani toplum baskısı diyorduk ya, toplum baskısı insanların hikayenin enayisi olmasını önleyen mekanizmalarla doluydu. Bu yüzden de, karşının seni kolay gözden çıkaramayacağının, kafa karışıklığı dönemlerini ilişki içinde atlatacağının verdiği bir güvence oluyordu. Güvencenin olduğu yere de insanlar daha kolay yatırım yapıyordu.

Şu an özellikle gençlik dönemi ilişkilerinin hiçbir güvencesi yok, bu yüzden de işte, sürdürmeniz çok zorlaşıyor. Sürekli karşıya göre konum almak zorunda hissedip diken üstünde oluşunuzdan dolayı kendinizi ilişkiye adayamıyorsunuz. Adanmışlık olmadan da ilişkiler sürmüyor, sürmez de, çünkü insan dürtüsel olarak monogamik değil, bunu yer yer karşılaştığımız seçim anlarında devam etmeye karar vererek yapıyoruz.

Ben devam etme taraftarıyım, çünkü birlikte kaldıkça, toksik bir ilişki olmadığı sürece üst üste koyarak bir değer biriktiriyorsun. Bir inşaat yapıyorsun, içine de aileni oturtunca o inşaat taçlanıyor. Bu güzel bir süreç. Yıkarak bunu yaşayamaz insanlar, ya da sürekli tekrar tekrar inşaata giriştiklerinde ellerinde bir dolu yarım projeden başka bir şey kalmıyor.

Demem o ki, bence, şu an tüm konuştuklarımızdan gördüğüm kadarıyla, siz aslında iyi bir ilişkidesiniz ama ayaklarınız yere basmıyor da ip üstünde iki cambazsınız. İkiniz de düşmeye korktuğunuz için bir o insem mi diye düşünüyor, bir sen.

Zamanında işte aile büyükleri devreye girer, belli eşikleri gençlere atlatırdı :D Biri gelip de ikinizin ayağını yere bastırsa, geçinip giderdiniz.

Demem o ki, eğer karşındaki kişi için "o" olduğundan şüphen yoksa, onda sen de şüphe bırakma. 

Bundan daha iyisini de piyasada zor bulursunuz, haberiniz olsun. İnsan için ideal diye bir şey yok, yeterince iyiyi buldun mu aramayın belanızı derim.

Turşu (24 yaşında) 11 ay önce yazdı:

Radikal redpillcilere sorsan kız adamı kafeslemek istiyor 😂😂

 

hytprst (26 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

Merhaba Mantıklı Kadın,

Sana ilk yorumumu atalı bir seneden fazla oldu ve hayatımda o kadar değişiklik oldu ki. Bunları seninle özelden konuşup aklımdaki soruları sormayı çok isterim. Eğer böyle bir şey mümkünse, bana dönüş yaparsan çok sevinirim.

 

Yazına yorum yapacak olursam, evet haklısın. 25 yaşındayım ve insanlara evlenip çocuk yapmak istediğimden yani bir aile kurmak istediğimden bahsettiğimde bana öcü görmüş gibi bakıyorlar. Oysaki hayat kısa ve bir süre sonra bu istediklerimi yapamayacağımdan haberdarım. Bu yüzden hayatı takılmalık gözle bakan bu insanların çokluğu yüzünden birçok denge şaştı. Umarım şu cenderede kocamı bulup ailemi kurabilirim! :d

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

Merhaba,

Umarım olaylar istediğin yönde akmıştır. Malesef özelden yardım işine girmek istemiyorum çünkü bana psikolojik bir yük gibi geliyor, kendimi borçlu hissediyorum ve karşımdaki insanın beklentilerini boş bırakmak istemem. Kendi hayatım da yoğun ve dolu olduğu için hepsini bir arada yapamam.

Üstü kapalı anlatırsan beklerim. Kimliksiziz şurada :D

Ömer 1 yıl önce yazdı:

Hocam çocuk daha 21 yaşında , niye bu kadar sinirlendiniz anlamadım . Ülkemizde önü açık , toplumda saygı duyulan bir mesleğe kavuşacak bir gencin acele etmemesinden daha doğal ne olabilir ? 

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

Öncelikle konu bu çocuk değil. Bu çocuğun içine ekilmiş olan düşünceler. Yoksa bu çift bu haliyle evlense oğlan kesin aldatır, kız için de bunu hiç istemem.

Senin dediğin gibi fazlasını beklemek / aramak doğru bir seçim olsa bu kadar insan neden evlenmek ve eşleşmek konusunda sıkıntı yaşasın? Sen zaten herkesin söylediğinden farklı bir şey söylemiyorsun ki. Bu dediğin çalışıyor olsaydı şimdi neden bir krizin ortasındayız? Ben kutunun dışını anlatıyorum, sen kutunun içinden bir yorum yapıyorsun.

Erken kalkan yol alır. Aldılar. Bugün her şeye (yani bir aileye, bir mesleğe ve kimsenin ahını almamışlığa) sahip arkadaşlarıma baktığım zaman bunlar sadece erken kalkıp açgözlülük etmeden yola çıkanlar. Şimdi imrenilecek hayatları var. Onun dışında kalanlar ya evlenemedi ailelere imrenerek bakıyor, ya güç bela evlendi tüp bebekle uğraşıyor, ya geçmişi yüzünden en az bir tane evliliği mahvetmesiyle sonuçlanan hatalar yaptılar da ancak akıllandılar ama o yıkılan evliliğin çocuklarına etkisi ömür boyu sürecek.

Gençlere sistematik olarak ertelemeleri uzun zamandır öğüt veriliyor ve bu ertelemede gösterilen havuç da ileride her şeyin daha iyi olacağı. Ben de diyorum ki sen gençlikte akıllı olursan her şey şimdi de bir şekilde yolunu bulur, sen akılsız şekilde ilerlersen hiçbir şey iyiye gitmeyecek. Mesele yaş değil akıl ve iyi olmakta. Ben ailemden hiçbir zaman "erken" lafını duymadım mesela, eşim bile erkek haliyle duymadı -yaşıtım kendisi. Ben kendim annemin yaptığından daha erken evlendim, daha erken doğurdum ve daha çok çocuk sahibi oldum. Hiçbir kötü etkisini de görmedim, bedel ödemedim. Neden? Eşim de ben de makul ve iyiydik. Bir de büyük lafi dinliyorduk. Annem benim bahtımı yaptı diyebilirim. Genç olmamız bir şeyleri bozmadı.

Ha bununla birlikte ailesiyle arası iyi olmayan, psikolojik olarak çözmesi gereken şeyler bulunan, ekonomik olarak yanlız olan insanlar var, onların ertelemesi zaten açgözlülükten değil, dolayısıyla önerimin konusu değilller. Ancak bu norm kabul edildikçe norm oluyor, ben buna karşıyım. Zihinler geniş tutulsa yaşamlar başka türlü akabilirdi.

Nerazzuri (34 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

Merhaba Cıvıtık, 

Aynı soruyu Asyranta adlı okuruna da sordum. Ve sanada sormak istedim, umarım diğer okurların için bu konu hakkında yazarsın. 

Çocuk konusu açılmışken sormak istedim, kadınlar gerçekten soylarının devam etmesini ister mi ya da erkekte olduğu gibi bir istenç, sizde de var mı? 2025 Türkiyesinde, kadınlar alabildiğine özgür hatta doruklarında. Konuyu uzatmadan sormak istiyorum, erkekler artık siz kadınlara yetişemiyor ve haliyle tercih edilmiyor. Kadınlar, devlet ve zengin erkekler eliyle, yapay bir biçimde kayırılmakta. İnsanı hayatta tutan şeyin "hukuk ve ahlak" olduğunu savunuyor ve sizden de düşüncelerime katılmanızı umuyorum. Öne çıkartılıyorsunuz kamuda ve beyaz yaka ofis işlerinde, sonrada statü olarak aşağıda kalan erkeği beğenmiyorsunuz. Çünkü doğanız bu ama erkeğinde doğası var. Bu saatten sonra kadınları 50-100 yıl geriye döndüremeyiz, ayak uyduracağız. 10 yıl önce böyle düşünmezdim ama erkekler en azından zengin olmayan erkekler çok güçsüzleşti. Dedim ya, erkeğinde doğası var, işte o doğa "Nikahsız birliktelik veya günü birlik" bunu kadınların kabul etmemesin sebebi nedir, neden ayıplanıyor? Gerçekten dürüstçe yanıt verebilir misin çünkü çözüm buymuş gibi duruyor, sanki? Sahipsiz çocuklar veya ilerde çocukların ensest birlikteliği söz konusu olabilir, farkındayım. Çünkü şu anda zengin bir erkek, 100 kadını adeta haremine alır gibi alabilmekte. Geride kalan erkekler, kadına ulaşamıyor. Böyle bir ortamda çocuk sahibi olamayan olsa da, gelecek sunamayan erkekler, çocuksuz ve nikahsız yaşamı çıkış kapısı olarak görebilmekte. Başta sorduğum gibi kadınlar çocuksuz yani soylarının devam etmemesini kabullenir mi? Erkekler çaresiz kabullenmiş durumda şu an... Saygılar. 

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

Ben çocuk sahibi olma isteğini etkileyen iki şey olduğunu düşünüyorum. Tabi ki ilki hayatta kalma güdüsü. Çocuk sahibi olmak geninin ölümsüzlüğüne dair umut taşımaktır. Bu tüm insanlarda ortak var.

İkincisi ise aile örüntüsü. Bunun genin itkisini bastırabildiğini düşünüyorum. Bir insanın çocuk sahibi olmayı isteyebilmesinin tek yolunun, eğer kazara çocuğu olmayacaksa, büyüdüğü aile ve kendi çocukluğuyla barışık olması olduğunu düşünüyorum. Kendi çocukluğunu kötü, travmatik gören kişiler çocuk yapma fikrine çok daha mesafeli oluyorlar. Çok küçük bir zümre de felaket tellalı düşünce akımlarının etkisinde kalarak "böyle dünyaya çocuk getirilmez" fikrine saplanıyor ama bu genelde gençlik idealizmiyle olacak ve sonrasında aşılacak bir şey.

Günümüzün derdi şu ki aile olmanın (buna evlenmek için aşık olacağın birini aramaya saplanmak da dahil) ve aileyi yaşatmanın ilmi giderek azalıyor. Evet, bu bir ilim meselesi. Belli konularda doğru bir düşünce yapısına ve davranış kalıplarına sahip olmazsanız ailenizi kuramaz ve onun varlığını sürdüremezsiniz, dağılır. Ailelerin bir kısmı buna zaten sahip değildi ve zorla bir arada tutuluyorlardı ama daha büyük kısmında gördüğüm şey, bu ilmi genç nesle aktaramadılar. Çünkü özellikle modernleşmesi geride kalan, yakın zamana kadar modern kültürden uzak yaşayarak bugünlere gelmiş kesimde nesiller arasındaki kültür çatışması çok sert oldu. Aileler gençler yanında yüzeyde cahil göründü. Gençler de ailelerine tepeden baktılar ve onların bazı konularda gösterdiği cahillik, yetersizliğin tüm konularda geçerli olduğu gibi bir yanılgıya kapıldılar. Böylece azımsanmayacak bir kesimde bilgi aktarımı sekteye uğradı ve bu gençler başarısız evlilikler yaptılar. Çoğunun bu başarısız evliliklerden çocuğu oldu ve bu çocuklar aile olmak konusunda daha da başarısız olacaklar, muhtemelen denemeyecekler bile. 

Sonuç olarak, kadınlar bunu kabullenir mi? Mecbur kabullenecekler çünkü evliliğin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorlar bile. 

Alpago (25 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

Yani ekonomik sebeplerden ötürü evliliği ertleyenlere bir eleştiri değil bu. 

Ben mesela şu an evlenmek istediğimi söylesem kimse beni ciddiye alacak da değil çünkü mesleğim yok. Para yok. O yüzden erteliyorum 28-30 gibi. 

Şimdi mesela bana başka tavsiye verenler de bunların ötesinde mesleğin olsa bile illa 30 diyor çünkü o zaman çocuk aklından çıkıp kadınları daha iyi değerlendirir ve onlara muhtaç davranışlardan çıkar, seni istismar etmelerinin önüne geçersin. Kadına karşı  tercihlerini ve çerçeveni uygulamada daha kararlı olursun. vs? Sence hangisi? 

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

30 yaşına kadar nasıl yaşadığına bakar o. Kadınlarla etkileşime girersen ve ilişki yönetmeye uğraşırsan 30 yaşın bir yararı olabilir. Gerçi 30 diye diretmek de yine aptalca, yürüyen -bundan kastım kör topal her türlü şeyi sineye çekerek ittirdiğiniz değil iyi kötü mutlu olduğunuz- bir ilişkin varsa zaten bir şeyleri başarabiliyorsunuzdur, ertelemek burada ezber olur. Benim karşı çıktığım şu, bazı çiftler var, tabi ki her şey güllük gülistanlık değil ama ilişkiyi sürdürebiliyorlar, o erkeğe de çıkıp diyorlar ki acele etme, daha yaşın küçük. Neye yaşı küçük? Adam beceriyor işte...

Ama zaten erkeklerin çok büyük çoğunluğu babadan anneye karşı iyi liderlik görmediği için ilişki yönetmeyi kendisinin öğrenmesi gerekiyor, birkaç ilişkilerinde terk ediliyorlar, yaş da doğal olarak ilerliyor.

Yani asıl mesele yaş olmamalı, asıl mesele yola çıkmak olmalı. 

Sense ilk olarak meslek bulmalısın. Bence sizin nesil fazla seçici. Bakın ben 2 hafta önce gene iş buldum yeni taşındığım yerde. Çünkü aklımda belli bir "şunu yaparım bunu yapmam, şunu şu kadara yaparım" listesi yok. İş hayatımda şimdiye kadar hiç öyle davranmadım da. Ne yapabildiğimi maksimize ettim, insanlarla tanıştım ve "ne iş olsa yaptım" ancak bu sürede kafamı kuma gömmedim, hem kendimi ispatladıkça talepkar oldum, hem de network sayesinde hep yeni iş fırsatları kovaladım ki geliyor. İş, iş hayatının içindeyken gelişir. Bir iş bekleyen veya girdiği herhangi bir işteki ilk dönem hamallığına katlanmayan iş hayatında hiçbir şey yapamaz.

Alpago (25 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

Teşekkürler, şimdi bir de son olarak çiftlerin yaş meselesi. Hep algıda Erkeğin büyük olması ön planda. Geçen tecrübeli evli olan biri de kadın her zaman küçük olsun ki sana istenilen düzeyde saygı duysun; yaşıtın kız seni arkadaşmış gibi görür diyor. Ben her ne kadar yaş konusunu takmasam da, şunu soracağım; yaş meselesi, kadının evlilikte saygı duyma kapasitesini etkiler mi? 

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

Hayır, böyle bir formül yok. Eşimle yaşıtız biliyorsun. O zengin bir hayat tecrübesiyle büyümüş, aile çevresini, insanları daha iyi gözlemlemiş; ben ise oldukça steril bir ailede büyümüş biriyim. Hatta bazen bana sen fanusta mı büyüdün der, küçüklüğümüze dair siyasi-ekonomik olayları falan da hatırlamıyorum çünkü. Hatta ve hatta hiç Kemal Sunal filmi izlemedim desem :D 

Kim hayatı akıllıca, insanlara derinlemesine bakarak yaşadıysa o daha becerikli olur, daha da çok saygı uyandırır. Ailesi veya hayat hangisine daha çok sorumluluk verdiyse o kişi daha erken olgunlaşır. Mesela ben sadece derslerimden sorumlu tutuldum, eşimi babası birçok ailevi ve mesleki göreve tabi tutmuş. Sorumluluk alın, şimdiki aileler çocuklarını rahat ettirmek ayağına büyütmüyor. Özellikle erkeklere çok büyük zarar.

Alpago (25 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

Sizin ilişki neden bana istisna geliyor bilmiyorum ama dediklerini dikkate alacağım, teşekkürler.  Ben sanki hep, kadınların en küçük zaafımda terk edileceği zannına kapılıyorum. O yüzden sizinkine de şaşırıyorum, nasıl oldu da böyle sürdü diye.