Erkeğin Çabalamasının Çözümsüzlüğü

İlişkiler

Sosyal medyada kızların aklı "erkeğin onun peşinden gelmesi, onu kaybetmemek için uğraşması, kavgalarda gönül alanın erkek olması, bunları yapmıyorsa erkeğin onu sevmediği" söylemleriyle iyice dolduruldu. Gün geçmiyor ki bu minvalde bir tweet-tiktok içeriği görmeyelim. Peki reelde yaşanan ne? 

Kadınların iddiası şu: bir erkek ne kadar çabalarsa, o ilişki o kadar uzun sürer. Kadınlar, erkekler kendilerine iyi(?) davrandığı zaman erkekleri terk etmezler, ilişkiyi bitirmezler. Yeter ki siz kadına "değer verin".

Erkeklerin iddiası ne? Böyle yaptıkları ilişkilerin sürmediği, bu ilişkilerde kadının kısa süreli olarak memnuniyet gösterip sonra gene sorun çıkardığı, erkeğin yeniden gönül almak zorunda kaldığı aşırı yorucu bir döngü. Eğer bu bir sevgililikse ilişkinin en nihayetinde bitmesi, bir evlilikse erkeğin iyice pasifleşip köşe yastığı olması ancak bir erkek olarak hayattan-ilişkisinden tatmin olamadan ömrünü harcaması durumu.

Cinsel seçilime daha yoğun uğrayan taraf olan erkeğin bir ilişkide kadınca gerekli-yeterli-yararlı görülmesinin iki temel parametre başlığı var:

  • Erkeğin nitelikleri ve hayata kattıkları dolayısıyla inşa ettiği çekiciliği
  • Erkeğin kadına olan davranışları, onu ne kadar pohpohladığı ile ortaya çıkan vericiliği

Bu iki parametre başlığı birbirini etkiliyor aynı zamanda. Şimdi günümüz genç kızları etkilediğini kabul etmek istemiyorlar. Romantik içerikler, filmler, diziler, romanlar yüzyıldan fazladır kadınların beynini aynı erkeklerin beynini pornonun mahvettiği gibi mahvediyor ve onları ilişki piyasasının gerçeklerinden uzaklaştırıp saçma sapan beklentilerle dolduruyor çünkü. 

Somut konuşayım. Bir erkek sizden ne kadar çekici olursa, onun size olan davranışlarının size karşı nispeten çirkinleşme, en azından onun size duyarsızlaşma ihtimali artar. Yani hem çok yakışıklı, hem kadınlara nasıl davranması gerektiğini bilen, hem sizi helikopterle uçuran, ayaklarınızı yere bastırmayan ama hem sadık, hem size hayat boyu çok aşık, hem erdemli, hem her gün size hediyeler alacak, hem hem hem hem bir erkek yok. Yok çünkü olması gerekmez. Bu ikinci parametre grubunda olan pohpohlama davranışlarına efor verilmesinin kök sebebi zaten ilk parametre olan niteliklerdeki eksiklikleri kapatma ihtiyacıdır. 

Tersi şekilde, size çok ilgi gösteren, size çok değer veren, sizi çok seven, sizi pohpohlayan, sizi hediyelere boğan erkeğin de çekici olma ihtimali giderek azalır. Çünkü dediğim gibi erkeklerde bu uğraşı verme motivasyonunu oluşturan şey cinsel seçilimin kanunlarıdır, salt sevgi konusu değildir bunlar. 

Buraya kadar anladıysanız, hipergamiyi hatırlatarak konuyu baştan konuşalım. Hipergami nedir? Kadının eşleşirken daha iyiye ulaşma arzusu diyelim bu yazıdaki bağlama göre. Kadın bir erkeği veya yeni bir erkeği hayatına alacağı zaman onun hayatında kendi yapabildiklerinden daha iyisini ve hayatında bir erkek olduysa onun yapabildiklerinden daha iyisini yapabilen bir erkek olmasına güdülenmiştir. Yani kadın, doğurganlığını boşa harcamamak, sınırlı yumurtasını ileride seçilen sağlıklı bir yetişkin bireye dönüştürmesine aracı olamayacak erkekle heba etmemek üstüne karar verir, programlanması budur.

Şimdi hem hipergamiyi hem de nitelikler-vericilik konusunu birleştirelim. Bu hipergami konusunda bahsettiğimiz "iyi" sana iyi, merhametli, düşkün davranan manasındaki iyi değildir. Buradaki iyi "daha üstün nitelikli" manasındaki iyidir. Yani bir kadın, kendinden daha nitelikli gördüğü bir erkeği istemek üzerinde programlıdır. Kendinden daha nitelikli erkeğin ona nasıl davranacağı ise dediğim gibi aralarındaki değer farkına bakar. 

Burada unutulmaması, kadınların konuşmaktan sürekli imtina ettiği konu şudur ki, nitelikleri yeterince iyi olmayan bir erkek hipergamiden geçemez. İlk parametre grubu eşleşmedeki hayati öneme sahip olan grup, diğeri tamamlayıcıdır. Hipergami çıtasından geçemediği bir noktadan itibaren erkek, o kadın için bir partner değil kullanılacak bir araca dönüşebilir sadece. 

Yani evet, kadınlar haklı, erkek eksiği vericilikle tamamlama derdine katlanırsa o "ilişki" sürer de, bu etkileşimden ne kadın içsel olarak tatmin olur, ne de erkek erkek olarak tatmin olur. 

Erkekler bunu biliyor, erkekler bunu görüyorlar, o yüzden de biraz erkekliği bilen bir erkek bu gidişata dur der. Siz de dersiniz ki erkek beni sevmiyor, istemiyor, isteseydi gelirdi. 

O gelirdiden kastınız benim hoşlanmayacağım ama işime yarayan bir hizmetkar olurdu demek ama. Çünkü, tüm yazıda açıkladığım üzere işin doğası bu, kurallar bu, kuralları evet siz kadınlar koymadınız ama erkekler de koymadı. 

Yani kadınlar, kendinizi doğru tanıyın ve beklentilerinizi doğru oturtun ve bazı açmazları kabul edin. Sosyal medyanın size "erkeklerin sevgisi" olarak lanse ettiği ancak aslında sizi alttan alta bunaltacak bu yüzden ancak belli bir zaman sürdürebileceğiniz bu "çabalayan erkek" (aslında sizi kendinden çok değerli gördüğü yani hipergamik dengeyi yakalayamadığınız durumda size yapışan erkek) arayışını bırakın. Erkeğin çabası, ilişkinizin sağlığı için size anlatılan kadar doğru bir gösterge değil. 

Erkeğin çabası ne zaman doğru bir gösterge? Siz erkeği çok çekici gördüğünüz senaryoda eğer onun sizden uzaklaştığını hissediyorsanız doğru bir gösterge. Yani ilk parametre grubu olan nitelikler yeterlidir ama erkek size iyi davranmıyordur, sadakatinden şüphe edeceksinizdir vesaire, o zaman bu konuyu konuşun.

Başka şekilde ifade edeyim, kadın daha çok değer gördükçe mutlu bir ilişkide olabilen değil, değer verdiği bir erkekçe değersizlik görmedikçe mutlu olabilen bir kişi.

Erkeğin niteliklerinin size çekici gelmeye yetmediği durumlar için çabayı övmeyi bırakın. O çaba iki tarafa da iyi gelmeyecek. Bunun yüceltilmesinin hiçbir anlamı yok. Bunu bir gösterge olarak alıp hayatınızdaki erkeğe işkence etmeyin. Ya sabredin, erkeğe alan verin niteliklerini artırsın. Ya da bu ilişki bitme yoluna girdiğinde bitirenin hipergami olduğunun farkında olun ve erkeğin size simplik yapma borcu olduğu gibi bir senaryo yazıp oturduğunuz yerde sevilmeme mağduriyeti üretmeyin. 

Bütün bu konuda daha mağdur olan bir taraf varsa o da çok büyük ağırlıkla cinsel seçilimden geçmekte zorlanan erkeklerdir. Çekici erkeğin yeterince sevgi vermediği kadın senaryosu buna oranla piyasada oldukça düşük bir yer kaplıyor.

Yorumlar

Suzi (29 yaşında) 2 hafta önce yazdı:

Abla selamlar nasılsın? 

Ben kendimi analiz ettiğim, anın tadını çıkartıp duygularımı düşüncelerimi adlandıramadığım bir noktadayım ve dedim ki akıl akıl üstündür hemen yazıp danışayım.

Şimdi abla pata küte konuya gireceğim. Ben görüştüğüm kişiyle devam etmem gereken bir noktada mıyım yoksa ikimizin de zamanını mı harcıyorum bilmiyorum.

Atıyorum adı Mehmet olsun, biz Mehmet’le 2.5 ay önce sosyal medyadan tanıştık aynı şehirdeymişiz biraz konuştuk, ilişkiye ne hayır ne evet dediğim bi dönemim olduğu için hadi bi görüşelim bakalım neler olacak şeklinde görüşmeye başladık. İlk buluşmamızda benden baya etkilendiğini anladım kendi de sordu nasıl yalnızsın sen falan diye. Açık olayım benim de beklediğimden iyi çıktı. Uzun boylu, kişisel temizliğine giyimine dikkat eden, oturup kalkmasını bilen, uzun boylu, ben esmer beğensem de fena olmayan yeşil gözlü kumral biri, ilk kriterlerime tik attım e dedim biraz daha tanıyım böyle bir tanışma sürecim olmamıştı bakalım zaman ne gösterecek.

Biz konuşmaya devam ettik haftada bir görüştük. Her görüşmemizde beni mutlu etmek için bazen bir buket çiçek, bazen bir dal papatya, bazen çikolata ile geliyor. Kafama takılan şeyleri söylediğimde yoldan geri döndük bunu konuşalım seni ne rahatsız etti sorunu çözelim diye. Bir konu olunca beni detaylı dinliyor ve sana iyi gelmem için benim yapabileceğim şeyler var mı şeklinde yaklaşıyor, hayatında beni öncüllüyor ve değer veriyor. Sorumluluk almaktan kaçmıyor. Bunların hep farkındayım. Issız adam hastalığına yakalanmış bir adım ileri iki adım geri yapan bir insandan sonra nimet dedim yani daha iyi anladım değerini. Ve bana yaklaşımından da etkilendim yani

Mehmet karakter olarak net ve hemen harekete geçen tam koç insanı, ben kararsız ve acabaları olan ki bu huyumdan da nefret eden biriyim. Ha şu detayı da vereyim yaşım olsa da çok ilişki tercih eden biri değilim. Bazı ileri gitmeyen flörtlerim oldu, böyle ciddi sevgililik dönemim olmadı bile diyebilirim. Bana bi yola girsek mi gibi bir şey söyledi ben panik oldum ve biraz da korktum gerildim bilmediğim şeyler diye hazır hissetmediğimi söyledim. Beni anlamaya yönelik şeyler sordu ve birazcık daha zamana bıraktık gibi bişey oldu. 

Şimdi benim aklıma takılan durum şu ki ben muhteşem bir arzu duymuyorum ona karşı. Böyle yanında yüksek gerilim hattı gibi değilim, heyecandan midem bulanıp kelebekler uçmuyor içimde. Daha sakin, dingin, belki huzurlu hissediyorum. Buluştuğumuzda bazen uzun sessizlik anlarında başkası olsa ay neden sustuk bişeyler konuşsak derken hiç rahatsız olmuyorum sessizlikten. Böyle karşıdan karşıya geçerken belimden tutunca, elimi bir kere tuttu tutunca tabi ki içim bi hoş oluyor, bunlardan rahatsızlık duymuyorum da ama o ayağım yerden de kesilmedi hani.

Ben böyle biriyle içimde daha çok tutku arzu oluşmalı doğrusu budur gibi düşünmüştüm hayal etmiştim, her gördüğümde içim erir falan sanıyordum. Sanırım o yoğun hisler olmadığı için kendimi sorguluyorum. Şimdiden böyleyim zamanla acaba sıkılır mıyım yoksa daha samimi oldukça, yaklaştıkça temas oldukça o arzu da artar mı bilmiyorum. 

Hiç yüz yüze görüşmeden uzun dönemli konuştuğum biri olmuştu, bu da ayrı bir konfor alanımdan çıkmama meselem de neyse, mesela bazen mesajda bile daha yoğun arzu hissetmiştim o diğer kişiye ama belki de bir bakıma hayal ürünü olduğu içindi ve yüz yüze gelmediğimiz için daha rahat ifade ettiğimiz içindi bilmiyorum. 

Şimdi ben hipergamimim de farkındayım, ben hep olmuşken tam olsun diye düşündüm ve herkesi kolay beğenmedim istemedim bu yüzden. Yersiz ve gereksiz bir mükemmellik beklentisi içindeyim belki de bunu da bilmiyorum. Ama Mehmet tam olarak hipergamime de uymuyor bunun da farkındayım. Bu durumu şöyle düşünüyorum maddi olan şeyler elde edilir yaşımız genç sonuçta, hipergamimi açıklamak için detay vereyim arabası, evi yok, üniversite mezunu değil liseden sonra direkt çalışmaya başlamış 9-10 senelik iş tecrübesi var, Ailesiyle arası çok iyi değil sıkıntıları var, İki gün sonra ailemle tanıştırsam ailesiyle aile dinamiklerimiz farklı vs. Benim şu an hayat imkanlarım daha konforlu ancak bu ailemin de bana destek olmasıyla sahip olduğum konfor bunun da farkındayım. Ben aile desteği ile konforluyum o kendi ayakları üzerinde uğraşıyor. Yani böyle hayata bakışı, pes etmemesi, her şekilde çalışır kazanır diye düşünmem bu yönleri hoşuma gidiyor. Ama bazen de hiç takılmadığım şeyler gözüme batıyor ve etkilenmiyor muyum ya diyorum, dişi yamuk geliyor gözüme, ay diyorum saçları biraz dökülmeye başlamış yani bunlar gözüme batınca da ooo kızım sen şimdiden takıldın ilerde bunlar da gözüne batar arzu hissetmezsen mutsuz olursun, ne kendini üz ne de karşındaki adamı diyorum. Korktuğum için adım atıp yaşamaya mı korkuyorum inan bilmiyorum. 

Bir öyle bir böyle düşündüğüm, hislerimi sürekli kontrol etmemden kaynaklandığını düşündüğüm andan keyif alamama ve yaşayalım görelim olursa olur olmazsa denemiş olurum diyememe durumum beni çok yormaya başladı. Karakter, yaklaşım, özen, netlik, sevgi gösterme açısından şu an aklımda hiçbir soru işareti yok aslında, takıldığım şeyler daha çok dış etkenler ve bu etkenlerin bende oluşturduğu arzu, çekim hissine etkisi. Bu yazında “kadın daha çok değer gördükçe mutlu bir ilişkide olabilen değil, değer verdiği bir erkekçe değersizlik görmedikçe mutlu olabilen bir kişi.” Demişsin ya mesela aklımı bu çok karıştırdı. Sevmekten daha çok sevildiği ve beğenildiği yerin bi kadın için daha sağlıklı olduğunu düşünmeye başlamıştım. Şu an kendimi ikna etmek için karşımdaki kişinin çabasını mı övüyorum ben de bilmiyorum. Yanlış bir yola girmekten, yanlış olursa da hem kendimi hem onu üzmekten ve boşa zamanımızı emeğimizi harcamış olmaktan korkuyorum. Benim duygularım ve düşüncelerim çok karışık, sen neler söylersin, ilişkiye bakış açın hislerin düşüncelerin çok kıymetli benim için

Mantıklı Kadın 2 hafta önce yazdı:

Ben seni beklenti yüklenmiş olmanın zorluğunu yaşarken görüyorum. Çok yoğun duyguların değerli ve gerekli olduğuna inanmış ve senelerce bunu beklemişsin, şimdi de bundan feragat etmeye dair bir duyarlılığın var ve bu duyarlılığı uyaran her küçük memnuniyetsizlik hissi sende alarm çalıyor.

Bir de tersi senaryoyu düşün, ya beklentin olmasaydı? Aslında çoğu yönden kızların arayıp da bulamadığı profilde birinin seni sevdiği bir senaryodasın. Birçok kız böyle bir kişiyle tanışabilmek ve tanıştığında da kendini sevmesi için can atar.

Sen bu beklenti yükleme işini yapmışsın, buradan yalnızlık harici bir yöntemle kurtulmak istiyorsan zaten düşüncelerinle kendini kontrol etmen gerekecek. Sen bu kontrolü, kendini teskin etmeyi karşındaki yüzünden yaptığını sanacak ve kafanda o kişiye yükleneceksin ama hayır, sen aslında kendi kendine senelerce verdiği gazın gerçek hayatla uymamaması yüzünden algını düzeltmeye çalışacaksın sadece. Bu kişi için yapmayacaksan, sonraki kişi için bunu yapman gerekecek. Yapmayacaksan da yalnız kalmayı göze alman gerekecek.

Çünkü hayır, beyaz atlı prens diye bir şey yok. Hayır, istediğin gibi duygular pazarda seni bir yerlerde beklemiyor ve bu pazardan çekilirsen rast gelmeme meselesi değil, öyle bir şey yok.

Akıllısın, önceki yarım kalan hikayenin kafanda yaptığın idealizasyon olduğunu sezebiliyorsun. Hep derim ya insan sezer işte, seziyorsun ama kabul etmek istemez insan çünkü gerçek tatlı değil. Emin ol o yarım kalan mesele bugünkü gibi ilerlese, sende aynı tadı bırakacaktı.

Bu oğlana karşı kısa sürede daha fazla çekim hissetmezsin. Oğlan da kırmızı haplı değil belli ki oyunu tam doğru oynamıyor ve sana gerektiğinden fazla garanti etmiş sevgisini, bu da sendeki kazanmış olma duygusunu törpülüyor.

Ancak, ben bunu hiçbir zaman sorun görmedim, neden biliyor musun? Çünkü oyunu doğru oynayan bir erkekle evlendikten sonra da evinde oturacak erkekle yaşayacağın dinamik aşağı yukarı böyle. Zaten bence görücü usülü evlilikler bundan dolayı daha sağlamlar: evlilikten önce duygusal bağlamda göz boyayıp evliliğin içinde hayal kırıklığı yaşatmıyorlar. Zaten sonradan olacak olan dinamik baştan kurulmuş oluyor.

Flört dönemi haricinde, hele de evliliğin sorumlulukları üzerinize bindikten sonra, hele de çocuk olduktan sonra ilişkiniz elbet dönüşecek ve aşk diye bir şey kalmayacak. Bu da normal bir şey ve modern insanın bir türlü baş edemediğinin aksine o kadar da kötü bir şey değil. Hayatın akışına izin vermek gerek. Yaşlanmayı da bilmiyor mesela modern insan, ne kadını ne erkeği iyi yaşamanın formunu 20'lerine mümkün olduğunca yakın olmaya çalışmaktan çıkarıp kendi yaşının güzeli olmaya getiremiyor, hep genç olmaya çalışıyor ya. Bunun gibi.

Yani senin vakan aslında algından kendini dönem dönem kurtarman gerekecek olsa da çok iyi bir vaka, yeterince iyi ve nefsinizi kontrol ettiğiniz için kendinize işkence ettiğinizi sanmayın lütfen. 

Bende tek şüphe uyandıran kısım, sen ne kadar rahata alışkınsın ve o ne kadar potansiyel sahibi? Yani ekonomik olarak arada bir uçurum varsa sen buna sadece geçici bir süre katlanmayı göze alabilirsin gibi, zaten aşktan feragat ettim bir de sefillik çekiyorum diye kişiye öfkelenecek bir senaryo yaşar mısınız? Yok sen kanaatkar karakterde biriysen ve küçük şeylerden mutlu olabilirsen, o da birkaç sene içinde ekonomik olarak gelişirse yapabilirsiniz. Ailesiyle arasının bozuk olması kötüden çok iyiye işaret bence, sınır koyuyor demek ki.

Asyranta (26 yaşında) 4 hafta önce yazdı:

Yermek için söylemiyorum ama kadınlar hormonları gereği sorun çıkaran bir cinsiyet olmaya devam edecek. Erkek de bir yerde zırt pırt gönül almasının artık sömürü boyutuna evrildiğini görürse bu ilişkiyi bitirme hakkı var, bence bitirmeli de.

Erkekler bu gönül alma meselesini de genelde yanlış zamanda, yanlış şekilde yapıyorlar; hediyeye, çiçeğe böceğe, güzel söze boğma şeklinde. Bir yerden sonra kadın "eeehh bee yeter bu ne" modunda tabii. Bizim arada tamamen rahat bırakılmak istediğimizin, gönlümüzü almalarını aslında istemediğimizin hala bilincinde değiller. Zor bir anımızda destek olmanız gönlümüzü almanızdan daha önemli. Arada bizi bir salın agalarınızla mangala rakıya falan gidin. İhtiyaç olduğunda biz sizi ararız.

 

spinoza (26 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Yurdumun erkekleri ve hipergamisini aşamadıkları kızlar...

Emos (46 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Merhaba yine harika bir yazı olmuş aklına sağlık.