Erkeğin Çabalamasının Çözümsüzlüğü

İlişkiler

Sosyal medyada kızların aklı "erkeğin onun peşinden gelmesi, onu kaybetmemek için uğraşması, kavgalarda gönül alanın erkek olması, bunları yapmıyorsa erkeğin onu sevmediği" söylemleriyle iyice dolduruldu. Gün geçmiyor ki bu minvalde bir tweet-tiktok içeriği görmeyelim. Peki reelde yaşanan ne? 

Kadınların iddiası şu: bir erkek ne kadar çabalarsa, o ilişki o kadar uzun sürer. Kadınlar, erkekler kendilerine iyi(?) davrandığı zaman erkekleri terk etmezler, ilişkiyi bitirmezler. Yeter ki siz kadına "değer verin".

Erkeklerin iddiası ne? Böyle yaptıkları ilişkilerin sürmediği, bu ilişkilerde kadının kısa süreli olarak memnuniyet gösterip sonra gene sorun çıkardığı, erkeğin yeniden gönül almak zorunda kaldığı aşırı yorucu bir döngü. Eğer bu bir sevgililikse ilişkinin en nihayetinde bitmesi, bir evlilikse erkeğin iyice pasifleşip köşe yastığı olması ancak bir erkek olarak hayattan-ilişkisinden tatmin olamadan ömrünü harcaması durumu.

Cinsel seçilime daha yoğun uğrayan taraf olan erkeğin bir ilişkide kadınca gerekli-yeterli-yararlı görülmesinin iki temel parametre başlığı var:

  • Erkeğin nitelikleri ve hayata kattıkları dolayısıyla inşa ettiği çekiciliği
  • Erkeğin kadına olan davranışları, onu ne kadar pohpohladığı ile ortaya çıkan vericiliği

Bu iki parametre başlığı birbirini etkiliyor aynı zamanda. Şimdi günümüz genç kızları etkilediğini kabul etmek istemiyorlar. Romantik içerikler, filmler, diziler, romanlar yüzyıldan fazladır kadınların beynini aynı erkeklerin beynini pornonun mahvettiği gibi mahvediyor ve onları ilişki piyasasının gerçeklerinden uzaklaştırıp saçma sapan beklentilerle dolduruyor çünkü. 

Somut konuşayım. Bir erkek sizden ne kadar çekici olursa, onun size olan davranışlarının size karşı nispeten çirkinleşme, en azından onun size duyarsızlaşma ihtimali artar. Yani hem çok yakışıklı, hem kadınlara nasıl davranması gerektiğini bilen, hem sizi helikopterle uçuran, ayaklarınızı yere bastırmayan ama hem sadık, hem size hayat boyu çok aşık, hem erdemli, hem her gün size hediyeler alacak, hem hem hem hem bir erkek yok. Yok çünkü olması gerekmez. Bu ikinci parametre grubunda olan pohpohlama davranışlarına efor verilmesinin kök sebebi zaten ilk parametre olan niteliklerdeki eksiklikleri kapatma ihtiyacıdır. 

Tersi şekilde, size çok ilgi gösteren, size çok değer veren, sizi çok seven, sizi pohpohlayan, sizi hediyelere boğan erkeğin de çekici olma ihtimali giderek azalır. Çünkü dediğim gibi erkeklerde bu uğraşı verme motivasyonunu oluşturan şey cinsel seçilimin kanunlarıdır, salt sevgi konusu değildir bunlar. 

Buraya kadar anladıysanız, hipergamiyi hatırlatarak konuyu baştan konuşalım. Hipergami nedir? Kadının eşleşirken daha iyiye ulaşma arzusu diyelim bu yazıdaki bağlama göre. Kadın bir erkeği veya yeni bir erkeği hayatına alacağı zaman onun hayatında kendi yapabildiklerinden daha iyisini ve hayatında bir erkek olduysa onun yapabildiklerinden daha iyisini yapabilen bir erkek olmasına güdülenmiştir. Yani kadın, doğurganlığını boşa harcamamak, sınırlı yumurtasını ileride seçilen sağlıklı bir yetişkin bireye dönüştürmesine aracı olamayacak erkekle heba etmemek üstüne karar verir, programlanması budur.

Şimdi hem hipergamiyi hem de nitelikler-vericilik konusunu birleştirelim. Bu hipergami konusunda bahsettiğimiz "iyi" sana iyi, merhametli, düşkün davranan manasındaki iyi değildir. Buradaki iyi "daha üstün nitelikli" manasındaki iyidir. Yani bir kadın, kendinden daha nitelikli gördüğü bir erkeği istemek üzerinde programlıdır. Kendinden daha nitelikli erkeğin ona nasıl davranacağı ise dediğim gibi aralarındaki değer farkına bakar. 

Burada unutulmaması, kadınların konuşmaktan sürekli imtina ettiği konu şudur ki, nitelikleri yeterince iyi olmayan bir erkek hipergamiden geçemez. İlk parametre grubu eşleşmedeki hayati öneme sahip olan grup, diğeri tamamlayıcıdır. Hipergami çıtasından geçemediği bir noktadan itibaren erkek, o kadın için bir partner değil kullanılacak bir araca dönüşebilir sadece. 

Yani evet, kadınlar haklı, erkek eksiği vericilikle tamamlama derdine katlanırsa o "ilişki" sürer de, bu etkileşimden ne kadın içsel olarak tatmin olur, ne de erkek erkek olarak tatmin olur. 

Erkekler bunu biliyor, erkekler bunu görüyorlar, o yüzden de biraz erkekliği bilen bir erkek bu gidişata dur der. Siz de dersiniz ki erkek beni sevmiyor, istemiyor, isteseydi gelirdi. 

O gelirdiden kastınız benim hoşlanmayacağım ama işime yarayan bir hizmetkar olurdu demek ama. Çünkü, tüm yazıda açıkladığım üzere işin doğası bu, kurallar bu, kuralları evet siz kadınlar koymadınız ama erkekler de koymadı. 

Yani kadınlar, kendinizi doğru tanıyın ve beklentilerinizi doğru oturtun ve bazı açmazları kabul edin. Sosyal medyanın size "erkeklerin sevgisi" olarak lanse ettiği ancak aslında sizi alttan alta bunaltacak bu yüzden ancak belli bir zaman sürdürebileceğiniz bu "çabalayan erkek" (aslında sizi kendinden çok değerli gördüğü yani hipergamik dengeyi yakalayamadığınız durumda size yapışan erkek) arayışını bırakın. Erkeğin çabası, ilişkinizin sağlığı için size anlatılan kadar doğru bir gösterge değil. 

Erkeğin çabası ne zaman doğru bir gösterge? Siz erkeği çok çekici gördüğünüz senaryoda eğer onun sizden uzaklaştığını hissediyorsanız doğru bir gösterge. Yani ilk parametre grubu olan nitelikler yeterlidir ama erkek size iyi davranmıyordur, sadakatinden şüphe edeceksinizdir vesaire, o zaman bu konuyu konuşun.

Başka şekilde ifade edeyim, kadın daha çok değer gördükçe mutlu bir ilişkide olabilen değil, değer verdiği bir erkekçe değersizlik görmedikçe mutlu olabilen bir kişi.

Erkeğin niteliklerinin size çekici gelmeye yetmediği durumlar için çabayı övmeyi bırakın. O çaba iki tarafa da iyi gelmeyecek. Bunun yüceltilmesinin hiçbir anlamı yok. Bunu bir gösterge olarak alıp hayatınızdaki erkeğe işkence etmeyin. Ya sabredin, erkeğe alan verin niteliklerini artırsın. Ya da bu ilişki bitme yoluna girdiğinde bitirenin hipergami olduğunun farkında olun ve erkeğin size simplik yapma borcu olduğu gibi bir senaryo yazıp oturduğunuz yerde sevilmeme mağduriyeti üretmeyin. 

Bütün bu konuda daha mağdur olan bir taraf varsa o da çok büyük ağırlıkla cinsel seçilimden geçmekte zorlanan erkeklerdir. Çekici erkeğin yeterince sevgi vermediği kadın senaryosu buna oranla piyasada oldukça düşük bir yer kaplıyor.

Yorumlar

Suzi (29 yaşında) 6 ay önce yazdı:

Abla selamlar nasılsın? 

Ben kendimi analiz ettiğim, anın tadını çıkartıp duygularımı düşüncelerimi adlandıramadığım bir noktadayım ve dedim ki akıl akıl üstündür hemen yazıp danışayım.

Şimdi abla pata küte konuya gireceğim. Ben görüştüğüm kişiyle devam etmem gereken bir noktada mıyım yoksa ikimizin de zamanını mı harcıyorum bilmiyorum.

Atıyorum adı Mehmet olsun, biz Mehmet’le 2.5 ay önce sosyal medyadan tanıştık aynı şehirdeymişiz biraz konuştuk, ilişkiye ne hayır ne evet dediğim bi dönemim olduğu için hadi bi görüşelim bakalım neler olacak şeklinde görüşmeye başladık. İlk buluşmamızda benden baya etkilendiğini anladım kendi de sordu nasıl yalnızsın sen falan diye. Açık olayım benim de beklediğimden iyi çıktı. Uzun boylu, kişisel temizliğine giyimine dikkat eden, oturup kalkmasını bilen, uzun boylu, ben esmer beğensem de fena olmayan yeşil gözlü kumral biri, ilk kriterlerime tik attım e dedim biraz daha tanıyım böyle bir tanışma sürecim olmamıştı bakalım zaman ne gösterecek.

Biz konuşmaya devam ettik haftada bir görüştük. Her görüşmemizde beni mutlu etmek için bazen bir buket çiçek, bazen bir dal papatya, bazen çikolata ile geliyor. Kafama takılan şeyleri söylediğimde yoldan geri döndük bunu konuşalım seni ne rahatsız etti sorunu çözelim diye. Bir konu olunca beni detaylı dinliyor ve sana iyi gelmem için benim yapabileceğim şeyler var mı şeklinde yaklaşıyor, hayatında beni öncüllüyor ve değer veriyor. Sorumluluk almaktan kaçmıyor. Bunların hep farkındayım. Issız adam hastalığına yakalanmış bir adım ileri iki adım geri yapan bir insandan sonra nimet dedim yani daha iyi anladım değerini. Ve bana yaklaşımından da etkilendim yani

Mehmet karakter olarak net ve hemen harekete geçen tam koç insanı, ben kararsız ve acabaları olan ki bu huyumdan da nefret eden biriyim. Ha şu detayı da vereyim yaşım olsa da çok ilişki tercih eden biri değilim. Bazı ileri gitmeyen flörtlerim oldu, böyle ciddi sevgililik dönemim olmadı bile diyebilirim. Bana bi yola girsek mi gibi bir şey söyledi ben panik oldum ve biraz da korktum gerildim bilmediğim şeyler diye hazır hissetmediğimi söyledim. Beni anlamaya yönelik şeyler sordu ve birazcık daha zamana bıraktık gibi bişey oldu. 

Şimdi benim aklıma takılan durum şu ki ben muhteşem bir arzu duymuyorum ona karşı. Böyle yanında yüksek gerilim hattı gibi değilim, heyecandan midem bulanıp kelebekler uçmuyor içimde. Daha sakin, dingin, belki huzurlu hissediyorum. Buluştuğumuzda bazen uzun sessizlik anlarında başkası olsa ay neden sustuk bişeyler konuşsak derken hiç rahatsız olmuyorum sessizlikten. Böyle karşıdan karşıya geçerken belimden tutunca, elimi bir kere tuttu tutunca tabi ki içim bi hoş oluyor, bunlardan rahatsızlık duymuyorum da ama o ayağım yerden de kesilmedi hani.

Ben böyle biriyle içimde daha çok tutku arzu oluşmalı doğrusu budur gibi düşünmüştüm hayal etmiştim, her gördüğümde içim erir falan sanıyordum. Sanırım o yoğun hisler olmadığı için kendimi sorguluyorum. Şimdiden böyleyim zamanla acaba sıkılır mıyım yoksa daha samimi oldukça, yaklaştıkça temas oldukça o arzu da artar mı bilmiyorum. 

Hiç yüz yüze görüşmeden uzun dönemli konuştuğum biri olmuştu, bu da ayrı bir konfor alanımdan çıkmama meselem de neyse, mesela bazen mesajda bile daha yoğun arzu hissetmiştim o diğer kişiye ama belki de bir bakıma hayal ürünü olduğu içindi ve yüz yüze gelmediğimiz için daha rahat ifade ettiğimiz içindi bilmiyorum. 

Şimdi ben hipergamimim de farkındayım, ben hep olmuşken tam olsun diye düşündüm ve herkesi kolay beğenmedim istemedim bu yüzden. Yersiz ve gereksiz bir mükemmellik beklentisi içindeyim belki de bunu da bilmiyorum. Ama Mehmet tam olarak hipergamime de uymuyor bunun da farkındayım. Bu durumu şöyle düşünüyorum maddi olan şeyler elde edilir yaşımız genç sonuçta, hipergamimi açıklamak için detay vereyim arabası, evi yok, üniversite mezunu değil liseden sonra direkt çalışmaya başlamış 9-10 senelik iş tecrübesi var, Ailesiyle arası çok iyi değil sıkıntıları var, İki gün sonra ailemle tanıştırsam ailesiyle aile dinamiklerimiz farklı vs. Benim şu an hayat imkanlarım daha konforlu ancak bu ailemin de bana destek olmasıyla sahip olduğum konfor bunun da farkındayım. Ben aile desteği ile konforluyum o kendi ayakları üzerinde uğraşıyor. Yani böyle hayata bakışı, pes etmemesi, her şekilde çalışır kazanır diye düşünmem bu yönleri hoşuma gidiyor. Ama bazen de hiç takılmadığım şeyler gözüme batıyor ve etkilenmiyor muyum ya diyorum, dişi yamuk geliyor gözüme, ay diyorum saçları biraz dökülmeye başlamış yani bunlar gözüme batınca da ooo kızım sen şimdiden takıldın ilerde bunlar da gözüne batar arzu hissetmezsen mutsuz olursun, ne kendini üz ne de karşındaki adamı diyorum. Korktuğum için adım atıp yaşamaya mı korkuyorum inan bilmiyorum. 

Bir öyle bir böyle düşündüğüm, hislerimi sürekli kontrol etmemden kaynaklandığını düşündüğüm andan keyif alamama ve yaşayalım görelim olursa olur olmazsa denemiş olurum diyememe durumum beni çok yormaya başladı. Karakter, yaklaşım, özen, netlik, sevgi gösterme açısından şu an aklımda hiçbir soru işareti yok aslında, takıldığım şeyler daha çok dış etkenler ve bu etkenlerin bende oluşturduğu arzu, çekim hissine etkisi. Bu yazında “kadın daha çok değer gördükçe mutlu bir ilişkide olabilen değil, değer verdiği bir erkekçe değersizlik görmedikçe mutlu olabilen bir kişi.” Demişsin ya mesela aklımı bu çok karıştırdı. Sevmekten daha çok sevildiği ve beğenildiği yerin bi kadın için daha sağlıklı olduğunu düşünmeye başlamıştım. Şu an kendimi ikna etmek için karşımdaki kişinin çabasını mı övüyorum ben de bilmiyorum. Yanlış bir yola girmekten, yanlış olursa da hem kendimi hem onu üzmekten ve boşa zamanımızı emeğimizi harcamış olmaktan korkuyorum. Benim duygularım ve düşüncelerim çok karışık, sen neler söylersin, ilişkiye bakış açın hislerin düşüncelerin çok kıymetli benim için

Mantıklı Kadın 6 ay önce yazdı:

Ben seni beklenti yüklenmiş olmanın zorluğunu yaşarken görüyorum. Çok yoğun duyguların değerli ve gerekli olduğuna inanmış ve senelerce bunu beklemişsin, şimdi de bundan feragat etmeye dair bir duyarlılığın var ve bu duyarlılığı uyaran her küçük memnuniyetsizlik hissi sende alarm çalıyor.

Bir de tersi senaryoyu düşün, ya beklentin olmasaydı? Aslında çoğu yönden kızların arayıp da bulamadığı profilde birinin seni sevdiği bir senaryodasın. Birçok kız böyle bir kişiyle tanışabilmek ve tanıştığında da kendini sevmesi için can atar.

Sen bu beklenti yükleme işini yapmışsın, buradan yalnızlık harici bir yöntemle kurtulmak istiyorsan zaten düşüncelerinle kendini kontrol etmen gerekecek. Sen bu kontrolü, kendini teskin etmeyi karşındaki yüzünden yaptığını sanacak ve kafanda o kişiye yükleneceksin ama hayır, sen aslında kendi kendine senelerce verdiği gazın gerçek hayatla uymamaması yüzünden algını düzeltmeye çalışacaksın sadece. Bu kişi için yapmayacaksan, sonraki kişi için bunu yapman gerekecek. Yapmayacaksan da yalnız kalmayı göze alman gerekecek.

Çünkü hayır, beyaz atlı prens diye bir şey yok. Hayır, istediğin gibi duygular pazarda seni bir yerlerde beklemiyor ve bu pazardan çekilirsen rast gelmeme meselesi değil, öyle bir şey yok.

Akıllısın, önceki yarım kalan hikayenin kafanda yaptığın idealizasyon olduğunu sezebiliyorsun. Hep derim ya insan sezer işte, seziyorsun ama kabul etmek istemez insan çünkü gerçek tatlı değil. Emin ol o yarım kalan mesele bugünkü gibi ilerlese, sende aynı tadı bırakacaktı.

Bu oğlana karşı kısa sürede daha fazla çekim hissetmezsin. Oğlan da kırmızı haplı değil belli ki oyunu tam doğru oynamıyor ve sana gerektiğinden fazla garanti etmiş sevgisini, bu da sendeki kazanmış olma duygusunu törpülüyor.

Ancak, ben bunu hiçbir zaman sorun görmedim, neden biliyor musun? Çünkü oyunu doğru oynayan bir erkekle evlendikten sonra da evinde oturacak erkekle yaşayacağın dinamik aşağı yukarı böyle. Zaten bence görücü usülü evlilikler bundan dolayı daha sağlamlar: evlilikten önce duygusal bağlamda göz boyayıp evliliğin içinde hayal kırıklığı yaşatmıyorlar. Zaten sonradan olacak olan dinamik baştan kurulmuş oluyor.

Flört dönemi haricinde, hele de evliliğin sorumlulukları üzerinize bindikten sonra, hele de çocuk olduktan sonra ilişkiniz elbet dönüşecek ve aşk diye bir şey kalmayacak. Bu da normal bir şey ve modern insanın bir türlü baş edemediğinin aksine o kadar da kötü bir şey değil. Hayatın akışına izin vermek gerek. Yaşlanmayı da bilmiyor mesela modern insan, ne kadını ne erkeği iyi yaşamanın formunu 20'lerine mümkün olduğunca yakın olmaya çalışmaktan çıkarıp kendi yaşının güzeli olmaya getiremiyor, hep genç olmaya çalışıyor ya. Bunun gibi.

Yani senin vakan aslında algından kendini dönem dönem kurtarman gerekecek olsa da çok iyi bir vaka, yeterince iyi ve nefsinizi kontrol ettiğiniz için kendinize işkence ettiğinizi sanmayın lütfen. 

Bende tek şüphe uyandıran kısım, sen ne kadar rahata alışkınsın ve o ne kadar potansiyel sahibi? Yani ekonomik olarak arada bir uçurum varsa sen buna sadece geçici bir süre katlanmayı göze alabilirsin gibi, zaten aşktan feragat ettim bir de sefillik çekiyorum diye kişiye öfkelenecek bir senaryo yaşar mısınız? Yok sen kanaatkar karakterde biriysen ve küçük şeylerden mutlu olabilirsen, o da birkaç sene içinde ekonomik olarak gelişirse yapabilirsiniz. Ailesiyle arasının bozuk olması kötüden çok iyiye işaret bence, sınır koyuyor demek ki.

Suzi (29 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Merhabalarr, nasılsın ? Umarım çok iyi, çok keyifli, çok sağlıklı ve neşelisindir 🌸 Tam 5 ay sonrasını bildirmeye ve yeniden akıl danışmaya geldiim, keza kadın erkek ilişkilerine daha doğru yerden bakan ve arkadaşlarım dışından olan bakış açılarına ihtiyaç duyuyorum ve ilk başvurduğum kişi sen oluyorsun 💕 🌷💖

Öncelikle söylemeliyim ki 7 aydır olan sürecimizin son 2-3 ayından itibaren sevgili olarak devam ediyoruz biz, yine görece yavaş, adım adım ilerliyoruz, bu süreçte de ilgisi, özeni devam ediyor ve gün geçtikçe ciddi düşündüğünü daha çok belli ediyor. 

5 ay önceki yanıtın üzerine çok düşündüm, evet benim beklentilerim olmasaydı her şey benim için daha rahat ve kolay olacaktı buna eminim. Geçtiğimiz bu aylarda anın, yaşadıklarımın, hissettiklerimin keyfini çıkartmaya odaklandım daha çok. Sürekli analiz etmeyi düşünmeyi elimden geldiğince yavaşlattım ve öyle yaşadım duygusal tarafımı.

Bayramda ailemin yanına geldim normalde başka bir şehirdeyim, başka bir şehirde hem lisansüstü eğitimime devam ediyorum hem de misafir hoca olarak üniversitede çalışıyorum. Şimdi ailemin yanındaki ben ve diğer şehirdeki ben olarak iki ayrı hayatım iki ayrı ben varmış gibi hissediyorum birkaç gündür. 

Yazacaklarımı böyle açıkça rahatça konuşabilen birisi değilim, beni yanlış tanıyarak yorum yapmanı hiç istemem. Ancak içimdekileri daha net ve açık ifade etmek istiyorum o yüzden aklımdan geçtiği gibi filtresizce yazacağım. 

Ben kendimi bu yaşıma kadar geri tuttum, denemedim, neler var sadece çevremden gözlemledim ve kafamdan bir liste oluşturdum, beklenti yükleme işini yaptım yani. Bunun bir acabası var aklımda, acaba daha da beklentilerimle, hayallerimle, hayatımla örtüşen daha denk bir kişi olur mu diye düşünüyorum evlilik ayağı için. Ama şunun da farkındayım o hipergami skalasında benim isteklerimi 8-9/10 oranında karşılayan kişi yanımda olduğu zaman da acaba ben yeterli miyim, acaba beni her halimle beğenir mi, beni her anımda sever mi diye de düşünebilirim kendi kendime, öyle de bir insanım. O yüzden 7-8 ayarı iyi gibi konumlandırıyorum kafamda. Ve erkeğin seven olarak ağır basan tarafta olması beni daha şüphesiz ve daha rahat hissettirecek olabilir. Yalnızca sevgilim şu an 7-8 mi ondan emin değilim. Gerek görünüm, gerek güç, gerek imkanlar olarak. 

Şimdi kafamı karıştıran noktalar şunlar, eğitim olarak sevgilim meslek lisesi mezunu, sonrasında hayat şartları öyle gerektirmiş çalışmaya başlamış. Üniversite mezunu değil ama eğitim olarak kendini geliştirmiş, alanında 10 senedir çalışıyor, oturup kalkmasını nerde ne konuşması gerektiğini bilen kültürlü görgülü biri. Ki ben muhakkak üniversite mezunu olmalı diye düşünmüyorum, önemli olan kendini geliştirmesi ve gelişime açık olması diyorum.

Ailesel olarak ailesiyle arası hiç iyi değil, annesi babası boşanmış, üvey babası vefat etmiş, kendi babasıyla görüşmüyor bayramda annesinin üvey kardeşlerinin yanına gitti ordan da artık tamamen sileceğim diyerek yaşadığımız ortak şehre döndü. Maddi olarak işini yeni değiştirmek üzere ama geçtiğimiz 1 aylık süreç psikolojik olarak çok zordu, kendi de çok zorlandı ben de dolaylı olarak zorlandım. Yeni işi çok daha iyi ama ilerisini düşündüğümde ev, araba, düğün zamanı aile desteği falan hiç olmayacak ne yapacaksa kendi yapacak. Kendi bişeyler yapması çok güzel ben bunu çok beğeniyorum ve saygı duyuyorum, yalnızca aile dinamiklerimiz biraz farklı bunu düşünüyorum. 

Biraz daha durumumu net ifade etmem açısından benim anneannemin babası Amerikan koleji mezunu, anneannem dedem emekli öğretmen, annem babam üniversite mezunu, tamamen eğitim odaklı bir sülalem var. Sevgilim ailesini geçtim kendisi üniversite mezunu değil. Başka bir kuzenim evlenirken müstakbel eşi lise mezunu diye olaylar çıkmıştı süreç çok zor geçmişti hem eğitim olsun hem ailesel denklik olsun. Ama benim ailem daha çok insan odaklı gibi düşünüyorum. Birini değerlendirirken kendini geliştirmiş mi, çalışkan mı, akıllı mı, korumacı mı diye bakar o açıdan daha rahat olabilirim gibi geliyor bana, ama ailesel durumlar hala kocaman soru işareti. Şimdi bayramda ailemin yanına geldim ya buradaki dinamikleri, hayat konforunu vs görünce ikimizi de düşündüm. Bir de tam şu ara kuzenimin düğün zamanı ister istemez ilerde biz nasıl oluruz diye onu düşündüm. Çoğu şeyi amcam hallediyor, ev kira olmayacak araba hazır takılar vs desen her şey var. Yani ailemin hatta ailemi geçtim akrabalarımın bile belirli bir derecesi-beklentisi oluyor evlilik konusunda, benim de vardı sevgili olmadan önce, o yüzden bunları düşündüğümde mantığımla baktığımda kızım ne alaka hani nerde senin standart dediğin şeyler nerde beklentilerin diyorum kendi kendime. Bu beklenti konusunda yalnızca benim değil çevremdeki insanların da beklentisini mi sırtlanmışım fark etmeden diye de düşünüyorum. Çevremi, akrabalarımı, arkadaşlarımı düşününce hepsi çok rahat, konforlu, her şeyleri rahat oldu ister istemez kızım sen de daha iyisini hak ediyorsun diyorum. Bir yandan da her şey tabi ki beklentiler değil, maddiyat değil. Bu hayatta insanın seçemediği tek şey ailesi, ne suçu var bak kendi uğraşıyor diyorum. Evet aile desteği olmayacak belki ama iki gün sonra karışacak belki huzursuzluk çıkaracak birileri de olmayacak diyorum. Beni seviyor bunu hissediyorum yani 7 ay istikrarlı bir şekilde gösterdi bunu bana. Daha geçen gün bana hakkını helal et seni de kendimle beraber zorladım şu süreçler geçince odağım ikimizin mutluluğu olacak yalnızca dedi. Bunu diyince bile eriyorum çok hoşuma gidiyor, işte budur diyorum. Bilmiyorum çocukluğunda o anne baba bağını yaşayamamış olsa bile duygusal zekası yüksek geliyor bana ki bu çok çok güzel bir şey. Olayların farkında, benim desteğimin farkında, bahane etmiyor kendi yaşadığı süreçleri. 

Aynı şehirdeyken böyle denklik vs düşüncelerim çok olmuyordu ama ailemin yanına gelip böyle daha yakından süreçlere şahit olunca nasıl olacak diyorum. Böyle kafam çok karıştı. Yakın arkadaşımla kuzenimle konuşuyorum evet seviyor ama evlilik daha farklı, maddiyat küçümsenemeyecek kadar büyük bir etken, sen yaşadığın şartlardan konfordan daha aşağısına düştüğünde çok mutsuz olursun, aileni biliyoruz çevreni biliyoruz nasıl olacak diyorlar. Ailesel durumları daha da büyük etken. 

Ailem gerçekten insan odaklı bir aile, eğer sevgilimi severlerse duruş, zihniyet, çalışkanlık vs olarak parayı sıkıntı etmeyebilirler gibi geliyor ailesel durumlar onlar için daha önemli. Bizim sülalede soyu sopu nasılmış diye bir söz vardır araştırılır sorulur böyle şeyler ama sevgilimin ailem diyeceği kimsesi kalmadı neredeyse. Kendi de bunu düşünüyor belli çünkü bana geçen gün ailen demeyecek mi çevresinde kimsesi yok nasıl biri bu diye ne demem lazım bilmiyorum öldüler mi desem acaba dedi, onun da aklında var belli ki bu durumlar. 

Sevgilim imkanları olsa, mutlu ailesi olsa, varlığı parası olsa bunu benden sakınacak birisi değil gibi geliyor 7 ayda tanıdığım kadarıyla. İmkanı olsa her şeyin en iyisini yapabileceğini düşünüyorum. 

Ben duygusal olarak bana yaklaşımı ve ondaki potansiyeli, çalışkanlığını, azmini görünce yapar halleder diye düşünüyorum ve bundan da etkilenmiştim. Yalnızca bu iş değiştirme sürecinde çok stres oldu, ailesel durumlar çok keyfini kaçırdı ve hiçbir şey iyi gitmiyor olmuyor modunda biraz depresif takılıyor. Depresif takılmaya başladıkça ben ona moral verip halledersin yaparsın her şey güzelleşecek merak etme diyorum, ben dedikçe hani güzelleştiği yok modunda takılıyor böyle şeyler söylüyor, sürekli başı ağrıyor, hem çok üzülüyorum hem kolay motivasyonu disiplini kaybolan birisi mi acaba iki gün sonra diyelim ki zorluk yaşadık çabalayacak mı yoksa depresyona mı girecek kestiremiyorum. 

(+ bunların üzerine çok taze bir kefil olma olayı yaşandı. Ben net hatırlamıyorum ama konuşma arasında ben kefil olurum demişim ev kirası için ama net hatırlamıyorum. Bugün ev baktı ve kefil olarak seni yazabilir miyim dedi, ben şehir dışında olduğum için imza atmamaya güvenerek ve onun zor durumda olduğunu bildiğim için o an işini halletmesi için tamam olurum dedim ancak sonrasında çok gerildim. Güvenmediğimden değil ama bu kefil mevzuları biraz riskli geliyor bana ki Emlakçı da ben kimseye kefil olmam bu devirde demiş ve sevgilim de onaylamış. Ben neden kefil oldum o zaman dedim ben seni zor durumda bırakmam ben de yalnızca sana kefil olurum dedi. Ama ben yine de gerildim ve bunu ona söyledim. Söyleyince kendimi de kötü hissettim çünkü bana beni büyük bir dertten kurtardın dedi sevincini paylaştı benimle, sanki sevincini söndürmüşüm gibi hissettim. Ama bu şekilde düşünerek gerilerek kendime işkence edecektim söylemezsem. Bu gerginliğin üzerine görüşüyorum kontratı iptal ettireceğim başka ev başka kefil bulurum dedi. Kısaca Eğer imza atmam gerekmeyecekse böyle durabilir yine de sen bilirsin dedim ama iptal ettiğini söyledi konuyu kapatalım ortada gerileceğimiz bir durum yok için rahat olsun seni huzursuz eden başka bir şey var mı dedi. Kendi içinde kırıldı mı kırılmadı mı bilmiyorum ama ben çok gerildim gerçekten ve bana bir erkeğin sevgilisini kefil yapması yanlış geldi, hayatımda ilk defa böyle bir durumla karşılaştım. Aramızdaki samimiyete açıklığa güvenerek bunu yaptığını düşünüyorum ama yine de bana dememesi gerekirdi bence. Böyle de bir durum yaşadık tazecik. Ama şu tarafını seviyorum ki konuyu çok uzatmıyor kin beslemiyor içinde, daha sonra telefonda konuştuk 1 saat kadar normal konuştu ve benim kafamı açmaya çalıştı stresimi gerginliğimi atmam için. Umarım içten içe kırgınlık ya da kin beslemiyordur bana. )

Genel olarak böyle karışığım, karışık değilse de belki ben içimde karışığım bilmiyorum böyle şeyler düşünüyorum. Bu dururumlar için sen neler düşünürsün ve hissedersin acaba, ben içinde bulunduğum durumu nasıl anlamlandırabilirim ve duygularımla mantığımı netleştirmem için neler yapabilirim? Hem evli hem çocuklu hem de kadın erkek ilişkisinden anlayan birisi olarak evlilik için neleri tavsiye edersin? Ben nelere dikkat edebilirim? Ya da şu an yaptığım gibi zamana bırakıp yaşamadığım şeyleri yaşadığım için keyif alıp gittiği yere kadar mı demeye devam mı etmeliyim ? 
sevgiler 🌷🌸

Mantıklı Kadın 1 ay önce yazdı:

Yazdığını okudum, umarım cevap verirken bir şeyleri atlamam.

Şimdi mesele şuralarda düğümlenecek: 

Ailen ne kadar olgun davranacak, ne kadar şekilci davranacak?

Sen harcama konusuna ne kadar meraklısın, ne kadar cimrisin?

Anlattığın senaryo aslında maddiyat farkı değil ama okumuşluk-kültür farkı yönünden benim evliliğime benziyor. Benim de ailem seninkine yakın bir background ve eşimin ailesi daha Anadolu insanı profilinde. Benim ailem şekilci insanlar değil, eşimi sevdiler, bu yüzden bu konularda bir denklik ısrarları olmadı. Yıllardır da beraber yaşanıyor, hatta biz uzaktayız dünürler birbirine yakın, görüşüyorlar biz yokken de vesaire. Sende zaten eşinin ailesi ile muhatap olunmayacağı için bu gerginliği aslında uzun vadede azaltacak bir unsur. "Öldüler"den ziyade bence sevgilinin kendi annesini ve tarafını aklayacak bir hikayesi olması daha iyi olurdu. Yetişkin bir insanın ebeveynleri ile arasının bozuk olabilmesi normal, bazen gerçekten çok problemli mesela narsist ebeveynleri olabiliyor insanların ve bilinçlenince onlara sınır çekmesi gerekebiliyor. Bunun senin ilerideki ailene yansıyacak bir psikolojik bozukluk olması gerektiğini düşünmüyorum. Yine de hikayeyi bilmekte yarar var. Ailenin de böyle olgunlukla bakması lazım.

Tabi aileden maddi yardım alamayacak ve düğünü kendinizin yapacak olması, hayatınızı kendinizin kuracak olması ailenin ve kendinin senin için hayal ettiğinden daha düşük profilde bir süreç yaşamanızla sonuçlanacaktır. Bunu ne kadar tolere edeceğiniz de yine senin ve ailenin beklentileri ile alakalı. 

Sorun şu ki, bu konularda her şeyi hoş gördüğünüzde ve beklentilerinizi düşürdüğünüzde ilişkinizde hem senin içinde hem de erkek arkadaşının zihninde bir gerginlik oluşacak. Yani o ilişkide yay gergin olacak. Sen en ufak şeyde "onun için nelerden vazgeçtim, nelere göğüs gerdim" diye bakacaksın, o da baskı altında hissedecek ve belki zamanla hırçınlaşacak. Ben durumlar hoş görülmez, insan beklentisinden vazgeçmemeli demiyorum ama bunu neden yaptığını ve yapacağını kendine çok iyi açıklayabilesin ki bu gerginlik sizde karşılıklı öfke birikmesine sebep olmasın. Bunun üstünü örtebilmen gerekecek.

Kusura bakma, sana şunu yap bunu yap diyemiyorum. Senin hangi yönde daha dayanıklı olduğunu bilmiyorum. Bu seçimin karşı yönü de piyasadaki belirsizlik, yeniden birini bulma gerekliliği ve bulduğun kişiyle de başka konularda gerginlik yaşama ihtimalin. Hangisi senin gözünü daha fazla korkutuyorsa o yönde seçim yapıp bedelini ödeyeceksin. Bedelsiz hayat sadece hayallerde var.

Son bir anektod düşeyim, yakından tanıdığım bir kız şekilci bir aile büyüğünün yıllarca etkisinde kaldı. Onun gözüne girmeyi çok önemsediği gibi hayatındaki erkeğin de gözüne girmesini önemsiyordu. Seküler ve eğitimli, kariyerli kesimdenlerdi. Senelerce bu profile uygun erkeklerle denedi ve o erkeklerin evlilik-aile konusundaki ciddiyetsiz tavırları ile yıprandı. En son, çalışkan bir Anadolu erkeği profilinde biriyle evlendi. Demem o ki özellikle varlıklı, seküler kesimdeki erkeklerin iyi bir baba olmaya karar vermeleri falan 40+ları bulabiliyor, öyle şansını deneyeceksen araya yaş farkı koyman gerekir ki o bile şüpheli.

Kefil meselesi şık olmamış ama dersini almış olabilir. Sonuçta o da bu hayatı ilk kez yaşıyor, insan küçük yanlışlar yapabilir. Bence sen hatalı değilsin, o sana fazla yaslanmış. Ancak kadın-erkek ilişkisinde kadına yaslanmak özellikle çocuklar olduktan sonra kadının yükü katlandığı için kadının kocayı da bir çocuk gibi görüp ondan nefret etmesine yol açar. Bu konuda sınır çizmen, onun da sınırını sorunsuzca tanıması iyi olmuş.

Asyranta (26 yaşında) 7 ay önce yazdı:

Yermek için söylemiyorum ama kadınlar hormonları gereği sorun çıkaran bir cinsiyet olmaya devam edecek. Erkek de bir yerde zırt pırt gönül almasının artık sömürü boyutuna evrildiğini görürse bu ilişkiyi bitirme hakkı var, bence bitirmeli de.

Erkekler bu gönül alma meselesini de genelde yanlış zamanda, yanlış şekilde yapıyorlar; hediyeye, çiçeğe böceğe, güzel söze boğma şeklinde. Bir yerden sonra kadın "eeehh bee yeter bu ne" modunda tabii. Bizim arada tamamen rahat bırakılmak istediğimizin, gönlümüzü almalarını aslında istemediğimizin hala bilincinde değiller. Zor bir anımızda destek olmanız gönlümüzü almanızdan daha önemli. Arada bizi bir salın agalarınızla mangala rakıya falan gidin. İhtiyaç olduğunda biz sizi ararız.

 

spinoza (26 yaşında) 7 ay önce yazdı:

Yurdumun erkekleri ve hipergamisini aşamadıkları kızlar...

Emos (46 yaşında) 7 ay önce yazdı:

Merhaba yine harika bir yazı olmuş aklına sağlık.