Suzi (29 yaşında) 2 hafta önce yazdı:
Abla selamlar nasılsın?
Ben kendimi analiz ettiğim, anın tadını çıkartıp duygularımı düşüncelerimi adlandıramadığım bir noktadayım ve dedim ki akıl akıl üstündür hemen yazıp danışayım.
Şimdi abla pata küte konuya gireceğim. Ben görüştüğüm kişiyle devam etmem gereken bir noktada mıyım yoksa ikimizin de zamanını mı harcıyorum bilmiyorum.
Atıyorum adı Mehmet olsun, biz Mehmet’le 2.5 ay önce sosyal medyadan tanıştık aynı şehirdeymişiz biraz konuştuk, ilişkiye ne hayır ne evet dediğim bi dönemim olduğu için hadi bi görüşelim bakalım neler olacak şeklinde görüşmeye başladık. İlk buluşmamızda benden baya etkilendiğini anladım kendi de sordu nasıl yalnızsın sen falan diye. Açık olayım benim de beklediğimden iyi çıktı. Uzun boylu, kişisel temizliğine giyimine dikkat eden, oturup kalkmasını bilen, uzun boylu, ben esmer beğensem de fena olmayan yeşil gözlü kumral biri, ilk kriterlerime tik attım e dedim biraz daha tanıyım böyle bir tanışma sürecim olmamıştı bakalım zaman ne gösterecek.
Biz konuşmaya devam ettik haftada bir görüştük. Her görüşmemizde beni mutlu etmek için bazen bir buket çiçek, bazen bir dal papatya, bazen çikolata ile geliyor. Kafama takılan şeyleri söylediğimde yoldan geri döndük bunu konuşalım seni ne rahatsız etti sorunu çözelim diye. Bir konu olunca beni detaylı dinliyor ve sana iyi gelmem için benim yapabileceğim şeyler var mı şeklinde yaklaşıyor, hayatında beni öncüllüyor ve değer veriyor. Sorumluluk almaktan kaçmıyor. Bunların hep farkındayım. Issız adam hastalığına yakalanmış bir adım ileri iki adım geri yapan bir insandan sonra nimet dedim yani daha iyi anladım değerini. Ve bana yaklaşımından da etkilendim yani
Mehmet karakter olarak net ve hemen harekete geçen tam koç insanı, ben kararsız ve acabaları olan ki bu huyumdan da nefret eden biriyim. Ha şu detayı da vereyim yaşım olsa da çok ilişki tercih eden biri değilim. Bazı ileri gitmeyen flörtlerim oldu, böyle ciddi sevgililik dönemim olmadı bile diyebilirim. Bana bi yola girsek mi gibi bir şey söyledi ben panik oldum ve biraz da korktum gerildim bilmediğim şeyler diye hazır hissetmediğimi söyledim. Beni anlamaya yönelik şeyler sordu ve birazcık daha zamana bıraktık gibi bişey oldu.
Şimdi benim aklıma takılan durum şu ki ben muhteşem bir arzu duymuyorum ona karşı. Böyle yanında yüksek gerilim hattı gibi değilim, heyecandan midem bulanıp kelebekler uçmuyor içimde. Daha sakin, dingin, belki huzurlu hissediyorum. Buluştuğumuzda bazen uzun sessizlik anlarında başkası olsa ay neden sustuk bişeyler konuşsak derken hiç rahatsız olmuyorum sessizlikten. Böyle karşıdan karşıya geçerken belimden tutunca, elimi bir kere tuttu tutunca tabi ki içim bi hoş oluyor, bunlardan rahatsızlık duymuyorum da ama o ayağım yerden de kesilmedi hani.
Ben böyle biriyle içimde daha çok tutku arzu oluşmalı doğrusu budur gibi düşünmüştüm hayal etmiştim, her gördüğümde içim erir falan sanıyordum. Sanırım o yoğun hisler olmadığı için kendimi sorguluyorum. Şimdiden böyleyim zamanla acaba sıkılır mıyım yoksa daha samimi oldukça, yaklaştıkça temas oldukça o arzu da artar mı bilmiyorum.
Hiç yüz yüze görüşmeden uzun dönemli konuştuğum biri olmuştu, bu da ayrı bir konfor alanımdan çıkmama meselem de neyse, mesela bazen mesajda bile daha yoğun arzu hissetmiştim o diğer kişiye ama belki de bir bakıma hayal ürünü olduğu içindi ve yüz yüze gelmediğimiz için daha rahat ifade ettiğimiz içindi bilmiyorum.
Şimdi ben hipergamimim de farkındayım, ben hep olmuşken tam olsun diye düşündüm ve herkesi kolay beğenmedim istemedim bu yüzden. Yersiz ve gereksiz bir mükemmellik beklentisi içindeyim belki de bunu da bilmiyorum. Ama Mehmet tam olarak hipergamime de uymuyor bunun da farkındayım. Bu durumu şöyle düşünüyorum maddi olan şeyler elde edilir yaşımız genç sonuçta, hipergamimi açıklamak için detay vereyim arabası, evi yok, üniversite mezunu değil liseden sonra direkt çalışmaya başlamış 9-10 senelik iş tecrübesi var, Ailesiyle arası çok iyi değil sıkıntıları var, İki gün sonra ailemle tanıştırsam ailesiyle aile dinamiklerimiz farklı vs. Benim şu an hayat imkanlarım daha konforlu ancak bu ailemin de bana destek olmasıyla sahip olduğum konfor bunun da farkındayım. Ben aile desteği ile konforluyum o kendi ayakları üzerinde uğraşıyor. Yani böyle hayata bakışı, pes etmemesi, her şekilde çalışır kazanır diye düşünmem bu yönleri hoşuma gidiyor. Ama bazen de hiç takılmadığım şeyler gözüme batıyor ve etkilenmiyor muyum ya diyorum, dişi yamuk geliyor gözüme, ay diyorum saçları biraz dökülmeye başlamış yani bunlar gözüme batınca da ooo kızım sen şimdiden takıldın ilerde bunlar da gözüne batar arzu hissetmezsen mutsuz olursun, ne kendini üz ne de karşındaki adamı diyorum. Korktuğum için adım atıp yaşamaya mı korkuyorum inan bilmiyorum.
Bir öyle bir böyle düşündüğüm, hislerimi sürekli kontrol etmemden kaynaklandığını düşündüğüm andan keyif alamama ve yaşayalım görelim olursa olur olmazsa denemiş olurum diyememe durumum beni çok yormaya başladı. Karakter, yaklaşım, özen, netlik, sevgi gösterme açısından şu an aklımda hiçbir soru işareti yok aslında, takıldığım şeyler daha çok dış etkenler ve bu etkenlerin bende oluşturduğu arzu, çekim hissine etkisi. Bu yazında “kadın daha çok değer gördükçe mutlu bir ilişkide olabilen değil, değer verdiği bir erkekçe değersizlik görmedikçe mutlu olabilen bir kişi.” Demişsin ya mesela aklımı bu çok karıştırdı. Sevmekten daha çok sevildiği ve beğenildiği yerin bi kadın için daha sağlıklı olduğunu düşünmeye başlamıştım. Şu an kendimi ikna etmek için karşımdaki kişinin çabasını mı övüyorum ben de bilmiyorum. Yanlış bir yola girmekten, yanlış olursa da hem kendimi hem onu üzmekten ve boşa zamanımızı emeğimizi harcamış olmaktan korkuyorum. Benim duygularım ve düşüncelerim çok karışık, sen neler söylersin, ilişkiye bakış açın hislerin düşüncelerin çok kıymetli benim için
Mantıklı Kadın 2 hafta önce yazdı:
Ben seni beklenti yüklenmiş olmanın zorluğunu yaşarken görüyorum. Çok yoğun duyguların değerli ve gerekli olduğuna inanmış ve senelerce bunu beklemişsin, şimdi de bundan feragat etmeye dair bir duyarlılığın var ve bu duyarlılığı uyaran her küçük memnuniyetsizlik hissi sende alarm çalıyor.
Bir de tersi senaryoyu düşün, ya beklentin olmasaydı? Aslında çoğu yönden kızların arayıp da bulamadığı profilde birinin seni sevdiği bir senaryodasın. Birçok kız böyle bir kişiyle tanışabilmek ve tanıştığında da kendini sevmesi için can atar.
Sen bu beklenti yükleme işini yapmışsın, buradan yalnızlık harici bir yöntemle kurtulmak istiyorsan zaten düşüncelerinle kendini kontrol etmen gerekecek. Sen bu kontrolü, kendini teskin etmeyi karşındaki yüzünden yaptığını sanacak ve kafanda o kişiye yükleneceksin ama hayır, sen aslında kendi kendine senelerce verdiği gazın gerçek hayatla uymamaması yüzünden algını düzeltmeye çalışacaksın sadece. Bu kişi için yapmayacaksan, sonraki kişi için bunu yapman gerekecek. Yapmayacaksan da yalnız kalmayı göze alman gerekecek.
Çünkü hayır, beyaz atlı prens diye bir şey yok. Hayır, istediğin gibi duygular pazarda seni bir yerlerde beklemiyor ve bu pazardan çekilirsen rast gelmeme meselesi değil, öyle bir şey yok.
Akıllısın, önceki yarım kalan hikayenin kafanda yaptığın idealizasyon olduğunu sezebiliyorsun. Hep derim ya insan sezer işte, seziyorsun ama kabul etmek istemez insan çünkü gerçek tatlı değil. Emin ol o yarım kalan mesele bugünkü gibi ilerlese, sende aynı tadı bırakacaktı.
Bu oğlana karşı kısa sürede daha fazla çekim hissetmezsin. Oğlan da kırmızı haplı değil belli ki oyunu tam doğru oynamıyor ve sana gerektiğinden fazla garanti etmiş sevgisini, bu da sendeki kazanmış olma duygusunu törpülüyor.
Ancak, ben bunu hiçbir zaman sorun görmedim, neden biliyor musun? Çünkü oyunu doğru oynayan bir erkekle evlendikten sonra da evinde oturacak erkekle yaşayacağın dinamik aşağı yukarı böyle. Zaten bence görücü usülü evlilikler bundan dolayı daha sağlamlar: evlilikten önce duygusal bağlamda göz boyayıp evliliğin içinde hayal kırıklığı yaşatmıyorlar. Zaten sonradan olacak olan dinamik baştan kurulmuş oluyor.
Flört dönemi haricinde, hele de evliliğin sorumlulukları üzerinize bindikten sonra, hele de çocuk olduktan sonra ilişkiniz elbet dönüşecek ve aşk diye bir şey kalmayacak. Bu da normal bir şey ve modern insanın bir türlü baş edemediğinin aksine o kadar da kötü bir şey değil. Hayatın akışına izin vermek gerek. Yaşlanmayı da bilmiyor mesela modern insan, ne kadını ne erkeği iyi yaşamanın formunu 20'lerine mümkün olduğunca yakın olmaya çalışmaktan çıkarıp kendi yaşının güzeli olmaya getiremiyor, hep genç olmaya çalışıyor ya. Bunun gibi.
Yani senin vakan aslında algından kendini dönem dönem kurtarman gerekecek olsa da çok iyi bir vaka, yeterince iyi ve nefsinizi kontrol ettiğiniz için kendinize işkence ettiğinizi sanmayın lütfen.
Bende tek şüphe uyandıran kısım, sen ne kadar rahata alışkınsın ve o ne kadar potansiyel sahibi? Yani ekonomik olarak arada bir uçurum varsa sen buna sadece geçici bir süre katlanmayı göze alabilirsin gibi, zaten aşktan feragat ettim bir de sefillik çekiyorum diye kişiye öfkelenecek bir senaryo yaşar mısınız? Yok sen kanaatkar karakterde biriysen ve küçük şeylerden mutlu olabilirsen, o da birkaç sene içinde ekonomik olarak gelişirse yapabilirsiniz. Ailesiyle arasının bozuk olması kötüden çok iyiye işaret bence, sınır koyuyor demek ki.