Bitmeyen Yorgunluk

Yaşamın İçinden

Birkaç gündür “bitmeyen yorgunluk” döngüsüne girdim gene. Hastalanmamla başladı, sporu yapamaz oldum hastayım diye, yapılacaklar listem birikti. Hastalığım normalde geçiyor olmasına rağmen, bir türlü yorgunluğum geçmiyor, aksine sanki daha da kötü hissediyorum, tanıdık geldi mi?

Bu bitmeyen yorgunluk hissini artık tanıyorum. Bu ne biliyor musunuz? Temelde: stres. Hayatta bir şekilde proaktif konumunuzu kaybedip reaktif olmaya yani hayatınızı yönettiğiniz değil de hayatın sizi sürüklemeye başladığı bir duruma düştüğünüzde, yapmanız gerekenler size işkence etmeye başlıyorlar. Bu işkence de işte o hissettiğimiz yorgunluk...

Özetle, yapman gerekenlerden korkuyorsun, yapmak istemiyorsun, gözüne büyüyorlar, üşeniyorsun ve bu stres seviyeni yükseltiyor. Yükselen stres sana fiziksel bir olumsuzluk hali olarak geri dönüyor ve yorgun hissediyorsun. Uyumanın, oturmanın hiçbir yardımı olmuyor. Aksine, bunları yaptığın halde giderek daha yorgun hissediyorsun.

Çözüm ne?

Hayatın cilvesi bu ya, çözüm: yapman gerekenleri yapmaya başlamak. Yani bitmeyen yorgunluktan kurtulmak istiyorsan, canlı hissetmek istiyorsan dinlenmen değil aksine işe koyulman gerekiyor. Biliyorum çok gıcık bir durum, evet ben de bu duruma sık sık düşüyorum ve sık sık düştüğüm için de çok farklı yöntemler denedim ve insanı tekrardan canlı ve güçlü hissettiren gerçekten tek bir yol var. Yapılacaklar listendeki maddelere tik atmak.

Sadece günlük görevler olarak düşünmeyin bu yazdıklarımın kapsamını. Kendini geliştirmek için gerekli bir adım da aynı etkiyi yaratıyor. Mesela sosyal anksiyeten var ve insanların arasına karışman gerektiğini biliyorsun. Etkinliklere bakmak, dışarı çıkmak, merhaba demek gereklilikleri gibi şeyler de bu yazının konusu.

Liste tutmak önemli. Ancak kafanızda olmamalı bu liste. Yazmalısınız. Çünkü aklınızda tutmaya çalıştığınız zaman bu sefer “bir şeyler unutuyorum ya” stresini ekliyorsunuz üstüne. Eğer gerçekten yorgun hissediyorsanız, ilk adım olarak yapmanız gerekenleri bir listeye dökün. Telefonda misal ben Google Keep ile checklist hazırlıyorum. Eski usül kağıda yazmak da olur. Dediğim gibi, mutlaka yazın ki aklınızda bunları taşımanın stresini de yüklemeyin üstünüze. Hem de, yazdıkça daha önce aklınıza gelmeyenler dökülmeye başlıyor. Aralarında önceliklendirme yapmanız kolaylaşıyor.

Bazı insanlar öncelikle gözlerini en çok korkutan işten başlamayı severler. Bazıları ise bir şeyleri halledebildiğini hissedip bundan güç almak için önce basit ve kısa zamanda halledilecek şeyleri elemeyi. Bu biraz kişilikle alakalı. Ben ilk tip insanlardanım. Eğer bu çukura düştüğümü fark edersem ilk olarak, zaten bana ettiği işkencenin farkında olduğum, en sevimsiz ve büyük işten başlarım. İkinci tip insanlardan olmanız da daha kötü değil. İkisi de işlevsel yollar.

Hep diyorum ya insan ne yaşadığını biliyor diye. Sizler biliyorsunuz aslında neyin can sıkıntısıyla ve isteksizliğiyle kıvrandığınızı. Emin olun sizlere etrafından dolanmanın formülünü vermek isterdim, kendim için bunu bulabilmek isterdim en başta, ama yok. Canını sıkan şeyi eline alıp çözmeden bu halden kurtulmanın imkanı yok. Boşuna aramayın, boşuna oyalanmayın. Stresin işlevi bu zaten. Sizi kötü hissettirerek yapmanız gerekenleri yapmanızı sağlamak. Bu işlevsel evrimsel mekanizmayı sevmemiz bile gerekiyor aslında. Gelişmemizin anahtarı bu.

Motivasyon aramak modern insanların en büyük saçmalamalarından biri. Yapman gerekenleri bir tetikleyiciye bağlarsan durduğun yerde stres seviyeni artırır ve kendini reaktif bir hayata mahkum edersin. Biz, bir şeyleri halledebilen insanlar, motivasyonumuz çok yüksek olduğu için yapmıyoruz bunu. Ne istediğimizi düşünmediğimiz, umursamadığımız ve harekete geçmekte irade gösterdiğimiz için yapıyoruz.

Motivasyon aramayı bırakın. "Hele bi" demeyi bırakın. Başlamak için bir tetikleyici, bir aracı görme umudunu terk edin. Bir sabah kalkın, ılık ve kısa bir duş alın ve başlayın. Ben genelde kahvaltı etmeden başlarım önemli şeylere çünkü kahvaltı sonrası mayışıyorum. Sizin de benzer zaaflarınız vardır. Gerçekçi olun ve bunlara yenilmeyeceğiniz akılcı bir şekilde hareket edin. Telefona bakmak da ciddi bir mayıştırıcı. O gün, mayıştıracak şey neyse onu listenizdeki bir maddeyi elemenin sonrasına atın.

Kendini çocuklar dinler. Yetişkin insanlar kendini dinlemez. Yapması gerekenleri planlar, öncelik sıralamasını yapar ve harekete geçer. Listesini eledikçe de kendini çok daha iyi hisseder.

Yazıyoruz yazıyoruz da, yapıyor musunuz canlarım bunları?

Yorumlar

Asyranta (26 yaşında) 9 ay önce yazdı:

Tedavi bitene kadar aşırı bunalmıştım. İlişkim sürerken spor özbakım rutinlerim de alt üst olmuştu, son birkaç haftadır düzene koydum. Eski kiloma indim, korseden ve yüz yogasından çok memnunum. Hayatımda erkek yokken ruh halim iyi nedense.

"Anneni kendi haline bırak, o psikiyatrinin işi, ebeveyni olma, sporu düzenli yapıyorsan dikkat dağınıklığın olmayabilir, geçmişe odaklanma, karamsar olma, çevre edinmenin yollarını ara"

Terapi ödevlerim, bazılarını unuttum :D

Göz teması kurmadığımı veya çok az kurduğumu da fark etti muhtemelen. Hayatı uçlarda yaşadığımı, sonuçlarından korkmadığımı düşünüyor. Doğru, bir ömür şömine başında muhallebi yiyip perde yıkayarak geçmez ki? Tabii bunu demedim. Kendime keskin yasaklar koymamın bana iyi gelmediğini de söyledi.

Mental olarak pek hazır değildim gitmeye ama iki gün öncesine kadar annem üstüme saldırıp ardından bayılma numarası yapınca artık onunla ne yapacağımı bilemez halde sabaha kadar ağladım. Kalk git terapiye dedim kendi kendime.

Onu öyle gördükçe ne kadar kendime odaklanabilirim bilmem. Atanırsam benimle gelecekmiş. Taşınırsam karşı daireye taşınacakmış. Allahım yazdıysan boz Yarabbim.

Memnun kaldım doktordan. Devam edeceğim.

<3

Mantıklı Kadın 9 ay önce yazdı:

İyi haberler aldım sonunda Asyranta, her gün daha da iyiye gitmeni dilerim. Bir de annen tedavi görse aslında çok büyük ilerleme kaydederdiniz.

Asyranta (26 yaşında) 9 ay önce yazdı:

Anneler günün kutlu olsun Cıvıtık. Hep mübarek Halloween gecesi gelecek değilim ya?

Çok sancılı bir iki günden sonra bugün stabilim, anneme hediyesini verdim. Eksik hiçbir ihtiyacı olmadığını söylediği için saksı bitkisi aldım ona. Umarım kurutmaz.

Diyorum sen de terapiye git süper bir şey, gaza getirmeye çalıştım ama "annenle arana mesafe koy" dediği için benim terapiste bayağı bir laf etti, piyasadaki şu meşhur kadın psikiyatr için de "onu fularıyla boğarım" dedi, sustum.

Asyranta (26 yaşında) 2 ay önce yazdı:

Bu Kasım ayının garip, kaotik bir enerjisi vardı. Boğdu resmen. Sevinmem gereken şeylere bile sevinemediğim bir dönem ve son yazını okuduğum kadarıyla sen de biraz salmış durumdasın Cıvıtık. Umarım eski düzenine geri dönersin.

Artık tam zamanlı çalışıyorum. Öncesinde bahsi de geçmedi, bildiğin kadroya kaçırıldım. Herkes beni enerjik ve sorumluluk sahibi bilse de dünyanın en sorumsuz ve umursamaz insanıyım kendime göre. Patronun ağzından çıkan on kelimeden sekizi coşku… Sanırım o yüzden kaçırdı. Sistemin uslu değil resmi bir kölesiyim artık. Rezaletttt

Antidepresan uykumu düzene sokmak dışında pek bir işe yaramıyor. Uykularım bölünüp duruyor. Saçma sapan saatlerde uyanıyorum. Robotlaştım, ağlayamıyorum bile. Bir ara dolmuşum, tam ağlayacakken “kendine gel, salak mısın ne ağlıyorsun be” derken buldum kendimi ve ağlayamadım. Antipsikotiği ders anlatmamı olumsuz etkilediği için bıraktım. Annem “seni evde göremeyince korktum başlayamadım temizliğe” (külliyen yalan) diyerek 3 yaşında çorabını giyemeyen çocuk gibi davranmaya devam ediyor, dolabı açsa göreceği eşyanın yerini soruyor. Yardım çığlıkları atarak evden kaçmak istiyorum.

İkinci doktor da malum tanıyı koydu, hala inanmıyorum o kadar arıza olduğuma.

Bir hafta aram vardı, annem de cici babamdaydı. Nasıl yaptı bilmiyorum ama tıpkı babası gibi karizmatik, şeytan tüyü olan, çok sosyal, tutkulu, ailesine düşkün, kıskanç, içmediğinde iyi, içtiğinde de şeytanlaşan bir adam buldu. Onun baba sorunları olmamasını kıskanıyorum. Ben de anne babamın hengameli aşk evliliğine şahit olarak büyümeyi isterdim.

O onunla olduğu sırada kendimle ilgilenebilecek vaktim varken dalgın dalgın günlerim geçti, o bir hafta hiç duş almamışım, geç fark ettim. Şu sıralar işimi gücümü yapıp duvar seyrediyorum. İş yerim yeni evim oldu, eve sadece uyku, yemek gibi temel ihtiyaçlarım için gidiyorum. Ayda bir kez iştekilerle topluca kadeh yuvarlayıp kafa dağıtıyoruz. Arada ben fırsat buldukça tek başıma veya Dexter’la bara caza kaçıyorum.

Onunla iyice bozuştuk bir ara. Onu olumlu bulduğum birtakım özellikleri için hayatımda tuttuğumu, ona romantik bir his beslemediğimi, Seyyarın yerini alamayacağını, kendisinin canım istediğinde içimi döktüğüm ve partilediğim bir adam olduğunu daha net fark etti. O da diğer birçok kadınla görüşmesine rağmen benim ona aynısını yapmamdan hoşlanmadı. Ona güvenmem için bir miktar çabalamış olsa da ben en başından beri ona güvenmemem gerektiğini bilerek davrandım. Seyyarın hayatımdan çıkması fikri o kadar kayıpmış gibi hissettirmezken onun hayatımdan çıkması fikri bir kayıp gibi hissettirdi nedense.

Bana hayatı, insanları, kısacası her şeyi akışa bırakmayı öğrettiği için bu kadar umurumda. Kendimden utanmamayı öğretti ve bu bana paha biçilemez bir şey gibi geliyor çünkü şu yaşıma kadar kendimi kastım durdum, kastım durdum… Bir noktada onun sayesinde insanların ve ailemin gölgesinde beni hiç tatmin etmeyen bir hayat yaşadığımı fark edene kadar.

Seyyar da güvenilmez biri olmasına rağmen onun yanında rahip gibi kalıyor. Neden kendisini değil onu tercih ettiğimi sorguladığı zaman da aynısını söyledim. 

Seyyarın da arada buzdolabı olası geliyor, Allahın huysuzu. Ama en azından tatlı bir buzdolabı. Güven anlayışıma hitap ediyor ucundan, ondan başkasıyla sevişmiyorum. Bir haftadan daha uzun süre aramayınca varlığı benim için yavaştan “yok” hükmüne geçse de bir araya geldiğimizde bayılıyorum ona. 

İkimiz de işten güçten kafayı kaldıramıyoruz, görüştüğümüzde sadece hasret gideriyoruz gibi bir şey. Yalnız, ben ona eskisi kadar yükselemez oldum Cıvıtık. Bayılıyorum ama yükselemiyorum, tahrik olamıyorum ve buna çok sinirim bozuldu.

Lanet olası ilaçlar mı libidomu etkiledi bilmiyorum. Saçma, neşesiz, robot gibi bir insana dönüştüm sanki. Eskisi kadar sinirli ve tepkisel değilim, uçuk duygular da yok ama hala bunalıma meyilliyim. Dibe batamıyorum o güzel. En güzel yanı o. "Sus, bok yeme otur" dercesine teflon tavaya döndürdü beni. "En kötü ne olabilir ki? Ölmediğim sürece her şeyi çözebilirim" moduna girdim. Durduk yere düzenimi de bozmaz oldum. Bu düzen ve kontrol takıntısı nereye kadar gider bilmiyorum ama.

Yine kendimi olmadık durumlarda buluyorum elbette. Tanımadığım bir adamla öpüşme dahil hiçbir yaramazlık yapmadan, rahatsız da edilmeden aynı yatakta uyuyup uyandım -yazarken bile inanamıyorum ama oldu- ve üç vasıta ile işe gittim. Normalde herifi çiğ çiğ yemem gerekirken... Gerçi, sanırım güvenebileceğim bir insan kazandım.

Yine de ben bana normal gelmiyorum, kafam yerinde gibi de, değil gibi de. Bir şeyler iyi yönde değişti ama eksiklikler de var. Şu sıralar bana ne olduğuna anlam veremiyorum. Bu halimle barışamadım.

Asyranta (26 yaşında) 2 ay önce yazdı:

Senin şu ton balıklı wasa tarifini ayıla bayıla yedim bugün. Enfes bir şeymiş.

Şu sıralar LED ışığa bir merağım olmasa da yemek tariflerine ve yanarlı dönerli parti elbiselerine sardım -süse püse hep sarıyordum da şu sıralar ekstra sardım, fena para harcadım. Göt donduran kış soğuğunda kesin giyerim, kesin... İçimde bir yerlerde disko topu gibi gezmek isteyen bir keyif pezevengi var...

Biriktirilmiş eşyalardan bir türlü istediğim gibi derin temizlik yapamasam da ortalığı mümkün olduğunca toplu ve temiz tutmaya çalışıyorum. Tam zamanlı çalışmak + ev işi + bir saat spor + ilaçlar... Kimseye belli etmesem de burnout yaşıyorum, ben işe bulaşığa çamaşıra yemeğe koştururken çöpünü atmaktan imtina eden annemin eve gelip sadece oturması çok pis batmaya başladı, ona da bir şekilde tepkisiz kalıyorum. Spora gösterdiğim özen de azaldı, yaparken bazı hareketleri unutmaya başladım. O da şu sıralar bir şeyler çektiğimden -veya çekeceğimden- endişeleniyor. İnsanların bir şeyler çekip götü başı dağıttığı anlarda ben kurumsal ve tepkisizim. Kendime sorduğum niye tepkisiz olduğum sorusuna bile tepkisizim tehlike anında. İçkiye gelince akan sular duruyor, başka şey aramıyorum. Buna vaktim de yok ama bu çökkün ruh halindeyken de kendime yüzde yüz güvenmiyorum. Dikkatli olmam gereken zamanlar.

Seyyarın bazı tavırlarından -el iyisi hallerinden- usandım. Zor gününde ona sırt çevirecek insanlar için fazla gereksiz duyarlı davranıyor. İnsan denen varlığın en sevmediğim ve normalleşmiş huyu bu. Zor gününde yanında olduğu insanlar bir gün o zora düştüğünde onu düşünmeyecek bile. %99 değil %100 eminim.

Dexter bir taraflarını kırdığından benimle dans pistini titretemeyecek bir süre. En azından geçerli bir mazereti var, arkadaşının kayınçosunun falancasının cenazesi için beni ekmiyor. Sorma, gıcık oldum bazı şeylere. Belki bir gün ziyaret ederim, geniş çevresine rağmen acı çektiği günlerde muhtemelen insanların sikinde bile değil. Başıma gelsin istemezdim.

Benim başıma gelen şey, ateşlendiğim gün, çok hasta olduğumu ve annemin benimle kalacağını bile bile sevgilisinin drama king'e bağlayıp ne yapıp edip ilgiyi üzerine çekmesi, annemi çağırması, onun da uslu uslu adamın yanına gitmesi. En baştan beni kendi halime bıraksa, hiç umursamasa daha mutlu olurdum. Umursar -mış- gibi yapıp gitmesine hiç şaşırmadım. Duygusal krizlerimde bana çöpmüşüm gibi davranıyor zaten. Her halükarda bir bakıyorum kendimi bir tek ben ayağa kaldırmışım, başka kimse değil. İnsanlar zor günümde -en yakınlarım- bana daha fazla zorluk yaratıyor. Onlara sadece iyi günümde ihtiyacım var. Sadece iyi günümde bana gerçekten iyiler ve katlanılır oluyorlar.

Benimle Anadolu ateşi oynayacak bir cengaver çıkar mı bilmem. Seyyar da durduğu yerde kasım kasım kasılsın anca... Aslında biri var da, işinde gücünde ve çok yakışıklı olmasına rağmen uzaylı gibi dans ediyor, adamın çekicilik bir anda puff, gezegenimizi tanımaya çalışan bir uzaylı kadar sosyal... Pek atılgan bir enerji de alamadım, erkek dediğin kadınına atılmalı diye düşünüyorum. Atıl kurt.

Benim akıllanacağım falan yok. Adımı mantıksız kadın cünyır olarak mı değiştirsek? (!)

Fylgja (22 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

👋🏻👋🏻 merhaba abla, 

 

eskisi kadar tek başıma değilim artık, onun getirisi olan rahatlıktan herhalde hala tam olarak içime sindirebişmiş değilim. arada kafam atıyor, çek git geri dönme arama sorma der gibi. zamanında, idealistsin burnun sürter, demiştin. sanırım ondan oluyor 🥲😅.  

 

planlarımın ters gitmesini kabullendim, eskisine göre çok daha fazla akışa bırakabiliyorum kendimi ama ne zaman tekrar planları işletebiliceğimi bilmemek beni fazla yıpratıyor. bi noktaya kadar akışta olabilirim ama benim de kendimce istediklerim olmayınca sinirleniyorum.(ya gerçekten büyüdükçe dedeme benziyorum ya da aynı kişilerle muhattap olmak onun gibi davranmaya itiyor) 

 

şimdi ben idare ederim, onda problem yok da işlerin benim istediğim noktaya gelene kadar nasıl sabredicem veya yeni yollar nasıl bulucam. kendime bir sürü yatırım yaptım belki de hem maddi hem manevi ve bunları belli bi seviyenin üstüne çıkartamamanın getirdiği his yetmezmiş gibi bir de aklımdaki tek şey, tek kal, o zaman işleri kafana göre halledebilirsin. 

 

aklıma başka çıkışlar gelmedi, ben de sana geldim. iyi vakitler

Mantıklı Kadın 1 yıl önce yazdı:

Cevabı beklettiğim için kusura bakma, benim de yoğun olduğum bir dönem.

Şu sözü duymuşsundur: hayat sen planlar yaparken başına gelenlerdir.

Yani bu yaşadığın şey değişir mi, hayatının kontrolünü ağırlıklı olarak eline aldığını hissedebilir mi insan ve dahası hissetmesi gerekir mi bilemiyorum ki. Bence biraz bakış açısıyla da alakalı, bir takım şeyleri asla kontrol edemeyecekken bir takım şeyler de tamamen bize bakıyor lakin biz hangi tarafa odaklanırsak gerçekliğimizi orası işgal ediyor. 

Belki de tek yapman gereken odağını biraz kaydırmaktır.

Fylgja (22 yaşında) 1 yıl önce yazdı:

estağfurullah abla, sana da kolay gelsin. gönlünüze göre olur inşallah. 

 

şimdi ben buraya bişeyler yazmıştım. sonra çok basit bişey bu deyip sildim. 

işin saçma kısmı şu ki ben bugünle alakalı o kadar da büyük dertler çekmiyorum, en azından kendi seviyemde. uyku düzeni kurabilecek olsam yetecek bile denebilir diğer günlük rutinler bi şekilde hallediliyor. 

benim en kafama takıp, kendimi ekaik hissettiğim kısım gelecekle alakalı olarak yapmak istediklerim (bugün için mecburiyeti olmayanlar). fırsatım olduğunda bunları da hayatıma dahil edebileceğimi bilmek ama yapamamak kendimi eksikmiş gibi hissettiriyor. 

okurken çok saçma geliyor bana da ama hissiyat olarak atamıyorum. psikolojik olarak aklıma gelen belli sebepleri de var ama içinde bulunduğum durumda onlarla birlikte yaşamaya mecbur kalıyorum ve ne kadar güçlü olursam olayım çok yıpratıyor. onlarla birlikteyken nasıl bu kadar yıpranmamı arıyorum sanırım fakat pek de çözüm yok

Fylgja (22 yaşında) 7 ay önce yazdı:

Yazacak başlık ararken buraya gelip bunları yazdığımı fark etmek tebeessüm ettirdi. Ne dertlerim varmış diyorum şidmi. 

 

Şuan bulunduğum yer ile alakalı çok fazla soru sorma ihtiyacı hissetmiyorum ama kavram olarak olarak senin de çok kullandığını hatırladığım için aklıma geldin, sana soramk istedim.

Böyle biri olduğuma dair bir düşüncem yok ama herkesle anlaşıp yanıbaşımdakilerle fazla anlaşmazlık yaşamış biri olarak aklıma gelince daha derin ve geniş bir tanımlama ihtiyacı hissettim. "El iyisi olmak" dediğimiz şey tam olarak nasıl oluyor? şeklinde sorsam heralde meramımı anlatabilmiş olurum.

 

İyi günler. Umarım her şey güzel geçiyordur ve daha da güzel olur.

Mantıklı Kadın 6 ay önce yazdı:

El iyisi, kendi kötü huylarını ailesine karşı dizginleme gereği duymayan, onların duygu ve onaylarını önemsemeyen; buna karşın 3. kişilerin onayını çok önemseyen ve onlara yaranmak için çok iyi, doğru, hatta yapmacık davranan insanlara deniyor benim bildiğim.

Ha aileyle arkadaşlardan daha iyi geçinmek ailevi problemler olduğunda daha zordur, bu normal. Ailelerimiz bizim zaaflarımızdan haberdardırlar çünkü bizi onlar büyütmüş, her anımızı görmüşlerdir. Arkadaşlarımızdan değil ailemizden koparak kendi benliğimizi inşa etmeye çalışırız, bu yüzden de ailemizle daha fazla çatışırız. 

İkisi arasındaki nüansı nasıl yakalayalım? Gerçekten ailenin onayını hiç önemsemiyor ve yabancı herhangi bir kişinin seni ayıplamasından çok korkuyorsan el iyisisindir.

Fylgja (22 yaşında) 6 ay önce yazdı:

Teşekkürler cevap için. Diğer yorumda gördüm, hastaymışsın, Allah şifa versin. 

Sarp, Yusufun adamıymış. Bi de bunu okuyunca onu anladım. 

Asyranta (26 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

Can sıkıntısı mı, motivasyonsuzluk mu, tembellik mi bilmediğim, kendime şaşırdığım bir durum yaşıyorum Cıvıtık.

-5 yıllık spor rutinim

-Özbakım, tırnak yemeyi bırakışım -çok uğraşmıştım-

-Uyku

-Sanat sepet işlerim

Özellikle spora sıkı sıkı sarılmıştım. Uzun yıllardır hepsi düzenliydi bunların. 

Bu yıl, hepsi azalarak bitti. Birkaç ay içinde. Birkaç aydır ancak sabaha karşı 4-5-6 gibi uyuyabiliyorum, tırnaklarımı mahvettim, spor rutinim bitti, zaten çok sevdiğim ve başarılı olduğum resim çizme işini de 1 yıl boşlamıştım. Kişisel bakımı unutuyorum. Sürekli çikolata yemek istiyorum. Sosyal hayatım yok, bir kız Whatsapp grubu dışında. Uyumlu ve sakin ruh halim gitti, ani öfke patlamaları, tahammülsüzlük başladı. İçime bir karanlık çöküverdi, soğuk bir kaya gibi oturdu bağrıma. Hele uyku düzenim çığırından çıktı. Sanki bir şeyler için alarm veriyor gibiyim, hayat düzenimi sekteye uğratacak kadar sebepsizce huzursuzum Cıvıtık ama neler olduğunu bilmiyorum. Sebebi stres midir?

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

Dümdüz depresyondasın Astryana. Güzelce tüm adımlarını anlattın bana. 

Terapiye gitmiyorsan bile yapacakların:

Kendini 15dk da olsa dışarıda yürüyüşe zorlayacaksın. Sadece yürümeye çıkmak için iradeni kullan.

Annenle yaşıyorsan söyle sana probiyotik gıda hazırlaması lazım. Bak şuradaki mayalara. Bunlardan yoğurt olur, turşu olur, kefir olur probiyotik gıda tüketmen lazım. Buna uğraşamayacak iseniz eczaneden probiyotik tablet al. https://www.dogadanbizim.com.tr

Sadece olumlu içerikli olmak üzere müzik dinleyeceksin.

Terapi meselesini hatırlatıyorum. Online de olsa bak.

Asyranta (26 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

Annem çok meşgul bir insan, bunlara ayıracak pek vakti yok. Ben ise atama bekliyorum, henüz işe başlamadım. Muhtemelen terapi işi öylece kalacak, şükür ki tavsiyelerinizi uygulamak için bolca vaktim var.

Bugün gözümü öğleden sonra 4'te açtım ve bu cevabınızı okuduktan sonra tereddüt etmeden çıktım yürüyüşe. İyi geldi. Aslında buna ihtiyacım varmış, biraz anlaşılmaya ve hareket etmeye. Annem gibi "Bir şeyin yok, iyisin." diye kestirip atmadınız, umursayıp tavsiyeler verdiniz ve bu bana bir umut ışığı oldu, beni mutlu etti. O yüzden çok teşekkür ederim size Cıvıtık. 

Prebiyotik yoğurt ve kefir aldım, bir de kallavi bir Milka :")

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

Annene kızma. İçten içe mahvoluyordur o. Kulüp dizisini izledin mi? Oradaki anne de aslında içinde fırtınalar kopmasına ve iyi bir anne olmadığını bilmesine rağmen kızına karşı çok suçlu hissettiği + hayata karşı güçlü durması gerektiği için duvar gibi duruyordu. Böyle davranmak zorunda yoksa yıkılır. Seni sevmediğinden, düşünmediğinden değil. Annelik çok zor, psikolojik yükü devasa.

Çikolata no bitch, please don't stop! :D Arada bitter eritebilirsin ağzında ama şekerli sütlü çikolatan uzak durmaya çalış çünkü paketli gıdalar probiyotikleri öldürüyorlar içindeki kimyasalar, koruyucular yüzünden. Probiyotik ve prebiyotik kavramı üzerine okuman, meseleyi biraz anlaman lazım. Paketli gıda out, ev yemeği ve fermente gıda in. Probiyotik yoğurdu sarımsaklayıp ye mesela, probiyotik + prebiyotik bir gıda bombası. Bir süre karnını çok şişkin, bağırsaklarını hareketli hissedebilirsin. 

Yürüyüşü ihmal etme. Her gün çık. Yürüyüş oturduktan sonra evde uygulama vasıtasıyla günde 5-10dk fitnessa başlarsın. Ben öyle ilerlemiştim. Depresyon karşıtı müzik listesi hazırla.

Asyranta (26 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

Kendisi tatlı ve ilgili biri, sadece zamanında duygusal açıdan çok yıpranmış o kadar.

Geç cevap yazabildim, üzgünüm. Dün hiç müsait olamadım zira annem eğlenme fırsatı buldu mu kaçırmadı, beni de götürdü. Tam yürüyüşe çıkacağım zamanda.

Siz depresyon karşıtı müzik dinle demeseydiniz ben Kıraç dinleyip hala kendime duygusal işkence çektiriyor olacaktım şu an. Söylediğinizden beri dinlemedim öyle şeyler, güle güle Kıraç, hoş geldin Alabama.

Bilin bakalım ne oldu dünkü eğlencede Cıvıtık? Bahsetmiştim ya, kısa bir ilişki yaşadığım 8 yaş büyük bir adamdan, açık ilişki teklif eden. Aylarca beni arayıp sormamıştı. Araya 3. kişileri soktuğunu anlayıp, o bana ulaşıp buluştuğumuz zaman sokak ortasında bırakıp gitmiştim ayrılık konuşması yapmadan.

5 Kasım 2022'de tanışıp yakınlaşmıştık onunla malum bayramda, bu yıl aynı tarihte gelmiş aynı mekana aynı saatte. Yanında da Beberuhi'ye benzeyen arkadaşı. 21'lik bir oğlanla dans ettiğimi görünce exin yüzü cenazeye döndü tabii. Sap gibi durdu izledi öyle öfkeli öfkeli ahahah kız da bulamadı kendine.

Ah Cıvıtık, hetero kadınlar bile hetero kadınlara yürür olmuş zaten. Sevgilisi vardı bir tanesinin, rahatsız oldu resmen adam. Erkekler olmuş bir pısırık, kadınlar olmuş bir cengaver. Yalnız kadınlar kadınlarla takıldığı için yalnız erkekler eli şeyinde kaldı öyle ahaha

İki cinse de ilgi duymama rağmen kimseyle fiziksel bir münasebet kurmamaya özen gösterdim, istemedim de zaten.

O kallavi çikolata bugün sizlere ömür Cıvıtık. Probiyotikler de azıcık şişirdi gerçekten. Nurtopu gibi bir ayva göbeğim var şu an. Eskiden hep cardio yaptım, ağırlık hiç kaldırmadım. Yoga, bale ve pilates ile karışık bir spor yapıyordum.

Metabolizmam çok hızlı çalıştığı için yediğim her şeyi anında yakıyorum. Çok yediğim zamanlar bile kilo verdiğim oldu. Kendimden şüphelendim 'hasta mıyım acaba?' diye. Şükür bir durum yokmuş.

Dün yürüyüşe çıkamadım ama abartısız 5 saat dans ettim Cıvıtık, bir deli enerjisi geldi... Ayaklarım fiilen öldü, dizlerime değinmiyorum bile. 15 dakikalık yürüyüş yerine geçer, di mi? 😊

Vrester (22 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

merhaba  2 senedir sınava hazırlanıyordum ve bu 2 senede de ders çalışma problemimi yenemedim irade dopamin disiplinle ilgili içerikleri defalarca tüketmişimdir.  ancak aylardır 6 7 saat masada oturmama rağmen 1 saatten fazla kendimi zorlayacak iradeyi gösteremedim boş baktım düşüncelere daldım sıkıla sıkıla oturdum . hislerimi umursamadan harekete geçmem gerektiğini biliyorum ancak gerekeni asla yapamadım . sihirli bir çözüm olmadığını bilmeme rağmen aramaya devam ettim sınav sürecim bitti şuan da günlük  hoşuma gitmeyen herhangi bir işi yaparken de yine aynı isteksizliğe karşı yenik düşüyorum sihirli bir çözüm beklemek gibi bu soruyu sormam ancak tembelliğimi nasıl yenerim ?

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

Vrester, öncelikle belki Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'na sahipsindir, hiç araştırdın mı? 

İkincisi, hoşumuza gitmeten işleri yaparken hepimiz isteksiz hissederiz. İşin düğüm noktası nasıl hissettiğini umursamamak. Bunun için de zihninin hapishanelerinden irade ile kurtulabiliyor olman gerekiyor. Yani canını sıkan düşünceleri kafandan başka şeyleri düşünerek atabiliyor olmalısın. En basitinden, müzik dinleyebilirsin ve müziğin sözlerine ve verdiği zevke konsantre olarak nasıl hissettiğin düşüncelerini silebilirsin.

Üçüncüsü, herkes okumak zorunda değil. Hayata başka türlü de tutunabilirsin. Yetenekli ve ilgili olduğun başka hiçbir konu yok mu?

Vrester (22 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

hiperaktivite sevyiesinde değil ancak dopamin reseptörlerimle ilgili olduğunu düşünüyorum dikkat dağınıklığımın. ne kadar kendimi tatmin edecek bir çalışma yapmamış olsam da ortalama-iyi bir üniversite kazandım ancak ders konusundaki istikrarsızlığım yüzünden daha az ders yükü olan ve bana daha uygun ve iyi geleceğine inandıgım ıcın askerı okula gideceğim. benim bu sürekli disiplin problemimi çözmek için içerik tüketmem ertelemenin masum bir şekline dönüştü her yeni bilgi öğrendiğimde bir şeyler yapıyormuş gibi hissedip  kendimi uyuşturdum sanırım. askeri okulun hem dopamin reseptörlerim hemde disiplin açısından bana iyi geleceğine inanıyorum ve sürekli  sihirli çözümü araştıracağım internet elımın altında olmayacagı ıcın hislerimi umursamayıp irademi kullanarak eyleme geçme mevzusunu kabul etmek zorunda kalıp bu yeteneği kendime katabilirim belki 

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

Bildiğim kadarıyla askeri okul ciddi seviyede duygusal güç istiyor. Çok üstüne gelecekler ve kötü hissetmene neden olacaklar ama amaç sizi elemek. Başarırsan kesinlikle daha iyi bir versiyonuna ulaşacaksındır. Başaramazsan da sana uygun bir karar değilmiş demektir, hayatın sonu değil, her insana her seçenek uymaz. Güzel günler dilerim.

Vrester (22 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

teşekkürler abla.Siteyi yeni keşfettim  ve bakış açılarını çok doğru buldum askeri okuldayken yazılarını okuyamayacak olmanın hüznünü yaşıyorum. Bu siteyi hiç kapatmazsınız umarım:)

Vrester (22 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

abla üzülerek söylüyorum ki dayanamayıp 2 gün içerisinde askeri okulu bıraktım aynı küçükken boksa yazılıp 1 haftada bırakmam gibi.şuan üniversiteye devam ediyorum ancak ders çalışamıyorum sosyallik anlamında pek sorunum yok ancak ders çalışacak iradeyi hala gösteremiyorum bilmiyorum belki el bebek gül bebek büyümenin etkisindeyim belki de başka bir şey ama hangi yola baş koyarsam pes ettim.ne yapmalıyım?

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

Askeri okul ortalama iradesi olan kişiler için bile zor bir seçenektir zaten, buradan kendine yönelik bir yargıya varmayı önermem, bence zaten büyük bir hedefti. Sana önerebileceğim tek şey küçük hedefler belirlemeyi öğrenmen. Şu twitteki gibi bir yükseltici döngüye girmen lazım. Ancak sabırla. Şimdiye kadar belirlediğin hedeflerle olmadı ve seni öğrenilmiş çaresizliğe itiyorlar. Neredeyse başarmamanın imkansız olduğu bir şeyleri başarmak öğrenilmiş çaresizlikten iyidir. HEDEF KÜÇÜLT.

Vrester (22 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

bahsettiğin tweetin linkini koyabilir misin

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

Ahahahahahah koydum sanıyordum, gidip bulmuştum da twiti. Dalgınlık işte. https://x.com/civitikkiz/status/1596086595782053889?s=20

 

Vrester (22 yaşında) 2 yıl önce yazdı:

 o en ufak  başlama adımını dahi atamıyorum mentalitemde bir sorun var sanırım 

Mantıklı Kadın 2 yıl önce yazdı:

O zaman pes et. Sürün. Burnun sürtmeden akıllanmayacaksın demek ki.