Parça Parça Yorumlar

İlişkiler

Uzun bir yazı yazacak konum yok ancak sürekli karşıma çıkan olay ve görüşlere dair kafamda dönüp duran küçük yorumcuklar var. Bunları derlediğim parça parça bir günümüz ilişkiler dünyası yazısı hazırlayayım dedim. 

Büyümek

Büyümek nedir bir fikrim var artık çünkü çocuk büyütüyorum. Eğer büyümenin ne olduğunu tek bir cümleyle özetle abla deseniz size şunu derdim: "büyümek, yapman gerekenleri canının yapmak istediklerinin önüne koymaktır. " Baktığım zaman, çocuklarla vermemiz gereken tüm sorumluluk mücadelelerinin temelinde bu var. Çocuklar bir şey yapmak istiyorlar ancak istedikleri şey yararlı olmayı bırakın çoğu zaman zararlı. Onlara yararlı gelecek şeyleri yapmayı da istemiyorlar ancak bunlar birer gereklilik. Mesela sağlıklı yemek gibi. İşte büyümek, bu mücadelede gerekliliklerin kazanması ve eğer biraz aklın çalışıyorsa, bunu kendine bir işkence değil bir tatmin aracı haline getirmek.

Bugün size büyümek kötülük gibi geliyor gençler. Çünkü ebeveynleriniz sizinle çatışmak ve sizi büyütmek için fazla zayıflardı. Eskiye dair çatışma yöntemleri zalimlik denerek ellerinden alındı, yeni bir çatışma çözümü de verilmedi. Onlar da sizi büyütmek yerine çatışmasızlığı seçtiler. Ancak hayat büyümemişlere göre bir yer değil ve elbet bir duvara tosladınız. Genel olarak yaşadığınız sıkıntının çerçevesi bu.

Yenildiniz, çünkü çocuk iste(ye)miyorsunuz

Cinselliğin gebelikten ayrılması kadınlık ve erkeklik için, ama özellikle de kadınlık için gerçekten bir yıkım olmuş. Artık bunu görüyorum.

Hadi büyümek nedir dedim, bir de size kadın olmak nedir'i tek cümle ile bu bölümün bağlamında yazayım. Kadınlık, sonunu düşünmektir. Her şeyin sonunu düşünmek, temkinli-dikkatli olmak, sakınmak demektir. Risk almamaktır kadınlık. 

Neden?

Çünkü sen biyolojik olarak eşi benzeri olmayan bir görevi yerine getirdin yüzbinlerce yıldır. Sen çocuk büyüttün bedeninde, sonra da emzirdin, büyüttün. Sen çocuğu ve kendini koruduğun için bugünlere geldik, dolayısıyla koruyucu olmak damarlarımıza işledi. İşlemişti. 

Kadınlar ve erkeklerin cinsel eğilimlerinin şimdiye kadar çok farklı olduğu araştırmalarda tekrar tekrar gösteriliyordu. Mesela tanımadığı bir kişinin cinsel teklifine açıklık, mesela kısa süreli ilişki sonrası duygu durumunda farklılık hatta orgazm olma olasılığının ilk cinsel ilişkide çok düşüklerde gezinirken aynı erkekle tekrarlı ilişkide yaşandıkça artması... Kadın cinsellikte daha korumacı, eğer seks yapar da hamile kalırsa o bebeğe nasıl bakacağını düşünen taraftı. Sorumluluk hissediyordu bebeğe ve geleceğe karşı. Sonunu düşünüyordu.

Sonra birileri çıktı ve "sosyal inşa" diye bir kavram ortaya attı. Etrafta, sosyal inşa kavramını o kadar özümsemiş, dünyaya bakışına adeta yapıştırmış kadınlar görüyorum ki hayret ediyorum. Bu kadınlar biyolojiyi tamamen unutmuş durumdalar. Kadın ve erkek arasındaki her farkı sanki toplum öğrettiği için varolan konular gibi algılar hale gelmişler. Her şeyin sebebi erkeklerin el ele verip bu şekilde karar almış olmaları ve ataerki. Oysa ki aslında biyoloji sosyolojiyi etkiledi, insanlar biyolojik gerçeklerle günümüz insanının olduğundan çok daha barışıklardı sadece.

Biliyorsunuz, benim özellikle blogun ilk zamanlarında çok vurguladığım bir şey vardı, biyolojimizden fazlasıyız, erdem veya ahlak gibi kavramlar sayesinde bizim için daha iyi olan, daha gelişkin bir yol bulabiliriz derim. Yani ben de biyolojiye gerektikçe üstten bakmamız gerektiğini savunuyorum ancak malesef bu sosyal inşacı kesimin biyolojiye üstten bakmak sandığı ve biyolojiyi reddedip varmak istedikleri nokta kadınların canları neyi istiyorsa, paşa gönülleri ne buyuruyorsa sonunu düşünmeden bunu yapabilmeleri gerektiği noktasına vardı. 

Geçen bir "takılma" tartışmasında genç bir kızın hamile kalırsa ne olacağıyla ilgili bir soruya "aldırırım ne var" dediğini gördüm. İşte burası kadınlığın bittiği noktadır. Bir kadın için hamile kalmak ve sonuçları bu kadar hafife indirgenecek, üzerine bir şey hissetmeyeceği bir yere geldiyse orada kadın olmaktan söz edemeyiz. Ne uğruna gelindi bu noktaya? Gerçekten şu anki hal bir çözüm mü oldu kadınlığın dertlerine yani? 

Kadın ve erkeğin birbirlerine ilgi duymasının tek sebebi üremekti. Siz hiç bebek yapmak istemeden çiftleşen hayvan gördünüz mü? Gebe kalmamak, ürememek gibi bir amaçları yoktur hayvanların. Çünkü biyoloji bunu emreder. İnsanlar için de karşı cins çocuk içindi, son 50-70 yıla kadar. Çocuk sorumluluğu, çocuğun ağırlığı da kadın-erkek ilişki dinamiklerini, beklentileri şekillendiren şeydi.

Şimdi çocuk konusu raftan kaldırıldı. Kaldırılınca ilişkiler manasızlaştı, çünkü gerçekten de çocuk yapmayacağınız insanla sürdürülecek bir etkileşim kurmanın bir manası yok. Çocuğunuzun anası / babası olmayacaksa kimseyle yaşamak zorunda değilsiniz. Hatta çocuğunuzun anası ve babasına da katlanmak, onunla geçinmeye çalışmak zorunda değilsiniz, öyle bir zaman.

Bir daha "neden günümüz kadın-erkek ilişkileri bu kadar sığlaştı" diye düşündüğünüzde cevabın çok basit olduğunu hatırlayın: çocuk iste(ye)miyorsunuz. Erkekler de zokayı yuttular bu arada. Takılın, geçin, evlenmeyin diye bağırdıklarında kadınları cezalandırdıklarını sanıyorlar ama kendilerini çocuksuz bıraktıklarını unutuyorlar.

Mesele bu kadar karşı cins değildi, mesele çocuktu. 

Penguen Esprisine Konu Edilmiş Teyze ve Mazlum Narrative

Biliyorsunuz geçenlerde nihilist penguen akımı oldu ve biri bir yurdum teyzesini sağa sola eğilerek yürüdüğü için o akıma kattı, sonra teyzeyi eğlence malzemesi yaptığı için ona kızanlar ve tabi ki teyzenin ne kadar mazlum olduğu için böyle yürüdüğünü söyleyerek erkeklere bir kez daha nefret kusan kadınlar sazı eline aldı.

Teyzenin ellerinden öperim. Lakin teyze çocuk bakımı veya soba temizlemek vücudunu deforme ettiği için böyle yürümüyor.

Benim annem gördüğüm en çalışkan insanlardan biridir. Bu çalışkanlığın kapsamında evet fiziksel iş de var. Annemi soba yakmaya kömür taşırken, yarım metre karı kürerken, bahçede ekim yaparken, suları kesik evimize bidon doldurup taşırken, köydeki ev sahibemizin bağında üzüm hasadı yaparken hatta teyzelerin aksine merdiven tepesinde matkapla kim bilir hangi do it yourself projesini yaparken veya duvarlarımızı boyarken görerek büyüdüm. Annem küçük yere taşınmış ve buranın şartlarına yaz kış uyum sağlamış çok sağlam ve dediğim gibi çalışkan bir kadındı.

Ancak şu an annem o teyze gibi yürümüyor. Çok basit bir nedeni var. Çünkü annem hayatı boyunca ne yediğine canının istediğine göre değil belli bir kiloyu ve sağlığını korumak düşüncesiyle karar verdi. Ben liseden beri annemin günde 2 öğünden fazla yemek yediğini hatırlamıyorum ve ömrü boyunca 60-70 kilo aralığında seyretti annem, halen de 70+ yaşında kilolu biri değil ve bir gün çok yerse ertesi gün az yer.

Demem o ki bu teyzeler bu şekilde yürüyorlar çünkü Anadolu insanında genel olarak ne yediğini kontrol etme davranışı yok. Bu yüzden fazla kilo, fazla kilodan zarar gören metabolizma ve hormonlar, bu yüzden daha fazla kilo, bu yüzden dizlere binen yük, daha az ve daha az yapılan fiziksel aktivite ve sonunda bu şekilde yürüme paterni var. Ha illa sistemden mağduriyet yükleyeceksek evet proteine kısıtlı erişim ve mutsuzluğun dürtüsel yemeye itmesini konuşabiliriz. Ancak bunun fiziksel iş yapıp yıpranmakla alakası yok; kas, kemik ve eklemleri iş yapmak yıpratan değil aslında güçlendiren bir alışkanlık. Eğri oturup doğru konuşalım. Her şeyden de mazlum narrative'i beslemeye kendi zihinsel sağlığınız için de bu kadar meraklı olmayın lütfen.

Yahudilerin Planları

Ben bu "yahudi komploları"nı müslümanların abartması olarak görürdüm. Hatta bana komik gelirdi yahudiler şöyle, yahudiler böyle, hep yahudiler yeğenim lafları. Ancak, son birkaç senede insanlara kasıtlı olarak çekilen operasyonları ve en son da hepinizin malumu Epstein meselesi ayyuka çıktıktan sonra şu an olanları okuyuşum:

Dünya'nın nüfusa doyduğu birkaç onyıldır zaten elitler ve toplumlardaki güç sahipleri tarafından varılan kanı. Bunlar modelleme yaparak geleceğin nasıl akacağını az çok öngören kişiler. Biz çok gençken bile nüfus doydu, dünya kirleniyor, bu kadar insanı doğa kaldıramaz, çocuk yapmak banaldır, toplumun sizden şimdiye kadar istediklerini memur gibi yaptığın ıyyyy ne kadar sıkıcı ve boşa giden hayat söylemleri her yerdeydi. Hatta halamın ki yaşı şu an 70+ söylediğine göre onun okuduğu güzel sanatlar üniversitesinde ve sonraki biraz sanat sepet biraz beyaz yaka iş çevresinde çocuksuz olmanın havalı olması konusu varmış.

Son 5-10 senedir de zaten cinsiyet savaşları iyice ayyuka çıktı. Feminizm ve manosfer hareketleri... Hepsi karşı cinse nefret kusma hareketlerine döndü, nefret kusmayanı da karşı cinsle ilgili sürekli güvensizlik ve şüphe ekiyor. Tam bir nifak ortamında yaşıyoruz. Bu artık o kadar düzenli şekilde yapılıyor, o kadar çok faklı koldan sürekli kadınlar veya erkeklerle ilgili gerçek, yaşanmış(?) kötü hikayeler, örnekler duyuyoruz ki bunun planlı olduğunu düşünmemek çok zor.

Yahudilerle ilgili ne denir? Yahudiler, kendileri haricindeki insanların onlardan aşağı mertebede ve kendilerine hizmet eden konumda olması gerektiğini düşünürler değil mi? Bu inançlarının bir parçası. Bu inançlarına dayanarak, dünyada kimin yaşayacağına da karar verme hakkını kendilerinde gördüler. Modelleme yapılıyor diyorum ya, artık biliyoruz ki yapay zeka ve robotlaşma insanların büyük kısmını işlevsiz bırakabilir. Kalabalık nüfusların yapacağı şeyleri bunlar yapabilir. İnsan nüfusunun düşürülmesi işsiz ve amaçsız yığınlarla uğraşmamak için de elzem görülmeye başladı. Peki insanlığın geleceğine geçmeye kim hak kazanacak? Yahudilere göre, yahudiler. İsrail'de maşallah doğum oranları kendini yenileme sorunu çekmiyor şu anda. 

Yahudiler gerçekten de ilk kez kazanmaya bu kadar yakınlar. Diğer halklar cinsel devrim zokasını çok güzel yuttular. Buradan da dönüş olmaz. Çünkü aile olabilmek kültürü ailden gelir. Kendisi bile aile içinde büyümemiş bir insan başka biriyle geçinmek gibi zor bir şeyi nasıl yapabilecek ki, hasbelkader çocuk sahibi olsa bile. 

Çok ilginç. Gerçekten de ilk kez insanların çocuklarından daha az sayıda torun sahibi olacakları zamanları yaşıyoruz. Evrim buraya akacakmış demek ki. 

Artık yönetici bir insan nüfusu (yahudi ağırlıklı ki muhtemelen genetik mühendislikle harmanlanan yapay döllenmeyle nesil sürdürür bunlar), bu sisteme isyan eden isyancı-ilkel insan grupları, robotlar, cyborglar, yapay zeka dönemine geçiyoruz. O bilimkurgu filmleri de boşuna çekilmiyordu zaten.

Erkeklerin Poligami Savunması

2-3 gündür yabancı taym kelimenin tam anlamıyla yıkılıyor. Daha önce hiç bilmediğim tiplerin bir aile dramı sahnede. Biliyorsunuz, özgürlükçü-yenilikçi-feminist-milliyetçilik karşıtı kesimin karşısına tabi ki bunun antisi çıkı, bunlar da "trad" yani traditional, gelenekselin kısaltılışı şeklinde isimlendirildi. Ortalığı yıkan şu: trad söylemlerde bununan yani Jesus, aile, erken evlilik, namus gibi kavramları satan kesimden yeni evli bir genç kız, evli ve iki çocuk babası yine trad öncüsü bir adamla yasak ilişki yaşıyormuş.

Trad karşıtı kesim adeta keyiflendi bu olay üstüne, bakın, karşı cinse güvenirseniz başınıza bu gelir, asla evlenmeyin, asla çocuk yapmayın bla bla bla. Herkes kendi ideolojisini savunmak için olayı bir yerlere çekiyor.

Manosfer ne yaptı derseniz? Ahmak herifler erkeğin aldatmasını mazur göstermek için poligaminin bir hak olduğu eksenine çekmeye çalışıyorlar konuyu.

Erkekler, "erkekler için poligami"yi her savunduğunda bana bir gülme geliyor. Bu güya erkeklere iyilik edecek, onların çüklerini okşayacak bir önerme...Hangi erkeklerin arkadaşlar? Kadın ve erkek sayılarının ilginç biçimde neredeyse eşit gittiği bir üreme biyolojisinde siz erkeklerin hepsine birkaç eş mi düşüyor da? A yoksa siz incel arkadaşlarınızın erkek hiyerarşisinde daha da diplere itilip onların üstüne basarak kendi zevk-ü sefanıza düşmekten zevk mi alıyorsunuz?

Bir de kadınlara birbiriyle rekabet ederken çok acımasızlardır falan derler. Erkekler de aynı şekilde acımasızlar. Kadınlar zaten belli erkekleri istemeyecekler, bizi paylaşsınlar diyorlar. Erkekler arasında giderek derinleşen hiyerarşinin kaymağını yemeye düşmüşler, o hiyerarşiye karşı savaşmak yerine.

Poligami olunca hipergami düşecekmiş gibi konuşanlar var. Aksine, eğer poligami hoş görülürse kadın erkeklerin geneli için daha da zor ulaşılan bir şey olacak ve pahalılaşacak. Kadınlar madem erkeği paylaşmak zorunda kalacağım o zaman ondan daha da fazla şey isteyeyim diyecek yani hipergami daha da uçacak. 

Erkeklerin ortak aklı da feministler kadar aptal, kusura bakmayın. Bir şeyi canım istediği için savunayım derken başka neleri yıkacak olduğunuzun farkında bile değilsiniz.

Avrupa neden Avrupa oldu?

Ben Türklerin gerçekten gereksiz yere kendini gömdüğünü düşünenlerdenim. Türkler hem genetik olarak, hem beceri olarak, hem geçmişiyle dünyadaki sayılı halklardan biri. Hele Türklerdeki çalışkanlık ve dayanıklılık emin olun çok az halkta var. Kendimizle gurur duyması gereken insanlarız ama aptal gibi kendimizi ve birbirimizi gömüp duruyoruz.

Avrupa bizim neden üstümüze çıkabildi peki o kadar şahaneydik madem?

Avrupa'yı Avrupa yapan değeri ben şu olarak görüyorum, Avrupalı bizim anlamadığımız bir konuyu çok güzel çözdü ve bu onları cinsel devrime kadar dünyanın lideri yapmaya yetti:

Avrupa insanı, kendinden daha büyük bir şey için fedakarlık etmenin, emek vermenin gerçekten de ortaya büyük bir değer çıkarabileceğini toplu olarak idrak etmiş bir halktır. Ortalamayı yükseltince ortalama olmakta problem görmeyen, öne çıkmaya çalışmayan ve bende olan komşumda da olsun diyen insanlardır.

Yani, ben düzene, ben devlete hizmet eder, görevlerimi yapar, vergimi verir, çalışırsam sistem de bana bakar, komşuma da bakar ve baksın da, bakmazsa o sistemi çalıştıranları değiştiririm konusunu oturtmuş.

Ha bu iki yönlü. Gerçekten de sistemdeki adamı değiştirebilecek gücü kurduğu için sisteme daha kolay hizmet ediyor. Bizse sistemdeki adamı değiştirecek sistemi kurmadığımız için sürekli sisteme ihanet etme, sistemin arkasından dolanma ve kurnazlık derdindeyiz.

Türkiye'nin daha büyük olamamasının sebebi sisteme güvensizlik ve bu yüzden sisteme hizmet etmemeye çalışma döngüsüdür. Şark kurnazlığı aslında. Bunu kırabilmemizi dilerdim, bunu kırsak inşa edeceğimiz şeyle sırtımız yere gelmezdi.

Cinsiyet Savaşı Nasıl Biter?

Cinsiyet savaşı kadınların kadın haklarını ve erkeklerin erkek haklarını savunmasıyla bitmez. Cinsiyet savaşları, daha iyi bir toplum isteyen kadınların erkeklerin haklarını ve daha iyi bir toplum isteyen erkeklerin kadınların haklarını savunduğu noktada biter.

Yani öyle bir sistem kurulacak ki kadın erkeğe hata yaptığında başta kadınlar olmak üzere kadının cezası kesilecek, erkek kadına hata yaptığında başta erkekler harekete geçmek üzerere erkeğin cezası kesilecek. Karşıya hata yapmak ciddi ve karşılığı olan bir konu olacak.

Şimdi ne yaşanıyor? Kadın hata yaptığında kadınlar onu savunuyor ve bunun adı dayanışma oldu, erkekler hata yaptığında erkekler erkeği savunuyor bunun adı dayanışma oldu. Karşılığında da karşı kamp giderek içine kapanıyor, karşıya daha çok düşman oluyor. Afferim size, aynı böyle devam edin de yok olun.

Bu konuda erkekler daha suçlu. Çünkü kadınlar kadını daha iyi cezalandırırdı da erkekler erkeği kusura bakmayın kadına yaptıklarına karşı o kadar iyi cezalandırmıyordu. Kadınlar bu yüzden erkek sistemine inançsızlık göstermekte daha büyük haklılığa sahip. Güçlü erkek götü yalamaktan geri dursaydı erkekler, daha iyi bir yerde olurdu cinsiyetler.

Bunu anlamadığınız sürece düzelmeyi beklemeyin. Bunu anlayanlarla zamanında Avrupa'nın yaşadığı gibi bir yükseliş yaşanabilir.

Bakın, yazı birbirinden alakasız gibi ama aslında ne kadar da alakalı oldu parçalar birbiriyle.

Yorumlar

Vrester (22 yaşında) 2 hafta önce yazdı:

Abla açıkçası büyümek kısmında biraz bende ilham olduğumu düşünüyorum bir şeyler eklemek istedim.acikcasi bizim seninle birbirimizi anlamadığımız nokta sen hisleri umursamadan yapman gerekeni irade göstererek yapmak diyorsun ben ise yetiştirilir şeklimin rahatlığından bu işleri yaparken yeterli iradeyi göstermediğimi söylüyorum  farkındayım çok yordum seni bu konuda beni sorunlu bir kardeşin olarakta görüyorsundur ama  kendisi için bir şeyler yapmak isteyen biriyim kafam çalışıyor iyi bi okuldayım sadece yetiştirilişimdeki rahatlık ve zorluk eksikliği beni içinden çıkamadığım bir zihinsel döngüye soktu yapman gerekeni hislerini umursamadan yapma kısmındaki zorluğu aşamıyorum yeterli iradem olmadığı için bundan bi çıkış yolu var mı? gerçekten belki yetiştirilişim belki kendi zihinsel tuzaklarım yıllardır bu dongudeyim bir dopaminde buluyorum çözümü bir hislerini umursama yapman gerekeni yapta ama günün sonunda  bu çıkmazda kalıp sonucu irade  gucunun yetersizliğine bağlıyorum