Hep Kendine Yormak

Yaşamın İçinden

Hepimiz yaparız, hepimizin başına gelir, örnek: bir insanla aramızın bozuk olması için bir neden yoktur, ancak o kişi bizi görmezden gelir veya ters davranır, biz de tüm gün düşünürüz "bir şey mi yaptım da böyle oldu" diye. Bu, insan ilişkilerinde kritik bir konu aslında.

Bunu daha önce de demiştim, insan hayatı kendi spot ışıkları altında yaşar. İnsan kendini hayatın merkezine koyar. Evet insan kendi hayatının merkezidir de, anlamamız gereken şey bizim dışında akan hayatın merkezi olmadığımız. Bu ayrıma varabilmekse genelde tekrar tekrar hatırlatma isteyebiliyor, özellikle beyninizin içinde yaşayan biriyseniz.

Dün benim en küçüğü okula bırakıyorum, okulda çok sevdiği ve arada bizimkiyle evine gidip bize gelen bir arkadaşı var, annesiyle karşılaştık. Normalde aramızda hiçbir sorun yok, ancak dün benim sesli bir selam vermem gerekti selamlaşmak için, ona kalsa görmezden gelecek gibiydi. İşte burada beynim küçük bir kaygıya kapıldı, acaba çocuk son bize geldiğinde eve kötü mü döndü, annesine olumsuz bir şey mi aktardı, bizim çocuk okulda çocuğa kötü mü davrandı, senaryolar senaryolar...

Sonra dedim ki, yahu senin kötü günün yok mu? Senin sosyalleşmek istemediğin günün yok mu? Belki de ağzının içinde yara var mesela, ne biliyorsun? Belki hasta, belki kedisi hastalandı, belki belki... Sen neden her şeyi kendine yoruyorsun? Neden her durumu kendinle ilgili yapıyorsun?

Mesele bu. Biz kendi hayatımızı biliyoruz ama başka bir insanın hayatını, zihninin içini, o an aktif olarak uğraştıklarını, dert ettiklerini biliyor muyuz? Bilmiyoruz, bilemeyiz. Eşimizinkini bile bilemeyiz ki. Zihin çok hareketli, çok yoğun bir yapı ve tutarsız da olabiliyor ayrıca. Hayat da hakeza, beklenmedik gelişmelerle dolu, kim kendinden başkasını sürekli güncelleyebilir ki? Güncellemek bile bir yüktür ayrıca, bir şeylerle uğraşırken bir de insanlar bizi anlasın diye insanları güncellemek zorunda hissetmek de bir yük değil midir?

Bakın burasını iyi anlamak gerek, üstteki şu paragrafı, çünkü bunu anlamazsanız insanlar sizi hayatlarından işte o zaman çıkarırlar. Hele erkekler, siz kadınlarla ilişkilerinizde o yüzden başarısız olursunuz. Bizler, insanların hayatlarında bilemeyeceğimiz şeyler olduğunu idrak edip ve kendimize düzenli hatırlatıp, onların davranışlarını hep kendimize yormaktan uzak durmalıyız. İnsanlara kendi kaygılarımızla yüklenip, bir de bize güncelleme yapma zahmeti yüklememeliyiz. Kimse hayatın yüklerini taşımanın yanında bir de insanların fazladan yüklediği sosyal ağırlığı taşımak istemez. 

Yani, bir insan sizi o gün biraz görmezden geldiğinde, vardır bir derdi deyip geçmek gerekir. Bu olgunluğa, hayata dair bu geniş kavrayışa sahip olmak, büyümek ve bir sonraki karşılaşmanıza içinizde bir trip, bir merak biriktirmemek, hafif ve kaygısız olmak gerekir

Buraya kadarı sosyal ilişkilerinizde, arkadaşlıklarda, tanışıklıklarda unutmamanız gereken çizgi idi. Hafif olun arkadaşlar, hem kendinize yüklenmeyin hem de insanlara. 

Olayı bir de kadın erkek ilişkileri özelinde kurcalayayım. Bilirsiniz özellikle uzun ilişkilerde kadınlar anlaşılmaz hissetmekten, söyledikleri veya kastetikleri şeyleri karşı tarafın algılamasından sıklıkla şikayet ederler. Aslında o konu da bununla alakalı bir konudur. Kadınların adet döngüsü yüzünden aşırı dalgalı bir iç dünyası vardır.

  • Adet bittiğinde çok mutlu, üretken ve enerjik, 
  • yumurtlama döneminde azgın, hevesli,
  • yumurtlama dönemi sonrası-adet öncesinde sinirli, alıngan ve karamsar,
  • adet döneminde ise bitkin, üzgün, umutsuz hissederler.

Çünkü neden? Hormonlar. Hissetmek dediğimiz şey esases vücudumuzda dolanan hormonların bize yaşattığı durumdur.

Bir ilişkinin uzun sürebilmesi, hayatınıza yerleşebilmesi için erkeğin, kadının bu dalgalı durumunu kendine yormamayı, kadını değişkenliğinden kaygı duyduğu için bunaltmamayı öğrenmesi önemlidir. Yeni başlayan bir ilişkiyi ele alalım. Eğer erkek kadın neden ay boyunca yumurtlamadaki gibi azgın değil, neden yumurtlama sonrası bana kaprisli davranıyor, neden adet döneminde mutlu değil, ben mi yanlış yapıyorum, ben yeterli değil miyim, beni sevmiyor mu, benden soğuyor mu, beni terk mi edecek gibi kaygılarını kadına kusarsa, kadını sürekli kendini emin kılsın diye sıkıştırırsa o ilişki ilerlemez. Yazıda da dediğim gibi, insan kaygılı olursa, kendi ile ilgili olmayan olumsuzlukları kendine yorar ve karşısından bunu düzeltmesini, açıklamasını beklerse karşıya bir yük, bir eziyet haline gelir. O yüzden erkeğin kabalaşmadan ve kadının yüzüne adet döngüsünü vurmadan o günü idare etmeyi bilmesi gerekir. Bunu bir izleyin hele.

Evet, biliyorum, tatsız. Ama çocuk sahibi olup var olmaya devam etmek istemenizin böyle bedelleri var ve kuralları kadınlar da koymadı.

Neyse, işte ilişki başında bu duyarsızlığı göstermesi gereken erkeğin duyarsızlığı da bir noktada kadına batmaya başlayabiliyor. Çünkü erkek kadının anlattıklarının, şikayetlerinin sesini biraz fazla kısabiliyor.

Lan biz de az baş belası değiliz ha.

Burada kadınlara biraz farkındalık düşüyor. Erkekler bizimle aynı fiziksel ve duygusal dönüşümleri tecrübe etmiyorlar ve bizdeki tutarsızlığı anlayamıyorlar. Bununla baş etmek bize bile bir işkence iken erkeklerin bizimle birlikte bununla baş etmek zorunda kalması bizim onlara yüklediğimiz bir yük. Bu yükün farkında olmalı ve erkeğin bizi her zaman duymamasının bizi bunaltmamak için sesimizi biraz kısmak zorunda oluşundan geldiğini anlamalıyız.

Valla zor. Erkeklerin işi de zor, bir kadına karşı ne yapsan hata gibi. Az dinlesen hata, çok dinlesen hata. İşte birbirinizi istemeniz, sevmeniz, birbirinize kanalize olmanız ve her zorlukta kaçmamanız lazım ki ilişki yürütebilesiniz. Çünkü bedenimiz ve zihnimiz ilişkilerimizi bozan tuzaklarla dolu.

Yorumlar

Alpago (25 yaşında) 4 hafta önce yazdı:

"Bir ilişkinin uzun sürebilmesi, hayatınıza yerleşebilmesi için erkeğin, kadının bu dalgalı durumunu kendine yormamayı, kadını değişkenliğinden kaygı duyduğu için bunaltmamayı öğrenmesi önemlidir. Yeni başlayan bir ilişkiyi ele alalım. Eğer erkek kadın neden ay boyunca yumurtlamadaki gibi azgın değil, neden yumurtlama sonrası bana kaprisli davranıyor, neden adet döneminde mutlu değil, ben mi yanlış yapıyorum, ben yeterli değil miyim, beni sevmiyor mu, benden soğuyor mu, beni terk mi edecek gibi kaygılarını kadına kusarsa, kadını sürekli kendini emin kılsın diye sıkıştırırsa o ilişki ilerlemez. Yazıda da dediğim gibi, insan kaygılı olursa, kendi ile ilgili olmayan olumsuzlukları kendine yorar ve karşısından bunu düzeltmesini, açıklamasını beklerse karşıya bir yük, bir eziyet haline gelir. O yüzden erkeğin kabalaşmadan ve kadının yüzüne adet döngüsünü vurmadan o günü idare etmeyi bilmesi gerekir." 

Yazının bu kısmı beni, umutsuzluğa sevk etti. Son bir ayda da birkaç kişiyle görüşmem olmuştu. Nedense artık sevilmeyeceğimi hissediyorum. Hergün aynaya baktığımda, kendimi yetersiz hissediyorum. Kendi kendime artık "sen de erkek misin" diyorum. Bütün bu olanların anlamı ne ? Çözemiyorum. Tüm sorunlarımın çözümü vücut yapamak mı ? Salt başarı mı ? Neden ben böyleyim?  

"benden soğuyor mu, beni terk mi edecek gibi kaygılarını kadına kusarsa, kadını sürekli kendini emin kılsın diye sıkıştırırsa o ilişki ilerlemez." Sürekli bu kaygılara boğuluyorum. Dengeyi de kuramadım. Ya hiç takmıyorum ya da aşırı derecede ciddiye alıyorum. Nedir beni kurtaracak ? Maneviyat ? Dindarlık... 

Mantıklı Kadın 3 hafta önce yazdı:

Daha 24 yaşındasın. Benim senden edindiğim izlenim kafanı toparlayamıyorsun ve yapılandırılmış hedeflerin olmadığı için baskı ve yetersizlik yaşıyorsun. Bu böyledir. Ne yapacağını tam kestiremezsin ve plansız şekilde bir şeyler denediğin sürece başarısızlık ve moral bozukluğu iyi tecrübelerden çok daha sık yaşanır. 

Daha kızlarla ne diye görüşüyorsun bir kere? Kendini iyice öğrenilmiş çaresizliğe itiyorsun. Üstelik işe iyi tarafından da bakamıyorsun, bu kadar etkileşim fırsatı bulduğuna göre tipin yeterince iyi. Tipin itici olsa şu yaşadıklarını bile yaşayamayacaktın.

Senin yapman gereken, kendinde değiştirmek istediğin konuları uygulanabilir şekilde planlamak. Şu an erkek olarak kendine ve çevrenin sana saygı duyacağı ve seni karizmatik bulacağı bir psikolojide ve yaşam tarzında değilsin. Sen bunu değiştirmek için kökten, kararlı değişimler yapmak yerine boş boş zaman harcayıp oyalanıyorsun ve durumların mucize eseri değişmesini bekliyorsun gibi geliyor bana. Bu olmayacak.

Biraz yaz. Kafanı toparla. ChatGPT'ye para ver ve onu kişisel asistanın olarak kullanmayı öğren. Telefonuna uygulamasını kur. Onunla hem dertleş hem de sana öncelik listelendirmeleri yapmasını, öneriler vermesini iste. Kendine dosyalar oluştur; looksmaxxing, spor, hobi, meslek gibi. Birlikte bunları iyileştirmeye dair planlar oluşturun ve iradeni kullanıp kıçını kaldırıp o plana uy. Şunları şunları şunları yaptım, iyileştirdim, vay be ben de bir şeyler yapıyorum yahu diye kendinden biraz tatmin olmadan kızlara bulaşma derim ben.

Alpago (25 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

Öncelikle Yanıtın için Teşekkürler.  "kafanı toparlayamıyorsun ve yapılandırılmış hedeflerin olmadığı için baskı ve yetersizlik yaşıyorsun. Bu böyledir. Ne yapacağını tam kestiremezsin ve plansız şekilde bir şeyler denediğin sürece başarısızlık ve moral bozukluğu iyi tecrübelerden çok daha sık yaşanır." Doğru. Yeni Mezun oldum ve bir anda bir iş fırsatı çıktı ve işe girdim şu anda ama aldığım para asgari ücretin üstü. Sınavı kazanırsam,  başka bir mesleğe geçiş yaparım belki.  

Kadın defterini kapatıyorum 2 yıllığına. 

Mantıklı Kadın 3 hafta önce yazdı:

Aslında ben sana 2 sene beklemeyi önermedim ama bu psikoloji ile zaten işin bir yere gitmeyeceğini, bunun normal olduğunu ve ileriye dair, hep böyle gideceğine dair bir işaret de olmadığını söylemek istedim. Sen dediğim gibi planlarını yapılandır ve uygulamaya başla, alışkanlıklarını dolayısıyla da psikolojini biraz geliştir ve kız kısmını akışına bırak. Sen bu konuda kendini boş yere ezikleyip olmak için zorlamadığında durumlar zaten düzelecektir. 

Alpago (25 yaşında) 2 hafta önce yazdı:

Anladım, aslında temelinde işim neyse onu yapmamı söylüyorsun kızlar sonra gelecektir, akış içerisinde. Teşekkürler, sanırım sorunun esası bu. Akışına bırakmadan "ilişki"yi hayatımın temel meselesi haline getirmek. Ancak hayat yolunda ilerledikçe bu yol bir şekilde gelecek, yola odaklanmam gerekiyor. Çok Sağ ol. 

spinoza (26 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

Çevrenin sana saygı duyup karizmatik bulması için gereken yaşam tarzı ve psikoloji nasıl oluyor? 
ben gereğinden fazla şaka yaparım mesela kötü etkiler mi

Mantıklı Kadın 3 hafta önce yazdı:

Tam olarak şöyle oluyor diye bir cevap veremem. Yaşına göre, mesleğine göre, görünümüne göre cevabı değişir. O durumda olup olmadığını çevrenin sana davranışlarını psikolojinin inanmak istediklerinden arındırabilip görürsen, bilirsin.

Yine de ille zorlayayım dersem genel geçer şeyler: disiplin, onayı kendinden almak, sosyal olarak uyumsuz denecek sınırda olmamakla birlikte kimseyle zıtlaşmak istemeyecek kadar pısırık da olmamak, konuşurken tartmak, öfke kontrolü, hüzün-moral kontrolü... 

Fazla şaka genelde tadı kaçırır. Şakalarına millet ağız dolusu gülüyorsa yaşın, ortamın kaldırıyordur ancak hele de en çok sen gülüyorsan, millet zoraki gülüyorsa kendini frenlemeyi öğrenmen gerekiyor.

spinoza (26 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

%60-70 gülüyolar, komik değilse direkt tepki bile vermiyorlar :D

Zıtlaşma konusunda hiç çekinmem mesela da arada kan bağı olduğu zaman zıtlaşma sıkıntı oluyo. Ee karşılık vermeyince de tepene çıkıyolar. Bide öfkelenmesem diğerleri aşağı yukarı okey.

 

Siteyi ilk açıldığından beri pasif okuyodum ama böyle etkileşime girmek daha zevkliymiş teşekkürler tüm yanıtlar için

 

Alpago da bunu okuyosa bi askere gitsin biraz canı sıkılır :D ama faydası olur bence

Asyranta (26 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Seni darlama perilerim gelip duruyor şu sıralar <3

Tabii hep kendime yoracağım, başka kime yoracağım aaaa

Biz de az baş belası değiliz doğru ya... Ama ne yapalım, gülü seviyorlarsa dikenine de katlanırlar. Gerçi bizdeki de diken değil mızrak mübarek.

Erkekler de bazen fazla öküz olmuyor mu? Oluyor.

 

 

 

Asyranta (26 yaşında) 3 hafta önce yazdı:

Bugün de kendime yordum. AGAIN.

Psikiyatrım "kişilik bozukluklarıyla ilgilenen biri var" diyerek iki kutu ilaç yazıp beni üç çocukla bırakırcasına karşıki psikoloğa öteledi. İkinci görüşmemiz de olsa alışmıştım kadına. Bu mevzulara gelince sevmiyorum zırt pırt değişiklik yapmayı. Şimdi yine ta 5 yaşımdan başlayarak bir şeyler anlatmam gerekecek. Üşeniyorum.

Allahtan tek tük olaylar hariç neredeyse hiçbir şey hatırlamıyorum :D Hatırlamamam daha hayırlıdır belki de.

İş eğlencemizdeyken bir ara beni beğenen ama benim mesafe koyduğum çocuk "sende psikopati var" dedi herkesin içinde. Onu dalgaya aldım o an, ancak rahatsız etmedi değil. Yakın çevreme bahsettiğimde insanlar -doktorum da dahil- bunun bir aşağılama olduğunu söylediler. Zaten benim iş yerinde herkesle aram iyiyken o biraz mimlenmiş durumda. Çekememiş olabilir. Normal bir erkeğe denk gelmiyorum zaten ve şu sıralar yanlış bir ilişkideymişim gibi geliyor ama doğrusu nasıl onu da bilmiyorum, hiç bilmedim, bileceğimi de sanmıyorum.

Erkekler -hepsi değil birçoğu- bana göre hayatını kadınsız devam ettirmekten aciz ama yine de kadınları aşağılamaktan geri kalmayan, yani yemek yediği kaba pisleyen bir cinsiyet.

Aynı gün işten birileri davet etmediğimiz halde eğlencemize katıldı, inatla nereye gidiyorsak oraya geldi, yanımızda kalmak için bazı yalanlar söyledi. İnanamadık bir an. Ben emrivakiden neffffret ettiğim ve bir telefon görüşmesi beni ortamdan kopardığı için az kalsın bir sinir krizi geliyordu. İstenmediğini fark edince rahat bırakıp gitti Allahtan. Başta kibarca gelip gelemeyeceğini sorsaydı hiçbir sorun olmayacaktı.

Psikoloğum erkek. Ya o da psikopatsın derse? Doktorum kadın olsa daha iyi anlar beni. Zaten anlaşılamamaktan muzdaribim...

spinoza (26 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Babaların kesinlikle erkek çocuklarına anlatması lazım kadın fıtratını. 15 yaşında ilk defa aşık olduğumda kendim anlamak zorunda kalmıştım :/ kızla ilk konuşmaya başladığımda okulu turluyoduk kendimizden bahsediyoruz falan, kızı tartmak için riskli ve iğneleyici şakalar yaptım baktım kızın hoşuna gidiyo sen komik çocukmuşsun falan diyo ben coştum tabii :D (ilk kez iltifat alan erkek…) kısa sürede aramızdaki iletişim güzel bi seviyeye geldi. Çıkma teklifi etmeye korkuyodum ama, kabul etmezse aramızdaki bu iletişim zedelenir diye. Biraz böyle arkadaş flört arası takılırken kız başka özelliklerime de iltifatda bulununca dedim kesin hoşlanıyo artık mecbur teklif edicez. Ben teklif etmeyi düşünürken kız bi anda ters yapmaya başladı.(gelgitli hareketleri vardı ama ilk defa bu kadar sert çıkışmıştı) Yaptığım şakalara falan gülmedi itici bulduğunu söylemeye başladı halbuki aynı seviyede yapıyodum.(yazıda bahsedilen adet zamanıydı muhtemelen) ben tabi hatayı kendimde aradım. (15 yaşında gariban nerden bilsin kadının fıtratını, ilk kez münasebette bulunuyo :/ ) sonra konuşmamız normale döndü ama işte bu sefer ben bocaladım :D tekrar tersler mi benimle konuşmayı keser mi diye kaygılanıp kendimi törpüledim. Şakalarımın dozunu azalttım sürekli kız ne derse onayladım, terslemesin beni diye. Ee haliyle kız saygısını falan kaybetti. En son bana sünepe gibisin demişti bende ee bu kadar da fazla diyip konuşmayı kesmiştim. Kızda çok güzeldi ya içimde hala bi uktedir kendisi 

1-2 yıl sonra kafama dank etmişti hatta ulan bu kadınların hepsi böyleymiş diye :D anneme bakış açım bile değişmişti, o da kadındı çünkü. Artık aramızdaki atışmaların ve bazen sebepsiz yere sinirlenmesinin falan neyden kaynaklandığını anlayınca baya bi aydınlanmıştım. 


Sıkıntı şurda başlıyor ben bunları anladıktan sonra kadınlara olan tüm ciddiyetimi falan kaybettim. Ne yaparsa yapsın kadın ya ondandır diyodum. Meczup gibi geliyodu bana. Arada sırada gönlünü hoş ediyosun, sıkıntı olduğunda takmayıp he he falan diye geçiştiriyorsun. Ee haliyle kadın açısından hoş şeyler değil bunlar. Ama bakış açım nasıl değişecek bilmiyorum bu saatten sonra zor gibi geliyor. 

Mantıklı Kadın 1 ay önce yazdı:

Kadını kadın gibi kabul edip sevmek gerek. Erkeği erkek gibi kabul edip sevmek gerek. Bunun da yolu kendini, kendi iç dünyanı o kadar ideal görmemekten geçiyor bence. Yani biraz alçakgönüllü olmayı öğrenmek lazım insanlara karşı.

Kadın dediğin de dalgalı ama detaycı. Farkındalık sahibi. Elinin değdiği yer güzelleşir. İnsanı besler, görmediği şeyleri görmesini sağlar, becerene ferahlık, tazelik, neşe getirir. Destekler. Çoğaltır. İnsan yapar be insan. Ötesi var mı?

spinoza (26 yaşında) 1 ay önce yazdı:

Orası öyle tabi kadın erkeği yaşama bağlayan bişey hatta. Baya bi süredir duygusal bağ hissettiğim biri olmadığındandır belki hani sadece güzellikleri değişiyo gibi geliyor. Sevme yeteneğimi kaybettim heralde.