Doğumu Öcüleştirmek

Evlilik

Yine doğum tartışmalarının timeline'da döndüğü günler ve yine bitmez bilmez doğumu öcüleştirme vakaları. Sezaryen doğumların oranının yüksek olmasında başka bir sebep aramanıza gerek yok, en büyük sebep, toplumsal şikayetlenme ritüelimiz. 

Size daha önce yazmıştım, ilişkilerle ilgili bir yazıda. Eğer birileri sizden sürekli bir şeyler almaya çalışıyorlar gibi hissediyorsanız, kendinize bir bakın, belki de vermiyorsunuzdur onu. 

Milletlere göre değişen ve bir millette yaygın bir şekilde görülen karakteristik davranışlar var, evet. Türklerde gördüğüm karakteristik davranış genelimizin kıtlık zihniyetinde olduğu, bu yüzden vermeyi sevmediği, bu yüzden de karşıyı hakkını almak zorunda bıraktığı. Bizim millet birbirine hak ettiklerini vermiyor, o yüzden de insanlar rahat davranmak yerine sürekli uyanık olmak, kurnaz olmak, hakkını zorla koparmak yönünde huy geliştirmiş durumda. 

Konuya bağlayayım. Bizim kadınlarımız, anneliğin değerini zorla koparmak zorunda hissediyorlar. Anne olarak değerli hissetmiyorlar, verdikleri emeğin karşılığında iyilik, taktir, onay göremediklerini düşünüyorlar. Annelik yaparak ne kadar fedakarlıkta bulunduklarını sürekli muhataplarının yüzüne vurmak zorunda hissediyorlar ve "doğum acıları" da bu söylemin bir parçası.

Bunun da sonraki nesle yansıyan olumsuz bir sonucu ne peki biliyor musunuz? Annelikten itilmek. Paketin tüm bileşenleriyle hem de. Anneliği talihsiz görmek. Yazının konusu bağlamında, doğumdan korkmak.

Bugün, Türkiye'de istemli sezaryen oranlarının yüksekliğinin garip olduğunu kabul etmemek için hükümete muhalefet etmeye veya kadın haklarını savunmak için erkeklerin konuştuğu her konunun aksine fikir belirtmeye takık bir psikolojide olmak gerekiyor. Bu ikisinden biri değilseniz, biraz da çevrenizde, ailenizde Avrupa'da gurbetçi olan tanıdıklarınız falan varsa görüyorsunuz ki doğum, dünya kadınlarının genelinin dilinde bir korku malzemesi değil. Benim yurtdışında doğum yapan çok tanıdığım oldu, ikizleri olan haricinde tamamı normal doğurdu, evde doğuranı da var. Vajinal doğumu "varsayılan" kabul etmenin solculuk, özgürlükçülük veya feminizmin toplumda benimsenmişliğiyle bir alakası yok. Öyle olsa, batıda kadınlar tercihli sezaryen mücadelesi verirdi, bunun aksine, oldukça düşük sezaryen oranları var.

Kadınlarımız doğumdan çok korkuyorlar. Topluca doğum korkusu var. Neden? Tamam bakın doğumdan korkmak doğaldır, vajinal doğuma da sezaryene de korkusuz girilmez zaten, önceden doğurmuş olsan bile, ben de tüm doğumlarımda korktum. Evrimsel bir temeli var doğum korkusunun. Ancak bu korku özellikle gelişmiş ülkelerde güzelce yönetilirken bizde neden yönetilemez bir durumda?

Peki size bu farkın neden oluştuğuna dair temel gözlemimi söyleyeyim mi?

Batıda, üstteki paragrafta bahsettiğim gibi toplumda genel bir profil olarak "ben sizi doğurmak için ne acılar çektim" söylemlerinde bulunan annelerinin olmaması, ortada oynayan çocukların altın günlerinde acı-fedakarlık-başarı yarıştırmak için anlatılan acılı doğum hikayelerini dinlememesi... Günümüzden bahsedersek de, kadınların feminizm mücadelesi verdiklerini düşünerek, doğum hakkında atıp tutan erkeklere "doğumun ne kadar zor ve acı veren bir süreç olduğunu ispatlama" derdine düşmemeleri.

Ben ne zaman doğumun ne kadar korkunç bir tecrübe olduğunu anlatan bir kadın görsem dehşete düşüyorum. 

Doğum korkunç bir şey değil. O kadar korkunç olsaydı tekrar tekrar yapmayı hiçbir kadın göze almazdı, hayır her tekrarlı doğuran kadın evlilik içi tecavüze falan uğramıyor. Bazı kadınların tekrarlı doğum yaptığı halde doğum katlanılmaz bir şeymiş gibi konuşmalarının altındaki motivasyon sürekli eşinden şikayet edip boşanmayanlarla aynı: şikayetlenmenin hazzını istiyorlar.

Doğum zor ancak katlanılır bir şey. Hayır öyle kemik kırılma hissi şu bu da değil. 

Ancak şunu da net biçimde ekleyeyim ve o zaman neden doğum hakkında atıp tutan kadınların beni dehşete düşürdüğünü anlarsınız: doğum tecrübenizin nasıl geçeceğinin mental hazırlığınızla aşırı alakası var. Bir kadın, doğum türüne yönelik zorlukları baştan kabullenir ve bunlara göğüs gerebileceğini düşünürse yaşayacağı doğum tecrübesi ile, zorunlu olarak maruz kaldığı doğum tecrübesinin ona hissettireceği birbirinden çok farklı.

Bu yüzden kadınların doğumdan korkutulması kadınlara yapılan korkunç bir kötülük. Hayır normal doğumdan korkuyorsa sezaryen olsun da ona bir iyilik falan değil, bu yalanı da söyleyip durmayın, sezaryen "kolay doğum" tecrübesi değil.

Türkiye'de normal doğumun şu anki haksız öcülüğünden kurtarılması için yapılması gereken şeyler şunlar:

  • Bilinçsiz kadınların susması gerekiyor. İster anne olsun ister sosyal medyadaki insanlar. Doğum konusunda bu şekilde korkutma yaparak çevrenizdeki kadınlara daha kötü bir tecrübe armağan ediyorsunuz, hele ki kızlarınıza. Bu sorumsuz davranışın yaygın olarak yer almadığı toplumlarda normal doğumun bir travma anlatısı olmamasından hareketle bunun sağlamasını yapın artık ve susun. 

  • Devlet hastanesinde özel doğum odalarının bulunması, isteyen eşlerin sürece dahil edilmesi ve hastane personelinin sevimsiz, sabırsız ve saygısız tavırlarının net bir şekilde cezalandırılmasının bir an önce uygulamaya konması gerekiyor. Ben bütün travay ve doğum süreçlerimi çok şükür imkanım olduğu için özel hastanelerde geçirdim ve bu tip muameleler görmedim. Sadece, 3. gebeliğimde erken doğum olabilecek bir sancı geçirdiğimde dr.um yenidoğan ünitesi teşekküllü olduğu için Zeynep Kamil'e (ilginç bir şekilde doğum eğitiminde ise mükemmel bir kurum) gitmemiz gerektiğini söylemişti ve gerçekten de "sevimsiz ebe" tecrübesini orada yaşadım. Ne bilinçsiz -önceden 2 vajinal doğum yapmışım o gün itibariyle- biriyim, ne şımarık, soru sorduğum için azar yedim, öyle bir ortam. Bu konu, maddi durumu iyi kesim haricinin doğum travmalarını yaratmaya devam ediyor. Doğumla psikolojinin bağını iyice öğrenmesi ve sorumlu hissetmesi gerekiyor tüm personelin.

    Doğum eğitimleri + güvenli ve mahrem doğum ortamı + doğum sonrası ebe desteğinin Avrupa ülkeleri standardına çekilmesi acil ihtiyaç.

  • Erkeklerin de susması gerekiyor. Siz "sezaryen doğum hakkını vermemeliyiz" gibi saçma ve üzerinize de düşmeyen garip bir tavır takındıkça kadınlar sezaryen doğumun alınması gereken bir hak olduğu psikolojisine giriyorlar. Bu da böyle aptalca bir döngü. Erkekler şu an topluca "kadınlar doğurmasın istiyoruz, kadınlar bizimle evlenmesin istiyoruz" demeye başlasalar kadınlar "doğuracağız, evleneceğiz" diye tutturacaklar, öyle bir hal aldı kadınların ortak aklı.

Susun ya. Susun vallahi.

Neden bu konuyu açıyorum, çünkü doğum kadar hayatın geneline kıyaslayınca anlık kalan bir zorluktan kaçmak için çocuk kadar tatminkar, zengin bir deneyimden uzaklaşacak duruma geliyorsunuz ve bu çok kötü bir takas. Benim ilk doğumum zordu, hem bebek büyük, hem vücut dar, normal doğum olmasına rağmen 2 gün hastane yatışı verdiler, 2 hafta da ağrı kesici kullandım. Travmatik olmamıştı yalnız, zor demek travmatik olmak zorunda değil, katlanıp başarmıştım sonuçta. Şimdi bakıyorum, ne ki yani.  Hayatta birkaç saat ciddi bir zorluk hayat meydana getirmenin yanında nedir ki yani?

Hayra açmayacaksanız şu ağzınızı kapatın.

Yorumlar

Henüz bu içeriğe yorum girilmedi.